Siyah Sanat Sayı: 15
% 10indirim

Siyah Sanat Sayı: 15

Kasım 2015
  • 8,00 TL7,20 TL

    hopi kampanyası
    0,36 Paracık
  • Tedarik Süresi 2 İş Günü
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

“Kolay elde edilmiş bir saadet mi, yoksa insanı yücelten ıstırap mı daha iyidir? Evet, hangisi daha iyi?” -DOSTOYEVSKİ, YER ALTINDAN NOTLAR

Avrupa kökenli bir felsefi akım olan Varoluşçuluk, kabaca II. Dünya Savaşı sonrasında Batı insanının yeni bir yaşam alanı [Lebenswelt] yaratma çabası olarak tasvir edilebilir. Bir başkaldırış felsefesi olarak da okunabilmeye müsait olan Varoluşçuluğun teorik temelleri birçok felsefe tarihçisi tarafından Soren Kierkegaard’ın dini ve felsefi metinlerine dayandırılır. Varoluşçuluk sözcüğü ilk kez 1929’da yeni Kantçı F. Heineman tarafından ortaya atılmıştır. Varoluşçuluk geçmişte de birçok yerde gözümüze çarpan bir duyarlılıktır, ama köklü bir karşı çıkma, bilinç düzeyinde bir uğraş durumuna yükselerek güçlenmesi, II. Dünya Savaşı’nın ardından olmuştur. Ancak tekrar söylemek gerekirse, Varoluşçuluğun çağdaş anlamda Kierkegaard ile başladığı kabul edilmektedir.

Varoluşçuluk her ne kadar Kierkegaard ile başlatılsa da, Varoluşçuluğu ve temsilcilerini felsefi bir geleneğin halkası olarak göstermek hatalı bir çıkış noktası olacaktır. Varoluşçuları, birbirlerine yakın yahut uzak zaman dilimlerinde yaşamış, fakat insanın özünü ve dünyada tuttuğu yeri sorunsal haline getirmeleri sebebiyle yakın meseleler üzerine kafa yormuş, birbirleriyle başları belada muhtelif düşünürler topluluğu olarak yorumlamak doğruya yakın bir yaklaşım olacaktır. Nitekim Kaufmann’a göre; ‘’Varoluşçuluk bir felsefe değil, gelenekçi felsefeye karşı birbirinden apayrı birkaç başkaldırmaya verilen addır. Yaşayan ‘’varoluşçuların’’ çoğu bu adı benimsememişlerdir, şaşkın şaşkın dışarıdan bakan bir kimse de bu düşünürler arasındaki tek yönün birbirlerine karşı duydukları göze batar bir nefret olduğunu görür. Karışıklığın buncası yetmiyormuş gibi, geçmiş yazarların birçoğu da varoluşçu akımın üyeleri olarak anılmışlardır; ama onlar içine alındıkları bu topluluğu beğenirler miydi, beğenmezler miydi, o da başka.’

Bir 20. yüzyıl felsefi akımı olan Varoluşçuluk, Soren Kierkegaard, Martin Heidegger, Max Scheler, Karl Jaspers gibi felsefecilerin yanında, Jean Paul Sartre, Albert Camus, Friedrich Nietzsche, Franz Kafka, Samuel Beckett ve Fyodor Dostoyevski gibi düşünür ve edebiyatçıların ürünleriyle inşa olunmuştur.

Teorileri, romanları ya da oyunları ile Varoluşçu olarak zikredilebilen bu yazarlar, bazıları birbirlerinden habersiz olarak ancak yakın meseleler üzerine yazıp çizmişlerdir. Bu sebeple verdikleri eserler, interdisipliner bir tarzda yapılacak olan yorumlamalara, karşılaştırmalara oldukça müsait olabilmektedir.


Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.