Tanıl Bora Kitapları


1963 Ankara doğumludur. İstanbul Erkek Lisesi ve Ankara Üniversitesi SBF mezunu. 1988'den beri İletişim Yayınları'nda araştırma-inceleme dizisi editörlüğünü yürütüyor. Birikim'de yazıyor. Üç aylık sosyal bilimler dergisi Toplum&Bilim dergisinin yayın yönetmeni. Ağırlıklı çalışma alanı: Türkiye'de siyasal düşünceler, özellikle sağ ideolojiler ve milliyetçiliktir. Bu konulardaki kitapları: Devlet Ocak Dergâh - 1980'lerde Ülkücü Hareket (Kemal Can'la birlikte 1991), Milliyetçiliğin Kara Baharı (1995), Türk Sağının Üç Hali (1999), Devlet ve Kuzgun - 1990'lardan 2000'lere MHP (Kemal Can'la birlikte, 2004), Modern Türkiye'de Siyasî Düşünce, 4, Milliyetçilik (editör, 2004), Medeniyet Kaybı: Milliyetçilik ve Faşizm Üzerine Yazılar (2006), Türkiye'nin Linç Rejimi (2008). Diğer çalışmaları: Yeşiller ve Sosyalizm (derleme, 1988), Rudolf Bahro: Nasıl Sosyalizm, Hangi Yeşil, Niçin Tinsellik? (derleme, 1989), Yugoslavya: Milliyetçiliğin Provokasyonu (1991), Bosna-Hersek: "Yeni Dünya Düzeni"nin Av Sahası (1994), Futbol ve Kültürü (derleme, R. Horak ve W. Reiter'le birlikte, 1993), Yeni Bir Sol Tahayyül İçin (derleme, 2000), Takımdan Ayrı Düz Koşu (derleme, 2001), Ankara Rüzgârı - Gençlerbirliği Tarihi (Gençlerbirliği Spor Kulübü yayını, 2003), Taşraya Bakmak (derleme, 2005), Kârhanede Romantizm - Futbol Yazıları (2006).  
214 öğeden 1-16 arası gösteriliyor.
Sayfa  1 - 14
  • Cereyanlar

    Sert Kapak
    Cereyanlar, Türkiye’de siyasî ideolojilerin özelliklerini; birbirlerini etkileme ve birbirlerinden etkilenme süreçlerini; cereyanlar içindeki figürlerin ideolojik seyahatlerini; muarız bellediklerine dairkurguladıkları dili; ideolojileri popülerleştirme tekniklerini ve siyasî ideolojilerin gündelik hayatta nasıl karşımıza çıktıklarını ustalıkla işlenmiş bir biçimde gözler önüne seriyor. Tanıl Bora, “cereyanlar”ı şu başlıklar altında tartışıyor: Geç Osmanlı Zihniyet Dünyası, Batıcılık, Kemalizm, Milliyetçilik, Türkçülük ve Ülkücülük, Muhafazakârlık, İslâmcılık, Liberalizm, Sol, Feminizm ve Kürt Siyasal Hareketi. Sadece başı sonu belli metinlere değil, sözlere ve jestlere de bakıyor, “kimin söylediği”ne değil “ne söylediği”ne odaklanıyor. Böylece, siyasî düşünceleri sarmalayan ideolojik muhtevayı ve “iklim”i de ortaya koyuyor. Cereyanlar’ı bir siyasal düşünceler kitabı olmanın ötesine taşıyan ve Türkiye’nin düşünsel ethosunu anlamamızı sağlayan heyecanlı bir metin haline getiren de bu: Olayları anlatmak ve analiz etmekle yetinmeyip bunların arkasındaki düşünce oluşumlarını ele alması.Son derece zor bir işin altından başarıyla kalkan bu kitabı okurlarımıza sunmaktan kıvanç duyuyoruz.
    44,55  TL55,00  TL
  • Vur Ulan Vur

