Theodor W. Adorno Kitapları


Theodor W. Adorno Alman düşünür, sosyolog, müzikbilimci ve besteci Adorno, gerçek adıyla Theodor Ludwig Wiesengrund 11 Eylül 1903’te Frankfurt am Main’da doğdu. Yahudi bir şarap tüccarı olan Oscar Wiesengrund ile Cenovalı bir aileden gelen ses sanatçısı Maris Calvelli Adorno’nun tek çocuğuydu. Theodor Ludwig Wiesengrund, annesinin kızlık soyadı olan Adorno’yu kullanmayı tercih etti. 17 yaşında müzik eleştirileri yazmaya ve kendi bestelerini yapmaya başladı. Frankfurt Üniversitesi’nde felsefe, sosyoloji, psikoloji ve müzikbilimi öğrenimi gördü. Max Horkheimer ve Walter Benjamin ile dostluğunun temelleri öğrencilik yıllarında atıldı. 1924’te felsefe doktoru unvanını aldı. Viyana’da Alban Berg ve Eduard Steuermann’ın yanında müzik eğitimi gördü. 1930’dan itibaren Frankfurt Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü için çalıştı. 1931 yılında Kierkegaard: Konstruktion des Ästhetischen (Kierkegaard: Estetik Olanın Kuruluşu) kitabıyla profesör oldu. 1933’te Yahudi öğretim üyelerinin çalışma izinleri iptal edildiğinde Adorno’nun çalışma izni de elinden alındı. Adorno bunun üzerine 1934’te Hitler Almanya’sını terk ederek İngiltere’ye göç etti. 1937’de kimyager Dr. Gretel Karplus ile evlendi. Max Horkheimer’in daveti üzerine 1938’de ABD’ye göç etti. Burada, Frankfurt’tan New York’a taşınan Sosyal Araştırmalar Enstitüsü için çalıştı. 1947 yılında Horkheimer ile birlikte yazdığı Dialektik der Aufklärung (Aydınlanmanın Diyalektiği) adlı kitabı yayımlandı. Savaş sonrası tekrar Almanya’ya döndü ve 1950’den itibaren Frankfurt Üniversitesi’nde profesör olarak görev yaptı. 6 Ağustos 1969’da geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Frankfurt Okulu’nun felsefi mimarlarından olan Adorno, yaşadığı yüzyıla, özellikle de savaş sonrası Almanya’ya damgasını vurmuş, zamanının çok ötesinde düşünebilen bir filozof ve sosyologdu.
Başlıca yapıtları: Kierkegaard: Konstruktion des Ästhetischen (Kierkegaard: Estetik Olanın Kuruluşu, 1931; Dialektik der Aufklärung (Aydınlanmanın Diyalektiği), 1947; Philosophie der neuen Musik (Yeni Müziğin Felsefesi), 1949; Minima Moralia, 1951; Zur Metakritik der Erkenntnistheorie (Bilgi Kuramının Üsteleştirisi), 1956; Jargon der Eigentlichkeit (Sahicilik Jargonu), 1964; Studien zu Hegel (Hegel Üzerine Çalışmalar), 1963; Kritik, Kleine Schriften zur Gesellschaft (Eleştiri, Toplum Üzerine Yazılar), ölümünden sonra 1970 yılında yayımlandı; Ästhetische Theorie (Estetik Kuram), 1970.
17 öğeden 1-16 arası gösteriliyor.
Sayfa  1 - 2
  • Rüya Kayıtları

    Karton Kapak
    Hem cinsellik odaklı hem çocuğun cinsiyetsiz gözünden, yer yer eğlenceli, neşeli, yer yer 2. Dünya Savaşı'nın yaşattığı yıkımı, faşizmin gölgesini kabuslarla duyuran, ölümle beslenen rüyalar. Rüya Kayıtları'nda "edebiyat yapmak"tan uzak, belki de rüyaların olabildiğince ham halini yansıtan bir anlatımı yeğliyor felsefeci, sosyolog, müzikbilimci T. W. Adorno. Erkeğin bilinçaltında halihazırda bekleyen kadın düşü, sıklıkla motif değiştirerek karşımıza çıkıyor. Genelevlerde eksik kalmıyor, idam sahneleri de Italo Calvino'nun bütün rüyaların erotik olduğuna dair savı, Rainer Maria Rilke'nin vurguladığı "meyvenin çekirdeğini içinde taşıması gibi insanoğlunun da ölümü içinde taşıdığı'na dair unutulmaz hakikat bu rüyalarda da kendini hissettiriyor. Rüyaların felsefesini yapmak psikanalize soyunmak ya da sadece Adorno'nun rüyalarını dinleyip canlandırmak okura kalıyor.
    5,76  TL8,00  TL
  • Aydınlanmanın Diyalektiği

