Referans E-Kitapları

Yayınevi/Marka
18 öğeden 1-16 arası gösteriliyor.
Sayfa  1 - 2
  • Arı Usun Eleştirisi
    e-kitap

    Arı Usun Eleştirisi

    E-Kitap
    Arı Usun Eleştirisi yaygın olarak felsefe tarihinin en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilir. Kant’ın “ilk eleştirisi” olarak da bilinen yapıt Kılgısal Usun Eleştirisi ve Yargı Yetisinin Eleştirisi tarafından izlendi. Kant’ın kuşkucu David Hume’dan inakçılıktan özgürleşmede ciddi olarak etkilendiğini söylemesine karşın, çalışmanın daha sonraki Anglo-Saxon kuşkucu geleneği ile herhangi bir sürekliliği yoktur. Hegel Fichte’nin ve Schelling’in felsefelerinin Kant’ın aşkınsal felsefesinin ötesine geçemediklerini düşünür ve kendi dizgesi açısından Kant’a herhangi bir borcu olmadığını belirtir. (Büyük Mantık Bilimi’ne not).
    5,50  TL
  • Ahlakın ve Dinin İki Kaynağı
    e-kitap

    Ahlakın ve Dinin İki Kaynağı

    E-Kitap
    Ünlü Fransız felsefeci Henri Bergson'un düşünce tarihinde özgün bir yeri vardır. Bergson'a göre, gerçekten varolan şey madde, cansız varlık değildir; gerçeklik süredir ve bunu yalnızca sezgi kavrayabilir. Zaman bir birikimdir. Gelecek hiçbir zaman geçmişin aynısı olamaz, zira her adımda yeni bir tecrübe ortaya çıkar. O, bilinçli bir varlık için var olmanın değişmek olduğunu kabul eder, zira değişmek olgunlaşmak demektir; olgunlaşmak ise, sonsuzca kendi kendini yaratmak demektir. Bu, yalnızca bilinçli insan varlığı için değil, fakat bütün gerçeklik için böyledir. Bergson gelişmeyi, ancak süre olarak anladığımız takdirde her şeyi berraklığa kavuşturabileceğimizi söyler. Bergson'un Ahlâkın ve Dinin İki Kaynağı'nda temel yaklaşımı durağan ile devingen arasında kurduğu temel karşıtlıktır. Bu karşıtlıklardan birinin kökleri zihindedir ve bilime, onun durağan, mekanik ülkülerine ulaşır, diğeri sezgiye dayalıdır, varlığını felsefecilerin, sanatçıların ve büyük mistiklerin yaratıcı atılımında bulur: "Azizlerin niçin taklitleri vardır ve iyiliğin büyük insanları neden arkalarından yığınları sürüklemişlerdir? Hiçbir şey istemiyorlar ve buna rağmen elde ediyorlar. Çağırmak zorunda değillerdir; yalnızca varolurlar; varoluşları bir çağrıdır. Çünkü bu başka ahlâkın özelliği tam da budur. Doğal ödev baskı veya zorlamayken, tam ve mükemmel ahlâkta bir çağrı vardır." "Ruh, onu sürükleyen akımla derinden sarsılmış olarak, türün ve bireyin birbirlerini dairesel olarak koşullandırmasını isteyen yasadan bir an için kurtularak, kendi üzerinde dönmekten vazgeçer. Sanki onu çağıran bir sesi dinliyormuş gibi durur. Daha sonra kendini ileriye doğru bırakır. Onu hareket ettiren gücü doğrudan algılayamaz ama simgesel bir görmeyle onun tanımlanamaz varlığını hisseder veya keşfeder. Sonra büyük bir neşe, içinde eridiği bir esrime hâli veya kendinden geçiş hâli gelir.
    12,60  TL
  • Felsefeye Giriş
    e-kitap

