Osmanlı Toprak Düzenlerinin Mezheplere Etkisi
% 23indirim

Osmanlı Toprak Düzenlerinin Mezheplere Etkisi

Akbudun’dan Sünniliğe-Karabudun’dan Bektaşiliğe Kardeşliğe Bir Katkı
  • 18,00 TL13,86 TL

    hopi kampanyası
    0,69 Paracık
  • Gün İçinde Tedarik
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

Dini konularda araştırma yapmak, düşünmediğimiz bir alandı. Bektaşiliğin, Kızılbaşlığın, Aleviliğin ve Sünni-Hanefi vb. inançların bilimsel metotlar kullanılmadan araştırılması beni önce şaşırttı, sonra üzdü. Bu inançların bilimsel olarak incelenmemesinin halkımıza faydadan çok zarar getireceğini gördüm. Hangi etkenler dinleri, mezhepleri, cemaatleri ve milletleri oluşturdu? Bu sorulara cevap aranmadan yapılan araştırmaların faydadan çok zarar getireceği muhakkaktır. Araştırmamın sonucunda gördüm ki; o dönemlerde üretimin temeli olan toprağın dağılımındaki eşitsizlik inançların ortaya çıkmasını sağlamış.


Tarihimizde ekonominin ve üretimin temeli olan toprak düzenleri inanç farklılaşmasına yol açmıştır. İnanç konusunun toprak düzenleriyle ilgisini kuramadığımızda bilimsellikten uzaklaştığımızı gördüm. Osmanlı Devleti'nin kudreti nereden geliyordu? İnanç farklılaşmasında o dönemin tek üretim gücü olan toprak düzenlerini incelememizin bir sebebi var mıydı?


Tarihçilerin incelemeleri bize göstermiştir ki; toprak düzenleri, bir devletin ve içinde yaşayan halkın yükselmesi veya çöküşünde önemli bir etkendir. Buradan hareket ederek, toprak düzenlerinin inançlara nasıl yön verdiğini ve inançları nasıl evrimleştirdiğini araştırdık. Bilimi rehber edinerek gerçekleri aradık. Araştırırken her farklı görüşü ayrım yapmadan dikkate aldık.


Partilerin, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının olmadığı çağlarda reaya, derdini nasıl anlatacaktı? Reayaya, isyandan başka çıkar yol bırakılmamıştır. O da bu protestosunu dinsel görünüm altında yansıtmıştır. Bugünden bakarak o günleri anlamamızın tek yolu bilimsellikten ayrılmamaktır. Bilim, neden ve nasıl sorularını sorarak başlar. E. H. Carr, "Tarihçinin görevi, geçmişi sevmek ya da geçmişten kurtulmak değil, bugünü anlamanın anahtarı olarak onu öğrenip anlamaktır." demiştir.


Tarihsel sorulara bilimsel cevaplar aranmadığı veya halının altına süpürülüp geçiştirildiği için, emperyalizm bu boşluklardan yararlanmıştır. Maraş, Çorum, Sivas vb. olaylar emperyalist devletlerin kirli oyunlarıdır. Bu katliamların bir daha yaşanmaması için bilimin peşinden koşarak gerçekleri aradık. Gördük ki bir yanımız Sünni, bir yanımız Bektaşi'ymiş. Tarih içinde ekonomilerin ve toprak düzenlerinin bozulması insanımızı farklı inançlara savurmuştur. İngiliz emperyalizminin tunç kanunu olan divide and rule'ye (böl ve hükmet) karşı; Henry Dunant'ın Bir Solferino Hatırası isimli ünlü yapıtında dediği gibi, "Tutti fratelli (Herkes kardeştir.)" sözünü hayata geçirmeliyiz.


Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.