• Doku% 33indirim
    Doku
    Doku

Doku

Denemeler
  • 22,50 TL15,08 TL

    hopi kampanyası
    0,75 Paracık
  • Tedarik Süresi 2 İş Günü

Ürünün diğer resimleri

Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.
Söz yazar, sükût çizer.


"Bugüne dek net biri olmadınız hiç, olamadınız, a noktasından b noktasına doğrudan gidemediniz, hep bir şeyler oldu, hep bir şeyler, yuvarlaksınız yahu, tırnak içinde kabacasınız, tırnaksız kabasınız, size sabahtan akşama geçen bir gününüzü anlatın deseler, işte kabaca sabah kalktım, biraz dolandım ve gün bitti dersiniz, evet, kaba bir tarif ama gerçekte de böyle, bir şekilde gün bitiyor, bir bakmışsınız gün bitmiş, daha başka nasıl denir, gün içinde her şeyiniz, her durumunuz değişken, değişkenleriniz kararsız, kararsızlarınız ertelemeli ve ancak ertelemeleriniz kabaca kararlı yığınlar oluşturuyor, kararlı yığınlar da şimdilik bir sorun oluşturmuyor, o zaman siz de tekrar elinizdekileri erteleyip kararsızlıklarınızın değişkenliğine kendinizi bırakıp kabaca günü kapatabiliyorsunuz, böyle mi olmalı, böyle mi, arada bir soruyorsunuz, yarım ağızla arada bir, cümlelerin sonunu yutup yutup soruyorsunuz, sanki biri duyacak ve siz utanıp sıkılacaksınız, o zaman siz de bunu yazın…"

İşte Cem Kızıltuğ da bunları hem yazdı hem çizdi…
Günlük yaşamın küçük ayrıntılarından taşan anlamlarla akla sorular takan, hayatta durduğunuz yeri dönüp yoklama ihtiyacı hissettiren metinler bunlar. Durur gibi, düşer gibi, dans eder gibi hayatın ortasına atıveriyor okurunu; sorular, kelimeler ve imgelerle kuşatıyor.
Çünkü herkes hayatında bir kez çöp ev olmalı.

Kelimelere çizgilerin eşlik ettiği bir kitap iyi bir çizerin elinden çıkmışsa, sunduğu dünya kışkırtıcıdır, okuru huzursuz eder. Zaman’daki işlerinden tanıdığımız Cem Kızıltuğ, bize bu merak uyandırıcı alanı vaat eden çizerlerden. Daha önce C’empati ve Alegorik Gri albümlerinde çizimlerini bir araya getiren Kızıltuğ, bu kez Doku adlı kitabıyla karşımızda. 50 denemenin yer aldığı Doku, “Her Tebessüm Kısadır”, “Size Hoyrat Diyecekler” ve “Küllerinizi Nasıl Taşırsınız?” başlıklı üç bölümden oluşuyor, kitaptaki her denemeye bir çizgi eşlik ediyor. Kızıltuğ’un C’empati’deki çizgilerinin sertliği Alegorik Gri ile daha sıcak ve hikâyesi olan bir üsluba evrilmişti. Doku’da ise ayakları yere sağlam basan görsel dilin hâkimiyeti dikkati çekiyor. Kızıltuğ’un çizgisinde yakaladığı bu dilin kurmacaya yakınlığı, böyle bir kitabın çoktan habercisiydi. Çizgisiyle bir hikâye anlatıcısı olan Kızıltuğ, bu denemelerle kendi sanat serüvenini de biraz daha görünür kılmış oldu.

 

‘Nokta’sız metinler

Doku’da çizgiler ve denemeler bağımsız birer çizgi ve metin olarak değerlendirilebileceği gibi, birbirini tamamlayan iki ayrı üretim şeklinde de ele alınabilir. Müzikten, resimden ve edebiyattan beslenen, sık sık kendi kişisel okumalarına, dinlemelerine gönderme yapan Kızıltuğ’un denemelerinde dikkati çeken, cümlelerin birbirine virgülle bağlanması. Birbiri ardınca sıralanan kelimeler ve cümleler virgüllerle okura soluk aldırırken, günlük hayattan felsefi sorulara uzanarak ilerliyor. Kızıltuğ bu seçimini şöyle açıklıyor bir söyleşisinde: “Yazarın koyduğu o noktayı çizer çizerek devam ettirir. Yani çizer için bir başlangıç oluyor o son nokta. Yazıda da öyle, yazdığım zaman bir nokta koyamadım, durduramadım kendimi. Kaybetmiş olduğum dünyamdaki şeyleri ekledim. Bu biraz rüya anlatmaya da benziyor aslında.”

