• Dikta Değil İkna - İletişim Psikolojisi% 27indirim
    Dikta Değil İkna - İletişim Psikolojisi
    Dikta Değil İkna - İletişim Psikolojisi

Dikta Değil İkna - İletişim Psikolojisi

  • 26,00 TL18,98 TL

    hopi kampanyası
    0,95 Paracık
  • Stoktan Hemen Teslim!
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

İnsanın sağlıklı iletişim ve ilişki becerisi geliştirebilmesinin, birbirini etkileyen ve besleyen üç unsura bağlı olduğu söylenebilir: İnsanın karakteri, psikolojik farkındalığı ve bu beceriyi gerçekleştirmek için öğrenmesi gereken bilgi. Bu düşünceden yola çıkarak çalışmamızda önce iletişimin içinde geliştiği ilişki ortamına bu ortamı etkileyen temel unsurlara değindik. Ardından insanın özüne olan güveninin iletişim ve ilişkiler üzerindeki etkilerini ve kültürün iletişimi nasıl biçimlendirdiğini değerlendirdik. Son olarak iletişimin psikolojik ve yöntem boyutlarını ele aldık.

Bu çalışmanın amacı hatırlamak, hatırlatmak, fark etmek ve fark ettirmektir. İnsan hatırladıkça tozlarından arınıyor. İnsan hatırladıkça dengesini, yönünü buluyor.

İnsan olarak kendimizi hatırlamak, varoluş amacımızı, varlığımızın zenginliğini, eşsizliğini hatırlamak. Hayatın ve insanın tüm maddi kazanımların ötesinde bir değer, bir emanet olduğunu hatırlatmak. Yaşamanın bir tanıklık, bir sorumluluk olduğunu ve insani zenginliğimizi fark etmek. Fark ettiklerimizi hayata, insanlara bir değer olarak sunmak. İnsanı insana hatırlatmak, insanı insana tutundurmak, insanı insana fark ettirmek.

Umarız bu çalışma birbirimizi anlamamıza, birbirimizin engellerini kaldırmamıza, birbirimizin güveni ve umudu olmamıza yardımcı olur.

Umarız bu kitap tüm bu amaçlara katkı sağlar ve kişilere değil değerlere bağlanmamız gerektiğini, insanın dikta ile değil ikna ile kazanılabileceğini bize hatırlatır.


Su Gibi Aziz Olmak

 

İnsan ve dünya... Birisi büyük diğeri küçük âlem. Her ikisinin de hamuru suyla yoğrulmuş. İnsan vücudunun üçte ikisi, dünyanın dörtte üçü sudan oluşur.

Su sürekli akış, su sürekli hareket, su sürekli yenilenmedir. Akışını kaybeden, bir kaba hapsedilen su kokmaya başlar. Durgun su ölür. Hayat hareket, değişim ve akıştır.

Hasta bir bedende suyun-kanın dolaşımı durağanlaşır. İnsan vücudunda suyun akışının durması, katılaşma yani ölümdür. Akış hayat, durgunluk ölümdür. Akış yavaşladıkça katılaşma başlar.

İnsan bir amaca doğru yöneldiğinde düşünce ve duygular hareket ve akış halindedir. İnsanlar arasında duygu ve düşüncelerin akışı yenilenmeyi sağlar. Amaç ve yön duygusunu kaybeden insan, boşluk içinde kaybolmaya başlar. Tembellik ve atıllık, güçsüzlük ve umutsuzluğu; hareket ve akış ise gücü ve umudu doğurur. Su hareket ettikçe hayat verir, insan paylaştıkça.

Suyun donması hareketin durmasıdır. Hareketin bittiği yerde donma ve katılaşma başlar. İnsan, hayatın sürekli keşif, öğrenme, çalışma ve yenilenme olduğunu unuttuğunda katılaşmaya başlar. Gurur insanın katılaşması, alışkanlıkların ve deneyimlerin kölesi olmasıdır. Esneklik ve hareket yetersizlikle iç içedir. Gurur kendini yeterli görmek, öğrenme ve yenilenmeye kendini kapamaktır.

İnsan ilişkilerinde esnek ve öğrenmeye açık insanlar su gibidir. Her toprağın zenginliğini içlerinde taşırlar. Su esnektir, kırılmaz. Buz katıdır, kırılır. Katı olan buz, esnekliğini hareketinden alan suyun içinde erir. Değişime uyum sağlayamayan canlılar ve kurumlar buz gibi katılaşır ve daha hareketli olan yapılar içinde erirler.

 

Su, hareketini yitirdikçe yozlaşır; insan paylaşımı unutunca.

Su, girdiği kabın şeklini alır; insan yaşadığı sosyal çevrenin.

Su, içine girdiği kapla sınırlanır; insan yaşadığı kültürle.

