Ekoloji E-Kitapları

Yayınevi/Marka
13 öğeden 1-13 arası gösteriliyor.
Sayfa  1 - 1
  • Sürdürülebilir Tarım Mümkün mü ?
    e-kitap

    Sürdürülebilir Tarım Mümkün mü ?

    E-Kitap
    Tarım, ülkemizde pek çok tartışmalarla sürekli gündemde. Liberal ve sol görüşler öteden beri "nasıl bir tarım istiyoruz" odağında tartışılıp duruyor. Elinizdeki kitap bu anlamda bir ilk. Çünkü tarım meselesine "yeşil politika" perspektifinden bakıyor. Yeşillerin karakteristik özelliği, eleştirinin ötesine geçip, uygulanabilir çözüm önerileri sunmaları hatta bu uygulamaların dünya üzerindeki başarılı örneklerini göstermeleridir. Süleyman Yılmaz, yeşil politikanın, hareketten partiye, Türkiye'deki bütün aşamalarına aktif olarak katılmış, ziraat kökenli bir aktivisttir. Sürdürülebilir Tarım Mümkün mü, Yeşil Hareketin pek çok etkinliğinde tartışılarak oluşturulmuş görüşleri özetliyor. Başka ve sürdürülebilir tarımsal üretimin nasıl oluşturalacağını ortaya koyuyor.
    6,00  TL
  • Batı Uygarlığının Çöküşü
    e-kitap

    Batı Uygarlığının Çöküşü

    E-Kitap
    Provokatif ve son derece büyüleyici  olan Batı Uygarlığının Çöküşü, okuru sağduyulu yönetimlerle hala önlenebilecek bir geleceğe götürüp, bırakıyor. -Elizabeth Kolbert, The Sixth Extinction: An Unnatural History, Field Notes from a Catastrophe: Man, Nature ve Climate Change kitaplarının yazarı-  Oreskes ve Conway'ın bu şaşırtıcı ve makul yüzyılının hikayesi, George Orwell, Aldous Huxley gibi, yaklaşan felaketleri çok önceden gözleyen, yazarak peygambere dönüşen bütün yazarların zihninde yazılmış bir kitaptır. Gireceğimiz Uzun Ekolojik Felaketlerle dolu yüzyılı detaylı ve inandırıcı bir şekilde resmeden unutulmayacak bir metin. -Kim Stanley Robinson, Shaman, 2312, Science in the Capital ve Mars üçlemesi'nin yazarı-  İnsanlık tarihinin nasıl olabileceğine dair korkutucu bir bakış. Aldırış etmemekle, bu senaryonun olasılığı artıyor. Bu kitabı okuyarak, ve ihtarlarına uyarak belki dehşetli kehanetlerini önleyebiliriz. -Timothy E. Wirth, Birleşmiş Milletler'in Başkan Yardımcısı, eski ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi Üyesi-   Bilimkurgu yazarları hayalî bir gelecek kurarlar; tarihçiler geçmişi yeniden inşa etmeye çalışırlar.  En nihayetinde, her ikisi de bugünü anlamanın peşindedir. Bu denemede, bugünümüze ve (olası) yarınlarımıza gelecekten bakan bir tarihçi yaratmak için iki türü bir araya getiriyoruz. Batı kültürünün (1540–2093) sonunun üç yüzüncü yıldönümünde kaleme alınan bu çalışmada yanıt aranan soru, Aydınlanma'nın çocukları olarak da tanınan bizlerin, iklim değişikliği konusundaki kuvvetli verilere ve ortaya çıkacak felaketler ile ilgili bilgilerimize rağmen nasıl olup da harekete geçemediğidir.   Tarih, “uygarlıktan” önce, birçok toplumun yükselişine ve düşüşüne sahne oldu, ancak bunların çok azı arkasında başlarına gelenler ve çöküş sebepleri konusunda, kendilerini Batı uygarlığı olarak adlandıran yirmi birinci yüzyılın ulus devletlerininki kadar açık ve kapsamlı açıklamalar bıraktı. Tarihçiler, arkeologlar ve paleoanalizciler bugün bile, yani Roma ve İnka imparatorluklarının yıkılmasının üzerinden iki bin, Bizans ve Maya imparatorluklarının sona ermesinden binyıl sonra, bu toplumların nüfuslarının, istikrarlarının, güçlerinin ve kimliklerinin kaybına neden olan esas sebepler üzerinde uzlaşabilmiş değiller. Ancak Batı uygarlığı için durum farklı, çünkü onun hareketlerinin sonuçları yalnız tahmin edilebilir olmakla kalmamış, tahmin edilmişti de.
    6,00  TL
  • Ekolojik Yaşam Rehberi
    e-kitap

