Kırmızı Saçlı Kadın
% 15indirim

Kırmızı Saçlı Kadın

  • 12,00 TL10,20 TL

    hopi kampanyası
    5,00 Paracık
  • Stoktan Hemen Teslim!
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

İlk aşk deneyimi bütün bir hayatı belirler mi?


Yoksa kaderimizi çizen yalnızca tarihin ve efsanelerin gücü müdür?


Orhan Pamuk, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan yeni romanı Kırmızı Saçlı Kadın’da bizi otuz yıl önce İstanbul yakınlarındaki bir kasabada liseli bir gencin yaşadığı sarsıcı bir aşk hikayesiyle, büyük bir insani suçun peşinden sürüklüyor.


Aslında yazar olmak istiyordum. Ama anlatacağım olaylardan sonra jeoloji mühendisi ve müteahhit oldum. Okuyucularım, hikâyemi anlatmaya başladım diye olayların sona erip arkada kaldığını da sanmasınlar. Hatırladıkça olayların içine daha çok giriyorum. Bu yüzden sizlerin de peşim sıra baba ve oğul olmanın sırlarına sürükleneceğinizi hissediyorum.

1985’te Beşiktaş’ın arkalarında, Ihlamur Kasrı’na yakın bir apartman dairesinde yaşıyorduk. Babamın Hayat adlı küçük bir eczanesi vardı. Eczane haftada bir sabaha kadar açık kalır, babam nöbet tutardı. Nöbetçi olduğu gecelerde babamın akşam yemeğini ben götürürdüm. Uzun boylu, ince, yakışıklı babam kasanın yanında yemeğini yerken ilaç kokusunu koklayarak dükkânda durmayı severdim. Otuz yıl sonra bugün, kırk beş yaşımda ahşap dolaplı eski eczanelerin kokusundan hâlâ hoşlanıyorum.

Hayat Eczanesi’nin çok müşterisi yoktu. Babam nöbetçi olduğu gecelerde o zamanlar moda olan taşınabilir küçük bir televizyona bakarak vakit öldürürdü. Bazan da babamı, ziyarete gelen arkadaşlarıyla alçak sesle konuşurken görürdüm. Siyasi arkadaşları, beni görünce konuşmayı bırakır, benim, tıpkı babam gibi yakışıklı ve sevimli olduğumu söyler, sorular sorarlardı: Kaçıncı sınıfa gidiyordum, okulu seviyor muydum, ileride ne olacaktım?

Siyasi arkadaşlarının yanında babamın huzursuz olduğunu gördüğüm için dükkânda fazla kalmaz, boş sefertasını alır, soluk sokak lambalarının ve çınar ağaçlarının altından yürüyerek eve dönerdim. Evde anneme, babamın siyasete meraklı arkadaşlarından birinin dükkânda olduğunu söylemezdim. Çünkü annem, babamın başının yeniden belaya gireceğini ya da durup dururken gene bizi bırakıp gideceğini düşünerek endişelenir, babama ve arkadaşlarına sinirlenirdi.

Ama babamla annemin aralarındaki sessiz kavgaların tek nedeninin siyaset olmadığını da fark ederdim. Bazan uzun süreler küsüşürler, aralarında neredeyse hiç konuşmazlardı. Belki de birbirlerini sevmiyorlardı. Babamın başka kadınları, pek çok başka kadının da onu sevdiğini seziyordum. Bazan annem başka bir kadın olduğunu benim anlayacağım bir şekilde konuşurdu. Annemle babamın kavgaları beni çok hüzünlendirdiği için onları düşünmeyi, hatırlamayı kendime yasaklamıştım.

Babamı en son ona yemek götürdüğüm bir gece eczanede gördüm. Lise birdeydim; sıradan bir sonbahar akşamıydı. Babam televizyondaki haberleri seyrediyordu. Daha sonra tezgâha yerleştirdiği yemeğini yerken, ben biri aspirin, diğeri de C vitamini ve antibiyotik isteyen iki müşteriye baktım ve parayı çekmecesi hoş bir zil sesi çıkararak açılan eski kasaya koydum. Eve dönerken son bir bakış attım babama; bana kapıdan gülümseyerek el salladı.

