Yağmur Kardeşliği
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

Onları bir arada tutan birbirlerine duydukları inançtı...


Ünlü İtalyan yazar Angela Nanetti’den dostluk, dayanışma, cesaret, güven ve umut üzerine unutulmayacak bir kitap: Yağmur Kardeşliği...


Hayatlarını kurtarmak ve soylarını sürdürmek için zorlu bir yolculuğa çıkmak zorunda kalan kurbağalar ve yolculuğun bir noktasından itibaren onlara eşlik eden tarlafaresi Hermes’in ve diğerlerinin müthiş dostluğu... Francesco Mattioli’nin resimlerinin eşlik ettiği, yer yer hüzünlü yer yer de güldüren bir hikayesi olan Yağmur Kardeşliği’ni Filiz Özdem çevirdi.


“…Karganın önerisi babamın hiç de hoşuna gitmemiş. Başka bir yerde, daha rahat yaşabilecekleri bir bölge bulmayı tercih ediyormuş. Ama bataklığı çok gönülsüzce terk edenler o kadar çok söylenmişler ki, herkes buna razı olmuş. Karakurbağalara gitmişler. İşte böylece, özgür Kurba halkı, köle bir halka dönüşmüş.” “Nasıl olmuş bu?” “Karakurbağalar karganın anlattığı gibi değilmiş. Babamı ve diğerlerini gördüklerinde, onlara gayet kibar ve anlayışlı davranmışlar. ‘Yılan mı dediniz? Aaa, ne istiyor bu yılan, siz zavallılardan?’ diye sormuşlar. Aslında zalim ve küstah, gerçek birer zorba imişler. Gölete gelip yılanı öldürmüşler, sonra evlerine döneceklerine, bir güzel oraya yerleşmişler. İlk yedikleri babam olmuş, çünkü onlara ilk itiraz eden oymuş. Ardından kim sesini çıkarırsa yemişler. Hiçbir hayvan onlardan kurtulamıyormuş. Orada, göletin içinde saklanıyorlar, yaklaşan bütün hayvanları zehirliyorlarmış. Onlara ilk ve son direnenler semenderler oldu.”


“…Karganın önerisi babamın hiç de hoşuna gitmemiş. Başka bir yerde, daha rahat yaşabilecekleri bir bölge bulmayı tercih ediyormuş. Ama bataklığı çok gönülsüzce terk edenler o kadar çok söylenmişler ki, herkes buna razı olmuş. Karakurbağalara gitmişler. İşte böylece, özgür Kurba halkı, köle bir halka dönüşmüş.” “Nasıl olmuş bu?” “Karakurbağalar karganın anlattığı gibi değilmiş. Babamı ve diğerlerini gördüklerinde, onlara gayet kibar ve anlayışlı davranmışlar. ‘Yılan mı dediniz? Aaa, ne istiyor bu yılan, siz zavallılardan?’ diye sormuşlar. Aslında zalim ve küstah, gerçek birer zorba imişler. Gölete gelip yılanı öldürmüşler, sonra evlerine döneceklerine, bir güzel oraya yerleşmişler. İlk yedikleri babam olmuş, çünkü onlara ilk itiraz eden oymuş. Ardından kim sesini çıkarırsa yemişler. Hiçbir hayvan onlardan kurtulamıyormuş. Orada, göletin içinde saklanıyorlar, yaklaşan bütün hayvanları zehirliyorlarmış. Onlara ilk ve son direnenler semenderler oldu.”

Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.