Çizgi ve denemenin birleştiği deneysel bir metin olarak da okunabilecek Doku, kışkırtıcı sorularıyla okuru köşeye sıkıştırıyor, öneriler sunuyor ve akıl çeliyor. Cem Kızıltuğ hitap ettiği “siz”e karşı bir ses olarak belirirken, kimi zaman gözlemler, eleştiriler, küçük anekdotlar ile metnin merkezindeki anlatıcıya da ayna tutuyor. Çizerle Alegorik Gri adlı albüm kitabı üzerine yaptığımız söyleşide şunları söylemişti: “Çizgi yolunda bitmişlik yok, gidişim devam ediyor. Bitmemişlik duygusu beni tetikliyor. C’empati’de bir çizgi içinde birkaç konuyu sığdırmak zorundaydım. Alegorik Gri bana özel. Pek çok konuyu harmanlayarak çizilmiş işler. Herkesin kendi gidişatından bir şeyler bulacağı, hikâyesi olan işler.” Nicedir bekletilmiş metinler olduğu belli olan Doku’daki denemeler, Kızıltuğ’un sanat hayatında bir yenilenme ve ses arayışı olarak da okunabilir.

 

Kaç kişi hayattan kaçar?

Kendi içindeki arayışı çizgi aracılığıyla görsel bir şölene dönüştüren Cem Kızıltuğ’un deneme üslubuyla çizgileri paralel bir görüntü arz ediyor. Birbirini pekiştiren bu iki yolculuk, bir sanatçının eğilimlerinin, düşlerinin, kızgınlıklarının ve tebessümlerinin dile geliş biçimine dair de bir manzara sunuyor aslında. Kızıltuğ’un satır aralarında hissedilen çığlıkları, reddedişleri Cioran’ın şu sözlerini akla getiriyor: “İnsanlar ‘her şey geçer’ derler, fakat bu dehşet verici bayağılığın menzilini kaç kişi kavrar? Kaç kişi hayattan kaçar, hayat için şarkı söyler, ona ağlar?”

Doku’daki denemeler gürültünün, barbarlığın ve tahammülsüzlüğün gittikçe arttığı günümüzde okuru soluklanmaya davet ediyor. Bu kitabıyla metnin hazzını tadan Kızıltuğ’un yeni eserlerle okurunu şaşırtacağını tahmin etmek zor değil.

-Musa İĞREK-
Her Tebessüm Kısadır (Zaman, 05/11/2014)
"İki belirgin durak, tramvayda anons ediliyorsunuz, yoldaki tramvayda yirmi kişi kadarmışsınız, sizi kaybetmişler, aslında o sırada siz okuduğunuz kitabın ki, o sırada baktığınız önemli bir sayfanın, daha önemli bulduğunuz bir satırını çiziyormuşsunuz, sayfanın köşesine tramvaya alternatif yollar ve duraklar not ediyormuşsunuz, karşınızdaki yolcu, koltuğuyla oynayıp yönünü değiştiriyormuş, tramvayın fotoğrafını çekenlere nasıl çıktığını sorup göstermelerini istiyormuş, onu hemen çalakalem çizip, ona, siz şöyle çıktınız, diyormuşsunuz, diyemiyormuşsunuz, demek isterken çok gülüyormuşsunuz, birkaç yolcunun göreceği kadar, vatmanın bilemeyeceği kadar susuyormuşsunuz, sonra alternatif durağınızda iniyormuşsunuz, tramvay hareket etmeden önden tekrar biniyormuşsunuz, kendinizi önceden karşınızda koltuğuyla oynayıp yönünü değiştiren yolcunun oturduğu yerde sayfanın fotoğrafını çekerken görüyormuşsunuz, vatmana fotoğrafın nasıl çıktığını soruyormuşsunuz, yanınızdaki yolcu size bir hamur uzatıyormuş, böyle çıktı, diyormuş, diyemiyormuş, demek isterken çok ağlıyormuş, ağlayışı duyulmuyormuş çünkü herkes çok gürültülü konuşuyormuş, tramvay yeni bir yola girip garip isimli duraklarda duruyormuş, son durakta tekrar anons ediliyorsunuz."

(III. Bölüm'den)



doku
Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.