Dini E-Kitapları

Yayınevi/Marka
24 öğeden 1-16 arası gösteriliyor.
Sayfa  1 - 2
  • Su Üstüne Yazı Yazmak
    e-kitap

    Su Üstüne Yazı Yazmak

    E-Kitap
    "İnsanların taş üzerine yazdıkları yüzyıllık yazılar, Allah için su üstüne yazılmış yazı gibidir." Amerika'da doğan, orada İslam'la tanışan ve halen orada yaşayan, çeşitli Amerikan ve Avrupa üniversitelerinde psikolojik danışmanlık dalında akademisyenlik yapan Muhyiddin Şekûr Su Üstüne Yazı Yazmak'ta tasavvufa giriş öyküsünü anlatıyor. Şekûr, bu serüveni tasavvufla karşılamasından başlatıp şeyhinin rehberliğinde eriştiği dervişliğe ve ötesine kadar götürüyor. Şeyhinden aldığı "ders"lerle hayatın her anına dalga dalga yayılan ve hepsi birer hikmete işaret eden, kendisine sunulan lütufları ve bu yolda geçirdiği dönüşümü dile getiriyor. Bölümler arasında ilerledikçe, okur da günlük hayatın içinde insana yapılan ilahi çağrıya tanık oluyor. Lavabonun tıkanması, biriken günahlara karşı bir uyarıdır aslında. Sadece perşembeleri kendisini aramasını söyleyen şeyhine ulaşamadığında yaşadığı hayal kırıklıkları, yazarı Allah'a giden yolda pişiren ateştir. Yolda rastladığı yaralı kuş, şehirde kopması beklenen fırtına ve arabasının bozuluşu hep semadan gelen işaretlerdir görmeyi bilene. Eski bir plakçaların iğnesini ararken aslında kaybettiği inancını aramaktadır. Ve tüm bu olaylarda okur, yazarın samimiyetine, bazen acemiliklerine, tereddütlerine, ama en çok da teslimiyetine şahit olur ve onunla birlikte ruhun ve kalbin bu olağanüstü serüvenine dâhil olur. Su Üstüne Yazı Yazmak, okura karanlıklar içinden bir ışık sunuyor, soluk aldırıyor, umut aşılıyor... Arayış içinde olanlar ve aradığını tasavvufta bulmayı umanlar için kaçırılmayacak bir roman.
    10,49  TL
  • Kutlu Bir Diriliş
    e-kitap

    Kutlu Bir Diriliş

    E-Kitap
    İnsanlara mutluluk dağıtan ünlü bir psikolog iken, hatalarım beni hızla uçurumun kenarına getirmişti. Gözümü kapayınca gördüğüm tek şey korkunç kâbuslardı. Bu ızdıraba daha fazla dayanamayarak sandalyeye çıktım, ipi boğazıma geçirdim. Ölümün ürkütücü ve soğuk yüzünü iliklerime kadar hissettiğim o anda, esrarlı bir masal kahramanı gibi karşıma çıktı. Kalbe hem korku hem de ümit veren etkileyici duruşuyla, “Sen Evlâd-ı Resul’sün, dedi. Peygamber soyundan gelen biri nasıl intihar eder? Şimdi in aşağı!” Karanlıkları delen keskin bakışıyla, elindeki kırmızı ciltli Sözler isimli kitabı göstererek, “Bu Kur’ân tefsirini oku, dedi. Sonra seninle uzun bir yolculuğa çıkacağız.” Kendimden geçmişçesine ipi boğazımdan çıkardım ve titreyen hâlimle sandalyeden indim. Bir yıldırım hızıyla gelip, karanlık dünyama yeni bir ruh üfleyen bu adam kimdi? *** Nefes kesen yaşanmış bir hikâyeyle, Bediüzzaman Said Nursî gerçeğini yeni bir bakışla okumak ister misiniz?
    5,00  TL
  • Minyeli Abdullah
    e-kitap