O sabah babam eve gelmemiş. Bunu öğleden sonra okuldan dönünce annem söyledi. Gözlerinin altı şişti, ağlamıştı. Babamın bundan önce olduğu gibi eczaneden alınıp Siyasi Şube’ye götürüldüğünü zannettim. Orada ona işkence eder, falakaya yatırır, elektrik verirlerdi.

Yedi sekiz yıl önce babam gene böyle yok olmuş ve yaklaşık iki yıl sonra eve dönmüştü. Ama annem o sefer babam poliste sorguda işkence görüyormuş gibi davranmamıştı. Babama öfkeliydi. Ondan söz ederken “Ne yaptığını o bilir!” demişti.

Oysa askeri darbeden hemen sonra askerler bir gece babamı eczanesinden aldıklarında annem çok üzülmüş, babamın bir kahraman olduğunu, onunla gurur duymam gerektiğini söylemiş, eczanede nöbetleri kalfa Macit ile birlikte babamın yerine o tutmuştu. Bazan da Macit’in beyaz önlüğünü ben giyerdim. Tabii ben ileride eczacı kalfası değil, babamın istediği gibi bilim adamı olacaktım.

Babamın bu son kayboluşunda annem eczaneyle hiç ilgilenmedi. Ne Macit’ten söz etti, ne başka bir çıraktan, ne de eczanenin ne olacağından. Bu da bana bu sefer babamın başka bir nedenden kaybolduğunu düşündürüyordu. Ama düşünmek dediğimiz şey nedir ki?

Daha o zaman bile düşüncelerin kafamıza bazan kelimelerle, bazan da resimlerle geldiğini anlamıştım. Bazan bir fikri kelimelerle düşünemezdim bile... Ama o şeyin resmi, mesela bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken nasıl koştuğum ve neler hissettiğim gözümün önünde hemen beliriverirdi. Bazan da bir şeyi kelimelerle düşünebilirdim ama gözümün önüne onu bir resim olarak asla getiremezdim: Siyah ışık gibi, annemin ölümü gibi ya da sonsuzluk gibi.

Belki de hâlâ çocuktum: İstemediğim konuları bazan düşünmemeyi başarabiliyordum. Bazan da tam tersi oluyor, düşünmeyi istemediğim bir resmi ya da kelimeyi aklımdan hiç çıkaramıyordum.

Babam uzun bir süre bizi aramadı. Bazan babamın yüzünü hatırlayamıyordum. Sanki bir an elektrikler kesilmiş de gözümün önündeki her şey kaybolmuş gibi hissediyordum o zaman.

Bir akşam, kendi kendime Ihlamur Kasrı’na doğru yürüdüm. Hayat Eczanesi’nin kapısı kilitlenmiş ve bir daha hiç açılmayacak gibi üzerine kara bir asma kilit vurulmuştu. Ihlamur Kasrı’nın bahçesinden bir sis geliyordu.

Çok geçmeden annem artık ne babamdan ne de eczaneden bir şey geldiğini, para durumumuzun kötü olduğunu söyledi. Sinema, dönerli sandviç ve resimli romanlardan başka bir masrafım yoktu. Kabataş Lisesi’ne evden yürüyerek gidip gelirdim. Resimli roman dergilerinin eski sayılarını alıp satan, kiralayan arkadaşlarım vardı. Ama onlar gibi hafta sonları Beşiktaş sinemalarının yan kapısında, ara sokaklarda sabırla müşteri beklemek istemiyordum.

1985 yazını Beşiktaş’ta çarşı içinde, Deniz adlı bir kitapçıda tezgâhtarlık ederek geçirdim. İşimin önemli bir kısmı hemen hepsi öğrenci olan kitap arakçılarını kovalamaktı. Arada bir de patron Deniz ağabeyin arabasıyla Cağaloğlu’na kitap almaya giderdik. Kitapların yazarlarını, yayınevlerinin adlarını hiç unutmadığımı gören patron beni seviyor, kitapları eve götürüp okuyup geri getirmeme izin veriyordu. Pek çok kitap okudum o yaz; çocuk romanları, Jules Verne’den Arzın Merkezine Seyahat, Edgar Allan Poe’dan seçme hikâyeler, şiir kitapları, Osmanlı cengâverlerinin maceralarını anlatan tarihi romanlar ve bir de rüyalar üzerine bir derleme. Bu derlemedeki bir yazı bütün hayatımı değiştirecekti.

