Peri Masalları, Halk Masalları, Efsaneler & Mitoloji Kitapları

Yayınevi/Marka
194 öğeden 1-16 arası gösteriliyor.
Sayfa  1 - 13
  • Üç Anadolu Efsanesi

    Karton Kapak
    Halk söylencelerine, efsanelere duyduğu hayranlıkla Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik efsanelerini kendine has tarzıyla kaleme alan Yaşar Kemal, anlatım gücünü besleyen bereketli topraklara olan vefa borcunu da Üç Anadolu Efsanesi ile öder. "Kilometrelerce yürüyüp, dağ bayır koşup ne kurtarırsa kardır kuralınca, öne ağıtları, sonra da türküleri, koşmaları, destanları, Çukurova'nın tüm uyaklı uyaksız söz çeşitlerini, tekerlemelerini, küfürlerini avlıyordu. Folklor derlemesi filan değildi, bu iş hayat memat işiydi, özbeöz malını kurtarıyordu Çukurova'nın, sorumlusuydu kurda kuşa karşı, şaka değil." Abidin Dino, Milliyet Sanat "Yaşar Kemal, Anadolu aşık-hikayelerinin geleneğine göbek bağıyla bağlanmış bir yazar. Onu ta çocukluğundan başlayarak Anadolu sözlü geleneğinin destansı türleri büyülemiş." Pertev Naili Boratav, Folklor ve Edebiyat 1
    11,90  TL14,00  TL
  • Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatına Giriş

    Karton Kapak
    Altı yüz yıllık bir mazi mirası olan Eski Türk Edebiyatı, yelpaze açısından çok geniş, kültür yönünden engin bir edebiyattır. Bu geniş yelpazede mitolojiden tasavvufa, teşbih unsurlarından belagata kadar pek çok konu yer almaktadır. Öğretim elemanı öğrencilerimle birlikte hazırladığımız bu ders kitabı, Giriş, Vezin ve Aruz, Nazım Şekilleri, Edebi Sanatlar, Edebi Türler, Yüzyıllara Göre Eski Türk Edebiyatı Tarihi başlıkları altında beş bölümden oluşmaktadır. Bu beş bölümü tespit ederken, Eski Türk Edebiyatının diğer edebiyatlarla farklı olan yönlerini esas aldık. Ders kitabını yayınlamaktaki amacımız, üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı ve Türkçe bölümü öğrencilerine, Eski Türk Edebiyatı alanında lisansüstü öğrenim yapanlara ve bu edebiyatla ilgilenenlere Eski Türk Edebiyatının terminolojisini tanıtmakla beraber, geleneğini ve kültürel boyutunu da göstermeye çalışmaktadır.
    23,10  TL30,00  TL
  • 44 Türk Masalı

    Karton Kapak
    Masallar umut kaynağıdır… Kötülüklerden kurtulmanın mümkün olduğunu gösterirler ve hepsinde iyiler ödüllendirilir, kötüler ise cezalandırılır. Nihayet mutlu sona ulaşılır. Bu âlem mucizelerle doludur… Masallardaki sultanlar, şehzadeler, cesur köylüler, büyücüler, cadılar, ejderhalar ve devler gibi kahramanlar da gerçek dünyadakine benzer korkularla, felaketlerle karşı karşıyadır ama burada arzular gerçek olur. Bazen dervişler, bazen periler, bazen de konuşan hayvanlar kahramanların imdadına yetişir. Ignácz Kúnos’un, Osmanlı Türkiyesi’ne yaptığı gezilerde derlediği masallardan oluşan ve 1913 yılı orijinal kopyasına sadece Northwestern Üniversitesi’nden ulaşılabilen “44 Türk Masalı” ülkemizde ilk defa yayımlanmaktadır. Ve bu kitaptaki hayal dünyasının kapıları sadece çocuklara değil, herkese açıktır… Şimdiye kadar hiç dinlemediğiniz ve okumadığınız bu masalları keşfetmeye hazır mısınız?   İki Farklı Kapakla  
    17,75  TL25,00  TL
  • Binbir Gece Masalları Cilt 1/1