    Ekolojik Yaşam Rehberi

    E-Kitap
    Yıldan yıla birikerek artan çevre sorunları, gezegenimizde telafisi çok zor hasarlar oluşturuyor. Bu çevre sorunlarına sebep olan faktörleri azaltmak ancak evimizden başlayarak mümkün. Ekolojik yaşam rehberi evden başlayan yaşam alışkanlıklarımızı ele alıyor ve yeniden yapılandırıyor. Bedenimize, çocuklarımıza ve evcil hayvanlarımıza gözle görünmeyen ancak uzun süreçlerde zararları ortaya çıkan tüketim alışkanlıklarımızın yerine, sağlıklı bir yaşamın rotasını çiziyor. Selen Özarslan Aktar, daha Fransa’da lise eğitimini alırken ekolojik sorunlara ilgi duymaya başladı. ABD’de sürüdürdüğü üniversite eğitimi sırasında öğrendiklerini hayata geçirmeye başladı. Fransızca ve İngilizce yüzlerce makale ve kitabı tarayarak en doğru bilgiye ulaşmayı hedefledi. Okuduğu - öğrendiği her ayrıntıyı, her bilgi kırıntısını, önce kendisi denedi. Bir kereliğine değil, yazdığı her cümleyi önce kendi alışkanlığı haline getirinceye kadar denedi. Elbiselerimize, yiyeceklerimize, kabımıza-kacağımıza kadar giren kimyasallar, sağlığımızı ciddi şekilde tehdit ederken, yaşadığımız kenti, ülkeyi ve dünyayı boğucu bir şekilde sarıyor. Çözümler her alanda aciliyet gösteriyor ama önce evimizden, kendi sokak kapımızdan başlamak gerekiyor. Ekolojik yaşam rehberi bu amaçla yazıldı.
    5,00  TL
  • Permakültür Bahçeleri
    e-kitap

