Adalet Yayınları

Tüm Yayınevleri
Yayınevi/Marka
1369 öğeden 1-16 arası gösteriliyor.
Sayfa  1 - 86
  • Hukuk Davalarında Yargılama Giderleri

    Sert Kapak
    Adli yargı teşkilatı içerisinde görev yapan yargı mensuplarının başvuru eseri olması amacıyla hazırlanan eserimizin 4. basımını gerçekleştirmenin mutluluğu içerisindeyim. 2017 yılı için geçerli olan harç, vekalet ücreti, tanık ve bilirkişi ücretlerinin miktarları ile 2011-2016 yıllarında verilen Yargıtay kararları ilgili yerlerine işlemek suretiyle güncenlenen eserin tüm uygulayıcılara hayırlı olması temennisi ile uzun bir çalışma süreci sonunca kitabın dizgisini gerçekleştiren Fatih ŞİMŞEK ile basın ve yayımını üstlenen Adalet Yayınevi sahibi Hakan KARAASLAN Beye teşekkür eder, saygılarımı sunarım. Bu kitabın konusu, Hukuk Davalarında Yargılama Giderleridir. Staj yaptığım yıllarda en çok zorlandığım ve kaynak sıkıntısı çektiğim konuların başında yargılama giderleri gelmekteydi. Özellikle nisbi harçların ve nisbi avukatlık ücretinin hangi esaslar doğrultusunda hesaplanıp tahsil olunduğunu, özellik arz eden bazı usul konularında örneğin davanın kabulü veya ıslahı, müddeabihin temlikinde, davanın konusuz kalmasında, görevsizlik ve yetkisizlik kararlarında, fer’i veya asli müdahalede yargılama giderlerinin (özellikle harç ve vekalet ücretini), kimden ve nasıl tahsil edileceği, ne miktarda taraflar bu giderlerden sorumlu olacağı yani hangi esas doğrultusunda taraflara yükletileceği hususlarını çok merak etmem dolayısıyla, yanında staj yaptığım hakimlerden ve dağınık bir vaziyette bulunan makale ve bu konuda yazılmış çeşitli yazılardan öğrenmeye çalıştım. Mesleğe başladıktan sonra hukuk davalarında yargılama giderleri ile ilgili derli toplu ve pratik bir eserin olmadığına, bu konu ile ilgili çıkan uyuşmazlıkların çözümü için çok sayıda kitabın veya derginin karıştırılması gerektiğine, taşrada bulunan hakimlerimizin istedikleri kaynağa ulaşmakta sıkıntı çektiklerine ve yargılama giderlerine ilişkin bir takım sorunların çözümü için günlerce uğraşıldığına şahit oldum.Şunu önemle belirtmek isterim ki; ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar sebebiyle hukuk davalarında yargılama giderlerinin parasal miktarı gün geçtikçe artmaktadır. Bu nedenle de davanın tarafları, yapmış oldukları yargılama giderlerini Kanunun öngörmüş olduğu esaslar çerçevesinde kendilerine iade edilmesini beklerler. Ayrıca zaman ve emek sarfı ile Kanuna uygun bir hüküm oluşturulmasına karşın, yargılama giderlerinin yükletilmesinde ve tahsilinde yanlış bir karar verilmesi hükmün bozulmasına, zaman ve emek kaybının olmasına neden olacağı da inkar edilmeyecek bir gerçektir. Yukarda belirtilen hususları dikkate alarak ve uygulayıcıların karşılaşmış olduğu sorunların çözümünde yararlı olacağını düşünerek hukuk davalarında yargılama giderleri konusunu araştırmaya ve elimde bulunan bilgileri bir araya getirmeye çalıştım. Yapmış olduğum çalışmalar sonunda da elinizde bulunan bu eser yayın hayatına kazandırılmış oldu. Konular kaleme alınmazdan önce, konu ile ilgili olarak yazılmış kitap, makale ve yayınlar büyük bir titizlikle incelenmiş, binlerce içtihat taranmış, uygulama yakından gözlemlenerek uygulamada yaşanan sıkıntılar tespit edilmiştir. Konular bu hususlar dikkate alınarak incelenmeye çalışılmıştır. Hukuk davalarında yargılama giderleri ile ilgili ilkeler toplu halde incelenmiş, yargılama giderleri kapsamında bulunan harç, vekalet ücreti gibi giderler ayrı başlıklar halinde ve çeşitli ihtimaller göz önüne alınarak incelenmeye çalışılmıştır. Öneminden dolayı yargı harçları ve vekalet ücreti en son yürürlüğe giren Harçlar ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri göz önüne alınarak ve çeşitli örnekler verilerek kaleme alınmıştır. Uygulamaya ışık tutması amacıyla da konularla ilgili Yargıtay içtihatları konular anlatıldıktan sonra, örnek şeklinde metin sonuna konulmuştur. Yargılama giderleri ile harç ve vekalet ücretinin özellik arz eden usul konularında ve çeşitli davalarda nasıl hesap ve kime yükletileceği konusu ayrı başlık
    164,64  TL168,00  TL
  • Teoride ve Pratikte Yargı Bağımsızlığı