    Karton Kapak
    Vur Ulan Vur, bir linç öyküleri derlemesi... Linç, sözün sahiden bitişi, sözün ezilmesi, sözün boğulmasıdır... Barbarlıktır. Linç karşısında, edebiyat nefes alamaz. Linç atmosferi, edebiyata nefes aldırmaz, susturur. Kitaptakilerin önemli bir bölümünün kısa öyküler oluşu, belki biraz da bunun ifadesi. Kısa ve tok öyküler. İster tok sözlü olsun, ister uzunca anlatsın meramını, bu öyküler, edebiyatın, linçe, linç atmosferine direnişidir. Hiçbir şey olmamış gibi geçiştirilen ve unutulan, vicdan sızlatan zamanlara dair edebiyatçıların tarihe düştüğü edebi bir itiraz... Vur Ulan Vur’da linç saldırılarının neredeyse yarı-resmî kurbanı olan Kürtlerle ilgili öyküler de var, mağduru “müphem” öyküler de... Azınlıklar da var azınlıkta kalanlar da... Failler de, mağdurlar da... Memleketin karanlık yüzü, ıssızlığı, kalabalığı, suçluluğu...
    12,96  TL16,00  TL
  • İnşaat Ya Resulullah

    Karton Kapak
    “ ‘Şefaat ya resullulah’ niyazından uyarlandığını herkesin anlayacağı bu slogan, İslamcı menşeli liberal-muhafazakar siyaset pratiğinin bir hicviyesidir. İnşaat sektörü, AKP iktidarının ekonomi-politiğini çözümlemek için kilit bir alan. Onun politik mitolojisini anlamak için de öyle...” “Ülkenin şantiyeye dönmesi”, nicedir, gururla söylenen, göğüs şişiren bir politik mecazdır. Birçok başka sektörü canlandıran etkisiyle büyük bir iktisadi kıymet biçiliyor inşaata; bütün ekonominin bütün ayıplarını giderecek bir sihirli kuvvet gibi bakılıyor. Dahası, kalkınmanın, refahın, zenginliğin simgesi olarak, bir fetiş kıymeti taşıyor. Bir zengin sınıfının yaratılmasında ciddi payı olduğu, zaten aşikar! Elinizdeki derleme, inşaat ‘olayını’ birçok cephesiyle ele alan makaleleri bir araya getiriyor. İnşaatın rant dağıtımından korporatizme uzanan ekonomi-politik hikmeti... Mülkiyetten büyümeye halelenen “manevi”-psikolojik hikmeti... Cami mimarlığı, “kubbe” imgesi... “Büyüklük” tutkusu... İnşaat projelerinin şehir-toplum-insan tasavvurlarıyla alakası... İnşaatçılığın mesleki şehveti ve “Şantiyeler kralı” Ali Ağaoğlu... Depremlerin öğretemediği... Mehmet Atlı, Osman Balaban, Tuncay Bilecen, Tanıl Bora, Ayşe Çavdar, Erbatur Çavuşoğlu, İhsan Eliaçık, Neşe Gurallar, Sinan T. Gülhan, Mehmet Penbecioğlu, Özgür Taburoğlu ve H. Bahadır Türk’ün yazılarıyla
    15,39  TL19,00  TL
  • Dönüşüm

    Karton Kapak
    Kafka’nın absürd ve dehşet dolu başyapıtı Dönüşüm, modern bireydeki suçluluk, yetersizlik ve yalnızlık duygularının kendi felaketine nasıl sebep olabileceğini anlatan bir ahir zaman masalı.Kafka’nın Dönüşüm’ü, insanın yabancılaşma deneyiminin modern edebiyattaki en etkili hikâyelerinden birini, belki de en güçlü mecazını sunar. Pazarlamacılık yapan bir genç adamın sabah uyandığında kendisini bir haşereye dönüşmüş bulması, gerçekten ölümsüz bir sahne, provokatif bir fantezidir. Uzun öykü, kahramanının bir haşere olarak ailesi ve orta sınıf hayatı içinde var olma çabasıyla sürecektir. Dönüşüm, yabancılaşma meselesinin yanı sıra insanın “uyum kabiliyeti”yle, konformizmle büyük bir hesaplaşmadır. Bununla beraber, onun bencilliğiyle, çıkarcılığıyla, gaddarlığı, “kurtluğu”yla da... Bilinç dışına tuttuğu aynalarla da olağanüstü çarpıcı olan anlatı, Kafka’nın en popüler eseri olarak bilinir.
    8,91  TL11,00  TL
  • Dava

