Etnik İncelemeler E-Kitapları

Yayınevi/Marka
3 öğeden 1-3 arası gösteriliyor.
Sayfa  1 - 1
  • Kürtler Cumhuriyete Neden İsyan Etti
    e-kitap

    Kürtler Cumhuriyete Neden İsyan Etti

    E-Kitap
    Kürt Sorunu, bugün ortaya çıkmış değil, modern anlamda yüz yıllık bir meseledir. Osmanlı'nın çöküş yıllarında devletin uçmakta olan çatısını kurtarmak için önce Pan-Osmanlıcılık, ardından Pan-İslamcılık politikaları uygulanmış, Cumhuriyet öncesi dönemde ise İttihat Terakki Pan-Türkçülük (ve/veya Turancılık) politikalarını devreye sokmuştur. Bütün farklılıkları teke indirgemeye çalışan bu zihniyet, Osmanlı'nın çöküşünü engellemediği gibi Cumhuriyet'e de sorunlu bir miras bırakmıştır. Bu miras mucibince uzunca bir dönem Kürtler Türkleştirilmeye, Aleviler Sünnileştirilmeye, Sünniler ise laiklik bir sopa gibi kullanılarak terbiye edilmeye çalışılırken, gayrimüslimler de sürülerek bir Türk-Müslüman burjuvazi yaratılmaya çalışılmıştır. Milli Mücadele döneminde Kürtler hem kendi mevzilerinde (Maraş'ta, Urfa'da, Antep'te) işgale karşı kahramanca direnmiş, hem de Çanakkale başta olmak üzere batıdaki savaş cephelerinde yer almışlardır. Bu süreçte Kürtlerin varlığı her daim dile getirilmiş, Büyük Millet Meclisi'nde kendi kimlikleri ile yer almış, kendilerine muhtariyet sözü verilmiş, bu durum birçok yetkilinin söyleminde ve resmi belgede yer almıştır. Savaş bitip de cumhuriyet kurulduktan sonra bu sözlerin hiçbiri yerine getirilmediği gibi, inkâr ve asimilasyon politikalarına başvurulmuştur. Bunun üzerine Kürtler isyan etmiştir. Şeyh Said ve Ağrı bu isyanlardan en önemlisidir. Bu iki isyan da bastırılmış, sıra Dersim'e gelmiştir. Dersimliler yapılan operasyona Seyyid Rıza'nın önderliğinde direnmişlerdir. Bu direniş de kanlı bir biçimde bastırıldıktan sonra 1960'lı yıllara kadar Kürtler sindirilerek Kürt Meselesi adeta derin dondurucuya konulmuştur. 1968 gençlik hareketleriyle tekrar su yüzüne çıkan bu sorun, inişli çıkışlı bir seyir izleyerek, PKK'nın ortaya çıkmasıyla şiddetlenerek günümüze kadar gelmiştir. 
    7,50  TL
  • Yeni Başlayanlar İçin Lazları Anlama Kılavuzu
    e-kitap

    Yeni Başlayanlar İçin Lazları Anlama Kılavuzu

    E-Kitap
    Bugün Türkiye’de Lazlar’ın yaşadığı en yoğun yöreler; Rize-Artvin arasında; Pazar, Ardeşen, Fındıklı, Arhavi, Hopa ve Çamlıhemşin’dir. Bu yöreler dışında ise; Bolu, Bartın, Bursa, Kocaeli, Adapazarı ve son yıllarda kırdan-kente göç nedeni ile İstanbul ve Ankara sayılabilir.   Lazlar’ın da bölgede yaşayan Gürcüler ve Abhazlar gibi Türkçe dışında ayrı bir dilleri de var. Bu dil Türkçe’nin Karadeniz şivesi dediğimiz biçimi ile konuşulan dil değildir. Alfabesi olan kendine özgü dilbilim kuralları olan bir dil. Lazca’nın diğer adı ise Mohdice. Bir Laz karşılaştığı ama Laz olduğunu tahmin ettiği kişiye Mohdice bilip bilmediğini sorarak onun Laz olup olmadığını öğrenebiliyor. Dilbilimciler; Lazca’nın Megrel ve Gürcüce ile yakın olduğunu söylüyor. Lazca, kırsal kesimde çoğunlukla yaşlılar arasında konuşuluyor. Yazı dili olarak kullanıldığı söylenemez. Türkçe’nin yardımı olmadan ise konuşabilmek nerede ise olanaksız görülüyor.   Laz alfabesi, 35 harften oluşuyor; Lazca’ya “Lazuri Nena” da deniyor. Karvelia veya Güney Kafkas dillerinden Zan ya da Kolkian kolunun Mingreli grubu ile birlikte sayılıyor. Lazca’nın 4 ayrı şivesi bulunuyor. Bunlar; Hopa, Arhavi, Ardeşen ve Pazar şivesi.   Bugün Türkiye’de Lazlar, Türk nüfusu ile önemli derecede entegrasyonu sağlamış bir toplumsal kesimdir. Bazı kaynaklar; etnik kimlik itibariyle 300 bin nüfuslu bir Laz nüfustan söz etse de Lazlar, Çerkezler ve Gürcüler’den daha çok Türkler’le bütünleşmiş bir sosyal yapıyı oluşturmuştur.
    1,90  TL
  • İstanbullu Gayrimüslimler
    e-kitap

    İstanbullu Gayrimüslimler

    E-Kitap
    Bu kitapta, 16. ve 17. yüzyıllarda İstanbul nüfusu içinde önemli bir yekün teşkil eden Rum, Ermeni, Yahudi gibi gayrimüslimler seyyahların gözünden ve dilinden anlatılıyor. Avrupalı nazarında Doğu Hristiyanları pek dindar görünmez. Seyyahlar onları hakkında çok fazla kitabı bilgi sahibi olmadıkları inançlarını, atalarından gördükleri şekliyle devam ettirmekte ısrar eden bir topluluk olarak anlatmışlardar. Seyyahlara göre, dış görünüş itibariyle Türklere en çok benzeyen cemaat olan Ermeniler, Gregoryen Hıristiyan olmalarına rağmen Müslüman olmaya en yatkın insanlar olarak ya da potansiyel Müslüman olarak değerlendirilir. Hatta Rum kadınlarının sokaklarda yüzleri açık gezdiği ifade edilmişken Ermeni kadınlarının tamamen Türk kadınları gibi giyindikleri, üstelik üst sınıftan olanların yüzlerini siyah bir peçe ile örttükleri gözlemlenmiştir.
    14,40  TL