• Devir% 24indirim
    Devir
    Devir

Devir

  • 25,00 TL19,00 TL

    hopi kampanyası
    0,95 Paracık
  • Stoktan Hemen Teslim!
Devir e-kitabı

“Ben artık susmak istemiyorum. Çünkü insan belki hiç konuşamaz bir kere susarsa. Kuğu gibi dili dışarıda kalır, ses çıkmaz. Ben artık hep konuşacağım.”


Bu bir devir romanı. Herkesin zamanı bir başkasına devrettiği hayatta, Ali ve Ayşe’nin beraber kurdukları gizli bir dünya var içinde. Sadece o iki çocuğun gördüğü ve bir tek dilsiz kuğuların bildiği bir yer.


O dünyada bugün yaşadıklarımıza asıl biçimini verenler, yani unuttuğumuzu hatırlamadığımız şeyler var...


Ece Temelkuran, yalnızca çocuk gözümüzle bakınca hatırlayacaklarımızı anlatıyor. Dilsiz kuğuların dün söylediklerini yarına devrediyor...


İnsanlar yaşam denizinin içinde boğulmuşsa, insanların içinden hayata karşı bir tebessüm etmek gelmiyorsa, insanlar için yaşamak sadece nefes alıp vermek anlamına gelmişse, insanlar bir bebeğin gözlerindeki mutluluk pınarını görmekten acizse, insanlar için hayat para kazanmak ve kazandığı parayı biriktirmekse, insanlar mutluluğu iç huzurlarında değil de tüketmekte arar olmuşsa bunun bir tek nedeni vardır. O neden de çocuk gözümüzle dünyaya bakamamaktır. Ece Temelkuran, Devir eserinde insanların hırsları uğruna tamamen unutmuş olduğu çocuk gözlerini ve o gözlerle dünyaya bakmaları gerektiğini, gerçek mutluluğu ancak bu yolla yakalayabileceklerini insanlara hatırlatıyor.

Ece Temelkuran, Devir eserinde günümüzde insanların korkutularak susurulduğunu ve susurulan insanların bir daha hiçbir şeye ses çıkarmadığını ve her şeyi iyi mi, kötü mü diye sorgulamadan kabullendiğini okurlarına anlatıyor. Okurlar, bu eseri belki çerezlik niyetiyle okumak için ellerine alıyorlar ama eserin içeriğini görünce de o kadar etkileniyorlar ki kitap, Japon yapıştırıcısıyla ellerine yapıştırılmış gibi bir daha bırakamıyorlar. Bu hikayenin duygu dünyanızda oluşturacağı etki gözlerinizi dolduracaktır. Yazar, bu eserinde belki de ülkemizin en acı dönemini konu edindiği için bu hikayenin yüreğini yakmayacak okur bulmak imkansızdır. Okur, bu hikayeyi okurken öyle bir geriliyor ki dişleri sıkmaktan birbirine geçiyor, tırnakları etine saplanıyor ama bunun farkında bile olmuyor.

Ece Temelkuran, Devir eserini Ali ve Ayşe isimli iki çocuğun hayal dünyası, çevresinde gördüklerini çocuk gözüyle anlamlandırması ve çocuk gözüyle dünyayı anlaması üzerine kurgulamıştır. Okur, bu eseri okurken o kadar büyük bir üzüntü duyuyor ki adeta zamanında tutulamayan yasların hepsini tutuyor. Toplumumuzda adeta bir gelenek olarak günlük yaşam içerisinde çocuklar, onların görüşleri ve ne hissettikleri hiçbir zaman dikkate alınmaz. Yazarın bu eserinde bu kadar önemli olaylara çocukların gözünden bakmasının bu açıdan ayrı bir önemi vardır. Okurlar, bu eseri okuduktan sonra çocuklar da yaşamlarının bir parçası haline gelecek ve onlara da bir birey gözüyle bakacaklardır.

Ece Temelkuran, 1973 yılında İzmir’de dünyaya gelmiştir. Yazar, Ankara Üniversitesinde Hukuk eğitimi almıştır. 1993 yılında Cumhuriyet gazetesi ile birlikte gazeteciliğe ilk adımını atmış ve kadın hareketleri, siyasi tutuklu ve hükümlüler ve Güneydoğu sorunu üzerine çok önemli çalışmalar yürütmüştür. Halen Milliyet gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Bakar Ailesi

Kurtuluş Mahallesi

“Acaba ölsem beni daha mı çok severler belki?”

