Finans E-Kitapları

Yayınevi/Marka
2 öğeden 1-2 arası gösteriliyor.
Sayfa  1 - 1
  • Davranışsal Finans
    e-kitap

    Davranışsal Finans

    E-Kitap
    Bireysel Yatırımcıların Nasıl Davranacakları Belli Olmaz! "'Finansı biliyoruz da davranışsalı nasıl oluyor bu işin?' demeyin lütfen. Öncelikle itiraf ediniz ki gerçekten finans ve ekonomiyi biliyorsanız, nasıl olur da her ayın sonunu getiremezsiniz? Nasıl olur da sırf canınız sıkıldığı için ya da sadece indirimde olduğu için bir çanta satın almış olabilirsiniz? Ya da nasıl olur da kredi kartı dökümünüzü gördüğünüzde, o güzel gözlerinize inanamazsınız? Yoksa harcarken kendinizde değil miydiniz? Hadi harcarken kendinizi kaybediyorsunuz, ya biriktirme ve yatırım tarafı? Neden siz hisse senedi aldığınızda borsa düşmeye başlar mesela? Ya da bir yıl bekledikten sonra sattığınız dolarlarınızın değeri, siz satar satmaz neden artmaya başlar? 'Arkadaş, ben alıyorsam siz satın; ne yapıyorsam tersini yapın' dediniz mi hiç? Onu da geçtim, almış olduğunuz hisse senedi düşmeye başladıktan bir süre sonra, ne kadar zararda olduğunuzu soran eşe dosta 'Ben zaten uzun vadeli düşünüyordum' da demediniz mi yoksa?" Kitap, insanların finansal karar verirken nerede yanlış yaptıklarını, akçeli işlerde niçin irrasyonel davrandıklarını açıklarken; bilim insanlarının bulgularına dayanarak, zihinsel muhasebeden batık maliyete kadar birçok konuda günlük yaşamdan örnekler sunuyor. Hem sokaktan hem de akademisyenlerden...
    6,50  TL
  • Ekonominin Gerçek Yüzü
    e-kitap

    Ekonominin Gerçek Yüzü

    E-Kitap
    Bu kitap bir fizikçi ile bir ekonomist arasındaki uzun süreli diyaloğun ürünüdür. Onları, 21. yüzyılın başında ekonomi düşüncesinin eleştirel bir analizini yapmaya iten şey; adil bir dünya vizyonlarıydı. Adil bir dünyada, herkesin onurlu bir şekilde, korkusuzca ve insanlığın evrensel ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli araçlara sahip olarak yaşaması için, insanların hepsinin birbirine adil davranması gerekir. Ülkeler arasındaki ve bir ülkedeki farklı toplumsal kesimler arasındaki adalet seviyesi büyük farklılıklar gösterebilmektedir. Karşımızda karmaşık ve çok boyutlu bir resim bulunmaktadır. Ancak resmin odağında toplumun yapısı ile adalet ölçütü arasındaki basit bir ilişki yer almaktadır. Bir toplumun ne kadar adil olduğunu, ekonomik ve mâli gücün dağılımı belirler. Bu güç ne kadar yoğunlaşmışsa o toplumdaki adalet o kadar azdır. Bu temel ilişki özellikle denetimsiz piyasayı yücelten neoliberal ekonominin ekonomik paradigması ile ilgilidir. Denetimsiz (sözde ‘serbest’) piyasanın daima ekonomik gücün yoğunlaşmasına, yani adaletsizliğe yol açtığı göz önüne alındığında, ideale daha yakın, daha iyi bir toplum inşa etmek için piyasa paradigmasına eleştirel gözle bakılmalı ve bunun yerine daha insancıl bir alternatif konup konamayacağı sorgulanmalıdır. Bu kitabın esas amacı da budur ve adil bir dünya vizyonunu paylaşanların bundan faydalanacağını umuyoruz. Böyle bir dünyayı yaratmanın kolay olacağını söyleyemeyiz. Her zaman olduğu gibi günümüzde de birçokları adalete hayatını adamış olsa da, insanlığın kaderi hakkında söz sahibi olanlar, yani ekonomik ve mâli güce sahip olanlar arasında adil bir dünya arzusu pek de yaygın değildir. İçinde yaşadığımız ekonomik sistem insanlığın büyük bölümünü onursuz ve yoksul bir yaşama zorlamakla kalmaz; yaşamın her biçimini aslında yaşamın kendisini tehdit eder. Son on yıllarda üretimdeki 10-100’e katlanma nedeniyle ekosistemlerin yaşam destekleme kapasitelerine acımasızca saldırılması ve bu şekilde "kaynakların" zehirlenmesi ve tüketilmesi, sistemin tesadüfi bir özelliği değildir. Bu durum sistemin doğasında vardır. İnsan yaşamı ya da diğer yaşam biçimlerine yönelik olarak neoliberal ekonomik düşüncenin teşvik ettiği bakış açısının doğrudan sonucudur. Neoliberal ekonomik düşüncenin temel varoluş sebebi azınlığı zenginleştirmek olduğu için bu yaklaşım sadece maddi varlıklara değer vermektedir. Bu düşünce biçiminin özelliklerinden biri olan üretimde büyüme takıntısı, ana akım ekonomistlerin istedikleri zaman vazgeçebileceği, sehven ortaya çıkmış bir kavram değildir. Bu kavram onların dünya görüşüne içseldir. Toplumumuzun tüm yaşam biçimlerinin, bu saldırıya karşı korunduğu bir toplum haline dönüştürülmesine yardımcı olmak amacıyla, egemen ekonomik paradigmanın inandırıcı bir eleştirisini sunarak yeni bir yaşam görüşünü desteklemek gerekmektedir. Sürdürülebilirlik ancak böyle bir toplumda mümkündür. Büyüme paradigmasına dayalı bir sosyoekonomik sistem hiçbir zaman sürdürülebilir olamayacaktır.
    7,00  TL