    Karton Kapak
    Yüzlerce yıl boyunca, Çin’den Kuzey Afrika’ya uzanan ve Çin, Çin Hindi, Hindistan, İran, Irak, Türkiye, Suriye ve Mısır’ı kapsayan bir alanda anlatılan Binbir Gece Masalları, ilk kez Antoine Galland tarafından düzenlenip Fransızcaya çevrilerek (1704-17, 12 cilt) dünyaya tanıtıldı. Bugüne kadar bellibaşlı bütün dillere çevrilen bu masallar, Galland’dan çok daha öncesinden başlayarak, edebiyattan müziğe, sinemadan baleye kadar bütün alanlarda pek çok sanatçıyı derinliğine etkiledi, defalarca işlendi, yeniden yorumlandı, taklit edildi. Binbir Gece Masalları, sadece insanların düşgücünü ateşlemekle kalmadı; bilinen en eski örneğini oluşturduğu "çerçeve öykü" tekniğiyle de, hem geçmişte hem de günümüzde, dünya edebiyatını en çok etkileyen kitapların başındaki yerini korudu. Alim Şerif Onaran (1921-2000), Binbir Gece Masalları’nı ilk kez tam metin halinde dilimize kazandırdı. Orhan Pamuk, gözden geçirilmiş bu yeni basım için bir sunuş yazdı. Size kalan sadece "Açıl susam açıl!" demek...
    20,02  TL26,00  TL
  • Az Gittik Uz Gittik

    Karton Kapak
    "Az gittik uz gittik. Dere tepe düz gittik. Bir de dönüp baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz." Bu ifadeleri bilmeyenimiz, duymayanımız yoktur; çünkü bu Türk masallarının ayrılmaz parçasıdır. Masal dünyasını gerçek dünyadan ayırmak, bu ayrılığı vurgulamak ve sık sık hatırlatmak için bulunmuş yollardan, Türk halkının dehasını gösteren muazzam cümlelerden biridir. Az Gittik Uz Gittik, şimdi bir kısmı Türkiye sınırları dışında kalsa da, Türkçe konuşan halkların yaşadığı topraklarda ve Anadolu’nun derin uygarlığı içinde serpilip gelişen masallardan oluşan bir derleme. 1998’de kaybettiğimiz değerli bilim insanı Pertev Naili Boratav’ın, uzun yıllar alan titiz ve kapsamlı çalışmalar sonucu oluşturduğu bu kaynak eser, Türk folklorunun bu paha biçilmez hazinelerini yazıya dökerek kaybolmaktan kurtarmış, bir kuşaktan diğer kuşağa sözlü gelenek içinde aktarılan masalları adeta bir kez daha ölümsüzleştirmiştir; kendi deyimiyle, onlara “belge” niteliği kazandırmış, her yaştan okuru masal dünyasının büyülü perdesini aralamaya çağırmıştır. Cumhuriyet döneminin en önemli araştırmacılarından birinin kaleminden, Türk halk edebiyatına yetkin ve kapsamlı bir bakış getiren bu kitap kırk sekiz halk masalı, bir tekerleme ve Karatepeli hikâyelerinden oluşuyor. Ayrıca Boratav’ın, “Türk Masalı Üzerine” başlıklı önemli incelemesinin de eklenmesiyle kitap, değerine değer katan bir boyut daha kazanmış oluyor. Şimdi, Keloğlan’dan korkunç devanalarına, astığı astık kestiği kestik padişahlardan gözü pek şehzadelere, bin bir güçlüğü aşarak muradına eren güzel ve akıllı kızlara, insanı hem eğlendiren hem de ona derin bir hayat bilgeliği aktaran hayvanlara kadar birçok renkli kahramanın dünyasını örten perde kalkıyor... ...ve daha da müthiş bir cümleyle masal başlıyor: "Bir varmış, bir yokmuş."
    25,81  TL29,00  TL
  • Dede Korkut Hikayeleri