    Permakültür Bahçeleri

    E-Kitap
    Permakültür Bahçeleri, hayal gücünüzü harekete geçirerek, permakültürün en temel mesajını okurlara ulaştırıyor: Doğaya karşı değil onunla birlikte çalışırsak daha güzel, daha bereketli ve daha bağışlayıcı bahçeler yaratabiliriz. Toby Hemenway’in gösterdiği gibi işbirliği içinde çalışabilen ve; Toprağın verimliliğini ve yapısını geliştirmek ve korumak, Peyzajın içinde suyu yakalamak ve sudan tasarruf etmek, Faydalı böcekler, hayvanlar ve insanlar için habitat sağlamak, Mevsimsel meyveler, yemişler ve diğer gıdalar üreten yenebilir bir “orman” yaratmak gibi çeşitli işlevler üstlenen bitkileri topluluklar şeklinde bir araya getirerek arka bahçenizde bir ekosistem yaratmak hem kolay hem de tatmin edici bir uğraştır. Bu gözden geçirilmiş ve güncellenmiş baskıya, yetiştirme alanları çok kısıtlı olan kentte ya da banliyöde yaşayan insanlar için özel olarak tasarlanmış, kentsel permakültür üzerine yeni bir bölüm de eklenmiştir. Elinizdeki bahçe ya da tarla ne büyüklükte olursa olsun permakültürün temel ilkelerini uygulayarak orayı daha çeşitli, daha doğal, daha üretken ve daha güzel hale getirebilirsiniz.   “Permakültür Bahçeleri kesinlikle bugüne kadar yazılmış en iyi permakültür kitabı ve bugüne kadar yazılmış en iyi bahçıvanlık kitabı olmaya da aday. Herkesin kütüphanesinde bulunmalı.-Sharon Astyk, Depletion and Abundance: Life on the New Home Front’un yazarı- “Dünyaya geldiğimizde bize bir kullanma kılavuzu vermedikleri için arada bir bazı bilge kişilerin kılavuzlar yazması büyük bir hizmet.  Permakültür Bahçeleri  bunların en önemlilerinden biri ve geleceğin dünyası için kesinlikle ihtiyaç duyacağımız bir kitap.”-Bill McKibben, Deep Economy ve Hope, Human and Wild’ın yazarı- “Toby Hemenway’in Permakültür Bahçeleri adlı eseri uygulama ile vizyonerliği birleştiren, insanların rakibi değil parçası olduğu ekosistemleri güçlendirmek ve hayatta tutmak için Yeryüzü’nün simbiyotik topluluklarının doğal zekâsını kullanan bahçıvanlar ve peyzajcılar için tarihi bir dönüm noktası. Doğa ile uyum içinde nasıl yaşayabileceğimizi ve böyle yaşamak zorunda olduğumuzu gösteren muhteşem bir eser!”-Paul Stamets, Mycellium Running: How Mushrooms Can Help Save the World’ün yazarı- “Permakültür bahçeleri artık geleceğe dair hayaller değiller. Buradalar ve yaşıyorlar. Permakültür Bahçeleri  evlerinin bahçesini sağlıklı, sürüdürülebilir ve şifalı hale getirmek isteyen herkes için aydınlatıcı ve mutlaka okunması gereken bir kaynak.”-Robert Kourik, Designing and Maintaining Your Edible Lanscape, Naturally’nin yazarı- Savruk bir tüketici değil sürdürülebilir bir üretici olun. Bu muhteşem kitap size bunu nasıl yapcağınızı, harika arka bahçe ekosistemleri yaratmada ve geliştirmekte yardımcı olarak gösteriyor. Bu kitaptaki bilgileri uygulayın ve hem kendi topluluğunuzu hem de daha ötesini olumlu yönde değiştirecek bir örnek olmaya başlayın. En güzeli de bu kitapla bunu yapmanın çok kolay, ilginç ve eğlenceli olması.-Brad Lanchaster, Rainwater Harvesting  for Drylands and Beyond’un yazarı- Permakültür Bahçeleri’nde o kadar büyük bir bilgelik var ki hakkını vermek için bir düzine köşe yazısı yazmam gerek. Cesur, etkileyici, doğayı kucaklayan ve tamamen mantıklı bir gelecek vizyonu.-Justin Siskin, Los Angeles Daily News yazarı-
    15,00  TL
  • Ekolojik Anayasa
    e-kitap

    Ekolojik Anayasa

    E-Kitap
    İnsanın her şeyin ölçüsü olduğu anlayışının bir sonucu olarak gelinen bu noktada bir itirazımızı ortaya koymak üzere yola koyulduk. İnsanın yegâne hak öznesi olduğu geleneksel hukuk anlayışını sorgulamaya başladık. Biz, Yeşiller olarak, gezegenimizde gelecekteki yaşamı tehdit eder bir noktaya gelen ekolojik yıkım ortamında doğanın da bir hak öznesi olarak tanınıp tanınmayacağı sorusunun sadece bir etik veya hukuk meselesi olarak değil, bir var oluş sorunu olarak da kendini dayattığını görüyoruz. Bunu her ortamda dile getiriyoruz. İnsanın doğa ile baş etme mücadelesinin giderek doğaya hükmetme ve kendini doğanın efendisi gibi görme noktasına gelmesini kabul etmiyoruz. İnsanın doğanın bir parçası olduğunu ve kendi varlığını sürdürebilmesinin ancak bu kabulle mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Bu noktada yeni bir paradigmaya ihtiyaç olduğu açıktır. Bu anlayıştan yola çıkarak Ekolojik Anayasa konusunu tartışmaya başladık. Doğanın da bir hak öznesi olduğu inancından hareket ederek doğanın da vazgeçilmez, devredilmez haklarının anayasal güvence altına alınmasını talep ediyoruz. Editör: Mahmut Boynudelik Yüksel Selek-Ömer Madra-Burcu Akyüz-Ayşe Bilge Dicleli-Ayşen Candaş-Yücel Sayman-Mehmet Horuş-Ayhan Bilgen-Yakup Okumuşoğlu-Levent Korkut- Serkan Köybaşı
    5,00  TL
  • Ekoköyler: Yeni Rotamız
    e-kitap