    Felsefeye Giriş

    E-Kitap
     Felsefeyi akademinin, hayattan soyutlanmış kavramlarının insani pratikleri ve tecrübeleri tam olarak yansıtmayan sınırlı ve dar çerçevesine hapsetmek yerine hayatın tazeliğine ve canlılığına temas eden, evrende bulunan her şeyi tam olarak kuşatan bir genişlikle ele almak gerekir. Aksi halde, küçük bir çevrenin anlaşılması ve paylaşılması son derece zor akademik ilgilerinin tutsağı olmuş bir düşünce evreni ortaya çıkar ki bu, her türlü entelektüel etkileşimi ve aynı zamanda geniş kitlelerin bu yöndeki ilgilerini dışarıda bırakır. Bunun bir sonucu olarak toplumsal ve bireyler arası çatışma ve gerilim yaratan genel bir basiretsizlik hali olarak karşımızda beliren mevcut durumda, akıldan ve sağduyudan uzak, hayatın ve insani dünyanın temel problemleri üzerinde asgari bir tartışma, konuşma ve en önemlisi düşünme pratiği oluşturamamış bir topluluğun gürültücülüğü ve "idare ediciliği" daha iyi anlaşılır. Sakin, tutarlı, ölçülü bir biçimde İyi, Güzel, Doğru hakkında yetkin ve upuygun sorular sormanın, varolan her şey hakkında hayattan hiçbir zaman ayrı düşmeyen bir kavramsal zeminde yöntemsel ve sistematik düşünmenin örnekleri ise çok fazla değildir. T. Mengüşoğlu güncelliğini koruyan bu eseriyle, özellikle Nietzsche ve Scheler'i takip ederek bize, hayatın hem pratik hem de teorik alanlarında yeni ufuklar açan doğru düşünmenin imkânlarıyla ilgili ipuçları veriyor ve felsefenin herkes için ulaşılabilir olduğunu gösteriyor.      
    12,60  TL
  • 50 Soruda Dil Felsefesi
    e-kitap

    50 Soruda Dil Felsefesi

    E-Kitap
    Dilin mahiyetini/neliğini düşünce, kültür, varlık ile ilişkilerinde soruşturan yanıyla felsefeyi konu alan 50 Soruda Dil Felsefesi, "50 Soruda" dizisinin 14. kitabı. Yazarı Atakan Altınörs'ün Antikçağ'dan günümüze felsefe tarihinde dil hakkında ortaya konmuş başlıca görüşleri anlaşılır ve rahat okunan bir üslupla sunduğu kitapta yer alan bazı sorular şunlar: Dil felsefesinin dilbilimden ayrılan yönü nedir? Hayvanlar arasındaki iletişim biçimleri bir dil meydana getirir mi? Dilin kökeni neden bir felsefî sorundur? Anlam nedir? Antikçağ felsefesinde dile nasıl yaklaşılmıştır? Ortaçağ'da dil felsefesinde tartışılan başlıca konular nelerdir? Descartes'ın dil felsefesi alanındaki önemi nedir? Berkeley'in dil anlayışı nasıl tasvir edilebilir? Rousseau'nun dil felsefesi alanındaki görüşleri nasıl özetlenebilir? Marksizm dile nasıl yaklaşır? Mantıkçı pozitivizmin dile yaklaşımı nasıldır? Chomsky'nin dil görüşü nasıl özetlenebilir?
    10,80  TL
  • Felsefenin Temel Disiplinleri
    e-kitap