Kitapçı Deniz ağabeyin yazar arkadaşları da arada dükkâna gelirdi. Patron beni onlara tanıştırırken ileride yazar olacağımı söylemeye başlamıştı. Bu hayalimi boşboğazlılıkla ilk ben söylemiştim ona. Kısa zamanda patronun etkisiyle ciddiye almaya da başladım.


Yorum Sayısı: 56

Ben bu çocuğu tanıyorum. Yani, aslında yazar olmak isteyip de jeoloji mühendisi ve müteahhit olan bu çocuğu. Kırklı yıllarda aynı şeyleri yaşadım da diyebilirim. Kitabı henüz okumadım, ama okuyacağım tabii ki. Benim çocukluğumda bazı evlerde veya kahvelerde tek tük radyo olurdu. Resim gösteren bir radyo olduğunu duyardık da inanmazdık. O, ne güzel Tv. İzliyormuş. Benim babamın da pek bir işe yaramayan bir dükkanı vardı ve sonra kapatıp beni terk etti ve onun da beraber içki içip siyaset konuştuğ

T
Talat Akıncıoğlu  -   01.02.2016

Orhan Pamuk´un bu kitabını da en az kafamda bir tuhaflık var kitabı kadar sevdim.. Yazarın hikayeyi efsanelerin üzerine oturtarak işlediği olay örgüsü gerçekten muhteşemdi..Hem etnik efsaneleri öğretiyor hem de birçok açıdan aşkı ve baba-oğul ilşkisini düşünmemizi sağlıyor.. İnce bir kitap olmasına rağmen sayfalardaki bilgi ve duygu yoğunluğu nedeni ile ben okurken sindirerek okumayı tercih ettim ve pişman da olmadım.. Orhan Pamuk´u eleştiren Türk okuruna tek bir önerim var.. Sanki o yazmamış...devamını oku

M
Murat Deniz  -   03.03.2016

Orhan PAMUK'un önceki kitaplarından sadece Masumiyet Müzesi ve Kafamda Bir Tuhaflık adlı eserlerini okudum. Masumiyet müzesini okurken çok çok sıkıldığımı ve kitabı bitirmek için çok fazla çaba sarf ettiğimi söylemeliyim. Ancak Kafamda Bir Tuhaflık isimli eserine bayıldım ve birkaç gün içinde bitirdim. Orhan PAMUK harika bir yazar olduğunu, kelimeleri özenle seçtiğini ve her cümleyi üzerinde düşünerek yazdığını bana bu kitapta anlattı. Yeni çıkan kitabının da harika olduğuna eminim.

F
Fatih Şenel  -   04.02.2016

"Çok güzel olacak eminim" demişim okumadan, evet çok güzeldi, çünkü daha önceki romanlarına göre cümle yapısı bir tık daha kısalmış, böylece okunurluğu ve akıcılığı artmış. Titiz çalışmasının sonucu batı ve doğudan iki efsaneyi kurguya çok güzel harmanlamış. İstanbulun zaman içindeki değişimini de vurgulamayı ihmal etmemiş

C
Cemile Elçin Üner  -   29.02.2016

Tek solukta okunabilecek bir kitap. Orhan Pamuk "kader " konusunu bu kez efsanelerden ve gerçek hayattan yola çıkarak ele almış ve çarpıcı bir sonla bitiriyor kitabı. Şiddetle tavsiye ediyorum.

F
Feyza Bilgiç  -   10.02.2016

Kötü bir kitap demek kesinlikle doğru olmaz. Ama biraz aceleye gelmişlik hissi yaratıyor. Orhan Pamukla tanışmak için kesinlikle doğru kitap değil. Kara Kitap, Benim Adım Kırmızı ya da Kar kitaplarından birini okursanız anlarsınız anlatım gücünü ve betimlemelerini . Özellikle Kara Kitap Türk edebiyatının dönüm noktası sayılan eserlerden. kesinlikle okunmalı.

