Ölecek Zaman Yok
% 10indirim

Ölecek Zaman Yok

21. Yüzyıl Sorunları
  • 10,00 TL9,00 TL

    hopi kampanyası
    0,45 Paracık
  • Tedarik Süresi 2 İş Günü
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.
21. yüzyıl insanının gerçekten zamanla başı dertte. "Zamanım yok" sözü bir mazeret olmaktan nasıl çıktı´ Gerçekten ölecek zaman yok mu´ peki nasıl ölüyor insanlar öyleyse´

Dostumuzu, zamanımız olmadığı için akşam yemeğine davet edemiyoruz. Zamanımız yok çünkü. Çocuklarımızla ilgilenemiyoruz, gazete okuyamıyoruz, insanlarla tanışamıyoruz.

işimizi dahi yeterince profesyonel yapamıyoruz, yenilikleri takip edemiyoruz; çünkü zaman yok. Cenazelere iştirak edip, dostumuza karşı son görevimizi yerini getiremiyoruz; gala, sünnet, kutlama, düğün ve hatta mevlit gibi tüm törenlere ya katılamıyoruz ya da dar zamanlarda katılıyoruz; ve çabucak çıkıp uzaklaşıyoruz. Ama yeterince uzağa kaçamıyoruz. Çünkü yeterince uzaklaşacak zamanımız yok. Başka bir işin zaman talebiyle karşı karşıya kalıyoruz.

işi bırakıp ölüme gidemiyoruz, o da zaman istiyor. Ağız tadıyla ölemiyoruz. Hastane odalarında, zamanları olmadığı için bizimle ilgilenemeyen hemşire ve doktorlar gözetiminde ölüyoruz. Bakımevlerinde, evlatlarımız ve yakınlarımızdan uzakta, işe yaramaz bir halde ve kimsesiz ölüyoruz. Yanımızda olacak zamanı olanların, yapacak işleri güçleri var. İş yapacak gücümüz varken, genç veya olgun iken zamanımız yok. Hiç bir şey için yeterince zamanımız yok artık. Ne öldürmek için ne de ölmek için. Ne düşmanlık için ne de dostluk için. Şikâyet ve dileklerimizi sunamıyoruz, işimiz var ve her iş zaman istiyor. Hangi iş yapacağımıza karar vermek için düşünmeye, düşünmek içinse zamana ihtiyacımız var.

Zaman bizi özürlü yaptı. Modernizmin özürlüleştirdiği insanlar´ Zaman bilinci, zaman kavramı, planlama, beklenti, istek ve arzular´ Bunlar zamanı besliyor, zamanı hatırlatıyor, zamanı gerektiriyor. Her toplumsal etkinliğe katılım biletlerle ve zamanlı: uçakların uçuş tabloları, otobüslerin kalkış saatleri ve trenlerin varış dakikaları´ Nikâh günleri, akşam haberleri, güneş ve ay tutulması, kuyruklu yıldızların dünyamızı ziyaretleri, süper nova patlamaları, buzulların erime grafiği, bilimsel öngörüler, ölüm tarihleri, anma törenleri, bozunma yarı ömürleri: Zaman hesaplayıcılar! Zamanı bölüyorlar, insanda bir bütün olan zamanı elinden alıp parçalıyorlar.

Bunca teknoloji zaman kazandırma vaadiyle hayatımıza giriyor. Ama çelişkili bir durum söz konusu. Aylarca süren ipek yolu kervanının yolculuğu, hacıların kutsal yolculukları, Sahra çölünü bir kere geçmek için bile zamana vardı. Bir habercinin getireceği mektubu, yeterince hızlı gelirdi ve beklemek sorun değildi. Askerlik bir meslek olmadığında bile, iki-üç hatta dört yıl süren askerlik görevleri, normaldi. İnsanların ömürlerinde bu süreler yeterince uzun değildi. Dört yıllık bir vatani görevden döndükten sonra bile hala geri kalan yaşam uzundu. Ama artık bir yerden kalkıp başka bir yere gitmek zaman alıyor.

Hızlı trenlerle, cep telefonları ve uydu iletişim sistemleriyle, televizyonlarla, uçaklarla, gemilerle bulunmamız gereken yere ulaşıyoruz, ama her zaman ya geç kalıyoruz ya da orada yeterince kalacak zamanımız kalmıyor. Şehirleri ve kütüphaneleri dolaşarak, bilgeleri bulup önünde diz çökerek öğrendiğimiz bilgiler bir tık uzaklıkta buluyoruz. Ama bilgisayarı açmak için, hatta google arama sayfasını tıklayacak zaman yok. Bilgisayarlar yeterince hızlı açılmıyor, internet bağlantıları hız ihtiyacımızı karşılayacak kadar yeterince hızlı kurulmuyor, verileri işleyeceğimiz, verilere ulaşacağımız programlar hızlı çalışmıyor, her yandan bilgi bombardımanına maruz kalıyoruz ama zaman ayırıp bu bilgileri ayıklayamıyoruz.

Zamanın göreli olduğunu kabul ettiğimizden, her birimizin kendimize özel zamanı olduğundan beri kimsenin yeterince zamanı yok. Her şeyin ortak olduğu komünist devletlerde herkes kendi payına düşenden memnundu. Newton´un klasik dünyasında bitmek tükenmek bilmeyen bir mutlaklığa sahipti ve herkese yetiyordu. En azından kimse zamandan şikâyet etmiyordu. Ne zaman ki Einstein geldi, ´zaman görelidir´ dedi. Kar ve zararın kendisine

Kadın ve Felsefe

Kadın ve Felsefe

Şevki Işıklı

10,2 TL
Kuantum Felsefesi

Kuantum Felsefesi

Şevki Işıklı

12,18 TL
Siber Toplum Bileşenleri

Siber Toplum Bileşenleri

Şevki Işıklı

9 TL
Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.