    Felsefenin Temel Disiplinleri

    E-Kitap
    Yaşam süreçleri yaptığımız felsefe ölçüsünde anlam kazanır, bu süreci basitleştirmek veya onu çıkabileceği en yüksek noktadan kavrayabilmek tamamen vermiş olduğumuz karara bağlıdır. Felsefeyi tercih etmekle sahte görüntülerin egemenliğini bir nebze olsun sekteye uğratmış oluruz. Yüzeyde sürüp giden bütün telaşların ötesinde sadece varlıkların özü bilinmeye ve tanınmaya değerdir. Sıradan bir yaşam için varlıkların özüne inmek gerekli olmayabilir ama varlıkların özü için de sıradan bir yaşam yaşanmaya değer değildir. Felsefe, saf ve bütünlüklü olanın çağrısıdır. Bunun dışında, bağlamından kopartılmış, varlığını unutmuş tüm şeyler için Sokrates "dünyada gereksinmediğim ne çok şey var!" hatırlatmasını yapmaktadır. Felsefe yapmak, yalnızca felsefe tarihi ve düşünürlerin yaşam ve görüşlerini okumaktan geçmiyor. Bunlardan da öte felsefe, düşünmenin imkânını yakalamak ya da ünlü biçimiyle söyleyecek olursak 'hakikat sevgisine' ulaşmak demektir. Felsefe yapmak, felsefenin kendine özgü kullandığı dil ile konuşmak demektir. Uzun bir geleneği olan ve kendi içinde göndermeleri olan bu dile erişildiği takdirde İlk Çağ düşünürlerinin sormuş olduğu soruları bugün biz de sorabiliriz: "İnsan nedir?" "Hakikat Nedir? "Kendi varlığımın sırrına nasıl inebilirim?" Büyük soruları kendimize sorma cesaretini göstermeden önce tıpkı bir felsefe öğrencisinin yaptığı gibi klasik düşünürlere, Platon, Aristoteles, Hume, Spinoza, Kant, Hegel ve Descartes'a ve bu düşünürlerin en önemli takipçilerine daha çok vakit ayırmalıdır. İdeal bir felsefe eğitimi için, Mantık sayesinde düşünmenin ilkeleri, Metafizik sayesinde evrenle kurulan bütünlüklü ilişki, Ontoloji sayesinde varlığın temel yapısı ve diğer Disiplinler keşfedilmelidir. Bu küçük kitapta, derin bilgisini özlü anlatımıyla birleştiren Heinz Heimsoeth, sistematik bir biçimde felsefeye dair en temel disiplinleri aktarmaktadır.
    7,00  TL
  • Hiçistan Rehberi
    e-kitap

    Hiçistan Rehberi

    E-Kitap
    "İnansak da inanmasak da tanrılara tapıyoruz," yazmıştı Pessoa. Bir çoğu, insanın ya bir Tanrı'ya ya da putlara sahip olduğunu, üçüncü bir seçenek bulunmadığını gözlemlemiştir. Engels'se "Öyleyse ateizm de sizin dininiz," sözünü tekrar tekrar işittiği için muhataplarının kafasızlığından yakınmayı tercih eder. Ben kişisel tercihimi Engels'ten değil, "Öyle anlaşılıyor ki daha uzun süre Tanrı'dan kurtulamayacağız, çünkü hala gramere inanmayı sürdürüyoruz," diyen Nietzsche'den yana kullanacak ve burada (şimdilik gerçekliğe demeyeceğim, ama) insan düşünce ve algısının zorunlu yapısına dair aşılamaz bir şeyler bulunduğundan kuşkulanmayı sürdüreceğim. Ama kişisel tercihim çok da önemli değil, çünkü -yukarıda ifade etmeyi denedim- putlara ve tabulara karşı mücadele etmenin tıpkı karşılıklı saygı ya da ötekileştirmeme gibi, özgürlük ve emek gibi mutlak değerler olduğunu tekrar tekrar ve döne döne göstermek hiç de zor değildir."
    6,00  TL
  • Varlığın Metafiziği Hiçlikten Her Şey Doğar
    e-kitap

    Varlığın Metafiziği Hiçlikten Her Şey Doğar

    E-Kitap
    Jeff Love, kitabı Varlığın Metafiziği'nde sonsuz bir ilmin kapılarını aralayan Kabalistik öğreti ile, yer yer astrolojiyi, kuantum fiziğini ve psikolojiyi sentezleyerek insanın asıl doğasına ve kadim geçmişine ışık tutuyor. Love'ın amacı, hümanistik psikoloji ve en kadim metafizik sistemlerinin benzer hakikatlere ve sonuçlara işaret ediyor olabileceklerini göstermektir. Yazarın 'Hayat nedir?' sorusuna verdiği yanıt niteliğindeki, kendisinin geliştirmiş olduğu bir model olan 'Psikometafizik', tüm yazılı felsefeler gibi hakikatin kendisi değil, sembollerle hakikate işaret etmenin bir yoludur. Bizler her ne kadar onu zihnimizde bir yerlere oturttuğumuzu düşünsek de hayat her zaman muhteşem ve şaşırtıcı bir sır olarak kalmaya devam edecektir...
    6,81  TL
  • Wittgenstein ve Dilin Sınırları
    e-kitap