    Minyeli Abdullah

    E-Kitap
    Yıl 1967. Sıkıntılar günler... Cehaletin koyu karanlığı içinde, kitap okuyanlara, hayatı anlamak, inandığı gibi yaşamak isteyenlere tahammül yok! Minyeli Abdullah yayımladı. Yaşanan sıkıntıları dile getirdi, milyonların duygularına tercüman oldu. Yıl 1987. Minyeli Abdullah, evet bir roman, yasaklandı. Yazarı yargılandı. Bir yıl sonra beraat etti. Ona olan ilgi, yıldan yıla katlanarak arttı. Ülkemizde en çok baskı yapan, en çok okunan bir 'klasik' oldu. Filmi yapıldı, gişe rekorları kırdı. O günlerden bugüne nice onyıllar geçti. Minyeli Abdullah, yine gündemde. Niye mi?.. Okuyun...
    6,49  TL
  • Ahmed – Son Peygamberin (sas) Tarihi Romanı
    e-kitap

    Ahmed – Son Peygamberin (sas) Tarihi Romanı

    E-Kitap
    İsa Peygamber’in vefatından sonra yeni bir peygamber gönderilmemiş, bu fetret döneminin yaklaşık dört yüz yıl geçeceğini kimse tahmin edememişti. Kitabımıza konu olan M.S. 499 ile M.S. 571 yılları arası dünyanın imparatorluklara ev sahipliği yaptığı bir dönemdi. Yeryüzünün üçte birine sahip Roma İmparatorluğu ikiye bölünmüş, başkenti Konstantinapolis olan Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu; Macedonia bölgesi, Anatolia Yarımadası, Syria, Palestina, Aegyptus, Mezopotamya topraklarının bir kısmında hüküm sürmekteydi.
    6,00  TL
  • Yalnız Sahabi
    e-kitap

    Yalnız Sahabi

    E-Kitap
    bû Zer evlenmiş ve mescidden ayrılarak kendi evine yerleşmişti. Gelip gidenler evde hiçbir şey göremeyince eşyaların nerede olduğunu soruyordu. – Eşyalarımızın güzel olanlarını gönderdiğimiz bir evimiz var, diye cevaplıyordu Ebû Zer.  – Neden hemen o eve taşınmıyorsun öyleyse? – Çünkü evin sahibi bizi dâvet etmiyor. Ebû Zer adama bakıyor ve devam ediyordu. – Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz, hanımlarınıza kulak verip evlerinizi eşya ile doldurmazdınız. Allah’tan hep beni meyvesinden istifade edilen bir ağaç olarak yaratmasını istedim. – Böyle olması senin dünyadan nasibini almana mâni mi?  – Rasûlullah demiştir ki: “Ebediyyet yurduna inandığı hâlde, aldatıcı dünya için çalışıp çabalayan birine ne kadar şaşarım!” … – Ey Allah’ın Rasûlü, yolda yalnız başına yürüyen bir adam var!  Müslümanlardan biri gördü Ebû Zer’i. – Ebû Zer olmalı, dedi Allah’ın Rasûlü. Yolcu kampa yaklaşıyordu. Gerçekten de Ebû Zer idi gelen. Rasûlullah: – Allah Ebû Zer’e merhamet etsin. Yalnız yürür, yalnız ölür ve yalnız haşr edilir, buyurdu. …  
    6,00  TL
  • Anayurt Mekke
    e-kitap

