Kentsel E-Kitapları

Yayınevi/Marka
8 öğeden 1-8 arası gösteriliyor.
Sayfa  1 - 1
  • İstanbul - Şehir ve Kültür
    e-kitap

    İstanbul - Şehir ve Kültür

    E-Kitap
    Şehir ve kültür kavramlarının dünyada birbirlerine bu kadar yakıştığı ve anlam kazandığı şehrin İstanbul olduğundan hiç kuşkumuz yok. Çünkü İstanbul, bütün hususiyetleri ile eşsizliğin bir arada ve doruk noktada bulunduğu bir dünya şehridir. Hiç abartısız ve gururla söylemek gerekirse İstanbul'la kıyaslanabilecek ve bir bütün olarak ondan daha üstün özellikleri haiz bir başka dünya şehri yok. İstanbul'da yaşayan şehirliler olarak yukarıda ifade ettiklerimiz bütün içtenliğimizle kabulümüzdür. Eleştirimiz bugüne yöneliktir, bu şehri neden gereği gibi koruyamadığımız, geliştiremediğimiz ve (bu şehirden) yararlanamadığımıza ilişkindir. Şehir bir kültür ise, bu kültürü bireylere kazandıramadığımıza yöneliktir. İstanbul'un gelecek tasavvurunu oluşturamadığımız ve eşsiz potansiyelini bireysel ve sosyal kazanımlara dönüştüremediğimiz içindir. Bir bütün olarak şehir kültürünü kazanmanın ve kazandırmanın en mükemmel yeri, kuşkusuz ve tartışmasız, eşsizliğin bir arada bulunduğu İstanbul'dur. İstanbul üzerinden kazandırılacak; şehri tanıma, kültürel mirası koruma bilinci, kültürel etkinlikler yapma ve katılım alışkanlığı yani bir bütün olarak şehir kültürü edinme, ülkemiz açısından müthiş bir kültürel dönüşümün habercisi olacaktır. Çünkü değer yaratıcı ve dönüştürücü olan, eğitimli insandır. Her biri kendi branşlarında Türkiye'nin en iyileri olan isimler İSTANBUL'u yazdı. İstanbul'u bugüne dek hiç bilmediğiniz yönleriyle ifade eden bu isimlerin yorumlarına ve analizlerine hayran kalacaksınız.
    15,00  TL
  • Kent Efsaneleri
    e-kitap

    Kent Efsaneleri

    E-Kitap
    Batıl inançları genelde aynı şekilde algılarız: Eski zamanlarda ve uzak yerlerde yaşayan insanların 'yanlış anlamaları' der, geçeriz. Ne derece doğru olduğu tartışılabilecek bu varsayımımızı, yeniden ele almakta fayda var. Örneğin bir batıllık görünümü olan kent efsaneleri, metropol yaşamındaki karmaşık ilişkiler ağının içinde, 'alacakaranlığa' yönelik değişmeyen bir ilgiyi fark ettirir bize. Fazla bilgi ve bilinemezliğin iç içe geçtiği kent efsaneleri, geçmişi aratmayacak yoğunlukta batıllık ve takıntı biçimlerinin varlığını barındırır. Bunlar, gündelik ilişkilere, alışkanlıklara öylesine karışmıştır ki çoğu zaman fark edemeyeceğimiz kadar iç içedir bizimle… Hızlı kent hayatı içerisinde mitolojik arayışlarımızın cevabı olan kent efsanelerine dikkatle bakılırsa farklı kılıklara girmiş batıl inançlara, takıntılara, saplantılara rastlanır: Komplo teorileri, kişisel gelişim öğretileri, yaşam biçimleri, doğal yaşam arayışları, yeni ve ilginç olana dönük ilgi, hız tutkusu, moda, aşırı sporlar, eğlence, değişen şiddet türleri, fanatizm, kariyer, türlü fobiler, bulmacalar... Elinizdeki kitap, kent efsanelerini bir arketip, bir model gibi kullanarak, aslında yaşadığımız zamanların 'batıl' görünümlerini anlamaya çalışıyor. Ama bu görünümleri yekten olumsuzlama batıllığına da düşmeden… Çünkü onlarda, başkasıyla, kentin uzağındaki ve dışındakiyle bağlantı kurmaya yönelik arayışın izleri de sürülebilir.
    11,90  TL
  • Kent Dindarlığı
    e-kitap