    Wittgenstein ve Dilin Sınırları

    E-Kitap
    Büyük antik felsefe uzmanı Pierre Hadot, bu küçük ama derin kitapta Wittgenstein ile ilgili birbiri içine geçen üç felsefi hikâye sunmaktadır okuyucuya: ilkin, Wittgenstein felsefesinin neredeyse hiç bilinmediği bir dönemde, onun dile getirdiği yepyeni bir anlayışın bir filozofun düşünce güzergâhında oynadığı belirleyici rol ve bu keşfin yarattığı açılımlar. İkinci olarak, gerek dünya felsefe tarihi içindeki yeri, gerekse yüzyılımızın düşünce ikliminde yarattığı etkisi tartışılmaz derecede önemli olan bu büyük filozofun devrimci boyutu... Nihayet ve belki de en önemlisi, Wittgenstein'm birbirinden farklı olan ama birbirini tamamlayan iki ayrı dönemindeki tezlerinin son derece Özetleyici ve anlaşılır bir izahı. Tractatus Logico Philosphicus'a hasredilen ilk iki metin, Wittgenstien'ın dile getirdiği "Dil içinde ifade edilen, dil ile ifade edilemez" formülünden hareketle, söze sığmayan üzerine bir düşünüm geliştirir. Wittgenstein'ın ikinci dönem düşüncesini temsil eden Felsefi Soruşturmalar'ı konu alan son iki makale ise, bu metinde açık ifadesini bulan devrimci dil teorisinin dil ve düşünce anlayışımızda yarattığı büyük etkiler üzerine odaklanır: dil oyunları mefhumu ve yaşam biçimi anlayışı Hadot'yu felsefî söylemin doğası üzerine düşünmeye götürür. İşlevi nesneleri göstermek ve düşüncelere tercüman olmak olan bir dil yoktur, ama başka şeyler arasında, dinleyici üzerinde bir etki yaratmaya yönelik dil oyunları vardır... Felsefi dil belli bir etkinlik perspektifi içinde "ruhsal bir talim" olarak anlaşılmalıdır. Daha önemlisi, felsefi söylem belli bir yaşam tarzının seçiminden bağımsız salt teorik bir etkinlik değildir. Aksine söz ve eylem, felsefi söylem ve filozofça yaşam, birbirinden ayrılmaz tamamlayıcı bir bütündür. Ve felsefe hayretle başlar: "Dünyanın nasıl olduğu değildir gizemli olan, olmasıdır."...Wittgenstein'ın analitik-pozitivist düşüncesinin Ötesinde mistik olana dair getirdiği açılıma kulak vermek isteyenler için...
    6,30  TL
  • Doğa Felsefesi 1 - Mekanik
    e-kitap

