İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması

İnternet Alan Adı (Domain Name) Haklarının Korunması

  • Geçici olarak temin edilemiyor
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

İletişim vasıtası olarak internetin ticari ve sosyal hayatta yoğun kullanılması, tanıtma işareti olarak alan adlarının önem kazanmasına neden olmuştur. Zira, internet dışındaki tanıtma işaretlerinin ayırma, tanıtma ve bireyselleştirme fonksiyonları, internette alan adlarına yüklenebilmektedir. Alan adları, bir yandan işletme veya organizasyonun iletişiminin etkili, ucuz ve hızlı olarak yapılmasını sağlayabilir. Diğer yandan ise, bilgi toplumu hizmeti kapsamında işletmelerin ortak, müşteri ve alacaklılarının bilgilendirilmesine yönelik olarak da kullanılabilmektedir. Bu nedenle, kanun koyucu alan adları konusunda hukuki düzenleme yapma gereği hissetmiştir. Bu kapsamda, 10 Kasım 2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 35. maddesiyle idareye ikincil düzenleme yapma konusunda yetki tanınmıştır. Bu yetkiye dayanarak Ulaştırma Bakanlığı 7 Kasım 2010 tarihli Resmi Gazete'de "Alan Adları Yönetmeliği'ni" yayımlamıştır. Bu süreçte, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 39. maddesinde ve internet sitesi ile ilgili 1524. maddesinde şeffaflaşmanın vazgeçilmez unsuru haline getirilmiştir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, "Alan Adları Yönetmeliği" ile tanınan yetkiye dayanarak 21 Ağustos 2013 tarihli Resmi Gazete'de "İnternet Alan Adları Tebliği" ile "İnternet Alan Adları Uyuşmazlık Çözüm Mekanizması Tebliği'ni" yayımlamıştır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 397. maddesinde 6355 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile bağımsız denetime tabi olacak şirketlerin belirlenmesi konusunda Bakanlar Kuruluna yetki tanınmıştır. Bakanlar Kurulu 14 Mart 2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 2014/5973 sayılı Karar ile 2012/4213 sayılı Karar'ında değişiklik yaparak bağımsız denetime tabi olacak, dolayısıyla, alan adı kullanma konusunda mecburiyete tabi tutulacak şirketlerin sayısını yaklaşık üç kat artırmıştır. Bu gelişmeler kapsamında, gelecekte, alan adı kullanımı konusunda getirilen mecburiyetin daha fazla sermaye şirketini kapsayacak şekilde genişleyebileceği söylenebilir.

Geleneksel yöntemlerle yapılan ticaret hacmi ile kısa zaman içinde internet vasıtasıyla yapılan e-ticarette yakalanan hacim kıyaslandığında, alan adlarının en az marka, ticaret unvanı ve işletme adı kadar değerli olduğu görülecektir. Bu nedenle, alan adlarının da diğer tanıtma işaretleri gibi münhasır bir korumayı hak ettiği rahatlıkla söylenebilir. Bu itibarla, bu çalışmada alan adı hakkının nasıl korunması gerektiği ve alan adı ihtilafların alternatif çözüm yolları ile ne şekilde çözülebileceği sorularına cevaplar aranmıştır.

 

Konu Başlıkları;

Tahsis veya Tescilin Esasları

Teşekkül ve Kullanılmasının İlkeleri

Hakkın Hukuki Mahiyeti

Kapsam ile Tecavüz ve Korunma

İhtilafların Çözümünde Alternatif Yollar


Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.