    Kent Dindarlığı

    E-Kitap
    Şeyh Galip de Müslüman, Taliban da! Öyleyse aradaki fark ne? Mehmet Altan yeni kitabında, sadece dindarları değil, inanca hangi mesafede durursa dursun bu topraklarda yaşayan herkesi ilgilendiren bir konuyu tartışmaya açıyor: Kent Dindarlığı İslamiyet Şeyh Galip‘ten Taliban‘a geldi yeryüzünde. Nedir bu meyil, düzlem kaybetmemizin nedeni nedir? Şeyh Galip, inanılmaz şekilde işlenmiş derin bir kültürün ferdiyken; Taliban, Afgan kırlarının bütün hoyratlığını ifade eden bir vahşetle ortaya çıktı. İkisi de Müslüman ise aradaki fark nedir? Bunu sosyolojik bakışla analiz etmek lazım. Müslümanların ağırlığı eskiden kentlerdeyken zamanla kırlara kaydı. Dinin o derin içeriği, sosyal ve kültürel yanı gündemden düşürülüp inançla ilgili konular daha ziyade siyasi bir mesele olarak algılandı. Halbuki bir zamanlar kent dindarları vardı. Üreten, kazanan, çağın gerektirdiği hemen hemen tüm özelliklere sahip, çağdaşlarıyla rekabet edebilen, dünya üzerindeki mücadeleleri sırasında dinden çıkar sağlamaya gerek duymayan, buna gönül indirmeyen, güler yüzlü, medeni, farklılıklara tahammüllü, çoğulculuk üzerine bina olmuş şehir hayatını benimsemiş, latif insanlardı kent dindarları. Bugün kent dindarlığı anlayışına ciddi anlamda ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü din, bu toplumun varoluş temellerinden biri, belki de en önemlisi. Türkiye hem toplumun sıhhati hem de din algısının normalleşmesi için er ya da geç bu konuyu dikkatle ele almak zorunda. Gerçek anlamda bir kent dindarlığı anlayışı inşa etmek için zaman henüz geçmiş değil, ancak geçmek üzere. İşte bu nedenle, Mehmet Altan‘ın gündeme taşıdığı "kent dindarlığı" konusu, dini hassasiyetler taşısın ya da taşımasın bu topraklarda yaşayan herkes için birinci derecede önemli bir mesele. Birey olma, kendi donanımıyla sisteme değer katma güvenini kazanmış, otoriteye bağımlılıktan kurtulmuş "yetişkin bir toplumda" kent dindarlığı zaten kendiliğinden ortaya çıkar. Demokrasi, hukuk, düşünce ve inanç özgürlüğü, ifade özgürlüğü, bireysel tercih özgürlüğünü içselleştirebilen, ekonomik değer üreten bir toplum, eninde sonunda kent dindarlığı istasyonuna varacaktır. Peki nedir kent dindarlığı?
    6,49  TL
  • Şehir Teorileri
    e-kitap

    Şehir Teorileri

    E-Kitap
    Ünlü Türk sosyologu Korkut Tuna‘nın şehir sosyolojisi üzerine iki çalışmasını içeren bu kitap, şehirlerin oluşum ve gelişim süreçlerini sanayileşmeyle olan ilişkisi bağlamında açıklayan Batılı teorik girişimler üzerine odaklanmaktadır. Tuna, sosyolojideki genel yaklaşımının bir uzantısı olarak bu eserinde de Batı toplumlarının tarihi gelişmesini genel geçer bir belirleyici duruma getiren yaklaşımlara eleştirel bir mesafeden bakmaktadır. Yazara göre şehir ve şehirleşmeyle ilgili olarak kendimize ait görüş ve yorumlar geliştirmemiz, kendi yaşadığımız olayları kendi gözümüzle ve çıkarlarımıza uygun bir şekilde değerlendirmemiz gerekmektedir. Doğu, İslâm ve/veya Türk şehirleri konusunda Batı yönelimli teorileri aşıp kendi özgün teorilerimizi geliştirmenin vakti çoktan gelmiştir.
    9,00  TL
  • Deprem 7.2 Irkçılık 77.2
    e-kitap