    Karton Kapak
    Tanıl Bora çevirisi,Ronald Gray'in önsözü,Eliseo Vivas'ın sonsözü,Yazar ve dönem kronolojisiyle,Kitaba dair görsellerle. Kafka'nın yapıtları, başta Dava, Dönüşüm ve Şato, modern edebiyatta özgün bir ilham kapısı açarken, "Kafkaesk" diye kendine mahsus bir kavram da yaratmıştır. Kendi halinde bir banka memuruna, durup dururken, manasız bir dava açılır. Genç adam, nasıl işlediği anlaşılmadığı gibi erişilmez de görünen mahkemenin sırrına ermeye çabalarken, tuhaf ilişkilere girecek, gitgide şüphe ve evhamların girdabına batacaktır. Roman, insanı labirentte çaresizce dolanan fareye çeviren atmosferiyle, gerçekten karanlık bir kara mizah başyapıtıdır. Bu atmosfer, kâh bürokratik absürdlüğün kâh otoriter rejimlerin dehşetli bir temsili olarak yorumlanmıştır. Her halükârda Dava, çağa damgasını vurmuş romanlardan biridir. Yüz yıldır dünyanın her yerinde birçok büyük yazar, yapıtlarında Dava'nın temalarıyla boğuşmakta, deyim yerindeyse Dava'yla konuşmaktadır. "Bu eserin tecellisi ve belki de büyüklüğü, her şeyi ortaya sererken, hiçbir şeyi teyit etmemesindedir." - Albert Camus
    17,01  TL21,00  TL
  • Ordulu Emin’in “Kurtuluş” Tarihi

    Karton Kapak
    Anne babasının yanında sigara bile içemeyen, evin sakin çocuğu olan benim; silahtan, polisten, kavgadan uzak durmam, yanına bile yaklaşmamam gerekirdi. İşin aslı korkuyordum. Polise yakalandığımda dizlerim titriyor, neredeyse birbirine çarpıyordu. Ama polisten kurtulduğumda aynı şeyleri yine yapıyordum. Faşistlerle kavgaya giderken içime bir korku giriyor, ama bu benim oraya gidip kavga etmeme engel olmuyordu. (...) Kendi yaşadıklarımdan anladığım kadarıyla cesaret korkmamak değil, yapacağını korka korka yapmaktır. Belki de başkaları hiç korkmuyordur. Bilmiyorum. Ben korkuyordum, ne ki korku beni mücadeleden alıkoymuyordu. “Kurtuluş Tarihi” başlığı, hem bireysel ve toplumsal bir “kurtuluş” özlemini, bir özgürleşme mücadelesini anlatıyor: 1970’lerin sosyalist hareketi içinde yer almış bir gencin “sıradan” bir militan olarak hikayesi... Hem de dönemin siyasal hareketlerinden Kurtuluş’un hikayesini anlatıyor bu başlık. Kod ismi kullanması sayesinde 12 Eylül’ü yakalanmadan atlattığını söyleyen “Ordulu Emin”, sadece 1970’lerin değil, 80’lerin ve sonrasının devrimci sosyalist mücadele ortamının canlı bir tasvirini yapıyor. Bir o kadar da samimi bir muhasebesini...
    19,04  TL23,50  TL
  • Dersim’in Divane Delileri

    Karton Kapak
    Ero bana cigara verin de cigerlerim sevinsin, elbise vererek tenimi sevindirmeyin. Altı üstü bir deri parçası, sevinse ne olur, sevinmese ne olur. İçimi sevindirin ero. İnsan doğduğunda elbisesiz doğdu, doğan çocuk elbiseliler kadar hasta değildi. Ne zaman elbise giyindiyse hasta oldu. Elbiselilerin ortaya çıkmasıyla hastalık başladı, dünya kirlendi. İnsanın rezilliği elbiseler altındaki bedende gizlidir ero. Dersim’in, resmi adıyla Tunceli’nin il merkezinde, tamamen gayrı resmi bir şahsiyetin heykeli dikilidir: Şewuşen. Dersim’in divanedelilerinin en meşhurlarından biri. Delilere hürmet etmek, önem vermek, Dersim’i Dersim yapan özelliklerden biri. Nurettin Aslan, “En açık sözlü insan, deliler ve çocuklardır” hikmetinin yol göstericiliğinde, Dersim’in tanıdığı ve rivayetlerini dinlediği delilerinin hikayelerini anlatıyor. “Aklından başka her şeyini yitirmişlerin”, “güzel delilerin” hikayeleri... İsteyen fıkra gibi okur, isteyen masal gibi - isteyen mesel gibi, bilgelik anlatısı gibi...
    21,46  TL26,50  TL
  • Arkadaşlıktaki Saadete Dair