    Karton Kapak
    Hazret-i Resul aleyhi's-selâm zamanına yakın Bayat boyundan Korkut Ata derler, bir er çıktı, Oğuzun o kişi tamam bilicisiydi, Oğuzun içine tamam velayeti zâhir olmuştu, ne derse olurdu. Gayipten türlü haber söylerdi, Hak Taâla onun gönlüne ilham ederdi... XIV-XVI yy. Arasında yazıya geçirildiği tahmin edilen Dede Korkut Hikâyeleri, Oğuzları konu alan 12 ayrı hikâyeden oluşmaktadır. Her bir bir boyun çıkışını beyan eden bu hikâyelerin Oğuz'un 24 boyuna atfen aslında 24 tane olduğu kuvvetle muhtemeldir, ancak elimize ulaşanlar yalnızca bu kadardır. Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan geniş coğrafyada folklorik bir öğe ve halkın ortak kültüründe yer etmiş efsaneler olarak bir düzeyde hâlâ canlıdırlar. İster bu hikâyeler ve kahramanları gerçek olsun ister mitolojik olsun bir kültürel miras oluştururlar. Dede Korkut Hikâyeleri Türk dilinin ve edebiyatının, Türklerin örf ve âdetlerinin, Türk ahlâk ve törelerinin, inançlarının, kahramanlıklarının, kısacası Türk hayatının olduğu gibi verildiği bir eserdir. Tek bir kişinin kaleminden çıkmamıştır, bu bir halkın ortak hikâyesidir. Bu halkın uzun göçü boyunca belleklerde taşınıp gelmiş, şamanizmden islamiyete uzanan inanç değişimleri, büyük kahramanlar, tarihteki dönüm noktaları, içinde yaşanan coğrafyanın özellikleri, düşmanların nitelikleri ve bizzat halkın yaşayyışındaki değişimler bu hikâyelerin içinde yer bulmuştur. (Tanıtım Bülteninden)
    14,20  TL20,00  TL
  • Kabusname

    Karton Kapak
    "... Hoş kitaptır ve içinde çok faideler ve nasihatlar vardır; ama Fârsî dilincedir. Bir kişi Türkîye tercüme etmiş, velî ruşen değil, açık söylememiş. Eyle olsa hikâyetinden helâvet bulmazız, dedi. Ve lâkin bir kimse olsa ki bu kitabı açık tercüme etse, ta ki mefhumundan gönüller haz olsa ..." Tarihte sadece birkaç satırla anılan Ziyaroğullarından Emîr Unsurü’l-Maâli Keykâvus’un 1082 yılında oğlu Giylanşah’a yazdığı bir nasihatler dizisidir Kabusnâme. Kitap vaktinde uyumaktan emanet saklamaya, yemek yemekten şarap içme âdabına, hatta misafir ağırlamaktan çocuk terbiyesine kadar değişik konularda nasihatlerin olduğu kırkdört bölümden oluşur. İran edebiyatının önemli bir örneği olarak birçok dile çevrilmiş olan kitap, başka eserlere de alıntı kaynağı olmuştur. Kabusnâme’nin kaderi çok rağbet görmüş diğer büyük eserlerle aynı olmuştur; günümüze gelene kadar esere bilgisiz kimseler tarafından kitabın yazılmasından yüzyıllarca sonra eklemeler yapılmış, konuları alıntı yapanların dilediğince değiştirilmiş, hatta beğenilmeyen bölümleri çıkarılmıştır. Bu nedenle eserin farklı basımları metin bakımından birbirlerinden ayrılmaktadır. Ancak bu alıntılar Kâbusnâme’nin ne kadar etkili olduğunun, değiştirmeler ve eksiltmeler ise içindeki beğenilmeyen unsurlara rağmen eserin oldukça rağbet gördüğünün işaretidir. Size Kabusnâme’yi Mercimek Ahmed’in Sultan II. Murad için yaptığı çevirisinin Orhan Şahik Gökyay tarafından gözden geçirilmiş halini sunuyoruz. Hikâyetinden halâvet buluna, mefhumundan gönüller haz ala ...
    21,30  TL30,00  TL
  • Divanlar Arasında

