Tanpınar’ın İzinde Beş Şehir
% 10indirim

Tanpınar’ın İzinde Beş Şehir

Ankara, İstanbul, Erzurum, Konya, Bursa
  • 9,00 TL8,10 TL

    hopi kampanyası
    0,41 Paracık
  • Gün İçinde Tedarik
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

Hemen hemen yüz yıl sonra, Buenos Aires’te doğan ve büyükbabam gibi doğum yerini terk ederek seyahat eden ben, İstanbul’a ilk kez on altı yaşımdaki oğlumla, büyükbabamın hayal gücünü böylesine esir almış şehri keşfetmek için geldim ...

Pera Palas otelinin balkonundaki ilk akşamımızda büyükbabamın ufukta bir yangın var sanmasına yol açan aynı günbatımı, onun torunu ve büyük torunu için aynı ihtişamla yanıyordu. Belki de böyle anılar bir kuşaktan diğerine bilinçsizce geçirilebiliyordur, benimle oğlumun balkondan gördüğü de, yıllar önce büyükbabamın gözlerinin önünde meydana gelen şeydi ve biz de şimdi onun yerine hatırlıyorduk.

Tanpınar hayatının belli dönemlerinde yaşadığı beş şehri yeniden ziyaret ederek Türk edebiyatının unutulmaz denemelerini kaleme almıştı. Yaklaşık yetmiş yıl sonra bambaşka bir coğrafyadan gelen Manguel ise Tanpınar’ın yazınsal kılavuzluğunda aynı şehirlere giderek izlenimlerini, gözlemlerini, benzersiz birikimi ve deneyimleriyle harmanlayarak okura aktarıyor.


Bambaşka dünyaların, bambaşka hikâyelerin bir kenti ne denli farklı şekillerde tecrübe edebileceğini görmenin en mümkün olduğu çalışmalardan birini yapıyor Arajantinli yazar Alberto Manguel bu kitabında. Kendisinden 70 yıl evvel yaşamış bir Türk aydınının, Türk edebiyatının en önemli romancılarından ve hatta şair ve deneme yazarlarından olan Ahmet Hamdi Tanınar'ın izinden adım adım gidiyor bu kitabında Manguel. Onun gezdiği şehirleri yeniden gezen Manguel, 70 yıl sonra, bambaşka bir çağda yeniden yazıyor o şehirlerin hikâyelerini. Okur bir yanda Tanpınar'ın Ankara'sına adım adım yaklaşırken öte yandan Arjantinli yazar Manguel'in Ankara'sına tevafuk ediyor. Sonra İstanbul, Erzurum , Konya ve Bursa'da daha önce Tanpınar'la gezmeye alışmış okur, şimdi aynı rotayı bambaşka hikâyelerle, algılarla ve tecrübelerle geziyor. İki farklı çağda, iki farklı ülkede, iki farklı hayata sahip bu insanların kent tecrübelerinin ne denli farklı olabileceğinin keşfi bir bulmacaya dönüşüyor okur için adeta. "Hemen hemen yüz yıl sonra, Buenos Aires'te doğan ve büyükbabam gibi doğum yerini terk ederek seyahat eden ben, İstanbul'a ilk kez on altı yaşındaki oğlumla, büyükbabamın hayal gücünü böylesine esir almış şehri keşfetmek için geldim..." diyen yazara İstanbul ile yola koyulmak hiç beklenmedik kapılar açıyor. Sonra Tanpınar'ın izi sürülerek gezilen bu şehirler Tanpınar'ın İzinde Beş Şehir adlı bir kitaba dönüşüyor. Manguel için bir gezi rehberi olan Tanpınar, bir yandan da yol arkadaşı oluyor. Kent üzerine diyaloglara girilen, tartışılan bir yol arkadaşı... Manguel bazen Tanpınar'ın gözünden kaçanları yakalıyor, bazen de o öldükten sonra değişen, hiç göremediği şeyleri ekliyor kitabına. Hatta bazen aynı şeylere bakıp ne denli farklı şeyler görülebileceğinin örneklerini sunuyor Manguel. Bu hâliyle önemli bir karşılaştırmalı kent okuması sunan bu kitap, Tanpınar'ın Beş Şehir'iyle okunduğunda çok daha zengin bir mukayese imkânı sunmakta:

"Büyükbabam gibi Tanpınar da zamanı ölçen küçük makinelerin büyüsüne kapılmıştı. Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde "Herkes bilir ki, bir saat ya geri kalır, yahut ileri gier. Bu işin üçüncü şekli yoktur" demişti. Ve eklemişti: "Benim nazariyem şudur ki, insanlar kâinatın sahibi olmak üzere yaratıldıkları için, eşya onlara uymak tabiatındadır." Tanpınar'ın kahramanı için kol saatleri ve saatlerin ortaya çıkardığı bir tür hazin yanlışlık var. "Sahiplerinin mizaçlarındaki ağırlığa, canı tezliğe, evlilik hayatlarına ve şahsi akidelerine göre yürüyüşlerini ister istemez değiştirirler. Bilhassa bizim gibi üst üste inkılaplar yapmış, türlü zümreleri ve nesilleri geride bırakarak dolu dizgin ilerlemiş bir cemiyette bu sonuncusuna, yani az çok siyasi şekline rastlamak gayet tabiidir. Bu siyasi akideler ise çok defa şu veya bu sebeple gizlenen şeylerdir. Hiç kimse ortada o kadar kanun müeyyidesi varken elbette durduğu yerde 'Benim düşüncem şudur' diye bağırmaz. Yahut gizli bir yerde bağırır. İşte bu gizlenmelerin mizaç ve inanç ayrılıklarının kendilerini bilhassa gösterdikleri yer saatlerimizdir."

Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.