    Karton Kapak
    İçinde yaşadığımız modern şehir hayatında, bir yandan görevler ve zorunlu ilişkiler içinde boğulurken, diğer yandan karşı kutuptaki yalnızlık tehdidiyle baş etmeye çalışıyoruz. Bu ikilem karşısında, arkadaşlık kavramı her geçen gün daha fazla değer kazanıyor. Arkadaşlarımız, hayatın zorluklarını ve sarsıntılarını beraber savuşturduğumuz sığınaklara dönüşüyor. Peki arkadaşlık tam olarak ne anlama geliyor? Wilhelm Schmid işte bu sorunun peşine düşüyor. Gerçek bir arkadaş nasıl olmalıdır? Arkadaşlığın farklı türleri nelerdir? Kişinin çok arkadaşının olması iyi ya da gerekli bir şey midir? Nasılarkadaş edinilir? Arkadaşlığa özen göstermek neleri kapsar? Ömür boyu arkadaş kalmak mümkün müdür? Arkadaşlık ilişkisi duygusal, manevi ve zihinsel olarak bize ne kazandırır? Arkadaşlıkta yaşanan sorunlar nasıl aşılır? Kendimizle arkadaş olmak ne demektir ve gerekli midir? Samimiyet, yakınlık ve ilgi, arkadaşlığın olmazsa olmazları mıdır? Arkadaşsız kalmak hayatımızda nasıl bir yoksunluğa yol açar? Aşk, Sakin Olmak ve Mutsuz Olmak kitaplarından tanıdığımız Wilhelm Schmid, Arkadaşlıktaki Saadete Dair’de, doygun bir hayat sürmek için çevremizdekilerle sıkı ilişkiler kurmanın kaçınılmazlığını tartışıyor.
    7,29  TL9,00  TL
  • Iskalanmış Barış

    Karton Kapak
    Iskalanmış Barış, Tanzimat’tan başlayarak İkinci Dünya Savaşı arifesine uzanan süreçte Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki Türk, Kürt, Ermeni, Rum ve Süryani etnik toplulukların kimlik inşa macerasını anlatıyor. Bölgedeki Protestan misyonlarının "giderek Batılı devletlerin politikalarından özerkleşen" etkinliklerinin bu maceradaki özel etkisine eğilerek... Kitapta, Tanzimat’ın merkezîleşme çabalarının ve Abdülhamit dönemi panislamist politikalarının Osmanlı millet politikaları üzerindeki yansıması incelendikten sonra, bölgenin bugünkü şeklini almasında belirleyici olan trajik olayların yaşandığı 1908-1938 arası dönem ele alınıyor. II. Meşrutiyet’in ilanından Dersim İsyanı’na kadar uzanan bu tarihsel kesitte, Jön Türk yönetimiyle ulusal Türk Devleti’nin bölgeye bugünkü etnik yapısını kazandıran icraatları tartışılırken, buradaki sürekliliklere dikkat çekiliyor. İsviçreli tarihçi Hans-Lukas Kieser, Anadolu halklarının o kaotik dönemde bile milliyetçilikler-ötesi toplumsal çözümleri ve bir arada yaşama pratiklerini varetmeye pekâlâ yaklaştığını düşünüyor. Kitabın adı, o zamanlar bu fırsatın kaçırıldığını vurguluyor: Iskalanmış Barış. Kieser, yoğun bir emeğin ürünü olan bu çalışmasıyla, o barışçı ve sivil potansiyeli canlı kılmayı amaçlıyor.
    39,69  TL49,00  TL
  • Aşk

    Karton Kapak
    Aşk, insanlık tarihinin en eski kavramlarından biri. Arkadaş sohbetlerinin, romanların, filmlerin vazgeçilmez konusu. Peki hayatımızda bu kadar geniş yer kaplayan bu duyguyu yaşarken ne kadar başarılıyız? Alman felsefeci Wilhelm Schmid, bu kitapta “aşk” üzerine kafa yoruyor.Aşk öğrenilebilir mi? Belli kurallara uyarak mutlu bir aşk ilişkisi yürütmek mümkün müdür? Uzun süreli ilişkilerde flörtün yeri var mıdır? Sadakat, kıskançlık, güç ve para, aşka nasıl etki eder? İlişkilerde cinselliğin rolü nedir? Aşka nefes aldırmak ne demektir? Uzun soluklu birlikteliklerde dostluk ve aşk dengesini nasıl kurmak gerekir? Mutsuzluk aşk için bir tehdit midir, yoksa onu mümkün kılan itici bir güç mü? Bir de, sahiden, aşkın herhangi bir anlamı var mıdır? Wilhelm Schmid aşkın doğasına bakarken, bu sorulara cevap arıyor. Felsefeyi psikolojiyle buluşturan ve karmaşık konuları kolay ve gündelik bir dille anlatan Wilhelm Schmid, bu kitapta aşkı arayanlara, onu bulup korumak isteyelere önemli ipuçları veriyor.
    8,50  TL10,50  TL
  • Dış Siyaseti ve Askeri Stratejileriyle İkinci Dünya Savaşı Türkiye'si 1. Cilt

