Ağaç Yayınları

Tüm Yayınevleri
Yayınevi/Marka
69 öğeden 1-16 arası gösteriliyor.
Sayfa  1 - 5
  • Kriz Üçgeninde Türkiye

    Karton Kapak
    Özellikle 1960'lar sonrası dönemde dünya politikasının yeni bir biçim almaya başlaması, 1980'lerin sonunda Soğuk Savaşı'ın bitişiyle birlikte uluslararası ilişkiler disiplinin buzları çözüldü; yepyeni dinamiklerin getirdiği bir konu bolluğu ile karşılaşıldı. Bu kitapta yer alan çalışmalar büyük ölçüde böylesi bir hareketli ve içerik zengini bir dönemin ürünüdürler. Bu çerçevede kitaptaki makalelerin büyük kısmı, Türkiye'nin yakın çevresi olan Orta Doğu ve Kafkasya başta olmak üzere, Avrasya ile Kıbrıs ve Türk-Yunan İlişkileri konularını ele almıştır. Bununla birlikte, Avrupa politikaları, İslam dünyasındaki mezhep ilişkileri, Uzak Asya'daki gelişmeler, Türk ulusal tarihine ilişkin analizler de, ana merkezi dış politika olan bu yazıların yan ürünleri olmuşlardır. Kitabın içeriğine bakıldığında, tüm bu yazıların bir araya getirilmesinde iki amacın olduğu görülecektir. 1- Uluslararası ilişkiler bölümü öğrencileri için farklı uzmanlık derslerinde kullanabilecekleri bir aktüel bilgilendirme ve referans kaynağını oluşturmak. 2- Bu makalelerin tamamında öne sürülen orijinal görüşlerin topluca ruhunu oluşturacakları bir kaynağın politika literatürüne sokulmasıyla, Türk halkının dış politika üzerindeki bilinçlenme mücadelesine katkı sağlamak.
    13,11  TL19,00  TL
  • Kur’an Meali Okuma Kılavuzu

    Karton Kapak
    Kur'an-ı mubin/apaçık bir kitaptır. O, hayatı düzenlemek için gelmiştir. Bu nedenle onun, her dönemde ve şartta söyleyecek sözü mutlaka vardır. O, insanı muhatap alır. Bu nedenle onun gerek kendisi gerekse ilk muhatapları açısından bir 'anlaşılma' sorunu yoktur. Ancak Kur'an'ın nazil olmasından sonraki dönemde insanların kendi özel şartlarından dolayı Kur'ân'ı anlama sorunları söz konusudur. Bu, Arapça bilip bilmemenin ötesinde, insanın bilgi birikiminden, yetişme tarzından, yaşadığı çevreden kaynaklanan bir sorundur. Bu sorun modernite ile birlikte daha da büyümüştür. Okuyucudan veya meali yapanın önyargılarından, hatta yanlışlarından kaynaklanan sorunları, Kur'ân'ın bir kusuru olarak görmek/göstermek öncelikle Kur'ân'a haksızlık olur. Oysa, Kur'ân'ın anlaşılması ile mealin anlaşılması konuları birbirinden farklı iki olgu iken; bunları birbirine karıştırmak, her şeyden önce Kur'an'ın mesajının çarpıtılmasına neden olur. Bu iki olgunun kendi çerçevelerinde değerlendirilmesine ve farklı çözüm önerilerine ihtiyaç vardır.Kur'an'ın bir hayat kitabı olarak günlük yaşantımıza yön verebilmesi için öncelikle zihnimizde yer edinmesi şarttır. Bunun için de meale sağlıklı bir şekilde yaklaşmak ve meal-metin bütünlüğünü daima göz önünde bulundurmak gerekir. 
    8,28  TL12,00  TL
  • Kabuklar ve Özler

    Karton Kapak
    Aşk acısı mırıldanır; bilgi acısı konuşur; arzuların acısı fısıldar; fakirlik acısı yalvarır. Ancak ortada aşktan daha derin, bigiden daha şerefli, arzulardan daha güçlü ve fakirlikten daha acı bir üzüntü daha vardır. Ancak gözleri yıldızlar gibi parlak olan bu acı dilsizdir; hiç sesi çıkmaz.
    6,90  TL10,00  TL
  • Cennet Gibi Şehir