    Anayurt Mekke

    E-Kitap
    İbrahim ve İsmail’in, tevhidin kalesi olarak temellerini attığı Kâbe kutsallığını korumaya devam ediyordu. İnsanlar sabah işlerine giderken ve akşam evlerine dönmeden önce onu tavaf ediyorlardı. Ticaret amacıyla veya göç gibi sebeplerle yeryüzünde dolaşmaya başlayınca, uğur getirmesi için yanlarına Kâbe’den bir taş alırlardı. Uzaklaşıp, Kâbe hasreti kendini hissettirince, Beytullah’tan aldıkları taşı çıkartıp ortaya koyarlar ve Kâbe’yi tavaf ettikleri gibi etrafında dönerlerdi. Zaman geçtikçe kalpler katılaştı. Nihayet ataları İbrahim, İsmail, İshak ve Yakub’un ibadet ettiği şeyi unutup, taşların bizzat kendisine ibadet edildiğini zannettiler. Ülkeleri dolaşırken, Mısır’ın sanat şaheseri heykellerini, Babil’deki İştar, Sîn ve Merduk putlarını gördüklerinde bu taşları, Mısır, Suriye ve Mezapotamya’dan getirdikleri heykellerle değiştirdiler ve bunlarla ilgili birtakım efsâneler uydurdular. Onların, Allah’a yaklaştıracağı ve şefaatlerinin umulacağı zannına kapıldılar. … Nadr, Adnan’ın soyundan olan gençlerin Kâbe’den ayrılarak, değişik ülkelere göçlerinden Mekke’nin ticaretinin etkilendiğini fark etti. Onları yeniden Mekke’ye döndürmeye ve Harem’de toplamaya çalıştı. Böylece şehirlerin anasını, anayurdu eski günlerine döndürerek gençleriyle buluşturacak ve onu hak ettiği yere getirecekti. … Yazar, bizleri dönemin kahramanları çevresinde birer tiyatro sahnesi sunumuyla senaryosuna dahil etmektedir. İskender-Darâ, Sezar-Kleopatra, Yahudi kralı Herod-Yahya Peygamber, Arap Nabat krallığı-Adnânîlerin Mekke yönetimi…   
    9,00  TL
  • Ey Ateş Serin Ol
    e-kitap

    Ey Ateş Serin Ol

    E-Kitap
    Odunlar dağ gibi yığıldıktan sonra her tarafından ateşe verildi, kızgın alevler göklere yükseldi. Büyük ateşte her taraf kavruluyordu. Bu cehennemî görünümün üzerinden kuşlar geçemiyor, çevresine kimse yaklaşamıyordu. Şimdi insanlar, kendilerine zarar vermeden İbrahim'i ateşe nasıl atacaklarını tartışıyorlardı. Sonunda onu mancınıkla atmaya karar verdiler... İbrahim mancınığa konup ateşin ortasına fırlatıldı. Kalabalıktan sevinç çığlıkları yükseldi. O tezahüratın arasında İtmali, Azer, Sâre ve Lut'un acı dolu feryatları duyulmadı bile. Saatler geçti. Alevler hâlâ dansediyordu. Sonra yavaş yavaş ateş sönmeye yüz tuttu. Birisi yaklaşıp baktı ve dehşet içinde bağırdı: İbrahim ateşin içinde, hâlâ yaşıyor! Hâlâ yaşıyor! Adamın bağrışması, samanlara sıçrayan ateşin yayılması gibi, kalabalıklar arasında hızla yayıldı. Herkes birbirine haberi ulaştırıyordu. Nihayet olan biten Nemrut'un kulağına gitti. Sâre sevinçle Lut'u bağrına bastı. Lut mutluluktan titriyordu: Bu bir mucize. İbrahim'in rabbinin mucizesi!
    9,00  TL
  • Faraklit'i Beklerken - Kureyş
    e-kitap

    Faraklit'i Beklerken - Kureyş

    E-Kitap
    Meryem oğlu İsa geldi; Faraklit’i müjdeledi. Zerdüşt de takipçilerine, “kızıl devenin sahibi Arap ülkelerinden çıkıp gelinceye kadar” kendisinin öğretilerinden ayrılmamalarını tavsiye etmişti. İşte Faraklit, Paraklit veya Ahmed ismiyle müjdelenen o Peygamber, Evrensel Elçi Hz. Muhammed’di. İnsanlık, önceki peygamberlerin müjdelediği o evrensel rasûlün çıkışını bekliyordu. Hz. İsa onunla ilgili: “Ben gitmezsem, sizinle sonsuza dek birlikte olacak Faraklit size gelmez” demişti. Peki, Romalısı, İranlısı, Mısırlısı ve Arabıyla, kısaca o günkü insanlar Faraklit’i beklerken nasıl bir dünyada yaşıyordu? Sevinç ve kederleri, zorlukları ve umutlarıyla o dönemin hayatından kesitler sunan romanımız geniş bakış açısıyla bizleri bir ülkeden ve medeniyetten bir diğerine koşturacaktır.     
    9,00  TL
  • Hatice'nin Goncası
    e-kitap