    Karton Kapak
    İkinci Dünya Savaşı, tam anlamıyla bir topyekûn savaş olarak, bütün dünyayı ve hayatın her alanını alt üst etti. Bu muazzam alt üst oluşun Türkiye'de nasıl yaşandığını tahlil eden eserlerinin ilk cildinde İlhan Tekeli ve Selim İlkin, konunun askerî yanını ele alıyorlar. Elinizdeki ciltte yalnızca Türkiye'nin savaş tehdidi karşısındaki diplomatik eylemleri, askerî hazırlıkları ve bütün ekonominin bu savaş ortamından nasıl etkilendiği, olağanüstü ayrıntılı biçimde incelenmekle kalmıyor. Kitap aynı zamanda genel olarak İkinci Dünya Savaşı'nın son derece kapsamlı bir tarihi. Nazilerin Yıldırım Savaşı'ndan Stalingrad Savunmasına, Pasifik'teki çarpışmalardan Normandiya çıkartmasına, İkinci Dünya Savaşı'nın bütün cephelerini kat eden bir analiz... "Türkiye (...) Savaşın diğer aktörlerinin niyetlerini kestirmiş, onlarla işbirliği geliştirmiş, kendi silahlı kuvvetlerine ilişkin aldığı kararlarla onların hesaplarını değiştirmiş, kararlarını etkilemiştir. Öte yandan hesaba katılan, aktif bir aktör olabilmesi için aldığı askerî önlemlerle oluşturduğu güç de ekonomisini büyük ölçüde etkilemiştir. (...) Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'nda sıcak çatışmaya girmeden savaşın etkili aktörlerinden biri olmayı başarmış, yıkımdan korunmuş ama bir nsavaş ekonomisinin tüm zorluklarını ve bu zorlukların beraberinde getirdiği toplumsal sorunları yaşamıştır." -İlhan Tekeli ve Selim İlkin- (Tanıtım Bülteninden)
    35,64  TL44,00  TL
  • Hoşça Kal Diyarbakır

    Karton Kapak
    Yılmaz Odabaşı, Diyarbakır'la hikâyesini, Diyarbakır'la derdini, Diyarbakır'la aşkını anlatıyor bu kitapta. Bağlar küçelerindeki yoksul çocukluğun hergele neşesinden, ilk aşklardan, mahrumiyetlere, baba zulmüne... Mehdi Zana'nın belediye başkanı seçilişinden Diyarbakır Askerî Hapishanesi'ne, olağanüstü hal koşullarında dergicilik, gazetecilik deneyimine... İlk şiirler, ilk ödüller... Kürt özgürlük hareketindeki büyük fedakarlıklar, öte yandan insanı örseleyen değer bilmezlikler... Bir insanın bir şehirle nasıl yoğrulduğunun hikâyesi... Bir tür karşılıksız aşk hikâyesi... "Ben ki Diyarbakır'a her gelişimde yeniden gitmek zorunda kalan, gittikten sonra bir biçimde yeniden dönen ve nereye gitse gözü hep şehrin gözlerinde, gönlü hep bu şehrin gönlünde asılı kalan bir adam olmuştum... Kırılıp dökülüp, itilip, dağılıp hep naçar kaldığım bu şehrin kapılarına dönüp dönüp hep arsızca yüz süren bir aşıktım çünkü ben. Yıllar usanmış, ben usanmamış, hiç iflah olmamış, arlanmamıştım. (Tanıtım Bülteninden)
    3,24  TL4,00  TL
  • Taşradan Futbol Hikayeleri