A
Alican Sunal  -   25.04.2016

Kara Kitap, Benim Adım Kırmızı gibi bir kitap bekliyorsanız yanılıyorsanız. Orhan Pamuk'a ait değil de başka bir yazarın ilk kitabı olsaydı vayyy be derdim ama Orhan Pamuk, kendinden beklenmeyen bir şekilde yalın ve akıcı bir roman yazmış. Ama ana öykü biraz zorlama ve tesadüf olmuş biraz. Ama piyasada ne anlattığı belli olmayan bir sürü başıboş kitap olduğunu düşünecek olursak 10 üzerinden 8 veriyorum. Alın ve okuyun derim

S
Serkan Narin  -   15.02.2016

Diğer Orhan Pamuk kitaplarına göre çıtır çerez kaçmış gibi geldi. Okuması kolaydı, ama tabiki yine de sürükleyici bir şekilde kendini okuttu.

M
Merve Merve  -   12.02.2016

Orhan Pamuk yine bu kitabında okuyucuyu şaşırtmayı ve derinden etkilemeyi başarıyor...Orhan Pamuk'un her zaman sadece okuyucu kitlesi ile paylaştığı özel bir dili vardır; uslubü yerinde, cümleler uzun ve anlam bütünlüğü kaybolmamıştır...Bu kitapta da bir anda olayları bağlıyor fakat ustaca, hissettirmeden... Orhan Pamuk kafasında bir çok olayı birbirinden ayrı yaşayabilen eşsiz bir yazardır. Kırmızı Saçlı Kadın kitabında önceleri Küçük Bey Cem olan Orhan Pamuk sonrasında okuyucusunu şaşırtarak...devamını oku

T
Tuğçe Duran  -   12.02.2016

Son kitabı Kafamda Bir Tuhaflık Var'a göre anlatım dili daha sade, üslubu daha anlaşılır bir kitap olan Kırmızı Saçlı Kadın, Orhan Pamuk sevmeme rağmen beni pek etkisi altına almadı. Alışılageldik Orhan Pamuk tarzı dışında olmuş, okurken bir yabancılık hissettim.

M
Mücahit Sakar  -   10.02.2016

orhan pamuk en sevdiğim yazarlardan biridir. düşünmeden alırım kitaplarını .gecmişten günümüze uzanan efsaneler hikayesi . akıcı bir dili var .aklınızdan geciyor sonu ama merakla bekliyorsunuz.son sayfasına kadar akıcılığı devam eden bir kitap en kısa zamanda alınmasını tavsiye ederim.

E
Emel Can  -   15.02.2016

Yarım günde okuduğumdan mıdır bilemedim ama sanki Türk filmi izler gibi oldum. Kitabın ilk bölümü iyi, Cem'in Hasan Ustayla olan ilişkisinde ilerledikçe kitaba bağlanıyorsunuz. Hasan Usta'nın daha fazla hikaye anlatmasını, daha fazla ders vermesini bekliyorsunuz. ilk bölümün sonunda çok ağır bir final ile karşılaşınca şok oluyorsunuz. Sanki Hasan Usta'yı ölüme ben terk etmişim gibi heyecanlı, bir o kadar sıkıntılı, sanki karın ağrısı gibi bir şey. İlk bölüm için çok başarılı diyebilirim....devamını oku

Y
Yunus Emre Tozal  -   15.02.2016

Orhak Pamuk'un aşk odaklı son kitabı. Baba-oğul ilişkisi de roman örgüsü içinde Orhan Pamuk'ca işlenmiş.

Z
Zeynep Eriman  -   13.02.2016

ilk aşk, kadının toplumdaki yeri, baba-oğul ve birey olma ilişkisinin güzel anlatan bi roman.

B
Batuhan Pekzös  -   12.02.2016

Herkesin tutkunu olduğu bir yazarı vardır. Benimki kesinlikle Orhan PAMUK...Kırmızı ile ilgili yazdığın kitaplar her daim güzeldir... Sen hep yaz...