    Karton Kapak
    Aydınlanma'nın Diyalektiği Frankfurt Okulunun en etkili olmuş yayınıdır. II. Dünya Savaşı sırasında yazılmış ve bir süre gizlice çoğaltıldıktan sonra 1947'de Hollanda'da kitap olarak basılmıştır. Yazarlar Önsözde niyetlerini şöyle açıklarlar: "Aslında amacımız, insanlığın gerçekten insani bir duruma ulaşmak yerine neden yeni bir tür barbarlığa battığını anlamaktan fazlası değildi." Ama kitap bütün bunların da ötesine geçer. Batı tarihinin doğuşunu ve öznelliğin, mitlerde temsil edildiği üzere, doğaya karşı mücadelede kendisini tanımlamasını, günümüzün en tehdit edici deneyimleriyle bağlantılandırır. Pratik hayattan koparılmış bilim, biçimselleştirilmiş bir ahlak, eğlence kültürünün güdümleyici doğası ve paranoit davranış yapısı, saldırgan bir antisemitizmin Aydınlanmanın sınırlarını belirlediğini iddia eder. Yazarlara göre bu öz-yıkımsal eğilim en baştan beri aydınlanmada içkin olarak vardı; yani Nasyonal Sosyalist dehşet modern tarihten bir sapma olmayıp, Batı uygarlığının en temel özelliklerinin ifadesiydi. Adorno-Horkheimer'e göre Batı aklının bu öz-yıkımı, toplum ile doğaya egemen olmanın tarihsel diyalektiğinden kaynaklanmaktadır. Bu ayrımı ideoloji haline getiren Aydınlanmanın izini söylencesel kökenlerine kadar sürerler. "Mit zaten Aydınlanmadır ve: Aydınlanma mitolojiye geri dönmektedir." Bu paradoks Aydınlanmanın Diyalektiği'nin temel tezidir.
    13,20  TL20,00  TL
  • Negatif Diyalektik

    Karton Kapak
    Yirminci yüzyıl felsefesinin zirve kitaplarından Negatif Diyalektik, kaleme alınışının 50. yıldönümünde Şeyda Öztürk’ün müthiş emek ürünü çevirisiyle nihayet Türkçede. Adorno kitabın amacını şöyle ifade ediyor: “‘Negatif Diyalektik’ tabiri, geleneği ihlal eder. Diyalektik, daha Platon’da bile, bir düşünme aracı olan olumsuzlama aracılığıyla olumlu bir şey üretme amacı taşırdı; sonraları bu olumluluk ‘olumsuzlamanın olumsuzlanması’ tanımında kısa ve kesin ifadesini bulmuştur. Bu kitap belirlenimden ödün vermeden diyalektiği bu olumlayıcı esastan kurtarmayı amaçlamaktadır”. Kitabın giriş bölümünde felsefi deneyim kavramı açımlanırken, birinci bölüm, Almanya’da hüküm süren ontolojinin durumunu ele alıyor. Üçüncü bölümdeyse “negatif diyalektik modelleri” ayrıntılı olarak geliştiriliyor. “Bir zamanlar miadını doldurmuş gibi görünen felsefe bugün hala yaşıyor çünkü onu gerçekleştirme fırsatı kaçırıldı. Felsefenin dünyayı yorumlamaktan başka bir şey yapmadığı, gerçekliğe teslim olduğu için kendi içinde sakatlandığı yolundaki yüzeysel yargı, dünyayı değiştirme çabasının tamamen boşa çıktığı bir dönemde, aklın yenilgisinin kabulüyle aynı kapıya çıkar... Belirsiz bir zamana ertelenen pratik de halinden memnun spekülasyona karşı başvurulacak bir temyiz mercii olmaktan çıkmış, dönüştürücü bir pratiğin gerektirdiği eleştirel düşünceyi beyhude olduğunu ileri sürerek zapt etmek isteyen yetkili kişilerin bahanesi görevi görmektedir çoğunlukla. Felsefe, gerçeklikle bir olma veya gerçeklik üretmenin hemen arefesinde olma vaadini yerine getiremediği için kendini acımasızca eleştirmeye mecburdur.” Bu acımasız eleştiriyi en ufak bir taviz vermeden yerine getiren kitap güncelliğini ve örnek değerini hiç yitirmeyecek.
    29,52  TL36,00  TL
  • Correspondence 1925-1935