    Karton Kapak
    "Anılarımın taraftarıyım," diyor Necdet Özkazancı: "Yalnızca falanca futbol takımının taraftarı değil, anılarımın taraftarıyım diyebilirim. Anılarının taraftarı olan birçok futbolsever gibi..." Taraftarlarının üstten bagajlı, burunlu otobüsler, minibüsler ve traktörlerle maça geldiği köy takımları etrafında dönen hikâyeler var bu kitapta. Angara'nın kenar mahallelerinin ve Polatlı'nın takımlarının sarmaladığı hayatlar var. Polatlıspor, Malıköy, Esentepespor, Gülverenspor, Kayaşspor, Altınokspor, Çalışkanlar Spor Kulübü ve diğerleri, karakter oyuncularından ibaret aslında. Mahalle aralarında kurulan "Ataryemez"-"Yeratamaz" familyasından takımların ruhunu yaşatan karakter oyuncuları... Başka karakter oyuncuları da var: Hayalî ve gerçek gol kralları, Gençlerbirliği ile Yaşlılarbirliği arasında tereddütte kalan küçük taraftarlar, ismini ilkokuldayken babasının "Oku, oku, oku!" diye baskı yapmasından alan amigo Ogu... Hepsi, çamurlu sahaların eziyetli heyecanıyla ve futbol tutkusunun en naif haliyle beraber, Ankara taşrasının günlük hayat folklorunu da hikâye ediyorlar bize. Necdet Özkazancı'nın anı öykülerinde futbol, yazlık sinemaları, eski Türk filmlerini, mahalle hayatını, çocukluk hayallerini kuşatan çok basit ve çok büyük bir oyun...
    19,44  TL24,00  TL
  • LTI Nasyonal Sosyalizmin Dili

    Karton Kapak
    Bir iktidar zihniyeti, bir hâkim ideoloji nasıl usul usul dilin gözeneklerine siner? Nasıl olup da, ona karşı çıkanların bile cümlelerini kelimeleriyle istila eder? O kelimeler nasıl yavaş yavaş zehirler insanın aklını? Fanatizm nasıl olağanlaşır? Victor Klemperer, bu kitapta Nazilerin ideolojik dilinin nasıl zihinlerin kuytularına kadar nüfuz edebildiğini gösteriyor. Gerçi bir dilbilimci sıfatıyla yapıyor bunu... Ama asıl özelliği, "Ari ırktan" olan karısı sayesinde nasyonal sosyalist rejim altında yaşamasına izin verilmiş bir Yahudi olması. Dolayısıyla Klemperer, Nazi rejiminde sürekli baskı ve kontrol altıdaki gündelik hayat hakkında da çok şey anlatıyor. Anı, deneme, analiz arasında salınarak... Nasyonal sosyalizm kendisini Roma İmparatorluğu mirasını sürdüren Üçüncü İmparatorluk olarak tanımlıyordu. Latincesiyle Tertia Imperii. Üçüncü İmparatorluğun Dili (Lingua Tertii Imperii, LTI) adını taşıyan bu kitap, Nazi rejimi ve ideolojisiyle ilgili literatürde bir klasik kabul ediliyor.
    25,92  TL32,00  TL
  • Beyefendi

    Karton Kapak
    lütfen uzanın şöyle bir muzaffer uslu sayıp sizi yalayalım tüm yaralarınızı doyuralım karnınızı yıkayıp paklayalım şifalı çünkü çok tatlı bizim dilimiz beyefendi beyefendiciğim öyle korkutmuşsunuz ki bizi afedersiniz söyleyemiyoruz bile ne çok sevdiğimizi sizi öyle korkak ürkek tek ayak üstünde kelimelerimiz Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun’un yazarından, şimdi de bir erkeklere methiye! Kadın hallerini büyük bir ferahlıkla anlatmanın ustası, kadın bakış açısını kadın bakış açısıdır ilanı vermeden genişletmenin şen terzisi Hatice Meryem, bu eserinde başka tür bir kadın-erkek hikâyesi anlatıyor. Bir nevi aşk hikâyesi de diyebilirsiniz... Hatice Meryem, Beyefendi’yle çağdaş Türkçe edebiyata yeni bir tarz getiriyor. Mensur şiir mi demek lazım, manzum nesir mi? Kara mizah şenliği mi, acı bir ironi mi? Kategorisini boş verin; kâh hırsla, kâh boğazı düğümlenerek, kâh hergele bir tebessümle ama her halükârda heyecanla, tutkuyla okunacak başka türlü bir şey, Beyefendi...
    10,53  TL13,00  TL