• Erhan Afyoncu Kitapları Seti (8 Kitap Takım)% 29indirim
    Erhan Afyoncu Kitapları Seti (8 Kitap Takım)
    Erhan Afyoncu Kitapları Seti (8 Kitap Takım)

Erhan Afyoncu Kitapları Seti (8 Kitap Takım)

  • 121,30 TL86,12 TL

    hopi kampanyası
    4,31 Paracık
    Babil.com'da 60> TL ve üzeri ücretsiz kargo kampanyası
  • Tedarik Süresi 1 İş Günü
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

Truva'nın İntikamı (Cep Boy) - Erhan Afyoncu

Fatih Sultan Mehmed hem büyük bir maraşaldi, hem teşkilatçı bir devlet başkanıydı, hem sanatı ve sanatçıyı koruyan hükümdardı, hem de felsefeye ve serbest düşünceye önem veren, huzurunda tartışmalar yaptıran büyük bir padişahtı. Fatih, şehzadeliği döneminden itibaren eski Yunan filozoflarıyla ilgili kitapları, Herodotu, Romalı tarihçi Titus Liviusu, Romalı tarihçi Quintus Curtius Rufusu, Büyük İskenderin, papaların, imparatorların, Fransa krallarının ve Lombardların vekayinâmelerini okumuştu. Rönesans dönemi hümanistleri Türkleri Truvalıların soyundan kabul edip, eserlerinde Asyaya giden Truvalı bir grubun, yani Türklerin geri dönerek Yunanlılardan tekrar intikam aldığını anlatırlardı. Bütün yazılanlardan haberdar olan Fatih Sultan Mehmed, 1462de Truva harabelerindeyken başını sallayarak, "Allah, beni bu şehrin ve halkının müttefiki olarak bu zamana kadar sakladı. Biz bu şehrin düşmanlarına galip geldik ve onların vatanlarını aldık. Yunanlıların biz Asyalılara karşı yaptıkları kötü davranışların intikamını, aradan uzun zaman geçmesine rağmen onların torunlarından aldık" demişti...

 

Osmanlı'nın Hayaleti - Erhan Afyoncu

Osmanlı İmparatorluğu, tarihin gördüğü üç büyük imparatorluktan birisiydi. Tarih sahnesinden kalkmalarına rağmen Roma ve İngiltere imparatorlukları gibi Osmanlı İmparatorluğu'nun da, tesirleri devam ediyor. Basra'dan Budin'e kadar olan bölgelerde asırlarca süren Osmanlı hakimiyeti günümüz dünya politikasına da tesiri eden derin izler bıraktı.

Günümüzde, özellikle son 15 yılda Balkanlarda, Kafkasya'da ve Ortadoğu'da kaldırılan her taşın altından Osmanlı İmparatorluğu'nun izleri çıkıyor. David Fromkin'in, New York Times'teki 9 Mart 2003 tarihli yazısı da bu gerçeği ifade etmekteydi: "Bir hayalet ABD'yi pençelerine almış, rahat bırakmıyor. Bu Osmanlı İmparatorluğu'nun hayaleti. Irak'ta, Sırbistan'da, Bosna'da, Kosova'da, Körfez Savaşı'nda, 11 Eylül saldırılarında bu hayalet bizimleydi. Osmanlı hayaletleri asla uzaklaşmadı.”

 

Sahte Mesih - Erhan Afyoncu

Türkiye'de Sabatay Sevi ve dönmelik en merak edilen ve en çok üzerinde efsane üretilen konuların başında gelir. 17. yüzyılın ikinci yarısında mesihim diye ortaya çıkarak, bütün dünyadaki Yahudiler'i heyecanlandıran Sabatay Sevi, Osmanlı yönetiminin konuşmalarını boş sözler olarak nitelendirip, sorguya alması üzerine Müslüman olarak kellesini kurtarabilmişti. Mehmed ismini alan Sabatay Sevi'nin bazı taraftarları da efendilerinin izinden giderek Müslüman oldular. Böylece görünüşte Müslüman, gizli olarak da Yahudiliği sürdüren ve "dönme" adı verilen bir topluluk ortaya çıktı.

Ülkemizde günümüze kadar gelen bu topluluk hakkında birçok şehir efsanesi üretildi. Komplo teorileri o kadar ileri gitmiştir ki, Osmanlı arşivlerinde Sabatay Sevi hakkındaki belgelerin yokedildiği iddiaları ileri sürülmüştür. Bu kitap bu iddiaların doğru olmadığını ortaya koyan bir araştırmadır. Sabatay Sevi ve Sabataycılık, öncelikle Osmanlı İmparatorluğu'nun bir meselesiydi ve Türk arşivleri kullanılmadan yazılacak her çalışma eksik kalmaya mahkûmdu. Bu araştırmada arşivlerde ilk defa bulunan Osmanlı belgeleri ışığında dönmeliğin kurucusu Sabatay Sevi'nin hikâyesi anlatılmıştır.

 

Yavuz’un Küpesi - Erhan Afyoncu

Yavuz Sultan Selim denince aklımıza hep kulağı küpeli, palabıyıklı bir resim gelir. Yavuz'a ait olmayan ve daha sonraki bir dönemde yapılmış olan bu resim tarih ders kitaplarında kullanıldığı için herkes Yavuz'u böyle tanır. Hatta kulağındaki küpenin sebebini üzerine de birçok hikâye uydurulmuştur.