    Karton Kapak
    Hiçbir sınıflı toplumda hukuk sınıflar üstü bir konuma sahip olmamıştır ve olamaz da. Hukukun üstünlüğü palavrası ancak bilinçsiz kitleleri kandırmak içindir. Yine hiçbir sınıflı toplumda yargı egemen sınıftan ve onun devletinden bağımsız değildir. Dolayısıyla sorun yargının bağımsızlığı sorunu değil, hangi sınıfın egemen olduğudur. Hukuk-politika ilişkisi eleştirel hukuk yaklaşımlarının en önemli çalışma konularından birisidir. Eleştirel hukukçuların birçoğu entelektüel enerjilerini, modern ve liberal hukuk teorilerinin tarafsız ve nötr olamayacağını ortaya koymak için harcarlar. Modern hukuk bilimi, önceden ilan edilmiş nötr ve tarafsız bir hukuk sistemi varsayımına dayanır. Liberal hukuk teorilerinin de taraf olduğu böyle bir hukuk sisteminde uyuşmazlıklar yargıçlar tarafından dedüktif usavurma (tasım) yoluyla çözülür. Yorum ve hukuk yaratma gibi durumları bir tarafa bırakırsak, tasım biçiminde işleyen hüküm kurma süreci mekanik ve formalist bir mantık esasına dayanır. Böyle bir sistemde, yargıcın ideolojik, politik ve moral tercihlerinin karar verme sürecinde etkili olmadığı ön kabul olarak varsayılır. Bu temel varsayımdan hareket eden liberal-modern hukuk sistemleri, hüküm kurma süreci ile politik ve moral tercihlerin birbirinden ayrıldığı bir hukuksal usavurma tekniğini benimserler ve böylece yargı kararlarını rasyonalize ederek haklılaştırırlar. Hukuk binlerce yıldan beri süzülüp gelen ilkeleriyle insanlık evimizin çatısını oluşturuyor. Bu evi cehenneme çevirenlere, böyle bir hukukun bilgisiyle, bilinciyle karşı durmayı başarmalıyız. Bunların varlık tarzlarının hukukun dışına düştüğünü, hukuka bir saldırı oluşturduğunu anlatmalıyız. Hukuk fakültelerinde ve başka her düzlemde pozitif hukukun tahakküm yapısının çözümlenmesi hukuk bilimcilerinin görevlerinden sayılmalıdır. Pozitif hukuk daima özgürlüğe açılan bir pencere olmalıdır. Yargı bağımsızlığı ve yargıç tarafsızlığı ilkeleri, demokratik bir devletin temel değerleri ve hukuk devleti ilkesi açısından, onların sessiz ve ilgisiz kalmaları gereken konular değildir. Bu ilkelerle ilgili ülkede tehdit söz konusu ise yargıçlar ve savcılar taraftır ve bu ilkelerin korunması için gerekli tüm önlemlerin alınmasını hakkına sahiptir.
    57,82  TL59,00  TL
  • Özel Kanunlarda Düzenlenen İlam Niteliğinde Belgeler

    Karton Kapak
    Özel Kanunlarda Düzenlenen İlâm Niteliğinde Belgeler isimli yüksek lisans tezimiz üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ilâmlı icra, ilâmlı icra takibinin dayanakları ve ilâmlar ile ilâm niteliğinde belgeler arasındaki ne gibi farklılıkların olduğu; ikinci bölümde, özel kanunlarda düzenlenen ilâm niteliğinde belgelerin neler olduğu, bu belgelerin hukukî niteliği, ilâm niteliğinde belge olabilmesinin şartları, şekli ve içeriği, hükmü ve icrası hususları teorik ve Yargıtay kararları ışığında açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise ilâm niteliğinde belgelerin yerine getirilmesi prosedürü yetkili icra dairesi, takip talebi, icra emri, şikâyet, icranın geri bırakılması, menfi tespit ve istirdat davası ile haciz, satış, iflas talep edebilme yetkisine ilişkin ilâmlı icra hükümleri dikkate alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.
    27,44  TL28,00  TL
  • Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu

