• Havaalanında Satılmayan Kitaplar% 24indirim
    Havaalanında Satılmayan Kitaplar
    Havaalanında Satılmayan Kitaplar

Havaalanında Satılmayan Kitaplar

(2000-1992)

Nedir Hayat?, Eski Şehrin Ayazı, Kent Kitabı

  • 20,00 TL15,20 TL

    hopi kampanyası
    0,76 Paracık
  • Tedarik Süresi 2 İş Günü
Havaalanında Satılmayan Kitaplar e-kitabı

İşte mülkiyetin gücü! Evet ev senin, hayat da senin. Bunlardan gelen gücünü sonuna kadar kullan. Mallarına yaslan ve öt. Konuş Şerif, konuş. Memleketin sana ihtiyacı var! Hayata çekidüzen ver sayın akademisyen. Standartların hâkim olsun her yana. Hatta üşenme, otur bir de elkitabı yaz: Hayat nasıl yaşanmalı?


Çağdaş öykücülüğümüzün önde gelen, ödüllü temsilcilerinden Başar Başarır’ın öykü dünyasında gezinmeye devam ediyoruz. Okurunu (ya da konuğunu) rahat ettiren bir ev sahibi değil Başarır; dilinin altında sürekli bir şeyler var. İmalı sözler etmeyi ve dikenli muhabbeti fazlasıyla seviyor. Kahramanlarını ait olmadıkları yerlere bırakıyor; kurtuluşu da, tüm kişisel sorunların çözümünü de kişinin içinde, yani en gerçek vicdanda arıyor. Çoğumuz “işlerin yolunda” gittiğini düşünürken o sürekli arıza tespiti yapıyor.


Havaalanında Satılmayan Kitaplar’da, yazarın yayımladığı ilk üç öykü kitabını bir arada bulacaksınız: Kent Kitabı (1992), Eski Şehrin Ayazı (1996) ve Nedir Hayat? (2000) … Dikkatle okuyunuz.


 


Teklifinizle İlgilenmiyorum

Teklifinizle İlgilenmiyorum

Başar Başarır

12,16 TL
Bize Umut Gerek

Bize Umut Gerek

Başar Başarır

19 TL
Çıktığınız Hevesle İniniz

Çıktığınız Hevesle İniniz

Başar Başarır

7,2 TL
Düzenboz

Düzenboz

Başar Başarır

12,75 TL
Nedir Hayat?

Nedir Hayat?

Başar Başarır

1,9 TL

HERKES KIZSIN

— Eğer burada kalmak, benimle yaşamak istiyorsan benim şartlarıma uymak zorundasın. Benim adıma karar veremezsin. Bana sormadan kendi adına da karar veremezsin. Benim hayatımı değiştirecek, beni istemediğim şeylere zorlayacak işler yapamazsın. Bu evde kurallar var, benim kurallarım var, anlıyor musun, evet var ve herkes onlara uyar. İstisnasız uyar. Yok, uymayacağım diyorsan, lütfen beni ve evimi işgal etme. Derhal çek git!

40 ve sekiz saat. İki dünya günü. Tanımadığınız bir bacaksıza, merhaba dedikten sonra sıra ne zaman yukarıdaki lakırdılara gelir? Ya şu yanıtı duymaya nasıl ve hangi şartlar altında tahammül edilir:

— İşte mülkiyetin gücü! Evet ev senin, hayat da senin. Bunlardan gelen gücünü sonuna kadar kullan. Mallarına yaslan ve öt. Konuş Şerif, konuş. Memleketin sana ihtiyacı var! Hayata çekidüzen ver sayın akademisyen. Standartların hâkim olsun her yana. Hatta üşenme, otur bir de elkitabı yaz: Hayat nasıl yaşanmalı? Gençleri ve çocukları kötü esprilerden ve pis niyetlerden koruma kılavuzu! Düzen, tutarlılık, ilkelere bağlılık... Ama hepsi yalan. Ama hepsi sahte. Yaşadığın hiçbir şey gerçek değil. Sen yoksun sayın doçent doktor Şerif Korgüder, var bile değilsin. Kendi kendine kurgusun. Yalansın.

Hemen belirteyim, benim hayatta en hazzetmediğim şeylerden biri de şüphesiz ki çocuklardır. Onların o uçsuz bucaksız kaprislerine, şımarıklıklarına, cıyaklamalarına tahammül etmekten, anlayış göstermektense, Çin Halk Cumhuriyeti’ne taşınırım daha iyi. Ama yukarıdaki hakaretlerin mucidi için çocuk diyorsam bu tamamen lafın gelişidir, söz konusu olan tam bir herif. Evlilik çağına gelmiş, hatta çoktan aşmış bir teres.

İnanamıyorum, inanamıyorum. Böyle çocukları kim nereden, nasıl yetiştiriyor? Hangi ev, aile düzeni böyle patavatsız, saygısız, hiçbir şeyin önünde eğilmeyen, hiç- bir üst ilke ya da prensibe bağlı olmayan insanlar yapar. Nasıl, nasıl, nasıl?

Artık orta yaşı aştığını kabul etmeyi öğrenmiş olan benim kuşağım, gerçi tamamı koca bir alık sürüsüdür, toprağın altındakilerin bir yahut ikisiyle gurur duyup memnun olacak kadar geçmiş bilgisiyle donanmıştır. Benim de şuursuz bir fanatizmle sarıldığım, yani son derece işe yarar, “dokunulmaz”larım vardır elbet. Ama işte bu kadar. Bazı şeyleri beğenirsiniz, sonra kalan hiçbir şeyi beğenmezsiniz, daima muhalefet edersiniz de, ona kimse bir şey demez. Fakat bu çocuk, bu hal.

(…)

Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.