    Karton Kapak
    Bu kitaptaki yazılarda, Türk milletinin yüzyıllar içindeki adetlerinin, inançlarınıni zaferlerinin, sevinçlerinin ve acılarının, aşkının, mahalle ve eğlence hayatının; hatta siyaset dünyasının divan şiiri iklimi içinde nasıl yansıtıldığı ve işlendiği gösterilmekte; böylelikle bugünkü yaşayışımızın, duyuşumuzun ve kimliğimizin köklerine işaret edilmektedir. Dünyevi ve tasavvufi boyutlarıyla bu şiirin kavramları, ifade imkanları bir dil ve sanat hadisesi olarak -yer yer eleştirel yaklaşımlarla- ele alınırken, aslında farkında olalım ya da olmayalım modern sanat ve edebiyatımızın o estetikten neleri devşirdiği hakkındaki tartışmalara da ışık tutulmakta; bununla beraber divan şiirinin sorunları, günümüz insanı ile arasındaki mesafenin sebepleri ortaya konulmaya çalışılmaktadır.
    9,00  TL10,00  TL
  • Binbir Gece Masalları Cilt 3/1

    Karton Kapak
    Yüzlerce yıl boyunca, Çin’den Kuzey Afrika’ya uzanan ve Çin, Çin Hindi, Hindistan, İran, Irak, Türkiye, Suriye ve Mısır’ı kapsayan bir alanda anlatılan Binbir Gece Masalları, ilk kez Antoine Galland tarafından düzenlenip Fransızcaya çevrilerek (1704-17, 12 cilt) dünyaya tanıtıldı. Bugüne kadar bellibaşlı bütün dillere çevrilen bu masallar, Galland’dan çok daha öncesinden başlayarak, edebiyattan müziğe, sinemadan baleye kadar bütün alanlarda pek çok sanatçıyı derinliğine etkiledi, defalarca işlendi, yeniden yorumlandı, taklit edildi. Binbir Gece Masalları, sadece insanların düşgücünü ateşlemekle kalmadı; bilinen en eski örneğini oluşturduğu "çerçeve öykü" tekniğiyle de, hem geçmişte hem de günümüzde, dünya edebiyatını en çok etkileyen kitapların başındaki yerini korudu. Alim Şerif Onaran (1921-2000), Binbir Gece Masalları’nı ilk kez tam metin halinde dilimize kazandırdı. Orhan Pamuk, gözden geçirilmiş bu yeni basım için bir sunuş yazdı. Size kalan sadece "Açıl susam açıl!" demek...
    18,48  TL24,00  TL
  • Türk Halk Edebiyatına Giriş