    Karton Kapak
    Cennet Gibi Şehir, Simin Danişver'in-kendi deyimiyle-içinde yaşayarak tecrübe ettiği karanlık ve boğucu bir devrin, çoğuyla bizzat görüşmüş olduğu insanlarının, gerçek yaşamlarından yola çıkarak yazdığı öykülerinden oluşmaktadır. Çağdaşı olan diğer aydınlar gibi, yazmış olduğu öyküleriyle, birlikte yaşadığı toplumun insanlarına, içinde bulundukları durumu göstermek suretiyle rehberlik görevini yerine getirmiştir. Yapmış olduğu eğitimcilik mesleğinin yüklemiş olduğu mesuliyet duygusu ile bilgiye susamış insanların susuzluğunu gidermek uğruna, zihin kuyusunda biriktirdiği temiz ve duru suları cömertçe kendisini izleyenlere aktarmıştır. Simin Danişver; İran'ın en önemli çağdaş öykü ve romancılarındandır.
    6,90  TL10,00  TL
  • Dur... Ağlama Gözlerim

    Karton Kapak
    Yusuf Hayaloğlu… Usta şair… Şiirleriyle halkın, emekçinin, ezilenin dili oldu. Zulmü ve adaletsizliği mahkum etti. Halkının dertlerini, özlemlerini şiire taşıdı. Barışı, sevgiyi, dostluğu muştuladı. Türkü babasıydı. Şiirleri; ezgilerin, türkülerin sözü oldu. Toplumun gönlüne girmiş bir çok sanatçının dilinden halkla buluştu. "Şu dağlarda kar olsaydım" türküsünü makinasının başında, yolda yürürken, evinden çıkıp işine, okuluna giderken mırıldanmayan kimse kalmamıştır herhalde. Yaşarken anonimleşti. Hele Ahmet Kaya'nın sesi ve sazıyla buluştuğunda meydanları, konser salonlarını doldurdu. İnandığı gibi yaşadı, inandığı gibi konuştu, inandığı gibi yazdı. Sanatını halk için yaptı. Halk için, halk gibi yaşadı. Mütevaziydi, insan sevgisiyle doluydu. Bu sevgiden taşan ise şiirleriydi. Bu şiirler albümleri, TV ekranlarını, radyoları, dergileri şenlerdirdi. 2002 yılında "Gözleri İntihar Mavi" yle kitap dostları ile buluştu. Kitabevlerinin ve kütüphanelerin demirbaşı oldu. Sevenlerinin yeni bir kitap beklentisinin ve özleminin o da farkındaydı. Ancak yorgun bedeninde taşıdığı hastalığı buna imkan ve zaman tanımadı. Türküleri babasız bırakarak yazılacak şiirlerini ve sözlerini de beraberinde özlemini duyduğu yerlere taşıdı. Tezgahtar Nebahat'ı, Nalan'I, Rıza'yı, İstasyondaki Çocuğu, Yağmur İçen Kızı, Bahtiyar'I, Suphi'yi ve Nazlıcan'I da yetim bırakarak 2009 yılının 3 Mart'ında yani tam bir yıl once aramızdan ayrıldı. "Bir Veda Havası'nda" yaşadığı hayatını "İşte Gidiyorum" diyerek ; "Terkedemediği" "Acılar Kraliçesi İstanbul"u da kendi başına bırakarak "Bir Anka Kuşu" gibi özlemini duyduğu o yerlere gitti. Solcuydu, sağcıydı, Müslüman'dı, demokrattı, Kürt'tü, Türk'tü, muhalifti, şairdi, babaydı, oğuldu, kardeşti, yoldaştı, yorgundu, yiğitti, yılgındı, ürkekti, delikanlıydı, halktı. Herkesin özlemi, Hayaliydi. Hak ve adalet mücadelesine kendisini adamış her aydın, sanatçı gibi o da parmaklıkların ardında kaldı. Kader; filmlerini seyrederek haksızlıklarla kavgasına kendisini hazırlayan Yılmaz Güney'le yollarını bu parmaklıklar ardında kesiştirdi. Ahmed'lerinin, Yılmaz'larının gidişini gördü. Sevdiği herkes gibi o da çekip giderken "Ne kaldı" diye soranlara bir "Ayrılık Hediyesi"dir "dur.. ağlama gözlerim"…
    6,90  TL10,00  TL
  • İslam Medeniyeti Mucizesi