    Karton Kapak
    İnsan hakları günlük yaşamımızın bir parçasıdır. Hayatımızı devam ettirebilmemiz, eşit kabul edilmemiz, mülk sahibi olabilmemiz, istediğimiz değerlere inanabilmemiz, düşündüğümüzü ifade edebilmemiz, yazabilmemiz, yayınlayabilmemiz, gezebilmemiz, yerleşmemiz, çalışmamız, dinlenebilmemiz, örgütlenmemiz, dava açabilmemiz, aile kurabilmemiz, işkence ve zulüm görmememiz, köle değil kişi sayılmamız, vatandaş olabilmemiz, özel hayatımızın olması, eğitim alabilmemiz, devlet yönetimine katılabilmemiz farkında olmadan kullandığımız insan haklarıdır. İnsan hakları günümüz dünyasının en önemli konularından birisidir. Hukuk ve devlet ile ilgili birçok gelişmeyi etkileyen ve yönlendiren konuların başında gelmektedir. Devlet ve hukuk alanında yaşanan gelişmeler bu durumun güncelliğini ve gelişimini sağlamaktadır. Çağdaş, demokratik ve gelişmiş devlet olabilmenin en önemli göstergelerinden birisi, ülkede var olan evrensel insan hakları standartlarıdır. Bir ülkede insan haklarına gösterilen saygı, o ülkenin uygarlık düzeyinin göstergesi durumuna gelmiştir . Günümüz dünyasında, ülkelerin üçte ikisinden fazlası insan haklarını teminat altına almıştır. Devleti hukuk ile bağlamak, insan toplulukları için yeni bir başlangıç noktası oluşturmuştur. Devlet iktidarının bugünkü anlamda hukukun sınırları içine alınması çok önemli bir dönemeçtir. Genel olarak 16. yüzyıl’dan itibaren belgelerle ve anayasalarla iktidarın hukukla sınırlandırılması, insan haklarının da hukuk düzeni tarafından tanınması ve korunması sonucunu doğurmuştur . Devletler, insan haklarını çeşitli uluslararası ve ulusal çeşitli belgelerle, anayasalarla, kanunlarla düzenlemekte, ayrıca insan haklarını korumaya yönelik uluslararası ve ulusal koruyucu mekanizmalar oluşturmaktadır. İnsan hakları alanında yaşanan bu gelişmelere karşın, insan hakları sürekli çok değişik gerekçelerle ve gelişmelerle devlet, idare ve bireyler tarafından ihlal edilmektedir. Günümüzde hala, en önemli insan hakkı olan yaşama hakkından bile mahrum bırakılarak, her gün binlerce insan savaş, açlık, yoksulluk gibi sebeplerle ölmektedir. Dolayısıyla şu söylenebilir: insan hakları alanında ki tartışmalar ve gelişmeler durmayacaktır ve durmamalıdır. İnsan hakları, devlet ve hukuk alanındaki gelişmelere yön verme özelliğini daima devam ettirmelidir, güç karşısında insanı koruyabilmek için önemini hiçbir zaman kaybetmemelidir. İnsan haklarının uluslararası belgelerde, Anayasa ve kanunlar tanınması yetmez. Yasal düzenlemelerin yanında insan haklarını koruyucu ve güçlendirici ulusal mekanizmalara da ihtiyaç vardır. İnsan haklarının korunması hukuk devletinin de en önemli gereklerinden biridir. İnsan haklarının salt anayasal-yasal düzenlemelerle tanındığı fakat korunmadığı bir devlete hukuk devleti diyemeyiz. Koruyucu mekanizmalar bakımından hukuk devletinin olmazsa olmaz şartı, yargısal denetimin varlığıdır. Hukuk devletinin gereği olarak Anayasa Mahkemesinin, idari ve adli yargı yerlerinin denetimleri çok önemlidir. Fakat insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için yargısal denetim dışında da koruyucu mekanizmalara ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak, dünyada her bir ülke, insan haklarına verdiği değer oranında birçok ulusal koruyucu mekanizmalar oluşturmuştur. Son yıllarda dünyada, İnsan haklarının değişik yollarla korunmasının ötesinde ayrıca salt insan haklarını koruma amaçlı ulusal koruma kurumları oluşturulması süreci başlamıştır. Bu yönde dünyada birçok ülke, ulusal insan hakları kurumunu Paris Prensipleri çerçevesinde kurmuştur. Günümüzde ulusal insan hakları kurumlarına sahip olmak, insan hakları alanında işbirliğinin ve insan haklarına saygılı devlet olmanın gereklerinden kabul edilmektedir. Bu kapsamda ülkemizde de 1990’lı yılların başında başlayan ulusal insan hakları koruma mekanizmalarının oluşturulması süreci halen devam etmektedir. 2012 yılında kurulan Türkiye İnsan Hakları Kurumu, yeni gelişmeler ve tartışmalar sonucunda 2016 yılında yeni bir
    27,44  TL28,00  TL
  • İslam ve Osmanlı Hukukunda Hakimlik ve Hakimlerin Nitelikleri

    Karton Kapak
    Türk Hukuk Tarihi kürsüsü araştırma görevlisi olarak yüksek lisans tez konumu belirleme aşamasına geldiğimizde aklımıza hâkimlik konusunun gelme sebebi gerek fakülte hayatında gerekse avukatlık stajımız esnasında gördüğümüz üzere hukukçular arasında hakimlik mesleğine bu kadar ilgi duyulmasıdır. Hukukçular hâkimlik mesleğine ilgi duyuyorlar ve fakat meslek hayatındaki birçok hâkim mesleğinden memnun değil. Bunun birçok sebebi olabileceği gibi biz bu durumun uyguladıkları kurallardan ve verdikleri karalardan memnun olmamaları, yoğun iş temposu gibi hususlardan kaynaklandığını düşünüyoruz. Dolayısıyla olması gereken hâkimliğin nasıl sağlanacağı konusunda İslam ve Osmanlı hukukundaki durumun araştırılmasının elzem olduğu kanaatindeydik. Tezi yazdıktan sonra da bu fikrimiz perçinlendi. Bazı oryantalistlerin İslam ve Osmanlı hukukuna bakış açıları ve halkımızın da bilgiyi batılılardan alma konusundaki hevesleri maalesef halk arasında bazı yalan-yanlış bilgilerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu açıdan at gözlüklerini çıkarabilmek için özellikle Klasik dönem çalışmalarının artırılması gerekir ve biz de naçizane kendimizi yakın hissettiğimiz bu alandaki çalışmamızın özelde hâkimlere ve genelde bütün hukukçulara faydalı olacağını temenni ediyoruz.
    34,30  TL35,00  TL
  • Özel Ceza Yasaları