    Hatice'nin Goncası

    E-Kitap
    Sahhar’ın  Hadice bintu Huveylid adlı romanının bu çevirisine Arif Nihat Asya’nın ünlü Naat’ının bir mısraına dayanarak Hatice’nin Goncası adını verdik. Söz konusu Naat; “Seccaden kumlardı... Devirlerden, diyarlardan Gelip göklerde buluşan Ezanların vardı!” diye başlar; “Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed, Çağlar ne çağlardı: Daha dünyaya gelmeden Mü’minlerin vardı... Ve bir gün, ki gaflet Çöller kadardı, Halîme’nin kucağında Abdullah’ın yetimi Âmine’nin emaneti ağlardı. Hatice’nin goncası, Aişe’nin gülüydün. Ümmetinin gözbebeği Göklerin resûlüydün... Elçi geldin, elçiler gönderdin... Ruhunu Allah’a, Elini ümmetine verdin.” diye devam eder. Yazar Sahhar bu romanında,  Hz. Hatice’nin Hz. Muhammed (s.a.v) ile evliliğini ve sonrasını konu edinmektedir.    
    9,00  TL
  • İbrahim'in Duası - İsa'nın Müjdesi
    e-kitap

    İbrahim'in Duası - İsa'nın Müjdesi

    E-Kitap
    Ashabının bir sorusu üzerine Hz. Muhammed (s.a.v), kendini şöyle anlatır: “Ben, atam İbrahim'in duası, kardeşim İsa'nın müjdesi ve annem Âmine'nin rüyasıyım. Annem rüyasında içinden çıkan bir nurun Şam diyarı saraylarını aydınlattığını söylemişti. Peygamber anneleri hep böyle rüyalar görürler.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 4/127-128) Ashabının bir sorusu üzerine Hz. Muhammed (s.a.v), kendini şöyle anlatır: “Ben, atam İbrahim'in duası, kardeşim İsa'nın müjdesi ve annem Âmine'nin rüyasıyım. Annem rüyasında içinden çıkan bir nurun Şam diyarı saraylarını aydınlattığını söylemişti. Peygamber anneleri hep böyle rüyalar görürler.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 4/127-128)  İbrahim Peygamber oğluyla birlikte Kâbe'yi inşa ederken, duasının bir kısmında şöyle diyordu: “Ey Rabbimiz! Onlara içlerinden senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek onları temizleyecek bir peygamber gönder. Çünkü üstün gelen her şeyi yerli yerince kabul eden yalnız sensin.” (Bakara 2/129). İsa Peygamber’in  müjdesi de şöyleydi: “Hatırla ki Meryem oğlu İsa: Ey İsrailoğulları! Ben size Allah'ın bir elçisiyim. Benden önce gelen Tevrat'ın doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldimdemişti.” (Saff, 61/6). Yazar Sahhar, bu romanında Hz. Muhammed (s.a.v)’in vahiy sürecini konu edinmektedir. 
    9,00  TL
  • Mısırlı Hacer
    e-kitap

    Mısırlı Hacer

    E-Kitap
    İbrahim, susuz ve ıssız bir çölde onu ve oğlunu bıraktığı gün, Hâcer’in söyledikleri kulaklarında çınladı:  – Bunu sana Allah mı emretti, diye sordu. İbrahim: – Evet, dedi. Hâcer'in kalbi müsterih oldu. Eğer Allah, İbrahim'e Hâcer'i ve oğlunu bu vâdiye getirmesini emrettiyse onun ve oğlunun üstündeki nimetini tamamlamak istiyordur. Bunu duyunca güven içerisinde: – Öyleyse bizi ihmal etmeyecektir, dedi. Hâcer'in korkusu gitmişti. Başı dik olarak kulübeye döndü. Ne gözyaşı akıttı ne de korkudan tir tir titredi. Etrafını çevreleyen dağlar, yüksek ve ürperticiydi. İnsanda yabancılık hissi uyandırıyordu. Ancak Hâcer'in kalbine güven ve esenlik hisleri doğmuştu. Ey İsmail’in annesi, senin imanın dünyadaki tüm insanlara dağıtılsaydı, hepsine yeterdi!    
    9,00  TL
  • Siyah İnci
    e-kitap