Ü
Ümran Tekin  -   11.02.2016

Orhan Pamuk'un birçok kitabını okumuş biri olarak önyargılı davranıcam tabiki, kitabı bitirmedim ama beni hiç yanıltmadı.

F
Filiz Aslan Çetin  -   09.02.2016

Diğer Orhan Pamuk kitaplarından sonra bu kitabı sabırsızlıkla bekliyorum hemen alıp okuyacağım.

U
Uğur Ergaza  -   08.02.2016

Orhan Pamuk'u her fırsatta karalamayı bir hüner, bir görev belleyenler için uygun sayfa sayısı, uygun fiyat. Belki bu kez okumaya çalışırlar.

B
Burak  -   02.02.2016

Eski İstanbul tasvirlerinin en başarılı yazarlarından biri, biraz samimiyet biraz geçmişin, geçmiş olmasının acı tatlı karışık tanımlanamayan tadı ama en özlem dindireninden.

O
Oğuz Kılıçer  -   02.02.2016

Romanın kurgusu tamamen mühendislik, Kırmızı Saçlı Kadın kanaatimce kalp değil akıl işi, siyasi göndermeleri de olan bir Pamuk romanı diyebiliriz buna genel olarak. Markaya da güvenmiş epey yazar, e ne diyelim güvenecek tabi.

S
Sercan Ceylan  -   12.04.2016

Akıcı bir kitap, bir ara kitabı Ahmet Ümit yazdı sanmadım değil..

E
Emel Can  -   23.02.2016

üstüne ekleyerek devam eden bir yazar ve yine mükemmel bir roman

S
Sümeyye Karadaş  -   23.02.2016

Bu yazarı hiç bir zaman sevemedim. Bana hep yavan gelmiştir. Ayrıca politik tarafı da midemi bulandırıyor.

C
Can Murat Demir  -   22.02.2016

Orhan Pamuk'un kitapta basit bir olay örgüsü ve yazımı var. Bunun yanı sıra Türk kelimelerinin geçtiği yerlerde sadece aşağılayıcı kelimeler olması beni rahatsız etti. Çeviri için yazılmış, yurt dışına servis için yazılmış bir kitap olduğunu bütün cümlelerde bağırıyor. Çoğu cümle "BİZ TÜRKLER .... KÖTÜYÜZDÜR" "BİZ TÜRKLER ..... BAYAĞIYIZDIR." gibi cümleler mevcut. Zaten Türkiye'de Türk yazar tarafından çıkan ve Türkiye'de geçen bir roman da biz Türkler diye cümleler olması yazım amacını ortaya...devamını oku

B
Batuhan İnanır  -   21.02.2016

Siyasi arkadaşlarının yanında babamın huzursuz olduğunu gördüğüm için dükkânda fazla kalmaz, boş sefertasını alır, soluk sokak lambalarının ve çınar ağaçlarının altından yürüyerek eve dönerdim. Evde anneme, babamın siyasete meraklı arkadaşlarından birinin dükkânda olduğunu söylemezdim. Çünkü annem, babamın başının yeniden belaya gireceğini ya da durup dururken gene bizi bırakıp gideceğini düşünerek endişelenir, babama ve arkadaşlarına sinirlenirdi.

G
Görkem Ötünç  -   08.02.2016

Daha önce Orhan Pamuk okumuş olanlar, bu kitaba ön yargıyla yaklaşın, bu kitapta güzel şeyler bulacağınızı düşünün. Zaten bulacaksınız da. Çünkü bu kitap tam da sizin Orhan Pamuk'tan beklediğiniz okuma zevkini içeriyor. Oldukça sürükleyici bir hikaye ve içerisinde baba oğul ilişkilerini de barındırıyor. Mutlaka okunmalı.

E
Erdem Kabtan  -   20.08.2016

kitap okuyucuyu içine çekemiyor . samimi değil . mitolojik iki hikayeyi çok tekrarlıyor .tek merak ettiğim kuyudan su çıkıp çıkmaması oda ortalarda yanıt buluyor .