    Sert Kapak
    In December 1945 Thomas Mann wrote a famous letter to Adorno in which he formulated the principle of montage adopted in his novel Doctor Faustus. The writer expressly invited the philosopher to 'consider, with me, how such a work - and I mean Leverkuhn's work - could more or less be practically realized'. Their close collaboration on questions concerning the character of the fictional composer's putatively late works (Adorno produced specific sketches which are included as an appendix to the present volume) effectively laid the basis for a further exchange of letters. The ensuing correspondence between the two men documents a rare encounter of creative tension between literary tradition and aesthetic modernism which would be sustained right up until the novelist's death in 1955. In the letters, Thomas Mann openly acknowledged his 'fascinated reading' of Adorno's Minima Moralia and commented in detail on the 'Essay on Wagner', which he was as eager to read as 'the one in the Book of Revelation consumes a book which tastes "as sweet as honey"'. Adorno in turn offered detailed observations upon and frequently enthusiastic commendations of Mann's later writings, such as The Holy Sinner, The Betrayed One and The Confessions of Felix Krull. Their correspondence also touches upon issues of great personal significance, notably the sensitive discussion of the problems of returning from exile to postwar Germany. The letters are extensively annotated and offer the reader detailed notes concerning the writings, events and personalities referred or alluded to in the correspondence.
    15,59  TL33,90  TL
  • Beethoven: Philosophie der Musik

    Karton Kapak
    Nur wenige literarische Pläne hat Adorno ähnlich lange und intensiv verfolgt wie sein Beethoven-Projekt, aber keiner blieb in einem vergleichbar frühen Stadium der Arbeit stecken. Ein "philosophisches Werk über Beethoven" projektierte er nach eigenen Angaben seit 1937, die ältesten erhaltenen Aufzeichnungen datieren vom Frühjahr oder Sommer 1938, unmittelbar nach Adornos Übersiedlung nach New York. Nach Kriegsende und der Rückkehr nach Frankfurt am Main werden wiederum nur Notizen und Aufzeichnungen festgehalten, die dann 1956 nahezu abrupt abbrechen. Im Aufsatz über die Missa Solemnis, den er 1964 in den Sammelband Moments musicaux aufnahm, heißt es über sein "längst entworfenes Beethovenbuch": "Bislang kam es nicht zur Niederschrift, vor allem weil die Anstrengungen des Autors immer wieder an der Missa Solemnis scheiterten." Bis zuletzt ist es "nicht zur Niederschrift" gekommen. Die vorliegende Ausgabe versammelt aus dem Nachlaß sämtliche Vorarbeiten Adornos, die überaus zahlreichen Aufzeichnungen und Notizen sowie wenige ausgearbeitete Texte.
    57,13  TL150,34  TL
  • İdeolojiyi Haritalamak

    Karton Kapak
    Yakın geçmişe kadar rağbet görmeyen, içeriği alabildiğine olumsuz anlam ve yananlamlarla doldurulan bir terimdi "ideoloji". Bu tutumun temel gerekçesini de ideolojinin mutlak doğrular dayattığı yolundaki sav oluşturuyordu. Ama sonrasında ideoloji konusuna yoğun bir ilgi duyulmaya, onun toplum ve kültür kuramı açısından olduğu kadar politik pratik açısından da büyük önem taşıdığı teslim edilmeye başlandı. İdeolojiyi Haritalamak, konu üzerinde çalışan kuramcı ve düşünürlerin en önemli yazılarını bir araya getirmektedir. Zizek’in giriş yazısı ideoloji kavramının Marx’tan günümüze nasıl bir gelişim seyri izlediğini araştırırken; Eagleton, Dews ve Benhabib Frankfurt Okulu ile Lukács’ın yaptığı özgün katkıları değerlendirmektedir. Adorno, Lacan ve Althusser’in, ideoloji çözümlemelerinde özel bir yere sahip olan ve artık klasikleşen metinlerinin yer aldığı kitap, Fransız post-yapısalcı Pêcheux’nun farklı bir geleneğin sürdürücüsü olma savındaki makalesini de içermektedir. Öte yandan, "egemen ideoloji tezi" üzerine kopan o ünlü tartışmada kendini gösteren Gramscici ve Althusserci motifler, ayrıca Bourdieu’nun bu gelenekten niçin koptuğunu özlü biçimde anlattığı mülakat ufuk açıcı nitelikte... Jameson ise geç kapitalist toplumda ideolojinin doğası ve konumuna ilişkin yetkin gözlemlerde bulunarak tartışmaya dahil olmaktadır. İdeolojiyi Haritalamak, kültür kuramının en dinamik alanı haline gelen ideoloji konusunda temel bir başvuru kitabıdır.
    24,30  TL30,00  TL
  • Toplum Üzerine Yazılar