    Ekoköyler: Yeni Rotamız

    E-Kitap
    Bin millik bir yolculuk bile tek bir adımla başlar " Lao-Tzu Bu kitap, hayatlarımızda bütüncül ve yaratıcı bir amaç duygusu doğurmak için sağlam temeller oluşturmakta ihtiyacımız olan başlıca malzemeleri tanımlamayı hedeflemektedir. Oluşmasına öncülük etmemiz gereken yeni toplum sabit bir varlık değildir. Sürekli verilen bir varlıktır ve yeni kökler salabilmesi için öyle bir formül ortaya koymalıyız ki; iyi meyveler versin. Gelecek için sorumluluk alabilen ve almaya istekli bireylerden oluşan kritik bir kitlenin ortaya çıkışı ile mevcut sistemin onlarca yılın yalan ve yanlış yönetiminin biriken yansımalarıyla başa çıkmaktaki başarısızlığının görünür hale gelmesi aynı zamanda denk geliyor. Şimdi karşı tarafa geçme zamanıdır. Eski bir yaşam tuz buz olurken yeni bir yaşam ortaya çıkmaktadır. Eminim ki bu süreçte büyük, eşi görülmemiş jeofizik ve insani sarsılmalar yaşanacaktır. Ancak korkmamalıyız; çünkü büyük hastalıklar öyle sessizce yok olmazlar. Bugün yeryüzünün yükselen ateşini terleyerek atması ve vücudun ve damarların temizlenmesi için derinlere gömülü zehirlerini kusması gerekmektedir. Bu çalkantıların büyük bir değişim sürecinin vazgeçilmez bir parçası olduğunu kabul edersek bununla daha etkili bir şekilde başa çıkabiliriz. 
    5,00  TL
  • Gıda Bağımsızlığı
    e-kitap

    Gıda Bağımsızlığı

    E-Kitap
    Gıdanın ticarileşmesi artık gıda güvenliğini tehdit ediyor. Özellikle gıda ithalatı başlı başına öncelikle çiftçiyi sonrasında tüketiciyi dört bir yanından çevirip sarmalıyor. Artık market raflarında cici bici ambalajlarında kaplanmış, içinde ne barındırdığı belirsiz, farklı kıtalardan dev gemilerle taşınmış ürünlerle karşı karşıyayız. Gıda ithalatı bir tek mevzuya odaklanmış durumdadır; düşük maliyetler. Kayıplarımız ve geri döndürülemez varlıklarımız için tek bir can simidi kaldı; şehirli tüketicilerin seçimleri ve tüketmekten ileri gelen güçleri. Ticaretin serbestliğiyle, yerel gıda üretiminin varoluşu birbirine taban tabana zıt. İpin ucu tüketicilerin ellerinde.
    3,50  TL
  • Başka Bir Hayvancılık Mümkün
    e-kitap

    Başka Bir Hayvancılık Mümkün

    E-Kitap
    Çevreye ve insana dost hayvancılığın yerini endüstriyel hayvancılık alıyor. Binlerce hayvanın daracık yerlere tıkıştırıldığı, kesif yemlerle beslendiği, mutsuz hayvan kalabalıkları dünyanın her yanına yayılıyor. Bu hayvanların dışkıları ve idrarları, gübre/tezek olmanın yerine heba ediliyor. Hastalıklara karşı sürekli antibiyotik veriliyor. Yem ihtiyaçları da yoğun yemlerle karşılandığı için, tarlalarda ekilen azot bağlayıcılar ekilmiyor ve meralara önem verilmiyor, yağmalanıyor. Bu sorunlar sıralamakla bitmiyor. Bütün bu olumsuzlukların insan sağlığı üzerine etkileri de bir o kadar karanlık bir tablo çiziyor. Damartıkanıklığınabağlıkalp-damarhastalıklarıvebunabağlıinmevekalpkrizi, parkinson, alzheimer, kanser,şekerhastalığı gibi kronikhastalıklar büyük oranda beslenmeye bağlı olarak gelişiyor. Bir yandan endüstriyel hayvancılık için harcanan milyarlar, öte yandan bunun sonucu ortaya çıkan hastalıklarla mücadele etmek, kirlenen yeraltı sularını temizlemek için harcanan milyarlar, yine bizim cebimizden çıkıyor. Bu kadar para harcanmasına karşın, endüstriyel hayvancılıktan elde edilen et ve sütün kalitesi, özgür gezen ineklerin, özgür gezen tavukların etinin, sütünün ve yumurtasının kalitesinin yanına yaklaşamıyor. Tablo bu kadar berrak ve epeyce bir kişi ve uzman bu durumun farkındayken, sorun ne? Endüstriyel hayvancılığa mahkûm muyuz? Başka yolu, yordamı var mı? İşte elinizdeki kitap bu sorulara cevap arıyor. 
    5,00  TL
  • Kişisel Karbon Ayak İzi Rehberi
    e-kitap

