Moral Dünyası Dergisi Sayı: 125 / İmanla Yalan Bir Arada Olmaz

Moral Dünyası Dergisi Sayı: 125 / İmanla Yalan Bir Arada Olmaz

  • 3,00 TL

    hopi kampanyası
    0,15 Paracık

Mehmed Akif, bir gün birisiyle konuşurken adam, “Bu dediğin doğru mu?” diye sorar. Mehmed Akif, bu söze son derece kızar, sert bir şekilde uyarır: “Bir daha bana bu kelimeyi kesinlikle tekrar etme!”

Merhum Akif gibi doğruluk abidesi insan ne kadar kaldı bilinmez, ama sayılarının bir hayli azaldığını tahmin etmek zor değil.

Modern zamanlar pekçok kavramı sulandırdığı gibi yalanı da masumlaştırmaya, “beyaz yalan, pembe yalan” diye sevimli hale getirmeye çalışıyor. Oysa buna “bukalemunluk” denmiyor muydu? Menfaati için kılıktan kılığa girmek, renkten renge bürünmek, yanar döner ışıklar gibi bir yanıp bir sönmek…

Yalanla doğruluk arasındaki mesafe daraldıkça daraldı. Hatta çoğu zaman iç içe girdi. Güven, itimat, dürüstlük, mertlik gibi hasletlerin sadece adını anıyoruz… Biriyle ilgili güven telkin etmek için “dürüst adam” diyoruz. Oysa dürüstlük, zaten adam olmanın gereği değil mi?

Doğruluk imanın gereği değil mi? Yalan varsa orada imandan bahsedilebilir mi? Din doğruluk üzerine bina edilmemiş mi? Rabbimiz buyurmuyor mu, “Yalan sözden sakının” diye? Efendimiz (a.s.m.) “Mü’min yalan söylemez” demiyor mu? Üstad Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “Kizb (yalan) küfrün esası, sıdk (doğruluk) imanın hassası” değil mi?

Doğru sözlü olmak dünyevî ve uhrevî terakkinin de vesilesi… Abdülkadir-i Geylanî, “Bu işe başladığınızda, hangi ameli esas aldınız da böyle yüksek derecelere ulaştınız?” diye soranlara şöyle cevap vermiş: “Temeli doğruluk üzerine attım. Hiç yalan söylemedim. İçimle dışım bir oldu. Bunun için işlerim hep rast gitti.”

Anlaşılacağı üzere bu ayki kapak konumuzu yalana ayırdık. Başlığımızı “Yalanla iman bir arada olmaz” şeklinde attık ve meseleyi etraflıca incelemeye çalıştık. Metin Karabaşoğlu, “cennette olmayan iki şey”den, boş söz ve yalandan bahsetti. Mehmet Paksu, “aile saadetini kemiren virüs yalan” başlığıyla konunun aileyi ilgilendiren boyutunu yazdı. Ömer Baldık, “gizli gündemleri hayata geçirme yöntemi” olan takiyye konusunu kaleme aldı. Berrak Teri ise yalanın pekçok yönünü araştırdı ve meseleyi uzman görüşleriyle destekledi.

Ayrıca Yavuz Bahadıroğlu’nun “Osmanlı’da mahalle terapisi”, Mehmet Dikmen’in “Hak ehli batıl karşısında neden yenik düşüyor?”, Selim Gündüzalp’in “Hayatının değişmesini isteyen insan” yazıları okumanızı tavsiye edeceğimiz diğer yazılardan bazıları…

Her sayıyı rıza-yı ilahî yolunda bir adım atma gayesiyle hazırlıyoruz. Dualarınızı esirgemeyin.


Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.