    Siyah İnci

    E-Kitap
    Rasûlullah’ın vefatı  Bilâl’in ruhunda derin yaralar açmıştı. Baktığı her yer, dağ taş O’nu hatırlatıyordu. Artık kendinde Medine’de kalacak gücü bulamıyordu.  Hz. Ebu Bekir’in bütün ısrarlarına rağmen oradan ayrılıp Şam’a gitti.  İki yıl sonra gördüğü bir rüya Bilâl’i yine Medine’ye sevkedecekti. Rasûlullah ona uyku âleminde “Beni ziyaret etmeyecek misin?” demişti. Uyanır uyanmaz yola çıkmaya hazırlandı.  Medine’de Ravza-i mutahharanın yanında Hz. Peygamber ile geçirdiği günleri düşünerek gözyaşları akıtıyordu. Kendisini Hz. Hasan ile Hüseyin gördü. Hâtıraları daha bir tazelendi. Fecir vakti ondan ezan okumasını rica ettiler. Medine’de Rasûlullah’tan sonra hiç ezan okumamıştı. Rasûlullah’ın “Kalk Bilâl, ezan oku” emrini almaya öylesine alışmıştı ki, ondan sonra ezan okumaya yüreği dayanamıyordu. Son olarak Medine’de ezan okumaya karar verdi. Sabah ezanı için Mescid’in damına çıktı.  Etrafa bakındı. Gördükleri ,yine o günleri bütün canlılığıyla gözünün önüne getirdi. Onun tekbirlerini duyan Medineliler yerlerinden fırlamış, ezanı dinlemeye başlamışlardı. Dağ taş âdeta Rasûlullah’ın hasretiyle tutuşmuştu. Birinci şehadetten sonra, insanlar kadın erkek, genç ihtiyar, “Rasûlullah mı geldi?” diyerek hasretle sokaklara dökülmüşlerdi.
    6,00  TL
  • Rahmetin Gelişi
    e-kitap

    Rahmetin Gelişi

    E-Kitap
    Âmine’yi uyku bastı. Uykusunda, bebeğin adını “Muhammed” koymasını söyleyen bir ses işitti. Uyandığında, o adı sanki yüreğine nakşedilmiş gibi hissetti. Bu işe çok şaşırdı. Çünkü Abdullah’ın ataları arasında Muhammed ismi yoktu. Bu, daha önce ne Zühreoğullarında ne de Abdümenâfoğullarında bilinen bir isimdi. Hatta bütün bir Mekke’de dahi duyulmamıştı.  Bebek Âmine’den kopup geldi. Şifa onu elleriyle karşıladı. Abdullah’ın Habeşli cariyesi de onu yıkamasına ve kurulanıp sarılmasına yardım etti. ikisinin de kalpleri nur ve rahmete boğulmuştu. Derin bir sevgiyle uzun uzun bebeğe baktılar. Sessiz ve sâkindi. Ağlamalarıyla dünyayı ayağa kaldırmamıştı. Aksine o küçücük yüzünde gönülleri cezbeden ve iç ferahlatan bir nur parlıyordu. Bebek götürülüp Âmine’nin yanına kondu. Âmine, yüreği kıpır kıpır, şefkat ve heyecanla oğluna baktı. O an bütün varlığın nurla aydınlandığını hissetti. Sevgi duyguları coştu. Bebeği dikkatlice alıp yüreğine bastı. Ona doğru eğilerek yanağına bir öpücük kondurdu. Sanki bütün dünyayı öpmüş, bütün dünyayı kolları arasına almış gibi hissetti. Göz pınarlarından ince yaşlar süzüldü.
    9,00  TL
  • Hüzün Yılı
    e-kitap

    Hüzün Yılı

    E-Kitap
    “Rasûlullah (s.a.v) yaşlı gözlerlerle, hüznünü Allah’a arz ederek oradan ayrıldı. Hüznüne ortak olması ve yüreğini daraltan sıkıntıları hafifletmesi için Hatice’ye gidip sevgili amcasının öldüğünü haber veremiyordu. Çünkü Hatice de yatağa düşmüş, birkaç gündür hastalığı ağırlaşmıştı. … Hatice’nin evi, koşup gelen Haşim ve Esedoğulları kadınlarıyla dolup taştı. Ümmü Eymen gözyaşları içinde Rasûlullah’a (s.a.v) gitti. Temiz kalpli hanımefendisinin onu istediğini söyledi. Allah Rasûlü (s.a.v) Hatice’nin odasının kapısında durdu. Bir adım daha ilerleyemiyordu. Mü’minlerin annesi son nefesini vermek üzereydi. Allah Rasûlü onu bu hâlde görmeye tahammül edemiyordu. Artık Hatice’nin ruhu bedenine sığmıyordu. Allah Rasûlü (s.a.v) acıdan içi parçalanıyor, hüzünle sarsılıyordu. Neredeyse yere yığılacaktı.”
    9,00  TL
  • Özgürlüğe Yolculuk - Hicret
    e-kitap

