Satranç

Satranç

  • 9,00 TL

    hopi kampanyası
    0,45 Paracık
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

Tam da tarih çökerken beliren ateş insanlarına çiçek atmıştır Stefan Zweig. Her çağın yenilmişlerine, uzağı iyi görenlere, kenar insanlarına, menzili yurt tutanlara, uçurumlara tırmandıkça burçlara düşenlere, çığ altında kalsa da kulağında karanfil taşıyanlara adamıştır yazma yetisini. Unutmadık bizler de, buğulu bir şafak vakti diz çökmüş dünyaya veda eden Zweig’ı. Öyle ki Zweig, acı kemirdikçe yüzünü gülmeye cüret etmiştir; esirgemeden söylemiştir sözünü; söylemiş ve ruhunu kurtarmıştır!


Zweig gibi sevmek! Evet, insana inancın can çekiştiği çağımızda, dünyayı yeniden büyülemek için onun gibi sevmek, bilişsel olmanın çok ötesinde, gündelik yaşamın kaleleri (güç, zenginlik ve iktidar mekanları; değer, anlam ve yapıntı özne piramitleri) karşısında ontolojik bir reddiye olabilir ancak. Zweig, biyografilerini yazdığı kişileri sevmiştir! Onun için sevgi ölçüsüzlüktür ve bu ölçüsüzlüğün maddi temeli, verili haliyle dünyanın yetersizliğidir. Bizler onun yazdıklarını okurken, onun bu kişilerin acılarını duyumsadığını sezeriz. Onu çeken şeyin bu şahsiyetlerin çektikleri acılar olduğunu bile söylemek mümkündür. Fakat onun acıyla ilişkisi poetiktir ve bütün praksisi bu paralaksta biçimlenmiştir; mesiyanik çileci bir acı anlayışı ona çok uzaktır. Her ne kadar metne adamış olsa da yaşamını, yazdıklarında salgıladığı imgeler, onun içindeki ressamın metne musallat olan doğasıdır. Yaşamını anlattığı birinin herhangi bir anını, o ana anlamını veren duygusunu, düşüncesini, bedeninin aldığı formu, içinde belirdiği mekanı betimlerken oluşan resimsel durumu görmemek mümkün değildir. Tolstoy’da gördüklerini işiten ve Dostoyevski’de işittiğini gören Zweig, Shakespeare’de tenin dünyasını kat etmiştir.


Yorum Sayısı: 1

Ömrünün geçtiği 1. ve 2. dünya savaşlarını da barındıran dönemin tüm zorbalığı ve korkunçluğunu aklına ve insanlığa sığdıramayan, sanıyorum bu hüzünle de en son yaşamına kıyan bir yazarın elinden çıkmış kısacık ama eksiksiz bir öykü Satranç. Ana dili Almanca olan kitabın çok sayıda çevirisi mevcut, maalesef bu çeviri konusunda bir yorum sunamayacağım ancak kitabın dilinin duru ve akıcı olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca 2. dünya savaşına dair şu güne değin okuduğunuz, izlediğiniz dokümanlardan da...devamını oku

O
Ozkurdela  -   27.05.2016