    Karton Kapak
    "Bütün demokrasilerin özünde eleştiri vardır. Demokrasi sadece eleştiri özgürlüğüne ve eleştirel dürtülere ihtiyaç duymakla kalmıyor, onu asıl eleştirinin kendisi belirliyor... Ama eleştirinin akıldaki ruhun merkezi motifi olarak dünyanın hiçbir yerinde sevilmediği unutuluyor. Kim eleştirecek olursa, ‘birlik’ tabusuna karşı günah işliyor demektir. Eleştirmen bölücü ve hatta totaliter dönemde akıl bulandırıcı biri oluverir." - T. Adorno
    10,08  TL14,00  TL
  • Kültür Endüstrisi

    Karton Kapak
    Adorno "Kültür Endüstrisi" kavramını Nazizm sona ererken ortaya atar (1944). Yıllar sonra bu kavrama geri dönerek "Kültür Endüstrisine Genel Bir Bakış" makalesini yazar (1963). Bu arada "Kültür ve Yönetim" üzerine düşüncelerini de yayınlamıştır (1960). Bu kitapta derlenen yukarıdaki üç yazı, gerek kültür kuramı, gerekse kültürel hayatın dönüşümü konusundaki eleştirel çalışmaların vazgeçilmez kaynaklarını oluşturur. 19. yüzyılda, Endüstri Devrimi’nin akılcılığına karşıt bir anlamda tanımlanan sanatın nasıl giderek maddi üretim süreçlerine ve onları yöneten akla yenik düştüğünü anlatırlar. Endüstriyel mantığın ve bürokratik işletme disiplinlerinin denetimine giren modern sanatın özerkliğini ve eleştirelliğini yitirmesini incelerler. Adorno’nun düşüncelerinin ufkunda, kültür ve sanat yönetiminin zamanımızdaki baş döndürücü yükselişini izleriz. Adorno kültür endüstrisinin gidişatını da, yol açtığı tehdidi de açıkça görmüştür. En kötümser tahminlerinin zamanla gerçekleşmesi, kültür endüstrisi üzerine yazdıklarının, rahatsız edici de olsa, ne kadar çağdaş olduğunu gösterir. -J. M. Bernstein-
    13,36  TL16,50  TL
  • Ernst Bloch’la Söyleşiler

    Karton Kapak
    Ütopyanın maddeci teorisyeni, militan optimizmin filozofu Ernst Bloch Marksist felsefenin yenilenmesinde oynadığı rol itibariyle eşsiz, yirminci yüzyıl entelektüel manzarasındaki konumu açısından nevi şahsına münhasır bir düşünürdür. Mit ve pozitivizm, ölüm kaygısı ve ütopya, Marksizm ve bilinç, inanç ve teknoloji, ahlak ve estetik, Umut İlkesi ’nin yazarının Michael Löwy, Arno Münster ve Theodor W. Adorno’yla bu kitapta derlenmiş söyleşilerinin başlıca temalarıdır. Georg Lukacs’ın ve Max Weber’in, Hegel’in ve Dostoyevski’nin, Thomas Münzer’in ve Rudi Dutschke’nin misafir edildiği bu tartışmalar Ernst Bloch’un diyalektik fikriyatına nüfuz edebilmek için önemli bir kapı aralar.
    8,10  TL10,00  TL
  • Teori ve Pratik Üzerine Bir Tartışma (1956)

    Karton Kapak
    Adorno ile Horkheimer 1956 baharında üç hafta boyunca bir tartışma yaptılar ve bu tartışmayı Komünist Manifesto’nun güncel bir versiyonunu üretme niyetiyle teybe kaydettiler. İki filozof eserlerinin teori-pratik ilişkisi, emek, boş zaman, tahakküm, özgürlük gibi temel temaları üzerine, tutarlılık ve temellendirme kaygısı gözetmeksizin siyasi dozu yüksek serbest doğaçlamalar yapıyorlar. Soğuk Savaş’ın gemi azıya aldığı bir dönemde Eleştirel Teori eleştirelliğini ne ölçüde koruyabilmişti? Siyaseten etkisizliğin içselleştirilmesi düşünceye nasıl bir etkide bulunur? Teorik mülahazalar düzeyinden reel siyasetin dolambaçlarına "indiklerinde", yüksek teori kozasından çıktıklarında, iki düşünür, dünyanın gidişatı hakkında ne ölçüde anlamlı fikirler üretebiliyorlar? Entelektüel bir keyifle, bazen üzüntüyle, yer yer de sinirlenerek okuyacağınız bu küçük kitap, bu sorular hakkında ciddi bir düşünmeye vesile oluyor.
    9,43  TL11,50  TL
  • Ahlak Felsefesinin Sorunları