    Kişisel Karbon Ayak İzi Rehberi

    E-Kitap
    Küresel iklim değişikliği, her geçen yıl büyüyen bir tehdit olarak kendini daha fazla hissettiriyor. İklim değişikliğini durdurmak öncelikle politik mücadele yaparak mümkün. Öte yandan sivil toplumun, yurttaş insiyatiflerinin mücadelesinin önemi çok büyük. Hepimiz iklim değişikliğine neden olan salınımları çok iyi biliyoruz. Alternatif, temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarını da o derece iyi biliyoruz. İyi ve temiz olanı istemek her ahlaklı yurttaşın ödevidir. İklim değişikliğinin toplumsal yanı böyleyken, bireysel çözümleri de ihmal etmemek gerekiyor. Hülasası bir yanıyla okyanusa deniz yıldızlarını atan adamı toplumsal mücadeleye davet etmeli, öte yandan deniz yıldızlarını okyanusa atmasına yardım etmeliyiz. Acaba her bireyin ya da hane halkının karbon ayak izi ne kadar ? Bunun hesabını yapmak, kişisel yaşam alışkanlıklarımızı sorgulamak, sürdürülebilir bir gezegenin ön koşullarından. Elinizdeki hesabın öncelikle ülke ortalaması, ardından dünya ortalaması ile karşılaştırılması ve sırasıyla bunların kişisel karbon ayak izinizi azaltmak için hedef alınması zorunluluk. Devin Bahçeci bir iklim aktivisti. Yaşıyla karşılaştırıldığında çok uzun bir zamandır küresil iklim değişikliğini durdurmak için çabalıyor. Birleşmiş Milletler'in düzenlediği iklim konferanslarında bulunuyor, savuculuk ve politika yapma süreçlerine dahil olmaya çalışıyor. Türkiye'de ve pek çok ülkede özellikle gençlerin dikkatini çekmek ve bilgi düzeylerini arttırmak için eğitimler veriyor. Kişisel Karbon Ayak İzi Rehberi, Devin Bahçeci'nin ziyaret ettiği pek çok şehirde kendisine sorulan sorulara yıllar içinde hazırladığı kapsamlı ama anlaşılması kolay bir rehber niteliğinde. Güncel veriler ve örnek tablolarla, kendi karbon ayak izinizi kolayca hesaplayabileceğiniz bir başucu kaynağı. Bu kitaptan elde edilecek bütün gelir, Devin Bahçeci'nin, Yeryüzü Derneği çatısı altında gerçekleştidiği iklim değişikliği eğitimlerinin finanse edilmesinde kullanılacaktır. Gezegenin karşı karşıya kaldığı, insan kaynaklı bu felaketler zincirine karşı, siz okurlarımızı da kişisel karbon ayak izinizi düşürmekten başlayarak iklim değişikliğini durdurmak için harekete geçmeye, hükümetleri ve Birleşmiş Milletleri ise aktivistlerin ve sivil toplumun çözüm önerilerini kabul etmeye çağırıyoruz.  (Tanıtım Bülteninden)
    3,00  TL
  • Kadınlar Ekolojik Dönüşümde
    e-kitap

