• Arnavutluk ve Buhran-ı Osmani% 27indirim
    Arnavutluk ve Buhran-ı Osmani
    Arnavutluk ve Buhran-ı Osmani

Arnavutluk ve Buhran-ı Osmani

  • 16,00 TL11,68 TL

    hopi kampanyası
    0,58 Paracık
  • Tedarik Süresi 2 İş Günü
Arnavutluk ve Buhran-ı Osmani e-kitabı

Basri Bey, Enver Bey ve Kazım Karabekir gibi isimlerle birlikte İttihat ve Terakki’nin II. Meşrutiyet’in ilanında önemli rolü olan Manastır örgütünün kurucuları arasındadır. Basri Bey süreç içinde küçük bir kliğin etkisinde kaldığını düşündüğü İttihatçıların inkılap ideallerinden uzaklaştığı iddiasıyla muhalefet saflarına geçmiş ve onlara yönelik ağır eleştiriler dile getirmiştir. Elinizdeki hatıralarında yaşanan gelişmeleri “Yıldız Monarşisi’nden Selanik Oligarşisi”ne geçiş olarak nitelemekte, İttihatçı kabineden “çete hükümeti” ve İttihat ve Terakki’de belirleyici konuma yükselen Talat Bey ve Emanuel Karasu önderliğindeki Masonik yönü ağır basan Selanik örgütünden de “Karanlık Oda” şeklinde söz etmektedir. Basri Bey, bu “Karanlık Oda”nın basiretsiz siyasetiyle devletin birliğine zarar verdiği ve geleceğini tehlikeye attığı iddiasındadır.

Arnavutluk ve Buhran-ı Osmanî Balkan Savaşı ve Arnavut bağımsızlığı arifesinde İttihatçıların yaklaşımına olduğu kadar bölge insanının ve bilhassa isyancı Arnavutların duygu ve düşünce dünyasına da birinci elden tanıklık etmesi açısından önemlidir. Arnavut isyanının mahiyeti ve isyancıların hangi güdülerle hareket ettiği konusunda ilginç ipuçları bulmak mümkündür. İsyanın -tıpkı bir süre sonra patlak verecek olan Arap isyanında görüleceği üzere- devlete ve hele Arnavutlarca “baba” olarak görülen sultan ve halifeye karşı değil, İttihatçıların yanlış siyasetlerine yönelik olduğu ısrarla vurgulanır.


Takdim

“Balkan Gözüyle Osmanlı” dizisinin ikinci kitabı olan elinizdeki eser, II. Meşrutiyet döneminde Debre mebusu olarak Osmanlı parlamentosunda görev yapan Hasan Basri beyin hatıralarıdır. Tartışmalı seçimlerden sonra mebus seçilen Basri bey bu eserinde parlamentoya dâhil olduğu 1909 başları ile Arnavut isyanının alevlendiği ve yaklaşık üç ay sonrasında Arnavutluk’un bağımsızlığını ilan edeceği Ağustos 1912 arasındaki dönemde yaşanan siyasî olayları kendi zaviyesinden aktarmaktadır.

Baba tarafından Arnavut olduğunu beyan eden Basri bey, Enver bey ve Kazım Karabekir gibi isimlerle birlikte İttihat ve Terakki’nin II. Meşrutiyet’in ilanında önemli rolü olan Manastır örgütünün kurucuları arasındadır. Basri bey süreç içinde küçük bir kliğin etkisinde kaldığını düşündüğü İttihatçıların inkılap ideallerinden uzaklaştığı iddiasıyla muhalefet saflarına geçmiş ve onlara yönelik ağır eleştiriler dile getirmiştir. Elinizdeki hatıralarında yaşanan gelişmeleri “Yıldız Monarşisi’nden Selanik Oligarşisi”ne geçiş olarak nitelemekte, İttihatçı kabineden “çete hükümeti” ve İttihat ve Terakki’de belirleyici konuma yükselen Talat bey ve Emanuel Karasu önderliğindeki masonik yönü ağır basan Selanik örgütünden de “Karanlık Oda” şeklinde söz etmektedir. Basri bey, bu “Karanlık Oda”nın basiretsiz siyasetiyle devletin birliğine zarar verdiği ve geleceğini tehlikeye attığı iddiasındadır.

