Bilinen ve Bilinmeyen Tanrı
% 10indirim

Bilinen ve Bilinmeyen Tanrı

  • 9,00 TL8,10 TL

    hopi kampanyası
    0,41 Paracık
  • Stoktan Hemen Teslim!
Bilinen ve Bilinmeyen Tanrı e-kitabı

“Cevapları sürekli ertelenmiş önemli soruların çözümlerini talep etmektense, dünyanın üçkâğıtçılar ve aptallardan oluştuğunu, hayvanlar ve bitkiler gibi içgüdüsel bir düzene sahip olduğunu kabullenmek daha kolaydır. Eğer ortada karşı karşıya gelinmesi gereken bir direnç, bir anlaşmazlık ve atalet olmamış olsaydı tüm teorik dengeler altüst olurdu, ne değişmez uzuvlarımızın, ne de kalıtsal yatkınlıklarımızın farkında olabilirdik; günlük ve saatlik olarak değişimler yaşayan, yalancı ayaklar çıkaran amiplerden bir farkımız olmazdı.

Milyonlarca yıldır süregelen bir yaşam biçiminin içine doğmuş olduğumuz doğrudur; bizden evvel yerleşmiş ve bizim mukayese ettiğimiz alışkanlıklar oldukça köklü oldukları için tarafımızdan sarsılmaları zordur. Bu nedenle, denesek belki de keyif alacağımız birtakım şeylere karşı doğrudan nefret besleriz. Ancak bizim konumuz, beğeni ve nefretlerimizin hangi sebeplerle ortaya çıktığı değil, aksine onların ta kendisidir. Canlıların değişime uğrama yetilerinin olduğunun keşfedilmesi büyük bir şaşkınlıkla karşılanmış ve bu keşfe karşı yapılan, ham, sığ ve abes ifadelerin yerini aydınlanmaya bırakması yüz yıldan fazla zaman almıştır. Canlıların değişime karşı duran tarafının, değişimi destekleyen tarafından daha ağır olması nedeniyle, sağduyu ve tahammülü takdir etmeyi öğrenmemiz de başka bir yüzyıla mâl olabilir.”


Samuel Butler, Bilinen ve Bilinmeyen Tanrı eserini adından dolayı okumamak büyük bir talihsizlik ya da hata olur. Çünkü bu eser, içerik olarak insana çok şeyler katabilecek bir konuya sahiptir. Bu eserde, tanrının özelliklerinden bahsedilmiyor. İnsanın kendi iradesi çerçevesinde oluşturduğu ve tanrı gibi taptığı şeylerin çokluğundan ve bunların toplumlarda meydana getirmiş olduğu sapmaları inceliyor. Mesela, bugün insanlığın tanrı gibi taptığı putlardan biriside televizyondur. Televizyonun toplumsal değerlere nasıl etki ederek, toplumsal sapmalara neden olduğu bu eserin mantığıdır. Bu eserin adına bakarak dini konulara merakı olanlar okusun, bana göre değil demekte hata olur. Çünkü yazar, bu eserini dini konulara merakı olanlar için değil, tanrı kavramını felsefi manada sorgulayarak yüzeysellikten, derine inmek isteyen okurlar için kaleme almıştır.

             Samuel Butler, Bilinen ve Bilinmeyen Tanrı eserinde ilk önce Panteizmin yani tüm tanrıcılığın yanlışlarını okurlarına anlatıp, sonrada panteizmin ne kadar gerçekçi olduğunu okurlarına ifadeye çalışmıştır. Bu eser için otoritelerin yapmış olduğu en büyük eleştiri ise gazete köşe yazılarından meydana gelmiş olmasından dolayı dönemsel kalmış olmasıdır. Bu eser, hem felsefi hem de antropolojik bakımdan derinliği olan bir eser olduğu için tek seferlik bir okumada anlayamazsanız bu gayet normaldir. Okurlar, bu eser üzerinde bir ders kitabını inceler gibi çalışırlarsa, bu eserden öğrenecekleri çok şeyler vardır. Tanrı kavramının, tarihin arka planındaki derinliklerine inmek isteyen okurlar, bu eserden mutlaka istifade etmelidir.

            Samuel Butler, Bilinen ve Bilinmeyen Tanrı eserinde insanların, süregelen bir yaşantı içerisine doğduğundan, doğduğu bu yaşantıyı kabullenmeyerek değiştirmek isteyen insanların, bu köklü yaşam biçimini derinden sarsmasının zorluğundan da bahsetmiştir. Yazara göre her şeye rağmen bu alışılmış yaşam biçimini değiştirmeyi denemeye kalkan insanlar ise yaşamdan zevk alacakları şeylerden bile nefret edebilecek konuma gelebilir. Bazı sorular vardır ki, bu soruların cevapları sürekli ertelenir. Yazar, eserinde ertelenen bu soruların cevaplarını talep etmektense, dünyanın üç kağıtçılar ve aptallardan oluştuğunu kabul etmenin daha kolay olduğunu vurgulayarak okurlarına ince bir mesaj vermiştir.

            Samuel Butler, 1835 yılında İngiltere’de dünyaya gelmiştir. Yazar, ailesinden, çevresinden ve kiliseden nefret ettiği için bütün bunlardan kaçarak Yeniz Zelanda’ya gitmiş ve orada koyun yetiştiriciliği işi ile uğraşmıştır. Yazar, eleştiri alanından yayınladığı eserleri ile Darwin kuramından, kilise öğretisine, Victoria dönemindeki ütopyacı felsefeden, Hristiyanlığın mucizelerine kadar birçok şeyi alaya alarak, insanlara farklı bir yol haritası çizmeye çalışmıştır

Yorum Sayısı: 1

İnsanlar, doğdukları ilk günde yaşam biçimleri de aşağı yukarı belirlenmiştir. Nasıl mı? İnsan, doğduğu ilk günden yetişkinlik dönemine kadar ait olduğu milletin örf ve ananelerine göre yetiştirilir ve yetişkinlik döneminde de bu örf ve ananelere uygun bir yaşa tarzını benimsemesi toplum tarafından kendisinden istenir. Toplumun bu istencine tarih boyunca direnen çok az sayıda insan olmuş ve örf ve ananeler sağlam bir köke sahip oldukları için bu az sayıda insan, bu kökleri sarsamadan toplum...devamını oku

E
Erdal Tunç  -   30.06.2016