    Karton Kapak
    Edebiyat, bir ulusun veya bir dönemin yazar ve şairlerinin ürettikleri eserlerdir. Edebiyatın, bir kitabın içinde biçimlenen başlı başına bir etkinlik olarak kavranması daha sonraki bir olgudur. Yazıyı henüz bilmeyen ilk uygarlıklar heyecan ve kültür miraslarını sonraki kuşaklara sözlü olarak aktarmıştır. Kulaktan kulağa taşınan masallar, anlatılar bir topluluğun belleği, bir halkın uyduğu kuralların kutsal mirasıdır. Edebiyat yalnızca bir kişinin ürünü olmadan önce topluluğun gelenekleri içinde barındırılırdı. Edebiyat, insanları duygu, düşünce ve hayal bakımından yüksek bir kültüre eriştirmeyi amaçlayan eğitici öğretici bir bilim ve sanattır. Edebiyat tarihi, kendi alanına göre sözlü ve yazılı ürünleri, sanatçıları, akımları ve kuralları inceleyip değerlendiren bilim dalıdır. Edebiyatın gelenek-görenek taşıyıcılığı işlevinin yanında kültürel bağlantı ve süreklilikleri sağladığı da bilinen bir gerçektir. Edebiyat kelimesi yazıya dayanan anlatım biçimini gösterir. Oysa en eski ürünler konuşmaya ve görüntüye dayanan anlatılardır. Efsaneler, masallar, folklor ürünleri olan her çeşit gelenek, halkların ilkel düşüncelerini aktaran sözlü edebiyat ürünleridir.Bütün sanat ürünleri, toplumsal hayatta duygu ve düşünce, beğeni ve inanç, ideal ve coşku birliği yaratmayı, toplumu ortak ölçülerde kaynaştırmayı amaç edinmiştir. Uygarlık düzeyi, yaratılan toplumsal kurumların değer bileşkesi olduğu için dil ve edebiyat da doğduğu çağın ve ulusal uygarlık özelliklerinin kesin bir belgesidir. Birçok kuram, şiirin doğuşunu ilk insan topluluklarına kadar götürür. İlk insanın doğa ile mücadelesinde korku, hayranlık, yüceltme, kaçış gibi türlü ruhsal devinimler vardır. Büyü ve taklit (mimesis) ile başlayan ilkel din törenleri, şiirin de yaygınlaşmasını sağlamıştır. Yaşama biçimlerinin değişimi, üretim - tüketim ilişkileri eylem ve müzikle bezeli şiir türlerini doğurmuştur. Törenlerdeki kalıpsal tekrarlar, doğaçlama söyleyişler, epope ve mitoloji, şiirle iç içe olmuştur. İnsan duygulanmalarına paralel olarak şiir, lirik, epik, dramatik, didaktik, pastoral ve satirik olmuştur. Şiir, bütün ilkel toplulukların edebiyatlarında önce mitolojik kimlikle başlar, daha sonra dinî kimliğe bürünür. Toplumsal gelişme daha ileri basamağa ulaşınca, dinî konular yerlerini dinî olmayan konulara bırakır. Bu durum Türk şiirinde de görülür. Başlangıçtaki destani şiirler dini şiirlere dönüşmüş, daha sonraları da her konu şiirin alanına girmiştir. Edebiyat, üç aşamalı bir süreçten geçerek kutsallıktan arınmış, kültürel farklılaşma ve halkın bireyselleşmesi süreçlerinden sonra oluşmuştur. Büyü ile dinin iç içe geçtiği kökenlerden gelen yanını ve hem dünyayı hem yaşamın tümünü kucaklama tutkusunu hep sürdürecektir. Ne var ki edebiyatın din dışı alana kayması, türlerin gelişmesini ve şiirle düz yazının birbirinden ayrılmasını da birlikte getirecektir. Daha sonra ulusal edebiyatların ortaya çıkması, özgün temaların ve gözde biçimlerin kullanılmasına yol açacaktır. Okuyucunun bireyselleşmesi; edebiyatın yazıya geçirilmesi ve kitapların elden ele dolaşmaya başlamasıyla ortaya çıkan bir olgudur. Yazarla okur arasında diğer yandan yazarla gelenek arasında var olan çifte ilişki yok olur. Bu ilişki artık kişiselleşir. Bu durum şu sonuçların ortaya çıkmasına yol açar: 1) Okumamışlar edebiyatın dışına itilir. 2) Edebiyat ikiye bölünür: Halkın bir kısmı kabul gören yüksek edebiyat; bir kısmı ise hor görülen halk edebiyatı tarafında olacaktır. İlkel uygarlıkların edebiyatı başlangıçta bir sanat türü değildir. Görevi, insanın doğal ve sosyal çevresiyle ilişkilerini düzenlemek ve gelecek kuşaklara aktarmaktır. Sözlü edebiyat, bir toplumun sahip olduğu geleneksel bilginin belleğidir. Dolayısıyla içeriği farklı üç özellik gösterir: Mitolojik, epik, didaktik. Mitos, dünyanın kökenini, tanrıların doğasını, nesnelerin düzenini açıklayan temel anlatıdır. Destanların en ilkel biçimleri; ataların listesi, kralları veya soylu kişileri yücelten soy ağaçlarıdır. Bunlar insanlara iktidarın yasallığını hatırlatır. Sözlü edebiyat aynı zamanda insanların hangi durumda ne tutum takınacağının, neler yapmaları gerektiğinin örneklerini sunar. Sözlü edebiyatın bu tam anlamıyla eğitici işlevi atasözleri, özdeyişler, bilmeceler ve masallarla ortaya çıkar. Sözlü metin, bir insan topluluğunun olgular ve değerler düzenini korur, onları belleklere yerleştirerek kalıcı olmasını sağlar. Sözlü metnin temel yapısı ritimdir. Ritim insanın ortaya koyduğu içgüdüsel bir davranıştır. Aynı zamanda da insanlığın kendini dışa vururken gösterdiği ilk belirtidir. Ritim, sesler, vurgular ve müzik eşliğiyle sözlü edebi
    16,28  TL17,50  TL
  • Binbir Gece Masalları Cilt 3/2