    Kadınlar Ekolojik Dönüşümde

    E-Kitap
    Yazarlar: Ayşen Eren - Nidia Bustillos - Fatmagül Berktay - Filiz Telek - Gamze Göker - Canan Kızılaltun - Arun Shrivastava - Latife Ebru Talum - Pervin Erbil - Serpil Odabaşı - Susan Hawthorn - Zeynep Kadirbeyoğlu - Zübeyde Seven Turan Ekofeminizm ülkemizde az bilinen ve üzerine az çalışılan bir kavram. Türkiye’den ve dünyanın değişik köşelerinden sadece bu kitap için eline kalem alan kadınlar, mücadelelerini, görüşlerini ve deneyimlerini Emet Değirmenci’nin editörlüğünde, okurlarla paylaşıyor. Kadınlar Ekolojik Dönüşümde, Türkiye’de 20 yıldır ekoloji hareketlerinin içinde bilfiil bulunan, dünya çapında projelerde çalışmış ve halen Amerika’nın Seattle kentinde yaşayan Emet Değirmenci’nin uzun süren uğraşlarının ürünü. Yıllar içinde biriktirdiği deneyimlerini ve dostluklarını okurlarla paylaşmak isteyen Değirmenci’ye, uluslararası projelerden tanıdığı, değişik coğrafyalardan ve değişik mücadelelerden önemli katkılar geldi. " ...kadın ve doğanın aynı ataerkil endüstriyel-kapitalist kültür tarafından tahakküm altına alındığını belirtmeliyim. Toplumsal ekoloji felsefesinin kurucusu Murray Bookchin’in belirttiği gibi ‘toplumda ilk ortaya çıkan egemenlik ilişkilerinden biri, erkeğin kadın üzerindeki tahakkümü’ olduğuna göre kuşaktan kuşağa tekrarlanarak gelen patriarkiyi sökmek oldukça uzun zaman gerektirecektir. Ancak Michel Foucault’nun da belirttiği gibi kadına yönelik toplumsal cinsiyet ayrımı üzerinden gerçekleşen tahakküm ilişkisi biyolojik farklılıklara bağlı değildir. Kısacası biyolojik determinizm ile de cinsler arası bir eşitlik sağlanamayacağını tesbit etmeliyiz. Ayrıca cinsler arası eşitliğin ırk, sınıf gibi değişik karmaşık bileşenleri de içerdiğini göz önünde tutmalıyız."
    6,00  TL
  • Kışladağ’dan Mektup Var
    e-kitap

    Kışladağ’dan Mektup Var

    E-Kitap
    Ekolojiye saldırılar sürdükçe, saldırıya karşı direnişler de sürecek ve biz yazmaya, söylemeye ve yayınlamaya devam edeceğiz. "İnsanın canı, acıdığı yerdedir" derler. Türkiye’nin de canı acıyor. Ülkenin dört bir yanından feryatlar yükseliyor. Tıpkı bir canlı gibi ülkemizin canı, can damarlarından acıyor: Dağlarından, derelerinden, ormanlarından, ovalarından, tarihi ve kültürel varlıklarından, zeytinliklerinden ve tarım alanlarından acı feryatlar yükseliyor. Şu anda verilmiş kırk binin üzerinde maden ruhsatı var. Dağlar çığlık çığlığa. Yaşam alanlarımızı tüketiyorlar. Daha çok haysiyetli bilim insanına, daha çok hukuka-hukukçuya ve daha çok kitlesel direnişe ihtiyaç var. Uşak Eşme’de yıllardır Kışladağ altın madenine karşı güçlü bir direniş var. Bu mücadelenin içinden Muammer Sakaryalı haykırıyor. Görmeyen gözler görsün, duymayan kulaklar duysun, bu siyanürle altın işleme madenci çılgınlığı bitsin istiyor. Elimizde duyarlılığımız ve dayanışma ruhumuz var. Duyarlılığımızı kaybedersek, bilinsin ki her şeyimizi kaybederiz.
    5,00  TL
  • Ekolojizm
    e-kitap

