Ayraç - Sayı: 61
% 10indirim

Ayraç - Sayı: 61

Aylık Kitap Tahlili ve Eleştiri Dergisi (Kasım 2014)
  • 6,00 TL5,40 TL

    hopi kampanyası
    0,27 Paracık
  • Stoktan Hemen Teslim!
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

Aylık Kitap Dergisi Ayraç’ın 61. sayısı, “Muhafazakârlık” özel sayısıyla raflarda yerini alıyor. Kasım sayısının “Muhafazakârlık” başlığıyla Tüyap Kitap Fuarı için özellikle hazırlandığını belirten Yayın Yönetmeni Yunus Emre Tozal, Ayraç’taki dosyayla Muhafazakârlık kavramının altın çağını mı yoksa gerileme dönemini mi yaşadığını analiz ettiklerini belirtti.

 

Muhafazakarlık

Düşünce tarihindeki süreklilik ve kavramların istikrarı, bir ülkenin gelişiminde en önemli etkenlerden biridir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e özellikle II. Mahmut ve Tanzimat Fermanı’yla birlikte gelişen süreçte üzerinde yaşadığımız topraklardaki normlar, sürdürülebilirliğini kaybettiler. Ülkemizde düşünsel alanda bir istikrar, tutarlılık, süreklilik olmadığı için birçok kavram ve düşünce bir vesile ile gündeme gelir ve bir süre tartışılır, ardından unutulur, tekrar güncel hâle gelinceye kadar kaybolur gider. Bir kamuoyu araştırmasına bağlı olarak ‘muhafazakârlık’ta da böyle oldu; bu kavram üzerinde doğru-yanlış, anlamlı-anlamsız birçok şey söylendi, bilenlerin ve bilmeyenlerin de katıldığı iddialı analizler ve yorumlar yapıldı. Hatta kendisini muhafazakâr olarak adlandırılan bir toplum söylemi dahi oluşturuldu.

 

Ortaya çıkışından itibaren liberalizm, sosyalizm ve milliyetçilik gibi fikir akımları karşısında geleneksel sosyal düzeni savunmak olan muhafazakârlık (conservatism) kavramı, mevcut yapıya hayat veren; geleneksel değer ve normları koruma taraftarlığı olarak anlaşılmış. Zaten sözlük anlamı bakımından da bir toplumun yarattığı değerlerin, oluşturduğu kurumların, normların, gelenek ve göreneklerin meydana getirdiği toplumsal düzenin ve kültürün korunmasını ifade eder. Buna rağmen muhafazakârlık kavramı sonrası tartışmalar, farklı coğrafyalarda farklı anlamlar kazanmış. Örneğin Avrupa muhafazakârlığı her türlü değişim ve reform fikrine karşı çıkan sert bir karakter sergilerken, Anglo-Amerikan geleneği, Avrupa muhafazakârlığına nazaran daha esnek ve değişime daha açık bir görüntü oluşturmuştur. Türkiye’deki muhafazakârlık algısına bakıldığında ise dindarlığa indirgenmiş bir muhafazakârlıkla karşılaşırız. Peki, o halde muhafaza edilmesi gereken şey nedir?

 

Sizi Ayraç’ın Tüyap özel sayısına davet ediyoruz.

 

İyi okumalar…

Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.