Türkmenler arasında küpe takmak eski bir gelenekti. Ayrıca bazı tarikatlarda da dervişler dünyadan ve dünyevi nesnelerden soyutlandıklarını göstermek için küpe takarlardı. Bu iki gelenek de Yavuz Sultan Selim'e değil Safevi Devleti'nin kurucusu Şah İsmail'e uymaktadır. Nitekim Türk tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Şah İsmail, bazı minyatürlerde küpeli tasvir edilmiştir.

 

Osmanlı İmparatorluğu'nda Askeri İsyanlar ve Darbeler - Erhan Afyoncu

Cumhuriyet döneminde demokrasinin işleyişi sık sık darbelerle kesildi. Aslında bu bizim eski bir geleneğimiz. Osmanlı İmparatorluğu'nda askeri isyanlar ve darbeler, Fatih Sultan Mehmed'in ilk hükümdarlığı zamanında 1446 Buçuktepe İsyanı ile başlar ve 1913'teki Bâbıâli baskınıyla sona erer. Neredeyse Fatih Sultan Mehmed'den sonra isyanla yüzleşmeyen Osmanlı padişahı yok gibidir. 36 Osmanlı padişahından 12'sinin isyan ve darbeyle tahtını kaybettiği gözönüne alındığında durumun vahameti daha iyi anlaşılır.

Günlerce, hatta aylarca devam eden isyanlar İstanbul halkına korkulu günler yaşatıyor, günlük hayat tamamen felç oluyordu. İsyanlar zaman zaman o kadar ileri boyutlara ulaşıyordu ki, bazen devlet adamlarının cesetleri köpeklere yem ediliyor, bazen sadrazamların kelleleri alınıyor, bazen de padişahlar acımasızca katlediliyorlardı.

 

Muhteşem Süleyman - Erhan Afyoncu

Kanuni Sultan Süleyman'ın iktidar yılları daha 17. yüzyıl yazarları tarafından "Altın Çağ" olarak tarif edilmişti. Aslında bu dönem hayatın siyahla beyaz arasındaki bütün renklerini içinde barındırıyordu. Tahta çıkarken tek evlat olmanın rahatlığını yaşayan Kanuni, saltanatı sırasında iki oğlu ile altı torununu öldürttü.

İmparatorluğun büyük fetihlerle bir dünya gücü haline gelmesi de, ilk defa Harem-i Hümayun'dan bir hasekinin, Hürrem Sultan'ın siyasette aktif rol oynaması da bu dönemde oldu.Muhteşem Süleyman, aynı zamanda büyük bir aşıktı. Zafer mutluluğu kadar aşkın ve ayrılığın ıstırabını da bilen hükümdardı.

Bu kitapta doğunun ve batının şahitliğinde muhteşem yüzyılın bir panoramasını bulacaksınız.

 

Son Dünya Düzeni - Erhan Afyoncu

Osmanlı İmparatorluğu, tarihin gördüğü en büyük imparatorluklardan birisiydi. Ancak tarihi tam olarak yazılamadığı gibi, eksik ve yanlış yazılmıştır. Bu yüzden Osmanlı tarihi hakkında birçok şeyi bilmeyiz. Günümüzde, özellikle son 20-25 yılda Afrika'da, Balkanlar'da, Kafkasya'da ve Ortadoğu'da kaldırılan her taşın altından Osmanlı İmparatorluğu'nun izleri çıkıyor. Osmanlı İmparatorluğu, tarihin gördüğü en büyük iki imparatorluktan birisiydi. Roma İmparatorluğu gibi Osmanlı İmparatorluğu da, tarih sahnesinden kalkmasına rağmen tesirleri devam ediyor. Osmanlılar'ın izlediği siyasi ve dini politikalar günümüz modern dünyasının şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Altı asır süren Osmanlı İmparatorluğu, son dünya düzeniydi ve yenisi de kurulamadı.

 

Fransa'ya Osmanlı Tokadı - Ahmet Ünal

Kanunî, 1526 Ocak'ında Fransa Kralı Fransuva'nın Annesinin yardım isteğine gönderdiği fermanında kendi haşmetini belirtip, imparatorluğunun vilayetlerini sayarken Fransa'yı sıradan bir vilayet, kralını da hiç ünvan zikretmeden sıradan bir hükümdar olarak nitelendiriyordu:

"Ben ki sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç veren Allah'ın yeryüzündeki gölgesi, Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve Rumeli'nin ve Anadolu'nun ve Karaman'ın ve Rum'un ve Dulkadir Vilayeti'nin ve Diyarıbekr'in ve Kürdistan ve Azerbaycan'ın ve Şam'ın ve Halep'in ve Mısır'ın ve Medine'nin ve Kudüs'ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen'in ve büyük babalarım ecdadımın kahredici kuvvetleriyle fethettikleri, büyüklüğün sığınağı olan zatımın ateş yağdıran ve zafer nakşeden kılıcıyla fethettiği nice memleketlerin sultanı ve padişahı Sultan Bâyezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han'ım. Sen ki Fransa vilayetinin Kralı Fransuva'sın."


Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.