    Özgürlüğe Yolculuk - Hicret

    E-Kitap
    ... Müşrikler mağaranın ağzına kadar geldiler. Ebû Bekir, Kureyşlilerin izcilerle birlikte mağaraya doğru yöneldiklerini gördü, hatta izcinin: - Vallahi aradığınız kişi bu mağaradan öteye geçmemiştir, dediğini duydu. Üzüldü, ağladı. Allah'ın Rasûlü'ne: - Vallahi kendim için ağlamıyorum. Fakat asıl senin başına kötü bir şey gelmesinden endişeleniyorum, diye fısıldadı. Allah'ın Rasûlü: - Üzülme. Allah bizimledir, diyerek onu tesselli etti. Allah, Ebû Bekir'in içini ferahlattı. Ebû Bekir, tepelerinde duran müşriklerin ayaklarını görebiliyordu ve: - Ey Allah'ın Rasûlü, eğer içlerinden biri bastığı yere bakıverse, hemen altında bizi görecek, diye endişesini dile getirdi. Allah Rasûlü (s.a.v) ise: - Ebû Bekir! Üçüncüleri Allah olan iki insana sence ne olabilir, diyerek onun bu endişesini giderdi. Müşriklerden biri: - Mağaraya girin, dedi. Ancak Ümeyye b. Halef: - Mağarada ne işiniz var? Görmüyor musunuz? Örümcekler Muhammed henüz doğmadan oraya yuva yapmış, diyerek mağaraya bakmanın anlamsız olduğuna işaret etti. Hezimetin acısını yüreğinde hisseden Ebû Cehil: - Vallahi öyle sanıyorum ki Muhammed yakınımızda ve bizi görüyor. Ne var ki büyüsüyle gözlerimizi kör etti, dedi. Hayal kırıklığıyla Sevr mağarasından ayrılan müşriklerin yüzlerinden düşen bin parçaydı. Eğer Muhammed, Yesrib'e hicretini tamamlarsa, bu, Kureyş liderleri için sıkıntılı günlerin başlaması demekti. Zira Kureyşliler güçlerini, Mekke ile Şam arasında gidip gelen ticaret kervanlarının akıttığı servetten alıyorlardı...
    9,00  TL
  • Okçular Tepesi - Uhud
    e-kitap

    Okçular Tepesi - Uhud

    E-Kitap
    Kesin zaferin rehavetine kapılmışlardı. Bir kısmı savaştan kopmuş ganimet topluyordu. Arkadan hücuma uğranınca yapılan hata anlaşıldı. Hemen toparlanmaya çalıştılar. Fakat Halid'in hücumunu kaçmakta olan müşrikler de görmüşlerdi. Geri döndüler. Müslümanlar artık iki taraflı saldırı kıskacındaydılar. Şaşkınlık, dağınıklık, komutadan kopma tehlikeyi iyice büyütmüştü. Çok geçmeden savaş müslümanların aleyhine döndü. Şimdi tam bir kargaşa yaşanıyordu. Hz. Peygamber'in çevresi açılmış, bir avuç müslüman onu korumak için canlarını siper ediyorlardı. Bu sırada İslâm'ın gurbetteki ilk dâvetçisi, hicret yurdunu hicrete hazırlayan güzel insan, yiğit sancaktar Mus'ab bin Umeyr şehid edildi. O, Rasûlullah'a (s.a.v) benzeyen biriydi. "Muhammed öldü!" diye bir ses duyuldu ve kulaktan kulağa yayıldı. Bu, müşrikleri daha da ateşlemiş, mü'minlerin ise şevkini kırmıştı. 
    9,00  TL