    Sert Kapak
    Pratik kitaplar serimize TCK Pratik kitaptan sonra, Özel Ceza Yasaları Pratik Kitap ile devam ediyoruz. İnşaallah bundan sonra CMK Pratik Kitabı çıkarmayı ümit ediyoruz. Özel ceza yasaları ile ilgili kitap yazmak oldukça zor bir iş. Çünkü bir defa çok az dava ile karşılaşılan suçlar var, bu nedenle içtihat çok az çıkıyor ve doktrinde bu suçlarla ilgili çalışma yok denecek kadar az. İkinci bir neden ise, son zamanlarda çok hızlı ve peşpeşe kanun değişikliklerinin olması. Ancak Türkiye’de işlenen suçların da nerden bakarsak bakalım yüzde yirmisi, yüzde otuzu özel ceza yasalarında düzenlenen suçlar. Bu suçlar, kısmen daha az karşılaşıldığı için daha çok hata yapılan konular. Özellikle hakim ve savcılarımız için yasa yolu incelemesinde not sistemine yeniden dönülmesi, özel ceza yasaları ile ilgili yapılacak çalışmaları da çok önemli hale getirmiştir. Bu husus, zor ve zahmetli bir iş olan bu alanda da pratik bilgileri içeren bir çalışma yapmaya sevketti bizi. Bu kitabın temelini 2003 yılında çıkardığımız Suçlar kitabımız oluşturuyor. Suçlar kitabı dört baskı yaptı, iki cilt oldu ve güncellenemediği için kadük duruma düştü. Elinizdeki pratik kitaba, Suçlar kitabımızın suç teşkil eden haller kısmını aldık. Bu kısımda Türkiye’de suç teşkil eden tüm fiiller bulunmaktadır. Bu kısım, özellikle aday arkadaşlar ve mesleğe yeni başlayan hakim, savcı ve avukatlarımız için klavuz niteliğindedir. Bir eylemin suç olarak düzenlenip düzenlenmediği, suç olarak düzenlenmiş ise hangi kanun maddesinde yer aldığı hususu, on yılını, on beş yılını bu mesleğe vermiş kıdemli meslektaşlar için bile zor ki, aday arkadaşlar için zor ve meşakkatli olmasın. Bu nedenle kitabın en önemli kısmı, ilk bölümde yer alan bu kısımdır diye düşünüyoruz. Ayrıca kitapta, en çok karşılaşılan 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçları, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçları, kaçakçılık suçları, icra ve iflas suçları, bakaya suçları gibi bir kısım suçlara özel ihtimam gösterilerek ayrıntılı yer verilmeye çalışılmıştır. Yine yeniden suç haline getirilen karşılıksız çek suçuna, bu suçla ilgili uygulamacının ihtiyaç duyduğu her hususu kapsayacak biçimde önceki Yargıtay içtihatları da gözetilerek yer verilmiştir. Özel Ceza Yasaları Pratik kitap isimli eserin, gerek suçlar bölümünün gerekse açıklama bölümünün güncellenmesinde, çek suçları gibi bazı bölümlerin yeniden yazılmasında en büyük katkı, hiç kuşkusuz, yılların tecrübeli hakimi, ancak çiçeği burnunda avukat olan Birsen Elmas ablamızındır. Gece gündüz demeden çalışarak, olabilecek en üst düzeyde desteğini bizden esirgememiştir. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır. Buradan çok çok teşekkür ediyoruz. Yine bazı kararların temininde ve kitabın bakaya suçları ile ilgili bölümünün güncellenmesinde bize yardımcı olan Yargıtay tetkik hakimi Peyman Hürmüz beye teşekkür ediyorum. Her kitabımızda olduğu gibi bu kitapta da bizi destekleyen Adalet Yayınevi sahibi Hakan Karaaslan’a, kitabın başından sonuna kadar dizgisini bir sanatçı titizliği ile ilmek ilmek dokuyarak gerçekleştiren Aşkın Sarıaydın hanımefendiye, her daim yanımızda yer alan ve fikirleri ile bizi aydınlatan Ulaş Ekiz beye buradan minnettarlığımı bildirmek istiyorum. Elinizdeki pratik kitabın, tüm uygulayıcılar, aday arkadaşlar, mesleğe yeni başlayan, avukat, hakim ve savcı meslektaşlarımız için yararlı olmasını diliyor, değerli eleştirilerinizi bekliyor, hatamız oldu ise affola diyoruz.
    97,02  TL99,00  TL
  • Türk Hukukunda Tapuya Güven Yoluyla Ayni Hak Kazanımı

