Anlat Beni

Anlat Beni

  • 4,00 TL

    hopi kampanyası
    0,20 Paracık

Hayatın tek düze akıp gittiğini düşünmek kadar insanı tuzağa düşüren bir başka düşünce var mı acaba? Hayır! Ben bilmiyorum, eğer siz biliyorsanız, yüreğinizin yettiğince bir çığlık atınız da herkes duysun! Herkes duysun ki bütün insanlık sokaklarda renklerin, kokuların, seslerin, ışıkların cümbüşünde dolaşırken; "Yaratıcının" ibret almak, şükretmek ve insanların vicdanlarındaki merhamet duygusunu imtihan etmek için toplumun içine var olan ve olmaya da devem edecek olan " Engelli" kardeşlerimizin, simsiyah bir dünyalarının farkında olsunlar.

Sahi kaçımız yılda bir kez de olsa şu "Engelli" kardeşlerimizin yaşadığı ortamı paylaşmak için onlarla birlik olur, onlarla yemek yer, onlara oturur, onlara oynamayı düşünmüşüzdür? Bürokrasinin çarkları içinde sırf göstermelik olsun diye bu işi yapanları asla bu kategoriye koymak bile istemem… 

Elimde "Yüreğindeki Çığlıkları" kelimelerin diliyle ifade eden gerçekten yetenekli insanların yazdığı Anlat Beni adlı kitap var. Her satırını, her hikâyesini içim burkula burkula okuduğum, zaman zaman gözyaşlarımı tutamadığım, bu ateşten duygulu kelimelerin ezikliğini hissetmemek mümkün değil. Nasreddin Hoca'nın "Düşen gelsin!" kıssası nasıl da insanın aklına gelmez.

Ben "Engelli" kardeşlerimizin yaşayışlarını nispeten bilirim desem yeri midir bilmiyorum. Bilmek anlamak değil ki, bilmek yaşamak değil ki… Onların dünyasında, dünyayı görememenin ve anlamamanın zorluğunu anlamak için belki "Engelli" olmak gerekir… Ya da bir engelli yakınız olması gerekir diye düşünmek istemiyorum. Fakat hangimiz deniz mavisini görmeyen, suyun şırıltısını duymayan göze; göğün mavisiyle suyun mavisi aynı diye anlatabiliriz? Hangimiz suyun berraklığını ve şırıltısını bilmeyen birine suyun berraklığını ve şırıltısını anlatabiliriz? Yeşilin bin bir tonun dağları, bağları, ovaları bürüdüğünü, her rengin kendi için onlarca, yüzlere renk cümbüşünde olduğunu; bütün bunları görmeyen bir göze sahip bir gönle anlatabiliriz. 

Musikinin uhrevi ahenk halinde, insanoğlu ister duysun ister duymasın bütün zamanı ve mekânı çepeçevre kuşattığını; gecenin gündüzün, sabahın, akşamın, alacakaranlığın zifiri karanlığın her anının kendine has bir sesi ve ahengi olduğunu "Engelli" kardeşlerime nasıl anlatabiliriz?

Heyhat ki heyhat!..

Konuşmayan oyuncaklarıyla cıvıl cıvıl bir dünya kuran bir engellinin, zafiyetini yüzüne vurduğunuzda nasıl bütün dünyası tar ü mar oluyorsa; kuş cıvıltılarıyla bezenmiş bir dünyadaki bütün kuşları öldürdüğünüzde de aynı dünya yine tar ü mar olur. Kaldı ki bütün dünyanın kuşlarını öldürmenize ne gerek var? Bir körpe kuzunun duyularını, duygularını elinden aldığınızda zaten bütün kuşları öldürmüyor musunuz?

"Her şeye rağmen başarmak… Anlat Beni" diye okurlarının önüne çıkan bu kitabı hazırlayanları, destek verenleri gönülden kutluyorum… 

Eli öpülesi bu güzel insanlara sahip çıkmak, onların yüreklerindeki çığlığı duyabilmek için toplumca yalnız yılda bir gün değil; her gün onların sesini yanı başımızda duyduğumuz gün, "kurtulmuş" bir toplum içinde yaşamanın mutluluğunu tadarız. Unutmayalım ki Hz. Peygamber Efendimiz bir savaşa giderken bir âmâ sahabeyi vekil bırakmıştı.

Biz engelli kardeşlerimize vekil olma vasfı verdik. İnşallah gün gelir bakan olma, başbakan olma vasfını da veririz.


Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.