Moral Dünyası Dergisi Sayı: 128 / Müspet Hareket

Moral Dünyası Dergisi Sayı: 128 / Müspet Hareket

  • 3,00 TL

    hopi kampanyası
    0,15 Paracık

Dalgalarla boğuşan ve sadece dalgalarla boğuşmakla kalmayıp düşman gemiler tarafından da taciz edilen bir gemi… Ve geminin içinde, “Benim dediğim olmazsa batsın bu gemi!” diye isyan eden ve sağdan soldan delikler açan bir grup gemi tayfası… Hissiyatlarına o derece yenilmişler ki farkında değiller; o gemi batarsa kendileri de batacak…

Üstad Bediüzzaman’ın, vefatından önce talebelerine verdiği “son ders”, tam da böyle bir senaryoda ne yapılması gerektiğini hatırlatır. O mektup şöyle başlar:

“Bizim vazifemiz müspet hareket etmektir, menfî hareket değildir. Rıza-yı ilahîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i ilahiyeye karışmamaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müspet iman hizmeti içinde her bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz.”

Mektupta şu ifadeler de yer alır: “Mesleğimizde kuvvet var, fakat bu kuvvet asayişi muhafaza etmek içindir… Bu kuvvet dâhile karşı değil, ancak haricî tecavüze karşı istimal edilebilir.”

Dahildeki ihtilaf ve kavga ancak düşmanı sevindirir. Ya bir de ihtilafı körükleyen ve yol haritası veren düşmanın kendisiyse… Kurt kuzu postuna bürünmüşse… Müslümanların birlik ve beraberliğini kendine ideal edinen Yavuz Sultan Selim ne diyordu:

 

“Milletimde ihtilaf ü tefrika endişesi,

Kûşe-i kabrimde hatta bîkarar eyler beni.

İttihatken savlet-i a’dâyı def’e çaremiz, 

İttihat etmezse millet dağ-dâr eyler beni.”

(Milletimde meydana gelebilecek ayrılık ve birbirine düşme endişesi, beni kabrimde bile rahatsız eder. Düşmanları def etmek için tek çaremiz bir ve beraber olmak iken, millet bunu yapmazsa gönlüm yara bere içinde olur.)

Bu ayki kapak konumuz “bir arada kardeşçe yaşama ahlakı” yani “müspet hareket” üzerine… Halil Dülgar, yukarıda sözünü ettiğimiz “Bediüzzaman’ın vefatından önceki son dersi” üzerine bir yazı kaleme aldı. Safa Mürsel ise “Düzenleyici bir cihat ilkesi: Müspet hareket” başlıklı yazısıyla konuyu destekledi. Vehbi Vakkasoğlu, babası Çanakkale gazisi bir dedenin dilinden kardeşliğimizi hatırlattı. Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Osmanlı’nın pekçok farklı milleti, asırlarca barış ve hoşgörü içerisinde nasıl bir arada yaşattığını anlattı. Muhammed Emin Yıldırım da Asr-ı Saadet’ten örneklerle “ihtilaf ahlakı”nı kaleme aldı.

Birlik ve beraberliğe, barış ve huzura en fazla ihtiyaç duyduğumuz zamanlardan birini yaşıyoruz. Rabbim birliğimizi ve dirliğimizi bozdurmasın; muhabbetimizi daim kılsın, içerideki ve dışarıdaki nifak odaklarına fırsat vermesin. Selam ve dua ile…


Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.