    Doğa Felsefesi 1 - Mekanik

    E-Kitap
    Doğa üzerine felsefe yapmak doğayı yaratmaktır [diyordu Schelling]. Şimdi Hegel'in bize bıraktığı gereçler varsıllığından Hegel Toplumu tarafından bana verilen bu paha biçilmez kalıtı yayıma hazırlama görevini bitirirken, gerçekte Doğa Felsefesinin yeniden dirilişini tasarlamış olan insanı [Schelling] alıntılayarak başlamak ancak uygun olabilir. Coşkunun tam bir enerjisi ve düşünceye dayalı bilgiye duyulan en yüksek güven ile yüklü bu tümce modern bilimin tanrısal ikizlerinin kırk yıl önce savunduğu ve derin düşüncenin sıradan felsefesine ve onunla bağlanan herşeye karşı tutkulu olarak savundukları bakış açısını anlatır. [Hegel ve Schellingin] dostlukları erken gençlik dönemlerinde gelişti ve Jenadaki kamusal etkinliklerinde ve Eleştirel Felsefe Dergisinin yayımlanmasında güçlendi. Hegel'in bilimleri kapsamında aşılamaz olan ve benzerini yalnızca Aristoteles'in yazılarında bulan bir yapıya yükseltmesini sağlayan zemini bu dostluk hazırladı. Eğer şimdi utku kazanmış gerçeğin güneşli günü yüzyılın onunla başladığı parlak ve şanlı şafaktan sonra bilimin göklerine yükseliyorsa, Doğa Felsefesi üzerine bu derslerde o zamanlar tomurcukta olan çiçeklerin çelenginden olgunlaşmış seçme meyvelerden birini bulacağız. "Schelling'in bu sözleri gösterişli bulunabilir, ve şimdi felsefeye öylesine sık yöneltilen kendini tanrılaştırma suçlamasının karşıtı olarak alınabilir. Ama şair felsefenin kaygısının yaratılışın büyük düşüncelerini yeniden düşünmek olduğunu söyler, ve eğer düşünceyi bu yolda anlatırsak daha az gösterişli görünür. Gerçekte doğa üzerine felsefe yapmada amacımız Doğanın anlaşılır özünü ya da yaratıcı düşüncelerini kendi tinsel içselliğimizden düşünerek yeniden üretmek değilse ne olabilir? "Ama genellikle ileri sürülür ki, deneyim bilimsel bilginin biricik temeli olduğuna göre, Doğanın düşünceler yoluyla kavranması olan bir Doğa Felsefesinin bütün işi boş ve ütopiktir. Hiç kuşkusuz Doğa Felsefesinin deneyime dayanmadıkça Doğa üzerine düşünmeyi hiçbir zaman.
    5,50  TL
  • Felsefe El Kitabı
    e-kitap

    Felsefe El Kitabı

    E-Kitap
    Diyalektik ve tarihsel materyalizm, bilimsel sosyalizmin temel bileşenlerinden biridir ve Marksizmin genel teorik ve yöntembilimsel temelini oluşturur. Marksist felsefeyi incelemek, bilimsel bir dünya görüşü oluşturmanın başlıca yollarından biridir. Bu nedenle felsefe bilmeden ne bir bütün olarak Marksizm-Leninizm ne de bilimsel sosyalizm, ekonomi politik ya da öteki toplumsal bilimler layıkıyla öğrenilebilir. Prof. B. I. Suslakov ve Prof. L. A. Yakovleva başkanlığındaki geniş bir kurul tarafından oluşturulan bu özlü kitapta diyalektik ve tarihsel materyalizmin temel konuları inceleniyor. "Diyalektik Materyalizm" ve "Tarihsel Materyalizm" başlıklı iki kısımdan oluşan kitabın ilk kısmında felsefenin konusu ve toplumda oynadığı rol; Marksizm öncesi felsefede idealizm-materyalizm kavgası; Marksist felsefenin doğuşu ve yükselişi; madde, varlık ve bilinç; diyalektiğin temel yasaları ve kategorileri; bilgi kuramı... gibi konular inceleniyor. İkinci kısımda ise materyalist tarih anlayışı; toplum ve doğa; tarihsel gelişmenin başlıca aşamaları; toplumsal yapı, sınıflar ve sınıf ilişkileri; toplumsal devrim; toplumsal bilinç, bilim ve toplumsal yaşamda bilimin rolü; kültür ve kültürün gelişiminin yasaları... gibi konular ele alınıyor.
    5,00  TL
  • Şipşak Freud
    e-kitap