    Karton Kapak
    Ahlak Felsefesinin Sorunları, Adorno'nun 1963 tarihinde Kant'ın ahlak felsefesinden hareketle verdiği on yedi dersi bir araya getiriyor. Adorno'nun sağlığında yayımladığı kitaplarının dışında, Almanca'da 90'lı yıllarda yayımlanmaya başlamış, ders notlarından, teyp kayıtlarından ve yazılarından oluşan geniş bir külliyatı vardır. Bu külliyatın ciltlerinden biri olan Ahlak Felsefesinin Sorunları, bir yandan Minima Moralia'nın yazarının "Bugün doğru hayat mümkün müdür?" sorusu etrafındaki araştırmasını, diğer yandan da, çok daha zor bir çalışması olan Negatif Diyalektik'teki belli başlı temaların çoğunun ilk kez ortaya konuluşunu temsil eder derslerin önemi buradan gelir.
    18,04  TL22,00  TL
  • Sahicilik Jargonu

    Karton Kapak
    Bir polemik kitabı Sahicilik Jargonu. Adorno burada, başta Heidegger olmak üzere Jaspers, Buber gibi Alman varoluşçularının başvurdukları dili, bu düşünürlerin düşüncesini bulandıran "jargon"u hedef tahtasına koyuyor. Varoluşçuluğun başvurduğu bu jargonun tam da sahicileştirmeye çalıştıklarını iddia ettikleri anlam ve özgürlük çağrılarını tahrip ettiğini iddia ediyor. Ona göre, bu dil özgürlük meselesini ele alma iddiasında bulunduğu halde, kapitalizmin bünyesindeki özgürlüksüzlüğü ortaya çıkarmayı hiçbir şekilde başaramıyor, zaten öyle bir niyeti de yok. Aksine, tıpkı kültür endüstrisinin yaptığı gibi, ama bu kez tam da bu endüstriye mesafeli yaklaştığını düşünen insanlarda ucuz bir iyimserliği, toplumsal eylemsizliği ve sözde-bireyselleşmeyi besliyor. Heidegger düşüncesinin günümüzde ülkesinin sınırlarını çok aşan bir nüfuza sahip olduğu düşünüldüğünde önemi ve aciliyeti daha da artan bir kitap bu. Üstelik gerçekten eleştirel düşüncenin, sürekli özgürlükten dem vururken aslında yeni muhafazakârlık biçimlerini, yeni "hizaya sokma" yollarını meşrulaştıran sözde eleştirel "sahicilikçi" düşünceyle kavgası şiddetlenerek sürüyor.
    12,30  TL15,00  TL
  • Edebiyat Yazıları

    Karton Kapak
    Adorno'dan kültürel göndermelerini ve Türkçede okunabilirliğini gözeterek seçtiğimiz on edebiyat yazısı var kitapta... Kavramlaştırma Adorno'ya göre, farklı şeylerin ve olguların bir kalıba dökülmesi, tikelin genele indirgenmesidir - kuşkusuz eleştirel metinlerin de yaptığı budur sonuçta. Kitap için yazdığı Sunuş'ta Orhan Koçak Adorno'nun buna karşı başvurduğu özgürleştirici stratejiyi şöyle açıklıyor: "Sanat yapıtınınki gibi özgürleştirici bir ters akıntıdır bu... Genele karşı tikelin haklarını korumak, 'bir şeyin bir an için bile olsa başka bir şey için değil de sırf kendisi için belirebileceği' bir düşünsel ufkun açılmasına çalışmak... Ne var ki bu ufuk yine de düşünseldir, kavramlarla tasarlanmaktadır. Adorno, bu uzlaşmaz karşıtlığın bütün gerilimi kaydeder; ama onu donmuş, kımıltısız bir karşıtlık olarak bırakmaz: Bu açıdan tıpkı ustaları Hegel ve Marx gibi, karşıtlığı işletir, işlemeye bırakır. Genelliklerin, genelgeçer yargıların içinde rahat edemez denemeci; ama her zaman tikelden genele ilerleme gereğini de hisseder, çünkü o tikel 'şey'in de tikellik noktasında bırakıldığında inatçı bir körlükten, hatta bir yalandan başka bir şey olamayacağını sezmektedir."
    15,17  TL18,50  TL
  • Minima Moralia