    Ekolojizm

    E-Kitap
    Yanıltıcı bir zenginlik standartına dayanarak hükme varılırsa, Yeşil bir gelecek şimdikinden “daha yoksul” gözükebilir. Fakat gerçekte, daha yüksek bir yaşam standartımız olacaktır; Daha nitelikli beslenme, daha sağlıklı bedenler, ödüllendirilen iş, iyi yol arkadaşlığı, daha temiz hava, daha fazla kendine yetebilme, köstek değil, destek olan toplumlar ve içinde yaşanılacak daha güvenli bir dünya. Böylece zenginlik ile refah arasındaki fark belirginleşecektir. Yukarıdaki tespiti özgüvenle yapan Andrew Dobson, ekolojiyi, çevrecilikten itinayla ayırarak Ekolojizm'i bir ideoloji olarak ilan ediyor. Dobson, doksanlarda başlayan teorik çalışmalarını, kitabın dördüncü baskısında oldukça olgun bir düzeye taşıyor. Yetinmeyip, reel siyasette Yeşiller’in başkan adayı oluyor ve 2005 senesinde egemen iki partili ülkesinin tarihinde görülmemiş bir başarı yakalıyor. Dolayısıyla teorisini pratikle birleştirmeyi başarıyor. Bir kitap haz verir mi? Satırları arasında yuvarlanırken önünüze yepyeni bir dünya ve yeni bir insan modeli sunabilir mi? Umut ve güven sağlam bir altyapıyla dantel gibi örülür mü? Ekolojinin en çetrefilli sorunları, sürpriz dolu akıl yürütmelerle böylesine kolay aşılıp anlatılabilir mi? Karmaşık, içinden çıkılması zor, savunanların bile ter dökerek andığı kavramlar ancak bir dâhinin elinden çıkmışçasına sorun olmaktan çıkabilir mi? Dobson, tüm dünyada baskı üstüne baskı basan, yayıncısını, eleştirmenini ve yazarını şaşırtan bir ilgiyle karşılanan, pek çok üniversitede ders kitabı ilan edilen kitabında özgün ve yeni kavramlarla adeta düşünsel bir şölen sunuyor.
    9,00  TL
  • Nükleer Felaketlerle Yaşamak
    e-kitap

    Nükleer Felaketlerle Yaşamak

    E-Kitap
    Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor. Gelişmiş geçinen Rusya’sından, Japonyası’na, ABD’sinden Fransa’sına kadar, herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden, bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar, bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır. Bütün bunları değerlendirmek için, üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukişima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız. Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede, nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur.Peki Çernobil’de yaşananlar, Fukişima’da başarıya alışmış ve teknolojiye belki de dünyada en çok inanan Japonlara ders oldu mu? Kitap bu karşılaştırmanın da izini sürerek, bir yanıyla da güç sahiplerinin eğilimlerinin, sivil toplumun etkililiğinin, tıp camiasının örgütlüğünün, bilim insanlarının bağımsızlığının ve gazetecilerin cesaretinin önemini sorguluyor. Biz özellikle Türkiye’de artık çok iyi biliyoruz ki vatan hainliği ile sevgisi arasındaki çizgi, iktidarın tercihine kalmıştır. Bir şekilde her iki kazadan da en çok zararı görme ihtimali olan insanların, örtbas etmelere değil, sonuçlarıyla oynanmış raporlara değil, nükleer lobisinin finanse ettiği araştırmalara ve boş umutlara değil, güvenilir bilgilere ve desteğe ihtiyacı vardır. Kaldı ki bütün kazanın 300 yıla kadar sürecek etkilerini ortadan kaldırmak için, yine bu en çok zarar gören yurttaşların vergileri kullanılıyor. Nükleer serpintinin cinsi, yarılanma ömrü ve bunların bitkiler, hayvanlar genel olarak doğal ekosistem üzerindeki etkileri ise insan merkezli düşünenlerin dahi ihmal edemeyeceği düzeydedir çünkü bunların çoğu dönüp dolaşıp besin ya da su olarak insanlar tarafından tüketilmektedir. Ancak dünyaya başka bir gözlükle bakmayı becerebilenler için, ömürleri çok kısa olan mavi kelebeklerin nasıl etkilendiği de önem taşır. Ömürlerinin kısalması, kanat uzunlukların azalmasının yanı sıra yeni nesillerdeki mutasyonlar, gelecek için çok kaygı vericidir.İronik bir gelişme ise, nükleerden elde edeceğimiz enerji olmazsa yaşam durur sloganları atan lobicilerin söylediklerin tam tersine, kazadan sonra 17 adet nükleer güç santralini (toplam reaktör sayısı 48) kapatan, hem de bu kadar teknoloji ve elektrik bağımlısı bir ülke olan Japonya o zamandan beri nükleer enerjiye muhtaç olmadan yaşamıştır ve bugün de tekrar çalıştırılan 2 reaktör dışında nükleersiz yaşamaktadır.                    Bütün bu kazaların bize öğrettiği bir önemli unsur ise, tıpkı küresel iklim değişikliği gibi, nükleer santraller de bulundukları devletlerin sorumluluğundan fazlasını, yani bütün gezegende yaşayanları ilgilendiriyor. Bu nedenle hangi ülkede yapılırsa yapılsın, yarın onun olumsuz etkilerine maruz kalacak tüm insanların bunlara direnmeye hakkı vardır.
    6,00  TL