    Şipşak Freud

    E-Kitap
    Vakti az olanlara! Hayatımızı değiştirenlerin hayatları Şipşak dizisinde! Bilim tarihinin en çok tartışma yaratanlarından Sigmund Freud'un bilinmeyen yönleri... Christfried Tögel, Sigmund Freud'u keşfetmek üzere çıktığı yolculukta okurunu yalnız bırakmıyor, bu yolculuğun ana duraklarında onlara eşlik ediyor ve onları Freud'un bilinmeyen yönleriyle tanıştırıyor. Yıllarca bilim çevreleri tarafından görmezlikten gelindikten sonra 1902 yılında profesör unvanı aldığında kendisine gelen çiçekleri ve kutlama mesajlarını gören Freud, durumu alaya alarak şöyle yorumlamıştı: "Sanırsınız ki cinselliğin rolü majesteleri tarafından resmi olarak kabul edildi, rüya analizi bakanlar kurulunca onaylandı ve histeri vakalarında psikanalitik terapinin zorunluluğunun savunulduğu yasa taslağı üçte iki oyçokluğuyla meclisten geçti." Bilme tutkusuyla çalışmalarını yürüten Sigmund Freud'u bazıları çok yüceltti, bazıları küçümsedi. Ve o bilim tarihinin en fazla tartışılan isimlerinden biri oldu.  
    12,00  TL
  • Tarih Felsefesi - 1
    e-kitap

    Tarih Felsefesi - 1

    E-Kitap
    Eğer, Klasik Felsefenin tini ile uyum içinde, İnsan kendinde ussal bir varlık olarak kabul edilirse, ve Usun doğal ve tinsel tüm varoluşun özü olduğu kabul edilirse, bu öncüllerin vargısı insanın gelişmek zorunda olduğu, bir yandan bilincini saltık olarak Doğanın gerçekliği ile uyum içinde biçimlendirirken, öte yandan Varoluşuna kendi özsel gerçekliğinin biçimini vermekte, onu kendi Özü ile uyum içinde belirlemekte olduğudur. Doğa saltık olarak bilinebilirdir, ve Tin kendini özsel gizilliği ile uyum içinde eksiksiz olarak nesnelleştirebilir, geliştirebilir, eksiksizleştirebilir. O zaman Tarih bir olumsallık ve şans alanı değil, ama özsel olarak belirli, gelişimsel, ereksel bir süreçtir. Tarih tikel ulusları kültürel sonlulukları, gerilikleri, ve değersizlikleri içinde kötü bir sonsuzluğa mahkum eden saçma ve anlamsız bir kavga alanı değil, ama insanı, Dünya-Tinini Bilgiye, Barışa, Güzelliğe yükselten büyüme sürecidir. Hegel için Dünya Tarihi insanın Özgürlük bilincinde ilerleme sürecidir ve bu onun için kişisel bir görüş değil, ama insan doğasının mantıksal vargısı, insanın özsel olarak ussal özünün Ereğidir. Hegel için Özgürlük - hiç kuşkusuz bireyin, bu tikel bireyin Özgürlüğü - her şeydir. Bireyin bir birey olabilmesi, gerçek kendisi olabilmesi, gelişimi, karakteri, güzelliği, varoluşunun tüm anlam ve değeri özgür olmasına bağlıdır, çünkü insanın, Tinin özü Özgürlüktür, çünkü insan gelişmek için, kendini gerçekleştirmek, gerçek insan yapmak için varoluşa gelir. Bu hem Yurttaş olarak bireyin hem de onun ussal İstenci olan Devletinin sorunudur. Tin Özgürlüğü ancak onun Kavramını bildiği düzeye dek edimselleştirir - insanın yönetiminin yerine Yasanın Yönetimini geçirir. Hegel'in felsefesini diktatörlük özlemlerine temel yapmayı istemek, onun çalışmasını tarihsel materyalizm ve nazizm gibi kölelik ideolojilerinin bir bileşeni olarak yorumlamak, bu düzeye dek, yalnızca bir yanılgı, bir yanlış anlama değildir ve Özgürlük Kavramının kendisinin bilinçsizliğine bağlıdır. Despotizm insanlığın olduğu gibi bireyin gelişiminde de yalnızca ilk evre, yalnızca doğal olanın henüz tinsel olana baskın olduğu barbarlık evresidir. Bu nedenledir ki tarihsel materyalizm ve nazizm gibi ideolojiler ancak henüz Özgürlük bilincini kavramamış bireylerde ve uluslarda acı, utandırıcı, korkutucu ve dolayısıyla geçici ve yitici bir varoluş alanı bulabilirler.
    5,50  TL
  • Tarih Felsefesi - 2
    e-kitap

