Milena'ya Mektuplar

Milena'ya Mektuplar

  • Geçici olarak temin edilemiyor
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

Franz Kafka 3 Temmuz 1883'te orta sınıf bir Yahudi ailesinin ilk çocuğu olarak Prag'da dünyaya geldi. O zamanki milletler mozaiği olan Avusturya İmparatorluğu'na bağlı Bohemya Krallığı'nda yaşadı. Anadil olarak ilk etapta Almanca konuşan Kafka ailesi, Çekçeyi de konuşabiliyordu.


Kafka 1889'da Fleischmark'ta Deutsche Knabenschule'ye gitti. Çocukluğunda rol oynamış başlıca kişiler Fransız mürebbiye Bailly, kâhya kadın Marie VVeme'dir. O sıralarda Prag'da genel olarak konuşulan dil Çek diliydi. Kafka ölümünden sonra yayınlanan eserleriyle 20. yüzyılın ve modern Alman edebiyatının önde gelen yazarlarındandır. 1917'de Kafka verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. Ömrünün son 6 haftasını senatoryumda geçirdi. 3 Haziran 1924'te öldü.


Franz Kafka, yaşamı baştan kaybedilmiş bir savaş olarak görse de bıraktığı eserler, onu yaşamı yenilgiye uğratan ender insanlardan birisi yapmıştır.


            Franz Kafka, Milena’ya Mektuplar eserinde düşüncelerini ve Milena ile aşk yaşadığı dönemin özelliklerini o kadar etkili anlatıyor ki okurlar, eseri bitirdikleri zaman ruhlarında derin izler kalıyor ve kendi yaşadıkları hayatın tatsızlığı ile ilgili derin düşüncelere dalıyorlar. Bu eser, yaşama bakış açınızı o kadar değiştirecek ki şimdiye kadar bu eseri okumadığınız için pişman olacaksınız. Yazarın, anlatımı karşısında okurlar, o kadar büyüleniyor ki birisi kendisine yazarın anlatımı ile ilgili soru sorsa adam anlatmış, ancak bu kadar olurdu diyeceklerdir. Okurlar, Milena’ya yazılmış olan mektupları okuduktan sonra Milena’nın bu mektuplara yazdığı cevaplar hakkında büyük bir meraka kapılacaklar.

            Franz Kafka, Milena’ya Mektuplar eserini okurken o kadar çok hoşunuza gidecek cümle olacak ki, sosyal medyada kitap alıntı sayfalarına insanlarda bu cümleleri okusun diye bolca alıntı yapmak zorunda kalacaksınız. Herkesin iç dünyasında acısıyla ve tatlısıyla yaşamış olduğu şeyler vardır. Bu eseri okuduktan sonra bir insan, iç dünyasında yaşadıklarını nasıl bu kadar etkili anlatabilir, düşüncelerini nasıl bu kadar etkili dile getirebilir diye hayretten hayrete düşecek ve keşke bu adamı tanıma fırsatım olsaydı diyeceksiniz. Bu eserde, mutluluğun zirvesinde bulunan bir insanın, korkunun dibine rüzgara kapılmış bir yaprak gibi nasıl savrulduğunu okuyacak ve duygularınıza hakim olamayarak belki de hıçkırarak ağlayacaksınız. Bu eseri okuduktan sonra her ne kadar tek taraflı duygular dile getirilmiş olsa da aşkın büyüklüğü karşısında bir kez daha eğileceksiniz.

            Yazar, bu eserinde kapıldığı büyük aşk karşısında duygularını ve acılarını çok samimi bir şekilde okurlarına anlatmıştır. Franz Kafka, Milena’ya Mektuplar eserinde yaşadığı aşkın imkansızlığını “Yanımda yürüyordun Milena, düşünsene yanımda yürüyordun” diyerek öyle bir anlatmış ki okurun yüreğini sanki koparıp alıyor. Bazı okurlar, bu eserde Milena’nın mektupları niye yoktur diyerek eserin eksik kaldığı yönünde eleştiriler yapıyor. Bu okurlar, Milena’nın mektuplarına takılacak yerde, Milena’ya yazılan mektuplardan aşkı anlamaya çalışsalar daha isabetli olacaktır. Çünkü günümüzde aşk, o kadar vıcıklaştırılmış ki, böylesine büyük bir aşka rastlamak imkansız olmasa da gerçekten çok zordur.

            Franz Kafka, 1883 yılında dünyaya gelmiştir. Modern Dünya Edebiyatında ikonik ve özgün yazarlar arasına girmeyi başarmıştır. Duygusal tecrübelerini paylaştığı eserleri çağ aşıp günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. 

Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.