    Karton Kapak
    Yüzlerce yıl boyunca, Çin’den Kuzey Afrika’ya uzanan ve Çin, Çin Hindi, Hindistan, İran, Irak, Türkiye, Suriye ve Mısır’ı kapsayan bir alanda anlatılan Binbir Gece Masalları, ilk kez Antoine Galland tarafından düzenlenip Fransızcaya çevrilerek (1704-17, 12 cilt) dünyaya tanıtıldı. Bugüne kadar bellibaşlı bütün dillere çevrilen bu masallar, Galland’dan çok daha öncesinden başlayarak, edebiyattan müziğe, sinemadan baleye kadar bütün alanlarda pek çok sanatçıyı derinliğine etkiledi, defalarca işlendi, yeniden yorumlandı, taklit edildi. Binbir Gece Masalları, sadece insanların düşgücünü ateşlemekle kalmadı; bilinen en eski örneğini oluşturduğu "çerçeve öykü" tekniğiyle de, hem geçmişte hem de günümüzde, dünya edebiyatını en çok etkileyen kitapların başındaki yerini korudu. Alim Şerif Onaran (1921-2000), Binbir Gece Masalları’nı ilk kez tam metin halinde dilimize kazandırdı. Orhan Pamuk, gözden geçirilmiş bu yeni basım için bir sunuş yazdı. Size kalan sadece "Açıl susam açıl!" demek...
    18,48  TL24,00  TL
  • Binbir Gece Masalları (4 Kitap Takım)

    Karton Kapak
    Orijinal dilinden, tam metin ve resimli   “İlk kez Hindistan’da, sonra İran’da ve ardından Anadolu’da anlatıldı; nihayetinde Arapça kaydedilip Kâhire’de derlendi. Hepsi bir araya gelip Binbir Gece Masalları’nı oluşturdu. “ -Jorge Luis Borges   Baron von Hammer-Purgstall bir metninde confabulatores nocturni, “geceleri hikâye anlatan adamlar”dan bahseder. Sonra da eski bir Pers elyazmasında ilk defa geçtiği şekliyle, uykusuzluktan muzdarip olan Büyük İskender’in etrafına bu insanları topladığını söyler. IX. yüzyıla tarihlenen Suriye elyazmalarının en eskisi olduğunu kabul edersek 1000 yıldan uzun süredir insanlığın ortak belleğinde yer alıyor Binbir Gece Masalları. Batı dillerine ilk çevrildiği 1706’dan beri bir çığ gibi büyüyen büyük bir hayran kitlesi var: Henry Fielding, Walter Scott, Thackeray, Wilkie Collins, Goethe, Stendhal, Dumas, Flaubert, Puşkin, Tolstoy, Hofmannsthal, Conan Doyle, Wells, Yeats, Kavafis, Lovecraft, Proust, Perec, Rushdie, Calvino, Mahfuz  ve elbette Borges.
    96,00  TL120,00  TL
  • Binbir Gece Masalları Cilt 2/2

    Karton Kapak
    Yüzlerce yıl boyunca, Çin'den Kuzey Afrika'ya uzanan ve Çin, Çin Hindi, Hindistan, İran, Irak, Türkiye, Suriye ve Mısır'ı kapsayan bir alanda anlatılan Binbir Gece Masalları, ilk kez Antoine Gallad tarafından düzenlenip Fransızcaya çevrilerek (1704-17, 12 cilt) dünyaya tanıtıldı. Bugüne kadar bellibaşlı bütün dillere çevrilen bu masallar, Galland'dan çok daha öncesinden başlayarak, edebiyattan müziğe, sinemadan baleye kadar bütün alanlarda pek çok sanatçıyı derinliğine etkiledi, defalarca işlendi, yeniden yorumlandı, taklit edildi. Binbir Gece Masalları, sadece insanların düşgücünü ateşlemekle kalmadı; bilinen en eksi örneğini oluşturduğu "çerçeve öykü" tekniğiyle de, hem geçmişte hem de günümüzde, dünya edebiyatını en çok etkileyen kitapların başındaki yerini korudu. Alim Şerif Onaran (1921-2000), Binbir Gece Masalları'nı ilk kez tam metin halinde dilimize kazandırdı. Orhan Pamuk, gözden geçirlimş bu yeni basım için bir sunuş yazdı. Size kalan sadece "Açıl susam açıl!" demek...
    16,94  TL22,00  TL
  • Dedem Korkudun Kitabı