    Tarih Felsefesi - 2

    E-Kitap
    Hegel'in Tarih Felsefesinde Dünya Tarihinin aşamalarını belirlemek için ilke Özgürlüktür: Bir için; Kimileri için; ve Herkes için. Doğuda yalnızca Bir özgürdür - çoğunluk yalnızca boyun eğmeyi bilir ve ancak bildiğini isteyebilir. Orada homo-sapiens henüz yarı yoldadır, tözsel sağlamlığı daha öte gelişmesine izin vermez, ve politik varoluşu Despotizmdir: Yönetende olduğu gibi yönetilende de karakter çocuksudur. Ahlak özgürlük içinde gelişir ve ancak özgür insan, ancak kendi Duyuncu ve İstenci olan yurttaş gerçekten moral varlıktır. Boyun eğenin moral değeri dışarıdan, törelliği başka bir istençten gelir, onun için doğru ya da eğri, iyi ya da kötü onun kendi Duyuncu tarafından değil, başkası tarafından belirlenir. Dünya-Tini gerçek moral olgunluğuna ancak hiçbir erken kültürel şekilde katılaşmayarak, ancak bu sonlu şekilleri ortadan kaldırarak, ancak gelişmeyi sürdürerek kazanabilir. Tarihin dinginliği Tinin ölümüdür. Ortadan kalkmak Tarih olmaktır - daha öte büyümek üzere. Bu düzeye dek Dünya-Tininin gelişimi değişime direnmeyen kültürlere aittir. Pers Tini (ki Mısır da bu alana aittir) ilk dünya-tarihsel ulustur: Ortadan kalkmış, gücünü, yerini, değerini onun kültürünü dönüştürmek üzere kalıt alan daha yüksek Helenik-Romanik Tine bırakmıştır. Çin ve Hindistan ise sağlamlıklarını bin yıllar boyunca sürdürmüş, granit tözsellikleri içinde değişmemiş, Tarih olmamışlardır. Ve şimdi despotizm ile uzlaşmaya direnemeyen Batı tarafından değiştirilmekte, içte eski olan yalnızca dışta yenilenmektedir. Doğunun değişimi içsel-moral değil, törel de değil, salt dışsal-teknolojik bir konudur. Eğer materyal-teknolojik ilerleme gene de gelişim olarak görülürse, Doğunun 'gelişimi' Despotizmin güçlenmesidir. Ve despotizmin dili şiddetin dilidir: Orada henüz Güç Haktır. Ve orada henüz materyal altyapı tarafından belirlenmeyi sürdüren istençsiz Tin için gözdağı yine Özgürlüktür. Ama Özgürlük onun kendisinin de Özüdür, ve dışarıda değil içeridedir.
    5,50  TL
  • Habermas'ı Okumak
    e-kitap

    Habermas'ı Okumak

    E-Kitap
    Taner Timur, Felsefi İzlenimler ve Marksizm, İnsan ve Toplum kitaplarında 20. yüzyıl Batı düşüncesinin bir dizi parlak temsilcisini ele almıştı. Bu kitapta ise Frankfurt Okulu’nun en önemli temsilcisi Jürgen Habermas’ı inceliyor. Günümüzde Habermas, filozof, sosyolog ve tarihçi nitelikleriyle kıta Avrupası düşünce geleneğini Anglo-Sakson geleneğiyle buluşturan düşünür olarak tanınıyor. Ülkemizde de tanınıp fikirleri tartışılan bir felsefeci olarak dikkat çekiyor. Taner Timur, bu büyük düşünürü tarihsel maddeci bir perspektifle değerlendiriyor. Onun düşünce alanındaki önemli katkılarının yanı sıra ırkçılığa ve ayrımcı düşünce ve uygulamalara karşı verdiği savaşı takdir ederken Marksizmi “yeniden yapılandırma” girişimini, “radikal demokrasi” anlayışını ise eleştiriyor, Marx ve Weber’i uzlaştırma çabasının başarısızlığına değiniyor. Taner Timur, düşünürün tezlerini, kendisinin (hocası Adorno da dâhil) tüm düşünürleri incelediği eleştirel ve “yapı-kurumcu” (rekonstruktive) espri içinde inceliyor. Habermas’ı anlamak, Türkiye’nin tartışma gündemiyle bağlantıları içinde okumak için doyurucu, ufuk açıcı bir kaynak.
    8,00  TL
  • Felsefe Tarihi
    e-kitap