M
Murat Haşhaş  -   09.07.2016

Bu kitap ile ilgili şikayet olmuştu,Orhan Pamuk'un bu kitabı toplatılsın demişti içerikten rahatsız olan bir kişi.Halbuki kitabın tamamını okusaydı kitabı Orhan Pamuk'un yazmadığını anlardı.

Y
Yunus Emre Öztürk  -   18.06.2016

Orhan Pamuk, Kırmızı Saçlı Kadın eserinde günümüz insanlarının modern olabilmek uğruna geleneklerini terk etmesine karşı çıkmıştır. Yazar, bu eserinde bir babanın evladına gerekli sevgiyi göstermediği zaman evladının, nasıl huzursuz ve öfkeli olabileceğini çok iyi işleyerek babalara sağlam bir mesaj göndermiştir. İran Şehnamesi hakkında bilgi sahibi olanlar Rüstem ile Sührap’ı bilirler. Bu eserde, Rüstem ve Sührap’ın hikayesi hakkında okurlara bilgi verilmiştir. Bu eserin içeriğinde okurların...devamını oku

C
Cemil Tokat  -   17.06.2016

Orhan Pamuk'u severim. Fakat son zamanlarda yazdığı kitaplar beni önceden yazdığı kitaplar kadar etkileyemedi. Ben en çok Benim Adım kırmızı kitabını sevmiştim. Son zamanlarda yazdığı kitapları açıkçası pek beğenemedim.

T
Tuğba Denizhan  -   13.05.2016

İlk orhan pamuk kitabımda merak ediyordum ama okumamıştım hiç , dilinden çok memnun kaldım olayları anlatımı öykünün içine alması muhteşemdi. İnsan hayatı boyunca neye inanırsa onu yaşarmış ..

S
Sibel Genç  -   10.05.2016

Orhan Pamuk'u ilk elime aldığımda onbeş yaşındaydım (bundan 15 yıl önce yani). "Benim Adım Kırmızı"yı vermişti arkadaşım elime. Yedi yaşından beri elinden kitap düşmeyen ben, inanılmaz sıkılıp "olmaz olsun böyle hikaye" diyerek kitabı geri arkadaşıma verdim.

Sonraları hep merak ettim ama hep önyargı ile yaklaştım. Bu kitap, elime onbeş yıldır ikinci defa aldığım bir Orhan Pamuk kitabı. Okunması çok rahat, hikaye su gibi akıyor.

---- Spoiler ----

Öte yandan...devamını oku

Y
Yasemin Özbal  -   26.04.2016

Tüm önyargıları bir kenara bırakıp okunması şart. Yeri geldiğinde doğu, yeri geldiğinde batı fikirlerini o kadar güzel işlemis ki iki farklı kişi yazsa bu kadar olur. Orhan Pamuk'u zaten çok severim, her kitabı gibi efsane olmuş 😊

G
Gülcan Durak  -   18.04.2016

Kırmızı Saçlı Kadın ilk okuduğum Orhan Pamuk kitabı, ve bana diğer Orhan Pamuk kitaplarının önünü açmış görünüyor. Anlatımıyla, akıcılığıyla, insanda merak duygusu uyandırıyor. Uzun zamandır böyle bir kitap okumamıştım. Tavsiye ederim. :)

A
Aysegul Yildirim  -   17.04.2016


Kitabın Orhan Pamuk’un elinden çıkmış olduğu her zamanki gibi belli. Daha uzun ve detaylı olabilirdi.

U
Uğraş Kardalı  -   07.04.2016

istanbulun bambaşka bir yüzü bu kadar güzel anlatılır.... süper bi kitap

N
Nilgün Varol  -   07.04.2016

Pamuk her şeyden önce Nobel ödülü ile kendini kanıtlanmış bir yazardır. Bundan dolayı yazdığı/yazacağı her kitabında okuyucuya katacağı bir şeyler mutlaka vardır. Bu kitabında da Doğu-Batı efsanelerini gündelik yaşam içine işleyip baba-oğul ilişkilerini ve 80'li yıllardaki Türkiye tablosunu oldukça etkileyici ve akıcı bir dille anlatıyor.