Dünyada saf su en az bulunandır; hatasız insan da öyle.

Her temiz su saf değildir, her iyi insan da kötülükten azade değildir.

Su, başka maddeleri içinde çözerek hayatı okyanuslara taşır. İnsan da içselleştirdiği değerleri, kültür ve medeniyeti farklı toplumlara taşır.

Su, içine ne konulduysa ya da karıştıysa onu; insan da ailesinden ve sosyal çevresinden öğrendiklerini taşır.

Yağmur, gökyüzünün yeryüzüne merhametidir. Su toprağı yumuşatır, rahmet kılar. Gözyaşları insanı yumuşatır, şefkat kılar.

Havuz suyun esaretidir; önyargılar insanın.

Aşırı su toprağı çamurlaştırır; aşırı ilgi insanı.

Aynı noktaya damlayan su, mermeri deler. Bir amaca odaklanan, amacında derinleşen insan da imkânsızı mümkün kılar.

Su, istektir. İstek harekettir. Aşırı su gazaba dönüşür; aşırı istek esarete. Aşırılık, insanı isteğin kölesi kılar: Ulaşılmak istenen şey insanı özgürleştirmez, köle kılar. İnsanın arzusu onun putu olur.

Yatağını bulamayan, derinleşemeyen su hırçındır. Su derinleştikçe sakinleşir, akmıyor izlenimini verir. Kimliğini arayan insan heyecanlı, coşkun ve yıkıcıdır. Kendi sesini bulan olgun insan dingindir. Az ve öz konuşur, içine girilince derinliği anlaşılır.

Katısı sıvısından daha hafif olan tek varlık sudur. Suyun bu özelliği, buzun altında canlıların hayatta kalmasını sağlar. Dışarıdan soğuk gözüken birçok insanın içinde de büyük bir dünya gizlidir.

Su, bir halden diğerine geçer. Katıdır, sıvı olur. Sıvıdır, gaz olur. İnsan da zengindir, yoksul olur. Zayıftır, güçlü olur. Sağlıklıdır, hasta olur. Hüzünlüdür, mutlu olur. Sevgi doludur, kindar olur. Hamd ederken, nankör olur. Sosyal konumu, rolü, düşünce ve duygularıyla sürekli bir durumdan diğerine geçer. İnsan korkuyla umut, açlıkla tokluk, sevgiyle nefret, çaresizlikle güç, hayatla ölüm arasında salınır durur.

Suyun gökyüzüyle yeryüzü arasındaki yolculuğu saflığı arayıştır. İnsanın da hayat içindeki yolcuğu çocukluğun saflığını, fıtratın güzelliğini, kendini arayıştır.

Bir damla su, nehre dönüşür. Bir damla su, insana dönüşür.

Nehir denize dökülür; büyüklük içinde noktaya, güç içinde güçsüzlüğe dönüşür. İnsan da çocukluğun güçsüzlüğünden, yaşlılığın çocukluğuna dönüşür. Acizlikten güce, güçten acizliğe dönüşür.

Su, evrendeki zıtların, çiftlerin birliğidir. İnsan da iyi ile kötünün, toprakla suyun, madde ile mananın, ruh ile bedenin, melek ile iblisin birliğidir.

Su, en yakıcı elementle en yanıcı elementin, hidrojenle oksijenin birlikte hayat kaynağına dönüşmesidir. Su, mantığın aşılması, imkânsızın mümkün olmasıdır. Su, akılla inancın birleşmesidir; akılla, akıldışının birlikteliğidir. Yakanın yakmaması, yananın yanmamasıdır. Yananla, yakanın dost olması, yananla yakanın birliğidir.

İnsanda eril olanla dişil olanın birbirine yönelimi, kadınla erkeğin birleşmesidir. Akılla duygunun bütünleşmesi, birbirini zenginleştirmesi, birbirinde dengeyi bulmasıdır.

Su, farklılıkların özlerini kaybetmeden bir olmaları, biz olmalarıdır. İnsan ilişkilerinde de olması gereken, şahsın grup içerisinde erimeden, toplulukla bir olmasıdır. Ortak bir anlayış ve yönelimin inşasıyla biz olmasıdır.

 

 

Suya versun bâğban gülzârı zahmet çekmesün

Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzare su

 

Dest bûsi ârzusuyle ölürsem dostlar

Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su

 

Bahçıvan boşuna yorulmasın ve gül bahçesini sele versin,

Çünkü bin gül bahçesini sulasa senin yüzün gibi bir gülün açılmasına olanak yoktur.

 

Dostlarım, onun elini öpmek arzusuyla ölürsem,

Toprağımdan bir testi yapın ve sevgiliye onunla su verin.

 

-Fuzuli, Su Kasidesi-

 

 

Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.