Ona göre İttihatçılar Balkan devletleri ve unsurları arasında Osmanlıya karşı oluşan yakınlaşmaları fark etmekten gafil oldukları gibi, öteden beri devletin aslî ve vazgeçilmez unsurlarından biri olan Arnavutların haklı taleplerine kulak tıkamaları, haksız, akl-ı selimden uzak ve şiddete dayalı uygulamalarıyla Arnavutları devletten soğutup uzaklaştırmaları sebebiyle bir ihanetin de içindedirler.

Elinizdeki eser Balkan Savaşı ve Arnavut bağımsızlığı arifesinde İttihatçıların yaklaşımına olduğu kadar bölge insanının ve bilhassa isyancı Arnavutların duygu ve düşünce dünyasına da birinci elden tanıklık etmesi açısından önemlidir. Arnavut isyanının mahiyeti ve isyancıların hangi güdülerle hareket ettiği konusunda ilginç ipuçları bulmak mümkündür. İsyanın -tıpkı bir süre sonra patlak verecek olan Arap isyanında görüleceği üzere- devlete ve hele Arnavutlarca “baba” olarak görülen sultan ve halifeye karşı değil, İttihatçıların yanlış siyasetlerine yönelik olduğu ısrarla vurgulanır.

İttihatçılara karşı duyulan öfke eserin kurgusunu ve üslubunu etkilemiş gözükse de bu hatıratın o dönemin atmosferini ve psikolojik şartlarını anlamaya katkıda bulunacağı şüphesizdir. Zaten “Balkan Gözüyle Osmanlı” dizisinin amacı da tıpkı yine Klasik tarafından yayımlanan “Arap Gözüyle Osmanlı” dizisinde olduğu gibi, Osmanlı son döneminde olup bitenlere farklı açılardan; değişik etnik, dinî ve siyasî perspektiflerden bakma ve olaylara nüfuz etme imkânını zenginleştirmeye matuftur. Bu iki diziden çıkan hatıraların paralel okunmasının ise coğrafî farklılığa rağmen döneme hâkim olan karakteristik hususiyetlerin ve müştereklerin tespiti açısından yararlı olacağı aşikârdır.

Elinizdeki çalışmanın baş tarafına bu hatıratın yayınlanması teklifini getiren Bilgin Çelik tarafından kaleme alınan ve eserin önemine / arka planına ışık tutan kıymetli bir sunuş yazısı ile hakkında derli toplu bir bilgi bulunmayan ve yaşantısı hakkında çok sayıda soru işaretleri bulunan Basri beyin biyografisine dair Ali Birinci hocanın emek mahsulü bir yazısı konulmuştur. Köşeli parantez içinde tarafımızdan kaleme alınan bazı notların ve çeşitli kaynaklardan derlenen görsellerin eklendiği çalışmanın sonuna da metinde geçen bazı kelime ve terkiplerin Türkçe karşılıklarını gösteren bir lügatçe ilave edilmiş ve böylece okuyucuların eserin muhtevasına daha yakından vâkıf olması ve ondan daha fazla istifade etmesi amaçlanmıştır.

Bu vesile ile elinizdeki çalışmanın ortaya çıkmasında ciddi katkıları olan Bilgin Çelik ve Ali Birinci’nin yanı sıra daha önceden kendi yayımladığı bu döneme ait görsellerin kullanımı konusunda izin verme lütfunda bulunan Bahattin Öztuncay’a müteşekkir olduğumu ifade etmek isterim.

-M. Suat Mertoğlu-

 

Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.