• Karanlıkta Işığı Yakalamak% 45indirim
    Karanlıkta Işığı Yakalamak
    Karanlıkta Işığı Yakalamak

Karanlıkta Işığı Yakalamak

Bir Ahmet Uluçay Derlemesi
  • 20,00 TL11,00 TL

    hopi kampanyası
    0,55 Paracık
  • Tedarik Süresi 2 İş Günü
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

Uluçay’ın vizörü, hayatı, büyüyememiş ya da büyümüş ama çocuk kalmayı tercih etmiş bir gözün gördüğü şekilde yansıtır. Ayak bastığı her yer onun için bir Cinecitta’dır. Fellini gibi o da ‘gizli hazinem’ diye adlandırdığı çocukluğundan yola çıkarak filmlerini çeker. Dünyaya bakışına yansıyan naif, çocuksu ve masum yan, sinemasına da sirayet eder. Filmlerinde, yüzeydeki basit hikâyenin gerisinde, bir çocuğun düşleri, kâbusları, yetişkinlerin dünyasında yetişkin olamamanın endişesi ve hayatını kazanmak ile düşlerinin peşinden gitmek arasında kararsız kalışının izlerine rastlarız.

Bu derlemeyi hazırlarken tüm bu arka planıyla Uluçay’ın sinema serüvenindeki mihenk taşlarını açığa çıkarmaya gayret ettik. Onlar dile geldikçe görüntüler de berraklaştı; tıpkı, filmlerindeki kurmaca dünyanın bir yanıyla da kaybolan masumiyet anlarını ortaya çıkarması gibi.


ÖNSÖZ

Ahmet Uluçay’ın hikâyesi Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde başlar. Uluçay, kaldırım taşı döşemeciliği, kamyon muavinliği, kamyon şoförlüğü ve kooperatif işçiliği gibi pek çok farklı meslekte çalışarak sürekli sinema tutkusunu geri plâna atmak zorunda kalır. Ancak yaptığı işlerin hiçbiri içindeki sinema tutkusunu bitirmez; tersine sürekli içindeki büyük tutkuyu ve özlemi körükler.

Uluçay’ın sinemayla olan ilişkisi rasyonel bir şekilde çözümlenemeyecek, kâğıt üzerine basit bir formla aktarılamayacak kadar derin ve tutku doludur. Uluçay’ın ayak bastığı her yer, onun için bir Cinecitta’dır. Fellini gibi o da “gizli hazinem” diye adlandırdığı ve filmlerinde sıkça geri döndüğü çocukluğundan yola çıkarak filmlerini çeker. Onun dünyaya bakışına yansıyan naif, çocuksu ve masum yan, sinemasına da sirayet eder. Uluçay’ın vizörü gerek kısa filmlerinde gerekse Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filminde, hayatı, büyüyememiş ya da büyümüş ama çocuk kalmayı tercih etmiş bir gözün gördüğü şekilde yansıtır. Uluçay filmlerinde kendine özgü bir sözdizimi ve görsel dil oluşturur. Şematizmden ve sembolizmden uzak, psikanalizin erotik dayatmacılığına aldırmayan ama çok katmanlı bir yapı benimser. Yüzeydeki basit hikâyenin gerisinde bir çocuğun düşlerinden, kâbuslarından, yetişkinlerin dünyasında yetişkin olamamanın endişesinden, hayatını kazanmakla düşlerinin peşinden gitmek arasında kararsız kalışından izlere rastlarız.

Ahmet Uluçay’ın sineması hem bunların hepsidir hem de bunların ötesidir. Küreselleşme, kapitalist pazar ekonomisi, yerellikle evrenselliğin çatışması, oryantalizm, popüler kültür, kitle kültürü, ana akım sinema, sanat sineması tartışmalarını Uluçay’ın filmleri aşar. Bunların yerine “kendiliğindenlik” öne çıkar. Filmler, mevcut tartışmalar ve baskın fikirlerin dışarısında, Uluçay’ın içinden geldiği şekilde, bir tür kendiliğindenlik taşır. Uluçay’ın filmleri kurmacadır, kurgusaldır; ancak filmlerde kurulan kurmaca dünya bir yanıyla da yaşamın içindeki gerçek değerleri, kaybolan masumiyet anlarını ortaya çıkarır. Uluçay’ın çekimlerinde çeşitli nesnelerle anılarda kristalize edilmiş anlar yeniden canlanır. Kurmacanın –mış gibi düzeneği, tersine doğru bir etki uyandırır. Yaratılan kurmaca evren, kişisel gerçekliğin hasıraltı edilen, yetişkinliğe geçişte terk edilen, unutulmaya bırakılmış anılarını zihinde yeniden canlandırarak, kişinin kendi geçmişiyle iletişime geçmesine aracılık yapar. Kurmaca dünyanın kişiyi dönüştürücü, yüzleştirici ve sağaltıcı bir gücü vardır. Bu düzenek Uluçay’ın çocukluğundan, el değmemiş anılarından ve yaşamla kurduğu masum ilişkiden beslenir.

Uluçay üzerine bir derleme hazırlarken, bizim de öncelikli düşüncemiz metinlerde onun sinemayla, anılarıyla ve hayatıyla olan ilişkisini açığa çıkarmak oldu. Onlar dile geldikçe, görüntüler de berraklaştı. Anılar üzerine kurulan gerçeküstü imajların beslendiği gerçekliği ifade etmek, derlemenin gerisinde gözettiğimiz hususlardan biriydi. Bu yüzden de derleme içerisine Ahmet Uluçay’ın kendi sinemasını anlattığı bölümler kadar sinemayla ve sanatla olan ilişkisini aktardığı yazılara da olabildiğince yer vermeye çalıştık.

Bununla birlikte, bu kitabın salt bir derleme çalışmasından ziyade Ahmet Uluçay’ın ilk kısa filmlerinden uzun metrajlı film çalışmasına ve sonrasında yaşananları da içine alan, bütünlüklü bir “Ahmet Uluçay’ın Sinema Serüveni” olarak anlam kazanmasına gayret ettik. Kitabı çeşitli bölümlere ayırarak Uluçay’ın serüvenindeki mihenk taşlarını, onun kendi ifadeleriyle destekleyerek okuyucuyla paylaşmaya çalıştık.

Barış Saydam

Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.