    Deprem 7.2 Irkçılık 77.2

    E-Kitap
    Irkçılık, insanca ve sevgili hiçbir alanda yer bulamayan duyguların, davranış kalıplarının, devlet politikası ve savaş aracı haline getirilmesidir. Dur durak bilmeden savaşlar/ yangınlar çıkaran bu olgu, insanlığın çöp tenekesidir. "Deprem 7.2 Irkçılık 77.2" başlığını taşıyan bu çalışma, Van-Erçiş'te depremden sonra, Türkiye'de ağır bir hastanın kendini koyvermesi gibi bir kez daha açılıp saçılan nefreti, ötekileştirmeyi eksen alıyor. Deprem acısıyla boğuşan, yüzlerce ölüyü toprağa vermeye çalışan bir kente, bir halka hangi "İnsanlar" hangi "Duygularla" taş, sopa, bayrak, kirlenmiş regl bezi, Kuran-ı Kerim ve küfür yazılı kağıtlar gönderir? Bunu yapanlar, toplum içinde hakikaten azınlıkta mıdır? Bunu yapabilenler, hangi inanca, hangi ulusa, hangi politik duruşa mensuptur? İyi ama bütün bunlar birdenbire mi oluştu? Bu davranışları bize hangi "Tarih" armağan etti? Edebiyatta, müzikte, atasözünde, sanatın diğer dallarında, şakalaşmalarda, basında, eğitimde, gündelik yaşamda ırkçılık nasıl şekillendi? Kaç tür ırkçılık var? Kaçı gizliden gizliye, kaçı açıktan açığa yürüyor? Tevfik Taş'ın bu çalışması düşmanlıktan medet ummacılığı, akan kanı zafer sanmayı, aşağılamayı, horlamayı, bütün bir halk için fenalıklar istemeyi ve ırkçılığı irili ufaklı vargı biçimleriyle sorgulamayı amaçlıyor . Ancak elinizdeki kitabın çok geniş kapsamlı bir sorusu daha var:Bugün, Barış isteyenler salt romantik, soyut bir olgudan mı söz ediyor? Barış isteyenlerin nasıl bir kültürel ortama gereksinimi var? Barış kültürü yaratılmadan, büyütülmeden kalıcı bir barış olanaklı mıdır? Peki ama bütün bunlar Barış olmadan olanaklı mıdır? (Tanıtım Bülteninden)
    7,80  TL
  • Cins Cins Mekan
    e-kitap

    Cins Cins Mekan

    E-Kitap
    Bu derleme, sosyal bilimler literatüründe ikisi de birbirinden tartışmalı olan cinsiyet ve mekan kavramlarının ilişkilenme eksenlerine yönelik merakın bir ürünü. Türkiye akademik alanında, cinsiyet dinamiklerini temel parametre olarak alan bir bakış açısından mekan analizine girişen ya da cinsiyet analizlerine mekansal süreçleri ayrılmaz bir bileşen olarak dahil eden çalışmalar henüz kuvvetli bir inşa faaliyeti oluşturabilmiş değil. "Cins Cins Mekan" yerini bulmuş ve yerinden oynatılmış tuğlalar kadar aralarındaki boşlukların da görünürleşmesinde mekanla cinsiyet rejiminin bir arada, temel bir egemenlik ve iktidar ilişkisi etrafında çok katmanlı örülüşüne tanıklıkta mesafe aldırabilirse, amacını gerçekleştirmiş olacak. Kitabın çok parçalı metni -Tanzimat sonrası konaklarından, apartman boşuklarına bakan modern ve fenni mutfaklara; Osmanlı başkentinin kaymakçı dükkanlarıyla mesire yerlerinden, "milletin evi"ne, geneleve, "koli ev"lere, sığınmacıların rutubetli, karanlık, geçici evlerine; Eskişehir’de bir mimarlık okulu atölyesinden, Ankara’nın Şengül Hamamı’na, Ayrancı sosyete pazarına, İstanbul Ülker Sokak’la bir akrabalığı bulunan Eryaman ve Esat’ına; Muğla ve İstanbul’un kahvehanelerinden, Antalya’nın "kadınlarla çocuklara mahsus yıkıntıları"na zaman ve mekan içinde bir gezinti imkanı sunuyor.
    7,00  TL