 

İçimden öyle dedim ben. Babam beni balkondan yan apartmandaki Samim Abilerin balkonuna geçirirken tam. Önce mahallenin bütün ışıkları gözümden karnıma doldu. Sonra alt kattaki Jale’anım Teyzelerden, “Olmaz böyle şey, yoksa rüya mı!” diye şarkı geldi. Patates kızartması kokusu sarıydı. Sokaktaki abiler karanlıkta koştu, yakalamaca oynuyorlar. Karakolun önündeki dut ağacı hışır hışır hışır konuştu. Caddeden, “Ebuuve!” diye korna sesi geldi. Her şey çok ama çok güzel, herkes neşeli ama ben düşerim diye korkulu gibi bağırdılar:

Annem: “Aydın, dikkat!.. Yapmayalım bunu Aydın!”

Babam: “Sevgi, aşağıda kurşun sıkılıyor... Çocuğun yanında söyletme şimdi!”

Anneannem: “Evladım, aman konuşurken şey yapmayın... Sevgi, öldüreceksiniz çocuğu! Tövbe ya Rabbi!”

Komşu Samim Abi: “Kız bende abi, tamam bırak, bende! Ayşe, olimpiyatların yapılacağı stadı izleyecek bu geceeee! Sevimli ayı Mişa’yı görecek, de mi Ayşeyeviç? Moskova’yı ayağına getiriyoruz bu gece Ayşe Hanım! Sinema yapacağız, sinema! Votka da yapacağız bu 18 gece Ayşeyeviç! Sekiz yaşında oldun de mi hanımefendi? Eee artık yaşın geldi senin de! Ha ha ha!”

Samim Abi’nin karısı Ayla Abla: “Samim, Allah’ını seversen sigarayı bıraksaydın bari. Bağırma duyacaklar Samim!”

İşte o zaman her şey çok ama çok ama çoook güzel olurken, Jale’anım Teyzelerden “Ben bu dertten ölürsem söyle küçük bey, hiç mi kalbin sızlamaz,” diye müzik gelirken, cereyanlar gitti! Bir tek dut ağacı konuştu. Hemen gözümü kapattım, içimden dedim ben:

“Acaba ölsem beni daha mı çok severler belki?”

Gözümü kapattım ya, her şey durdu gibi oldu. Gözümün içinde resim gibi oldu hepsi.

 

Ayşe Bakar

Önce bugün öğlendi... Çok sıcaktı. Yaz çünkü. En sıcak bu yazdır, anneannem öyle diyor. Sularsız. Öğle uykusu zamanı şimdi. Anneannem yine uyuyuverdi. Tısss tıssss etmeye başlayınca –göbeğinde Bir Şeftali Bin Şeftali kitabı inip çıkıyor– kalktım ben artık. Sıkıldım. Of çok sıkıldım!.. Yanağımın anneannemin terli kolundan ayrılmasına dikkat etmem lazım. Yavaş yavaş. Çıtır çıtır ses gelir. Biraz durdum ben. Anneannem tıssss tıssss... Uyanmadı, tamam! Dizlerini yatağa koyunca karakola bakılabilir. Ama bugün oyun oynamıyorlar karakolda. Şimdi kalkıp evde yürüyünce başka bir eve gelmiş gibi olur insan. Çok ilginç olur.

Bazı şeylerin yerini sadece ben bilirim. Salonda, halının altına yapışmış bir tel toka var. Kütüphane rafının köşesinde bir topluiğne var... Pencerenin pervazının köşesinde dikine duran bir gömlek düğmesi var... Bir de portmanto çekmecesinin dibinde yassı ampul kutusu... Saklanmışlar. “Hişşt!” diyor onlar, “Kimseye söyleme,” diyorlar. Benim onları kontrol etmem lazım tek tek.

(…)

Yorum Sayısı: 2

Ece Temelkuran'ın en son okuduğum kitabı. Tek kelimeyle harika, tadı damağımda, karakterleir karşımda, metaforları mükemmel

C
Cemile Elçin Üner  -   09.02.2016

Ece Temelkuran, Devir eserinin içeriğinde geçen olaylar ülkenin 12 Eylül dönemine sürüklendiği bir zaman dilimini kapsıyor. Bu eserde, 12 Eylül gibi önemli bir süreç Ali ve Ayşe isimli iki çocuğun gözünden okurlara aktarılmıştır. O zamanlar mahalleler sınıflandırıldığı için Ali, muhalif bir gecekondu mahallesinin çocuğudur. Ayşe de babası memur olan devrimci bir ailenin kızıdır. Ali’nin ailesinin maddi durumu kötü olduğu için annesi, Ayşe’lerin evinde gündelikçi olarak çalışmaktadır. İki çocuk,...devamını oku

C
Ceren Pakmak  -   01.07.2016