    Sert Kapak
    Dede Korkut Hikâyeleri yüzyıllar boyunca sözlü gelenekte varlığını koruyup biçimlendikten sonra Oğuzların dilinde yazıya geçirildi. Hikâyelerin oluştuğu dönem de, yazıya aktarıldığı tarih de tam olarak bilinememektedir. Yazık ki bu hikâyelerden günümüze yalnızca Dresden ve Vatikan’da bulunan iki yazma ulaşabilmiştir. Hikâyelerin çok daha eski bir Oğuz destanının on iki bölümünden ibaret olduğu düşünülse de, kim tarafından yazıya aktarıldığı belirsizdir. Dede Korkut ya da Korkut Ata’nın kim olduğuna dair elimizde neredeyse hiç bilgi yoktur. Hikâyelerin girişindeki bilgiye göre Oğuzların Bayat boyundan bilge bir kişi olup Hz. Muhammed döneminde yaşamıştır. Başka kaynaklarda Osmanoğulları devletini kuran Kayı boyundan olduğu söylenir. Bir başka yerde de İç Oğuz ve Dış Oğuz beylerinin şeyhi olarak geçer. Bütün bu belirsizliklere rağmen bu hikâyeler, geçmişte yaşayan ve ismi artık kaybolup gitmiş Türk Homeros ve Homeros’larının varlığını belgelemektedir. Şimdiye kadar Dede Korkut üzerine ülkemizde yayımlanan en kapsamlı araştırmayı sunan bu baskı hikâyeleri, Dresden yazmasının tıpkıbasımını ve Orhan Şaik Gökyay’ın büyük emekle oluşturduğu yüzlerce sayfalık açıklamayı ve hikâyelerde geçen sözcüklerin dizinini içermektedir.
    106,50  TL150,00  TL
  • Ariflerin Menkıbeleri

    Sert Kapak
    İslam ülkelerinin edebiyatlarında kahramanların, din büyüklerinin, tarikat kurucularının da ermişlerin olağanüstü yaşamlarını ve kerametlerini anlatan yapıtlar olan menakıbnâmeler, özellikle XIII. yüzyıldan sonra Anadolu’daki tasavvuf yaşamının etkisiyle yaygınlaşmış, Osmanlılar arasında sonraki yüzyıllarda büyük gelişme göstermiş ve tekkelerin kapatılmasına kadar varlığını canlı bir şekilde sürdürmüştür. Zamanının çeşitli ilimlerini öğrenen, özellikle de felekiyat denilen yıldızlar ilminde büyük ün kazandığı için Eflâkî mahlasıyla tanınan Osmanlı mutasavvıfı Ahmed Eflâkî, Konya’ya gitmesinin ardından Mevlânâ’nın torunu Ulu Ârif Çelebi’nin, sonra da onun oğlu Âbid Çelebi’nin hizmetine girdi. Astronomi ve attârlıkla uğraşan Eflâkî’nin Konya’da bir rasathane kurduğu da bilinmektedir. Şeyhi Ulu Ârif Çelebi’nin isteğiyle başladığı ünlü eseri Ariflerin Menkıbeleri‘ni yaklaşık otuzbeş yılda bitirmiştir. Farsça yazılmış bu eser XIII. ve XIV. yüzyıl Türk edebiyatının en önemli yapıtlarından biridir. Mevlânâ’ya ilişkin çeşitli kaynaklardan yararlandığı yapıtında, yaşadığı dönemi anlatmış ve Mevlânâ’nın ölümünün ardından mevleviliğin yapısına, yayılmasına, XIV. yüzyılın ilk yarısında Anadolu’daki toplumsal, siyasal ve dinsel yaşama dair çok değerli bilgiler vermiştir. Daha çok bir halk romanı biçiminde yazılan bu eserde Mevlânâ’nın çoşkusu, düşünceleri, davranışları ve halkla olan ilişkileri çok açık ve içten bir dille anlatılmış; bu ilişkiler sayesinde o dönemdeki Anadolu halkı, devlet adamları ve bölgenin genel durumu hakkında oldukça kapsamlı bilgiler sunulmuştur.
    53,25  TL75,00  TL