    Karton Kapak
    Tapu sicilinin temel fonksiyonu, taşınmazlar üzerindeki gerçek hukukî durumu tam ve doğru bir şekilde aksettirerek hak ve işlem güvenliğini sağlamaktır. Bu fonksiyonun yerine getirilmesi amacıyla kanun koyucu bazı hukukî tedbirler almıştır. Alınan bütün tedbirlere rağmen tapu sicili, taşınmaz üzerindeki aynî hak durumunu olduğu gibi yansıtmayabilir. Bu durum, hak sahibi olmayan bir kimseden iyiniyetle aynî hak kazananın, gerçek hak sahibi karşısında korunup korunmayacağı sorununu beraberinde getirmektedir. Zira burada, gerçek hak sahibinin hak güvenliği ve üçüncü kişinin işlem güvenliği menfaatlerinin çatışması söz konusu olmaktadır. Bu noktada iki menfaatten birine üstünlük tanınması, diğerinin feda edilmesi anlamına geleceğinden, sorunun çözümü, çok hassas davranılmasını gerektirmektedir. Konu, maddî ve duruma göre manevî bir değer arzeden taşınmaza ilişkin olduğundan, sorunun çözümü daha da önem kazanmaktadır. Kanun koyucu, tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımını korumuştur (TMK m. 1023). Bu düzenlemenin kabulünde, özellikle, tapu sicilinin aleniyeti ve işlem güvenliği önemli bir rol oynamıştır. Doçentlik tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, tapu sicili sistemi içerisinde TMK m. 1023’ün sevk edilişini haklı kılan sebepler, hükmün uygulanma şartları, hak kazanımının sonuçları ve etkileri, konuyla ilgili Yargıtay kararları da dikkate alınarak detaylı bir incelemeye tabi tutulmuştur. Tapuya güven yoluyla aynî hak kazanımının somut olaylardan bağımsız, sadece teorik açıdan ele alınması kanaatimizce isabetli değildir. Bu sebeple, eserde, konuların teorik açıdan değerlendirilmesi ile yetinilmemiş, bunların uygulamadaki muhtemel yansımaları da incelenmiştir. Öte yandan, bilinen örneklerin tekrar edilmesi yerine, TMK m. 1023’ün uygulama alanına girebilecek farklı olay örnekleri üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır.
    61,74  TL63,00  TL
  • Türk İş Hukukunda Mobbing

    Karton Kapak
    Bilimsel çalışma konumun belirlenmesi, planın hazırlanması ve yazımı aşamalarında yardımını esirgemeyen, yoğun çalışma tempolarına rağmen bana yol gösteren, bilimsel bir eserde yer alacak üslup ve düzeni öğreten, kıymetli zamanını ayırarak çalışmamı titiz ve hızlı bir şekilde okuyup değerlendiren, yapmam gereken düzeltmeleri belirtip desteklerini esirgemeyen kıymetli hocalarıma, dostlarıma ve hayatımın her evresinde varlıklarını hissettiren, sevgili annem, babam ve kardeşime sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
    44,10  TL45,00  TL
  • Türk Ceza Hukukunda Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu

    Karton Kapak
    Türk Ceza Hukukunda Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu başlıklı bu çalışma, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde, Yrd. Doç. Dr. Mahmut KAPLAN danışmanlığında, yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır. Çalışma, jüride yapılan eleştiriler, savunma tarihinden sonra çıkmış olan yargı kararları ve mevzuat değişiklikleri göz önünde bulundurularak gözden geçirilmiş ve yayıma hazırlanmıştır. Ülkemizde cinsel suç işlenme oranının giderek artması ve bu suçlarla etkin bir şekilde mücadele edilememesi, toplumumuzun ve hukukçularımızın ilgisini cinsel suçlar üzerine çekmiştir. Özellikle son dönemlerde lise çağındaki çocukların hukuken geçerli rızaları olmaksızın istismar edilmeleri ve medyaya yansıyan bu tarz olayların toplumda infial yaratması, gençlerin cinsel yaşamlarına ilişkin hukuki düzenlemelerin önemini daha da artırmıştır. Başlangıçta cinsel suçlar gibi zor ve hassas bir konu üzerinde çalışmak ve özellikle gençlerin cinsel yaşamlarını konu edinen reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna ilişkin görüşlerimi özgürlükçü ve hukuki bir yaklaşım içerisinde dile getirmek beni oldukça tedirgin etti. Ancak toplumumuz ve ceza hukukumuz bakımından adeta kanayan bir yara olan cinsel suçların çözüme kavuşturulabilmesi için, bu konu üzerinde daha fazla çalışmak ve tartışmak gerektiğini zamanla idrak ettim.
    44,10  TL45,00  TL
  • John Locke'un İhtilal Teorisi Bağlamında Arap Baharı

    Karton Kapak
    17. yüzyılın önemli teorisyenlerinden John Locke, siyasal iktidarın sınırlandırılması düşüncesini benimsemiştir. Bu düşüncesini kaleme aldığı Yönetim Üzerine İkinci İnceleme adlı eserinde, devletin kaynak ve kapsamını belirlemeye çalışmıştır. Locke, devletin sınırlandırılmasına ilişkin fikirlerini ortaya koyarken, sosyal sözleşme teorisini dayanak almıştır. Siyasal toplumla iktidar arasında yapılan bu sözleşme ile siyasal toplum bazı yetkilerini siyasal iktidara devretmiştir. Bunun karşılığında devlet, bireylerin tabiatından kaynaklanan hayat, hürriyet, mülkiyet haklarını koruma altına almakla yükümlü kılınmıştır. Siyasal iktidar sözleşmeden kaynaklanan bu yükümlülüğünü yerine getirmediğinde veya bir şekilde siyasal toplum gözündeki meşruiyetini kaybettiğinde siyasal toplum, sözleşmeyi feshederek yeni bir siyasal iktidar kurma hakkına haiz olacaktır. Arap Baharı süreci, John Locke’un sistematikleştirdiği ihtilal teorisinin güncel bir örneğidir. Bölgeye egemen olan siyasal iktidarlar, tabiiyetindekilerin hayat, hürriyet, mülkiyet hakkını güvenceye alma noktasında zayıf kalmışlardır. Bu meşru zeminin oluşturulmasında, uluslararası medya tarafından yapılan algı operasyonlarının etkisi göz ardı edilemeyecektir. Bölge halkında, baskıcı ve zorba ortak düşmana karşı oluşan ortak öfke ihtilal yolunu açmıştır.
    27,44  TL28,00  TL
  • Avrupa Birliği Devletler Özel Hukuku

