Carl Schmitt'in Politik Felsefesi

Carl Schmitt'in Politik Felsefesi

  • Geçici olarak temin edilemiyor
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

Carl Schmitt (1888 - 1985) Almanya'da Protestanlık ile Katolikliğin sınır kasabası Plettenberg'de bir Katolik ailesinin çocuğu olarak doğdu. Gymnasium'da Latincenin yarattığı heyecanla filolojiye yönelen Cari Schmitt bu kararını değiştirerek üniversite eğitimini hukuk alanında tamamladı. Strasbourg'da Gerhard Laband'ın gözetiminde 1910'da doktorasını tamamladı Münih ve Greifswald'daki öğretim üyeliklerinden sonra Rudolf Smend'in halefi olarak Bonn Üniversitesi'ne geçti. Kirchheimer gibi Frankfurt Okulu temsilcileri ve Leo Strauss gibi muhafazakarlar bu yıllarda öğrencisi oldu. 1928'de başkent'in cazibesi onu Berlin'e sürükledi. Almanlara özgü Genel Devlet Teorisi'nin Allgemeinestaatslehre en önemli düşünürlerinden olan Cari Schmitt savaş sonrasında üniversiteden uzaklaştırıldı. 1985'e kadar süren uzun hayatını doğduğu kasabada Avrupalı düşünürler için uğranılmadan geçilmeyen adam olarak tamamladı. Cari Schmitt'in en önemli eserleri Weimar Cumhuriyeti'nin karmaşasından beslenmiştir. Cumhuriyetin politik ve anayasal zafiyetlerine karşı politik olanı dost düşman karşıtlığında araması liberal pariamentarizm eleştirisi total devlet anlayışı egemenlik kavramı bu yıllardaki eserlerinin temel sorununu oluşturur. Otuzlu yıllarda hükümetlere baş danışman olarak hizmet etti. Bu yıllardaki asıl sorunları meşruiyet yasallık Reich nomos ve Grossraum kavramlarıdır. Savaş sonrasında iki önemli eseri vardır biri politik olanı yeniden yorumladığı Partizan Teorisi ve diğeri bir cevap niteliği taşıyan Politik Teoloji 11 kitabıdır. C. Schmitt'e göre Devlet politik olanı tekelinde tutmayı sürdürdükçe devlet olma halini koruyabilir. Yani Devlet'in idesi politik olana sahip olmasıdır. Politik birliğin en önemli niteliği kendi içindeki farklılıkları aşabilen bir karar gücüne sahip olmasıdır. Böylesi bir karar gücüne sahip olan Devlet'tir. Politik olan devleti önceler ve devlet tekeline mahkumdur. Alman politik düşünce geleneği sadece halkı değil Devlet'i de sevmeyi gerektirir. Alman halkını millet kılan düşünürleri ve şairleridir. Fakat Cumhuriyet bu şiirselliği somut bir düzene çevirerek halk ile kurumu birleştirmiştir. Halkı kurum formuna sokan ise egemenliktir. Bu bağlamda Devlet kurumlaşmış egemenliktir fakat sadece kurumdan ibaret değildir. Devlet halkın hayat tarzının hukuka aktarılmasıyla kurumlaşır Sadece daha güçlü olduğu için değil aynı zamanda daha yüce olduğuiçin de iktidar sahibidir.
(Tanıtım Bülteninden)


Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.