A
Ahmet Faruk Tanış  -   07.04.2016

orhan pamuk'un "cevdet bey ve oğulları" ve kafamda bir tuhaflık" tan sonra okuduğum 3. kitabı. daha önceki 2 kitap gibi bunu da çok beğendim. yıllardır kafamda oluşan ve okumamı engelleyen orhan pamuk önyargısını da kırmamı sağladı bu 3 kitap

S
Sbl Knc  -   05.04.2016

Orhan Pamuk'u ilk okuduğumda kurgusuna hayran kaldım. Bu kadar iyi bir kurgu beklememekle beraber dili de insanı çekiyor kendine. Yalnız Beyaz Kale gibi bir roman ile karşılaştırmak tabiki de doğru olmayacak. Bu roman kurgu itibari ile yine çok hoş ve efsanelerle örülmesi de ayrı bir tat veriyor. Yine sevdim. Yalniz teknik olarak aksaklıklar ve tekrarlar var. Ve biraz da reklam girmiş kitaba. Okunmaya değer.

A
Ali Varlı  -   04.04.2016

Fikrimce 3. Kısım kitapta zorlama olmuş. Oraya kadar anlatılanlar insanı okumaya sevk ediyor. Fkat son kısım da Pamuk efsanelerin de etkisi ile o kısmı efsanelere göre uyarlamış. Ama yine de okunmaya değer.

A
Ali Varlı  -   04.04.2016

Orhan Pamuk, "okuması kolay" bir kitapla karşımıza çıkmış. Ancak kitapta dini, mitolojik imgeler çok sıklıkla ve üst üste açıklanarak kullanılmış. Güzel bir hikayeyi oidipus kompleksi ile birleştirmiş ve yorumlamış. Ben kitapta yazarın adı geçen dönemleri iyi okuyamadığını düşünmekteyim. Ancak kitabın olumlu bir yanı ise ülkemizdeki ensest vakalarına kısaca da olsa değinmesi. Cesur bir yaklaşım.

O
Okan Aksu  -   01.04.2016

kitapta o kadar çok efsanelerden bahsedildi ki, sonunda da bir şeyi kırk defa söylersen olur (oldu) yani... Orhan Pamuk'un en iyisi değildi. ama fena değildi.

F
Fatma Yıldırım  -   21.03.2016

Nobel ödüllü yazardan başarısının devamlılığını sağladığını gösteren kitap

T
Tevfike Miraç Sena  -   17.03.2016

Bir solukta okuyabileceğiniz güzel bir kitap. Tek sayfasında bile sıkılmayacağınız bir roman. Ben Orhan Pamuk okumamıştım. Ancak bu romanından sonra okumaya karar verdim. Kitap o kadar etkileyici ve akıcı ki elinizden bırakınca vicdan azabı çekiyorsunuz.

E
Eda Akgül  -   16.03.2016

Başları biraz monoton gitsede sonunda çok çarpıcı darbelerle sarsılıyorsunuz.Bir insanın sanki sonunu bilerek yaşaması çok ironik

G
Gizem Özkan  -   15.03.2016

Belki de kitaba beni çeken bir çocuğun dershane parasını kazanmak için kuyucu çıraklığı yapması. Kitabın Yunan Mitolojisi ve bir İran Efsanesine de değinmesi kitabı eşsiz kılan özeliklerinden yalnızca biri. Mutlaka okunmalı.

F
Fatih Türker  -   14.03.2016

bir cirpida okudum ve hikaye beni yakaladı serim düğüm cözüm bolumleri harika ama son 10. sayfadayım ve nedense beni saşirtacak bir son bekliyorum ve hayal kırikliğına urlğrarmıyım endişesiyle elim gitmiyor bitsin istemiyorum galiba

E
Esma  -   11.03.2016

bir çırpıda okudum ve kesinlikle hikaye çok akıcı serim düğüm ve cözüm bolumleri guzel son 10. sayfadayım ve bitiminde nedense beni şaşırtacak bir olay bekliyorum ve bu beklentim hayal kırikliģına uğrar mı? endişesiyle birtürlü cesaret edemiyorum bitirmeye

E
Esma  -   11.03.2016

bu kitap bana yaşanılanlar kader mi tesadüf mü dedirtti.tebrikler.