    Sert Kapak
    Avrupa Birliği Devletler Özel Hukuku başlıklı bu derleme, pek çok genç Uluslararası Özel Hukuk öğretim üyesinin özverili çalışmaları sonucu ortaya çıkmıştır. Her biri bu alanda çeşitli sınavlardan geçerek ve eserler yazarak belli bir olgunluğa ulaşmış kişilerdir. Türkiye'deki çeşitli üniversitelerin hukuk fakültelerinde 100'den fazla öğretim üyesinin Uluslararası Özel Hukuk alanında çalıştığı göz önüne alınırsa, bu emeğin değeri daha iyi anlaşılabilir.Kitaba önsöz yazmak lütfunda bulunan Sayın Hocamız Prof. Dr. Tuğrul Arat'ın belirttiği gibi; Uluslararası Özel Hukuk, Türk hukuku için de çok özel bir alandır. Bu alanda çalışanlar, yabancı unsurlu uyuşmazlıklarla ilgili pek çok konuda eserler vermiştir. Alanın genişliği nedeniyle, Avrupa Birliği hukukuyla ilgilenenler de onlar olmuştur. AB Kamu Hukuku yanında, AB Devletler Özel Hukuku gelişmelerini yakından takip etmişlerdir. Esasen Yeni Türk Devletler Özel Hukukunun kaynağını da AB normları teşkil etmektedir. Roma1, Roma 2 Tüzüğü'nün ya da Brüksel I ve Brüksel II bis Tüzüğü'ndeki bazı hükümlerin Türk hukukunu etkilemediği söylenemez. Yine de Türkiye'nin aday ülke olduğunu ve müzakerelere devam ettiği AB'ye henüz tam üye bir devlet olmadığı unutulmamalıdır. Örneğin yabancı mahkeme kararlarının AB'ye üye devletler arasında exeguatur kararı olmaksızın serbest dolaşımına henüz Türkiye taraf değildir. Ancak, Atatürk'ün bize gösterdiği Batı medeniyetleri seviyesini aşmak çabamız devam etmektedir. Bizler, Türkiye'nin bir gün Avrupa'nın bir parçası olması gerektiğine inananlardanız. Avrupa Birliği'ne üye devletlerin de katı prensiplerle üyeliğe engel olmak yerine, bu katılımı desteklemesi gerektiğini, bunun Türkiye'yi kazanmanın bir şartı olduğunu ve bu bütünleşmenin uzun dönemde kendi çıkarlarına uygun olaçağını kavramasını diliyoruz. Ayrıntılı usuller yerine amaçta birleşmemizin önemi unutulmamalıdır. 1981 yılında Yunanistan'ın üyeliğe, diğer başvuranlardan önce kabul edilmesinin koşulları Türkiye için de gerçekleşmiştir. Eğer Avrupa ve ABD Türkiye'nin laik demokratik devlet yapısının devam etmesini istiyorsa, dinci ve ırkçı cuntalara karşı Türkiye'ye sahip çıkmak zorundadır.
    63,70  TL65,00  TL
  • Uluslararası Boyutuyla Rüşvet Suçu