    Felsefe Tarihi

    E-Kitap
    Sahakian oldukça kalabalık bir "Felsefe Tarihi" ile Birleşik Devletler'e özgü felsefe anlayışının tipik bir örneğini sunar. Çağdaş Batı felsefesinin başat eğilimi ile uyum içinde, özsel olarak kurgul olan felsefeyi henüz yeni başlayan öğrencinin bile kolayca anlayabileceği görgül bir düzlemde yorumlar, ve böylece Akademik Felsefeciliğin sınırını da çizer-felsefe tarihi ile felsefecilerin (ve görgücülerin) dizgelerinin yapılarını özetleme düzleminde ilk tanışıklığı sağlamak. Ve tam bu yanındadır ki akademik felsefe tarihinin birincil önemi yatar. Geniş kapsamına karşın felsefi düşünceye yalnızca bir giriş olmasıyla kendi eytişimini ele verir ve sunduğu alanın renkli oyunlarının arkasında bir derinlik boyutunun yattığını imler. Ama bireysel filozofların yapıtlarında derinleşen düşünce buradan bir yükselişi ister ve bu yükselişi önceki yüzeye bir geri dönüş olarak değil ama ideal felsefe tarihi olarak bulmayı ister. -Aziz Yardımlı-
    22,00  TL
  • Diyalektiğin Kategorileri ve Yasaları
    e-kitap

    Diyalektiğin Kategorileri ve Yasaları

    E-Kitap
    Bu kitap, maddeci diyalektiğin başlıca kategorilerini ve yasalarını ele alıyor. Diyalektiğin kategorilerinin ve yasalarının içeriğini ortaya koyarak, özgül felsefi bir kuram olarak diyalektik maddeciliğin özünü açıklamaya çalışıyor. Diyalektik maddecilik, varlığın genel biçimlerini, gerçekliğin genel bağlantılarını ve gerçekliğin insanların bilincine yansıma yasalarını inceler. Felsefi yorumun, gerçekliğin evrensel özelliklerinin ve bağlantılarının bilince yansımasının temel biçimleri ile bilgilenmenin gelişim ve işlerlik yasaları, diyalektiğin kategorileri ve yasalarıdır. Felsefi kuramın zorunlu öğeleri olarak bu kategori ve yasalar ideolojik, bilgi-kuramsal ve yöntem bilimsel bir işlevi yerine getirirler. Diyalektiğin kategorileri ve yasaları, bilgilenme sürecinin gelişim ve işlerlik biçimlerini ve basamaklarını, düğüm noktalarını oluştururlar. Bunların özümsenmesi bilme yetisinin, doğru düşünmenin gelişmesini sağlar; düşünce düzeyini yükseltir ve yaratıcı olanakları genişletir. Bütün bunlar, diyalektik kuramın, onun kategorilerinin ve yasalarının derin bir incelemesinin zorunluluğunu ortaya koyar. Bu yapıtta, yazar, bu görevi yerine getiriyor. Kategorilerin ve yasaların içerdiği bilgi-kuramsal, yöntem bilimsel ve ideolojik işlevleri göstermeye çalışıyor; onları gerçekliğin evrensel ilişkilerinin ve özelliklerinin yansıma biçimleri; toplumsal bilgilenmenin biçimleri ve basamakları, bilgilenmenin diyalektik yönteminin ve gerçekliği dönüştürmenin ilkeleri olarak çözümlüyor. Böylece, insanların kuramsal ve pratik etkinliğinde diyalektiğin kategorilerinin ve yasalarının oynadığı önemli role vurgu yapıyor.
    10,00  TL