• İslam Bilim Tarihi% 27indirim
    İslam Bilim Tarihi
    İslam Bilim Tarihi

İslam Bilim Tarihi

İslâm Coğrafyasının Bilim Mirası Üzerine Konuşmalar
  • 34,00 TL24,82 TL

    hopi kampanyası
    1,24 Paracık
  • Stoktan Hemen Teslim!
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

İslâm bilim tarihi araştırmalarına yönelik son yıllarda artan ilgi hem te’lif hem de tercüme yoluyla devam ediyor. Türkçede birincil metinlere dair eskiye nazaran hacimli bir müktesebat oluşurken eş zamanlı olarak ikincil metinlerin de sayısı hatırı sayılır bir düzeye geldi. Müslüman âlimler kendilerinden önceki bilim geleneklerini tevarüs edip onlarla özgün bir diyalog kurarak bilimler tarihine çok önemli katkılarda bulundular.

Bu kitap, İslâm Medeniyetinde ilk bilimsel çalışmalardan 15. asrın ortalarına kadar yapılan etütler üzerine bütünlüklü bir röportajlar dizisi olarak konu hakkında uzmanlık bilgisi olmayan okurları da düşünerek hazırlandı. Bu medeniyette gerçekleşen bilimsel etkinliklerin aslî yönlerine ilişkin senteze dayalı genel bir çerçeve sunan bu kitap aynı zamanda bu alanda son elli yıl içinde yapılan araştırmaların bir özetini veriyor. Bu anlamda, hem yeni bilgi ve yorumlar ihtiva ediyor hem de mevcut literatürün eleştirel bir değerlendirmesini sunuyor. Kitapta yer alan soru ve cevapların odak noktası sadece Doğu İslâm coğrafyasının bilim merkezleriyle sınırlı olmayıp başta İspanya ve Mağrip olmak üzere diğer merkezlerin katkılarına da işaret edilmekte.

İlaveten, elinizdeki kitap İslâm dünyasındaki mezkûr zaman aralığında gerçekleştirilen bilimsel faaliyetleri “bilimler tarihi” bağlamına oturtan bir araştırma programına sahip olmasıyla da bu alanda yapılacak çalışmalara iyi bir giriş mahiyeti taşıyor.


Giriş

İslâm medeniyetinin* en şaşalı yüzyıllarında –9. ila 15. asırlar arası dönem– ortaya koyduğu bilimsel etkinlikler, Fransızca bilen okurların çoğunluğunca yeterli düzeyde bilinmemektedir. Ernest Renan ve Pierre Duhem gibi 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başında yaşamış muhtelif yazarlar tarafından yerilen ve hatta yadsınan bu etkinlikler, medeniyetler tarihinde kendilerini ancak belli belirsiz gösterirler. Bu etkinlikler, en iyi ihtimalle, Kadim Yunan ile Rönesans Avrupa’sı arasında basit bir aracı olarak görünür. Kuşkusuz, İkinci Dünya Savaşı’ndan ve Bandung Konferansı’ndan ([18-24 Nisan] 1955) sonra üçüncü dünya ülkelerinin kurtuluş mücadelelerinin başlaması ile birlikte bir zihniyet değişimi yaşandı. Yine de görünen o ki, neşriyat alanında, yalnızca konunun uzmanlarının ulaşabildiği eserlerle kısmen doldurulmuş bir boşluk söz konusudur. Bu nedenle, hem bir yetersizliği bertaraf etmek hem de bir tarihe ilişkin haksızlığı düzeltmek için bu mütevazı eseri hazırladık.

Bu eseri hazırlarken şu amaçları gerçekleştirmeye çalıştık:

1- Kitapta bahsi geçen herhangi bir disiplinde ihtisas düzeyinde malumat sahibi olmayan okurlara İslâm medeniyetinde gerçekleşen bilimsel etkinliklerin aslî yönlerine ilişkin senteze dayalı genel bir çerçeve sunmak.

2- Bu medeniyete mensup bilim adamlarının hâlâ birçok kişi tarafından bilinmeyen katkılarını ortaya koyup mevcut bazı bilgilerin tahsis ya da tekmil edilmesi amacıyla, son elli yıl içinde yapılan araştırmaların bir özetini vermek.

3- Bu bilimsel etkinliğin aktörlerine, ortaya koydukları çalışmalara, özellikle de eserleri henüz Avrupa dillerinde yayınlanmadığı için isimlerinden nadiren söz edilen âlimlere dair kesin bilgiler sunmak.

4- Bilimsel üretimin, bir toplumun tarihinin çeşitli dönemlerindeki etkinliklerinin yalnızca bir bileşeni olduğu ve dahi insanlığın büyük bilimsel serüveninin sadece bir evresi olduğu kabulüne dayanarak, 9. ila 15. asırlar arasında İslâm Medeniyeti’nde gerçekleşen bilimsel etkinliklere eşlik eden diğer unsurların bir özetini sunmak.

Bu kitabın okurlarının, İslâm medeniyetine, özel anlamda bu medeniyette ortaya konulan bilimlerin geçmişine genel anlamda ise yüzyıllardır sürdürülmüş olan entelektüel etkinliklere aşina olmadığını varsaydık. Diğer eserlerde eksik olup da bu kitapta yer verilen yeni bilgileri sunarken, farklı bir bakış açısı da getirmek istedik: İlgi alanımızı Doğu İslâm coğrafyasının bilim merkezleriyle sınırlamayıp başta İspanya ve Mağrip olmak üzere diğer merkezlerin katkılarına da işaret ettik. Bu iki bölge, hem buralardaki önemli bilimsel etkinliklerin tarihine dair yapılan araştırmaların yetersizliğinden; hem bu etkinliklerin diğer İslâm ülkelerindeki entelektüel gelişime olan katkılarına dair etütlerin azlığından; hem de bu katkıların orijinalliği konusundaki temelsiz (ön)yargıların hâlâ devam ediyor oluşundan muzdaripler. İleriki sayfalarda görüleceği üzere, mezkûr iki bilimsel geleneğin niceliksel ve niteliksel önemi kesinlikle tartışılmazdır.