    Karton Kapak
    Yolsuzluk ibaresi, bir ceza hukuku kavramı değildir. Ceza hukuku literatüründe yolsuzluk kavramından söz edilmez ve bu adla anılan belli bir suç tanımı yoktur. Yolsuzluk daha çok siyaset dilinde kullanılan, sosyolojik ve kriminolojik bir kavramdır.Yolsuzluk, siyasi iktidarı elinde bulunduran ve kamu gücünü kullanan seçilmiş veya atanmış kişilerin, görevlerinin sağladığı kolaylıktan yararlanarak, kendileri veya başkaları lehine ekonomik çıkar sağlamaya yönelik olarak işledikleri suçlarla bağlantılı olarak kullanılan bir kavramdır.Bu çerçevede sıklıkla işlenen suçlar arasında, rüşvet, icbar suretiyle irtikâp, zimmet, ihaleye ve edimin ifasına fesat karıştırma ve kaçakçılık suçları zikredilebilir.Keza bu suçların işlenmesi suretiyle elde edilen kazancı, meşru bir yolla elde edilmiş izlenimi uyandıracak şekilde ekonomik hayatta tedavüle sokma fiillerinden ibaret olan suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu da bu bağlamda sıklıkla işlenmektedir. Kamu kaynaklarının siyasi yandaşların istifadesine sunulması bağlamında da suçlar işlenebilmektedir. Çoğunlukla orman statüsünü haiz ya da doğal veya tarihi SİT alanı mahiyetindeki kamu arazilerinin, turizm, enerji üretimi ve madencilik gibi belirli amaçlarla kullanılmak üzere, objektif kriterlerden yoksun olarak, uzun sürelerle belirli kişilere tahsis edilmesine, önemli bir kayırmacılık yöntemi olarak başvurulmaktadır. Hatta, çoğunlukla şirketler adına düzenlenen yetki/tahsis belgelerinin, bu alanlarda herhangi bir faaliyette bulunulmasa bile, adına düzenlenen şirket hisselerinin devri suretiyle satılması halinde, emeğinin karşılığında geçimini sürdürme çabası içinde olan insanların tasavvur edemeyeceği büyüklükte kazançlar elde edilebilmektedir.Bu bağlamda kanunla ve fakat tam bir özensizlikle ve kayırmacılık mantığıyla kuruluşu gerçekleştirilen, kazanç elde etme amacı gütmemesi gereken, kamu kurumu niteliğindeki vakıf üniversitelerinin satıldığına ve malvarlıklarının büyük paralar karşılığında el değiştirdiğine tanık olmaktayız. Özelleştirme faaliyeti çerçevesinde kamuya ait çeşitli malvarlığı değerlerinin kişilere satılması bağlamında, satın alan kişilere kamu bankalarından kredi tahsis edilmek suretiyle de önemli bir istismar yolu işletilmektedir. Hukuken geçerli imar planları yürürlüğe girdikten sonra, bu planlarda değişiklik yapılmasının bölge halkının onayına bağlı kılınmaması, imar uygulaması alanında büyük bir istismar kapısı oluşturmaktadır. Kamu yararı düşüncesinden ziyade, kişisel menfaat amaçlı imar uygulamaları ile, emeğinin karşılığında geçimini sürdürme çabası içinde olan insanların tasavvur edemeyeceği büyüklükte kazançlar elde edilebilmektedir. Elinizdeki eser, özellikle uluslararası ilişkiler bağlamında rüşvet teatisiyle yolsuzluk olgusunu maddi ceza hukuku yönünden ele almaktadır. Bu çalışmasından dolayı yazarı tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.
    27,44  TL28,00  TL
  • Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Özgürlüğü ve Türkiye Örneği

    Karton Kapak
    Ulusalüstü İnsan Hakları Hukukunda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatları Ekseninde Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Özgürlüğü ve Türkiye Örneği adını taşıyan bu çalışma, insan hakları anlamında önemli bir yeri olan toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğü hakkında açıklamalar içermektedir. Çalışmada, konuyla ilgili genel bilgilere yer verildikten sonra, insan hakları alanında çalışmaları olan uluslararası ve bölgesel örgütlere, bu örgütlerin ürettikleri insan hakları belgelerine, toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğü hakkında bilgiler içeren Türk anayasa tarihindeki anayasal belgelere, ulusal mevzuata ve AİHM ile ülkemizdeki yüksek yargı organlarının konu hakkındaki içtihatlarına yönelik açıklamalarda bulunulmuştur.
    32,34  TL33,00  TL
  • Yeni Türk Ticaret Kanunu ve Sermaye Piyasası Mevzuatına Göre Anonim Ortaklığın Kendi Paylarını Edinmesi

    Karton Kapak
    6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun en çok yenilik getiren düzenlemelerinden biri de anonim ortaklığın kendi paylarını edinmesi ve rehin olarak kabul etmesine ilişkindir. Konu TTK’nun 379-389. maddeleri arasında 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanununa nazaran oldukça ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Yeni hükümlerle ortaklığın kendi paylarını belirli şartlarla ve belli bir orana kadar bedel karşılığı edinmesine imkân tanınmıştır.Halka açık ortaklıkların kendi paylarını edinmesi ise, 6362 sayılı Yeni Sermaye Piyasası Kanunu’nun 22. maddesinde öngörülmüş ve yasanın verdiği yetkiye dayanarak Sermaye Piyasası Kurulunca 3. 1. 2014 tarihli Geri Alınan Paylar Tebliği çıkarılmıştır. Tebliğde konu ayrıntılarıyla düzenlenmiştir. Anonim ortaklığın kendi paylarını edinmesi konusunda Türk Hukuk öğretisinde monografik eserler yayımlanmışsa da, bu çalışmalar daha çok 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunundaki yasal düzenlemeye ilişkin olup, 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu ile getirilen yenilikler, keza yeni sermaye piyasası mevzuatı yeterince incelenmemiştir.Bu kitaba ilişkin çalışmalarımı sürdürürken, konuya ilişkin bilimsel ve yargısal görüşleri inceleyerek ortaklığın kendi paylarını edinmesine ilişkin tüm konuları kapsayan geniş bir monografi hazırlamaya çalıştım. Özellikle yeni düzenlemenin kaynağı olan Avrupa Birliği Hukuku ve Alman Hukukunda konuya ilişkin yüzlerce kitap ve makaleyle karşılaştım. Bu kaynakları elimden geldiğince geniş ölçüde incelemeye gayret ettim.
    83,30  TL85,00  TL
  • Anayasa Hukuku İdare Hukuku İdari Yargılama Usul Hukuku Soru Bankası