M
Meral Cengiz  -   11.03.2016

Kitap için bu kadar olumlu yorumlar gelmesi şaşırtıcı tabi kitabı okumadim murat bardakcinin kitapla ilgili yorumlarını gördükten sonrada açikcasi okumayidi dusunmuyorum.

Ü
Ümit Vural  -   07.03.2016

çok naif bir şekilde başlayıp git gide derinleşen bir kitap olmuş. sonlarına doğru hüzünlendim. oedipus ve rüstem-sührab hikayeleri birebir yerine oturdu. amma ve lakin son cümlesi içimi acıttı."unutma aslında baban da yazar olmak istemişti."

Y
Yunus Kent  -   02.03.2016

Orhan Pamuktan beklentimin aksine oldukça yalın anlaşılır bir dili vardı.Çok eleştirildiği için ayrı bir dikkat ve meraklılıkla okudum.O kadar akıcıydıki bir solukta bitiverdi.Bakmayın oyle yok ülkeyi kötü yansıtıyormuş falan dediklerine tarih boyu süregelen çarpık ilişkileri açık bir şekilde işlemiş.Kitap değil kötü olan insanoğlu.Gerçekler yazıldımı da aman efendim nobel içinmiş şöyle böyleymiş...Oldukça iyiydi..

G
Gamze Erol  -   01.03.2016

Orhan Pamuk'un bu kitabı da diğerleri gibi mükemmel.İlk etapta kuyucu çırağının hikayesini anlatıyor gibi görünsede batı-doğu kıyaslaması,baba-oğul ilişkilerinin incelemesi alt metinlerlede buradayım diyor.Pamuk okumayanlar içinde güzel bir başlangıç olabileceğini düşündüğüm bu kitap diğerlerine oranla oldukça ince.

G
Gamze  -   01.03.2016

orhan pamuk'a hep biraz önyargılıydım. zor okunan bir yazar derdim. bir -iki kitabını okumuştum ama zorlanmıştım da. ama bu kitap bittiğinde vayyy dedim. çok beğendim. kesinlikle çok akıcı ve kolaydı okuması. hikaye sizi içine alıyor. elimden bırakamadım ve 1,5 günde bitirdim. hiç sıkılmadan bir solukta okudum. okumadığm zamanlarda da aklım kitapta kaldı. acaba ne oldu, ne olacak? hikayeyi üç kısımda anlatıyor ve her kısım bittikten sonra, yeni bölüme başlamadan düşünmek, yorumlamak, hissetmek...devamını oku

G
Gökçen Ustaoğlu  -   25.02.2016

Kitabı okudum ama tavsiye eder miyim bilemiyorum açıkçası. Çünkü bu kitaptan beklentim çok yüksekti. Özellikle Kafamda Bir Tuhaflık`dan sonra daha güzel, daha ilginç bir şey bekliyordum sanırım. Yine hiç sıkılmadan bir günde bitirdim. Kitap çocukluğunda babası tarafından terk edilen Cem`in yaz tatilinde kuyuculuk çıraklığı için gittiği yerde yaşadıklarını ve etkilendiği iki efsanenin üzerine düşmesini anlatıyor. Kitabın kapağını da kitap bittikten sonra anlıyoruz :)

K
Kübra Nur Kalkan  -   21.02.2016

Bir süre sonra kitabın kapağında 'Orhan Pamuk' yazdığını gördüğümüzde artık o kitapta vasatın üstünde bir şeylerin olduğunu kesinlikle sezeriz, kitaptan da bunu bekleriz. Öyle de olur, Orhan Pamuk'un yazdığı kitaplarda sıkılarak okunacak bir bölüme denk gelmek de zordur, olayların nereye gidebileceğini kestirebilmek de. Kırmızı Saçlı Kadın'ı tek seferde okurken, tam da bu düşünceleri geçirdim aklımdan. Yine yapmıştı yapacağını Pamuk; fakat bir şey de dokunmadı değil: kitaptaki ensestin...devamını oku

H
Hüseyin Hakan  -   17.02.2016