    Karton Kapak
    Minima Moralia, Adorno’nun başyapıtıdır. İlgilendiği bütün alanları bu kitapta -bazen birkaç sayfalık tek bir fragman içinde- bir araya getirmiştir: Felsefe, günlük yaşam, siyaset ve işçi hareketinin tarihi, edebiyat ve müzik, psikoloji, Faşizm, ırkçılık ve savaş. Bir polemik kitabı olarak da görülebilir: Bütün bu konuları, karşılarında eleştirel bir tutum aldığı düşünce sistemleriyle (örneğin varoluşçuluk veya psikanaliz) ve Heidegger gibi düşünürlerle kimi zaman açık kimi zaman örtük bir tartışma içinde işlemektedir. Adorno’nun kendine özgü yöntemi de bu kitapta en güçlü ifadesini bulur: İlk bakışta önemsiz görünebilen tek bir olay ya da nesne (örneğin astroloji) Adorno’nun merceği altında, büyük tarihsel eğilimleri açıklayan bir şifre olarak belirmektedir. Sunuş yazısında kendisi şöyle diyor: "Kitabın her üç bölümünde de çıkış noktası, en dar haliyle özel alandır... Buradan toplumsal ve antropolojik boyutları daha belirgin olan düşüncelere geçilir; bunlar, psikoloji, estetik ve özneyle ilişkisi içinde bilimle ilgilidir. Her bölümün sonundaki aforizmalar da, bu düşünceleri felsefeye doğru geliştirir." Ama bu parçalar kitabına herhangi bir yerinden girmek de mümkündür: Amacının "her noktası merkeze aynı uzaklıkta olan bir yazıya" ulaşmak olduğunu yine bu kitabın bir yerinde Adorno’nun kendisi söylemiştir.
    22,96  TL28,00  TL
  • Gesellschaftstheorie und Kulturkritik

    Gesellschaftstheorie und Kulturkritik

    Karton Kapak
    Die hier zusammengestellten Aufsätze und Vorträte aus den Jahren 1942 bis 1968 dokumentieren Formen und Absichten der soziologischen Reflexion, die für Adorno charakteristisch sind: die Entfaltung des Begriffs an der gesellschaftlichen Wirklichkeit und deren Verarbeitung im Erkenntnisprozeß. In ihnen ist eingelöst, was Adorno selbst als Versprechen gesellschaftlicher Kritik bestimmt hat: Differenzierung des Urteils an seinem Gegenstand.
    Temin Edilemiyor
  • Otoritaryen Kişilik Üstüne

    Otoritaryen Kişilik Üstüne

    Karton Kapak
    "Potansiyel faşist birey mevcutsa, o kesin olarak nasıl biridir? Antidemokratik düşünceyi oluşturan şey nedir? Böyle birinin içindeki düzenleyici güçler nelerdir? Bu birey mevcutsa, gelişme tarzı ve bu gelişmeyi belirleyen etkenler nelerdir?" Bu kitap, Frankfurt Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü üyelerinin Nazi Almanyası’nı terk ederek ABD’ye yerleştikleri dönemde yayımladıkları Önyargı Üstüne Çalışmalar başlıklı beş ciltlik eserin üçüncü cildini oluşturan Otoritaryen Kişilik adlı bölüme T. W. Adorno’nun yaptığı katkılardan oluşmuştur. Adorno’nun, Antisemitizmin nedenlerine odaklanarak başladığı Niteliksel İdeoloji İncelemeleri altbaşlıklı bu çalışma, giderek azınlık karşıtı önyargının daha geniş ideoloji ve karakter modelleriyle ilişkisinin incelenmesine dönüşmüş, başlangıcın aksine Antisemitizm ele alınan konulardan sadece biri haline gelmiştir. İdeoloji ve kişilikler arasındaki ilişkiler sorunu, "klişeler" konusunun da etraflıca ve çokyönlü incelenmesiyle çok az kitapta, bu kadar çarpıcı, bu kadar düşündürücü şekilde ele alınmıştır.
    Temin Edilemiyor