    Karton Kapak
    Kariyer meslek olarak bilinen Adli - İdari Hakimlik sınavları ile kaymakamlık, çeşitli kurumlardaki uzmanlık, uzman yardımcılığı, denetçilik, denetçi yardımcılığı, müfettişlik gibi birçok mesleğin girişinde kurumlarca adaylar yazılı ve sözlü sınavlara tabi tutulmaktadır. Yazılı sınavlarında büyük çoğunluğu ÖSYM tarafından test usulü ile yapılmaktadır. Bütün bu sınavlarda mutlaka soru sorulan konular arasında ise Anayasa Hukuku, İdare Hukuku ve İdari Yargılama Usulü Hukuku dersleri bulunmaktadır. Elinizdeki bu çalışma bu 3 alandan çıkması muhtemel olarak hazırlanan yaklaşık 1350 civarında yeni soru ve daha önce yapılan Adli ve İdari Hakimlik sınavları ile Kaymakamlık sınavlarında çıkmış olan bu derslerle ilgili sorulardan oluşmaktadır. Toplam 2286 sorudan oluşan çalışmada 870 adet İdare Hukukundan, 559 adet İdari Yargılama Usulü Hukukundan, 857 adet Anayasa Hukukundan soru bulunmaktadır. Hazırlanan sorularda üniversitelerde bu derslerde müfredat olarak okutulan tüm konular esas alınmıştır. Belli bir sistematik ve konu bütünlüğü muhafaza edilerek okuyucunun soru çözerek konu tekrarı da yapması amaçlanmıştır. Ayrıca daha önceki ÖSYM tarafından yapılan sınavlarda sorulan sorularda bu konu bütünlüğü içinde ilgili konunun geçtiği yerde yer verilerek okuyucunun aklında yer etmesi sağlanmak istenilmiştir. Çalışmamızın içerdiği konu olarak tüm sınavlara hitap ediyor olması nedeniyle soruların da kolaylık zorluk derecesi de girilen sınav türüne göre değişmesi işin doğası gereğidir. Ancak konuya hakim olunarak yapılan çalışma üzerine soruların kolaylığı yada zorluğu kişiye bağlı olarak değişeceği de bilinen bir gerçektir. Adaylarımızın sınavlara ilişkin olarak piyasada yer alan ders kitapları veya konu anlatımlı çalışma kitaplarını okuduktan sonra soru bankamızı çözmeleri onların başarı oranlarını arttıracağı muhakkak olmakla birlikte, tek başına soru bankamızın da birkaç kez çözülerek tekrar edilmesi halinde de konuların öğrenilmesinde fayda sağlayacağı muhakkaktır. Çalışmamız belli bir konu bütünlüğü gözetilerek ve sorular ile cevapları konuyu tekrar etmeye ve öğrenmeye uygun olarak hazırlanmıştır. Ayrıca olağanüstü halin ilanı ile birlikte getirilen değişiklikler ve bu değişikliklere ilişkin soru ve cevaplarına yer verildiği gibi idari yargıda uygulamaya başlanan istinaf başvuru yolları ile ilgili soru ve cevaplara da yer verilerek çalışmamıza güncellik kazandırılmıştır.
    38,22  TL39,00  TL
  • Üniter Federal ve Bölgesel Devletlerde Yerel Yönetim Esasları

    Karton Kapak
    Üniter, Federal ve Bölgesel Devletlerde Yerel Yönetim Esasları (Fransa, Almanya ve İspanya Örnekleri) başlıklı bu kitap, özellikle kamu yönetimi ve idare hukuku alanında çalışan araştırmacılara yardımcı kaynak olabilmesi amacıyla yazılmıştır. Bu küçük kitapta yer alan bilgi ve değerlendirmelerin yeni bir çığır açma iddiası taşımadıklarını söylemek isterim. Bu çalışma ile esasen önceki yıllarda çok değerli yazarlar tarafından ana hatları dağınık bir şekilde doktrinde paylaşılmış olan bilgilerin araştırmacılara kolaylık sağlamak amacıyla derlenmesi ve bazı küçük eksikliklerin giderilmesi hedeflenmiştir. Bu bakımdan, konuyla ilgilenenlere sağlayacağı en küçük katkı bile yazarı tarafından bu kitabın büyük bir başarısı olarak kabul edilecektir. Bu çalışma, işlevsel demokrasi yolunda nitelikli bir mesafe almış olduğunu düşündüğümüz Avrupa Birliği üye ülkelerinden üç tanesinin Anayasal düzenlemeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Çalışmamızda, biri üniter, biri federal, biri ise bölgesel niteliğe sahip üç Avrupa Birliği ülkesinde yerel yönetimlerin nasıl düzenlendiği, yerel yönetim birimlerinin özerklik dereceleri ve yerel yönetimlerin merkezi hükümetlerle aralarındaki ilişkilerinin ne şekilde düzenlendiği gibi sorulara cevaplar aranmaktadır. Bu sorulara cevaplar aramaya başlamadan önce ise üniter, federal ve bölgesel devlet şekillerinin temel özellikleri hatırlatılmaya çalışılmıştır. Bu temel bilgilerin ardından, yerel yönetim kavramının çeşitli anlamları, üzerinde durulmuş ve konunun daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla yerel yönetimlerle doğrudan alakalı olan yerel özerklik ve demokrasi gibi kavramlara ve bu kavramların yerel yönetimler bakımından önemine kısaca değinilmiştir.
    11,76  TL12,00  TL