Ele alınan konularda mümkün mertebe en fazla bilgiyi sunmak istemiş olmamıza rağmen hem tüm bu konuların ayrıntılarına yeterince vakıf olmadığımızdan hem de araştırmaların bugün ulaştığı noktada (bazen bizim bile kendi kendimize sorduğumuz) birçok sorunun henüz cevapsız olmasından ötürü birçok soruyu bütün detaylarıyla yanıtlamadık. Gelecek yıllarda yalnızca bu kitapta sunulan bilgileri tamamlamayı ve iyileştirmeyi değil, aynı zamanda müstakbel araştırmaların en azından bir parça aydınlatacağı yeni hususlara da değinmeyi ümit ediyoruz. İslâm medeniyetindeki bilimsel üretime dair sürdürülen araştırmaların dinamik yapısını görünce, bu kitapta yer alan yanıtların tamamlanacağına, zenginleştirileceğine ve hatta tekrar gözden geçirileceğine inanıyoruz. Son yirmi yıl içinde İslâm matematik ve astronomi çalışmalarında benzer bir durum yaşandı; gelecek yıllarda hem bu iki disiplin özelinde hem de diğer sahalarda bu durumun tekrarlanmaması için hiçbir neden yoktur.

Ayrıca, bu kitabın hacminin kısıtlılığını dikkate alarak, seçmeler yapmak ve matematik, fizik ve astronomi gibi teknik disiplinlere dair konularda genel bir bakış açısı vermekle yetinmek zorunda kaldık.

Kitabın malzemesini hem hafifletmek hem de daha canlı kılmak için kitabı söyleşi biçiminde sunmayı yeğledik. Kimi kez geçişleri kısa tuttuğumuz bu tarz, gerek kültürel gerek meslekî etkinliklerimiz sırasında örneklerini gördüğümüz üzere, bazı okur kategorilerinin yöneltebileceği sorulara yer verilmesini sağlamıştır. Bazı yerlerde, sunulan açıklamaları daha anlaşılır kılmak ve İslâm medeniyetinin çerçevesini aşan bir sorunsalın ya da bağlamın içine oturtmak amacıyla bazı yorumlara ya da hatırlatmalara yer verdik. Genel olarak, bu medeniyetin bilimsel faaliyetlerinin, hem onu önceleyen, belki de besleyen, evrelerden hem de kendisinden sonraki tarihsel süreç çerçevesinde doğal uzantısı sayabileceğimiz evrelerden tecrit edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

Sorulara verilen cevaplar, birkaç istisnanın dışında kısa tutulmuştur ve hatırlatılan sorunların dışına çıkmamıştır. Bir başka deyişle, her sorunun ortaya koyduğu meseleler ile ilgili ayrıntılı bilgi sunmadık. Bazı açıklamaların tam olarak kavranılabilmesi için uzun açıklamaların gerektiği doğrudur. Öğretim ya da araştırma etkinliklerimiz kapsamına giren tüm konularda bunu yapabilirdik. Ancak öyle yapmakla muhtelif konular arasında bir dengesizlik oluşmasına yol açacağımız endişesiyle bundan vazgeçtik.

Yine de, kitapta kısaca sunulan konulara ilişkin bilgileri derinleştirmek isteyen okurların beklentilerini de karşılamaya çalıştık. Bu amaçla teknik ya da bibliyografik bilgilere yer verdik. Her bölümün sonunda referans kitapları belirttik. Doğal olarak Fransızca yazılmış ve Fransa’da yayımlanmış eserlere öncelik tanıdık. Kuşkusuz, belirlediğimiz dillerdeki (İngilizce, Almanca, Arapça ya da İspanyolca) diğer temel referans kitaplarını da eklemeyi ihmal etmedik. Böyle yaparak, belirli sayıda soruya ancak yüzeysel cevaplar verdiğimizi, dolayısıyla bazı disiplinlerin farklı dönemlerine dair önceden iyi düzeyde bilgisi olan ve İslâm medeniyetindeki gelişmeler konusunda daha derin ve ayrıntılı analizler bulmak isteyen okurları hayal kırıklığına uğratma riskini göze aldığımızı biliyoruz. Fakat daha ayrıntılı bilgi gerektiren geniş bir alana yalnızca giriş yapmayı amaçladığımızdan, bu kitabın okurda daha fazlasını öğrenme isteği uyandıracağını umuyoruz.

Bu kitap, okurda, birkaç muteber bilgi katkısına indirgenemeyecek İslâm biliminin, bilim tarihinde bir yan olguya delalet etmediği; bilakis uzun bir zamana yayılan özgün bir halkayı oluşturduğu kanısını oluştursa bundan memnuniyet duyacağız. Yalnızca Yunanî düşünce birikiminin değil kendisinden önceki hemen hemen bütün bilim geleneklerinin mirasçısı olan İslâm bilimi, sonraki bilimlere doğru zorunlu geçişin bir parçası olarak, insanlığın bitmez tükenmez hakikat arayışını donmuş halden kurtararak harekete geçirmiştir. Ayrıca muteber Çin, Hint, Mezopotamya, Mısır ve Yunan geleneklerinden feyizler alarak onlarla olumlu bir irtibat kuran İslâm bilim geleneği bu arayışın önemli aşamalarından birini oluşturur.

Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.