    Karton Kapak
    Her yerde tek bir din -İslam dini- ve tek bir kültür -İslam kültürü- hakimdi. Bu din ve kültürün dili Arapça, fikri (aklı) İran, hayali Hintli ve kasları da Türk idi. Ama ruhu her zaman ve her yerde İslami ve insaniydi. Bu kültürün ışıkları bütün İslam dünyasını kaplamıştı: Medine, Şam, Bağdat, Rey (Tahran), Nişabur, Kahire, Kurtuba, Gırnata, Konya, İstanbul, Kabil, Lahor ve Delhi. Doğduğu yer de her yerdi ve hiçbir yer. Her yerde ondan bir iz ve eser vardı ve hiçbir yerde özel bir renk ona hakim değildi. Her yerde hakim olan tek renk Allah’ın rengi yani İslam’dı. Bu yeni medeniyet ne doğuya, ne de batıya aitti. Bu kültürün rüştünü ispat etmesi ve yayılması ard arda gelen üç ya da dört yüzyıl boyunca o kadar hızlı olmuştu ki bu, ancak ve ancak büyük bir mucizeye benzetilebilir. Dünyanın İslam dinine ve Müslümanlara borcu, sandığından çok daha fazladır. İddia edilenin aksine, İslam hiç bir zaman insanlık kültürünün gelişmesine set çekmemiş, pek çok özgün unsur katarak zenginleşip gelişmesine vesile olmuştur. İslam’ın dünyaya kazandırdığı şeylerin takdir edilmesinde ifrat ve tefrite kaçılmaması gerekir. Fakat kim, İslam kültürünün insanlık medeniyetinin önemli bir merhalesini temsil ettiğini ve en az diğer merhaleler kadar değerli olduğunu inkar edebilir? Eğer bugün İslam dünyası kendi değerini doğru dürüst bilmiyorsa bunun temel sebebi, kendi manevi ikliminden uzaklaşmış olmasıdır. İslam’ın parlak asırlardaki başarısı insani bir kültürün zaferidir. Varlığı bütün boyutlarıyla kuşatan İslam kültürü, Von Grunebaum’un kelimeleriyle dile getirirsek "İnsanı bütün boyutlarıyla saran ve kuşatan bir kültürdür."
    9,66  TL14,00  TL
  • Zindan Notları

    Karton Kapak
    Her insan, bütün hayatında, kuyruklu yıldızı ancak ve ancak bir kez görebilir. Benim gibi bazıları ise, onu bir kez bile göremezler. 1912 yılında, kuyruklu yıldız ilk kez göründüğünde, ben on yaşımdaydım. Annem ve kız kardeşlerim, bu acayip yıldızı görebilmek için dama çıktıklarında, yıldızı bana da gösterip: "Gördün mü? Kuyruğunu görüyor musun?" demişlerdi. Bense, henüz aklım ermediği, yıldızın dahi ne olduğunu bilmiyordum. Kuyruklu yıldızı görmediğim halde: "Evet gördüm demiştim." Bu yıldız 1992 yılında yeniden görüleceği zamansa, ben artık bu dünyada olmayacağım. Eğer o tarihte sağ olsam bile, bu acayip yıldızı görebilmek için gözlerimin yeteri kadar güçlü olacağını ve ayaklarımın, bu yıldızı seyretmek için, beni dama çıkarabileceğini sanmıyorum. Bu olay, insan hayatında sadece ve sadece bir kez olacak bişey. Mutluluk da kuyruklu yıldız gibi, insan hayatında sadece bir kez yaşanacak bir olgu. Bazıları ise bu mutluluğu bir kez bile yaşamamışlardır.
    4,14  TL6,00  TL
  • Tasavvuf

    Karton Kapak
    Dünyaca ünlü İslâm araştırmacısı ve ilk dönem batılı tasavvuf uzmanlarından A.J. Arberry’nin kaleme almış olduğu bu eser, İslâm’ın derûnî yönü olarak bilinen tasavvufu, bütünlüklü bir şekilde ele alıyor. Alanında ilk eserlerden olmasına rağmen referans olma niteliğini hâla korumakta olan Müslüman Mistiklere Toplu Bakış, başlangıcından itibaren tasavvufun zengin dünyasına girerek zahidler, mistikler, ârifler, şeyhler, şairler ve tarikatları gözler önüne seriyor. Alanında artık bir klasik haline gelmiş olan bu çalışma, tasavvufa ilgi duyan herkes için esaslı bir giriş kitabı olma özelliği taşımaktadır.
    5,52  TL8,00  TL
  • Tanrı’nın Gül Cemal’ini Öp

    Karton Kapak
    Ben Gecenin en sonundan söz ediyorum, Karanlığın ve gecenin en sonundan, Evime gelirsen eğer, ey sevgili! Benim için bir çerağ, Birde onunla sevgi sokağındaki izdihamı izleyeceğim, Küçük bir pencere getir!
    4,83  TL7,00  TL
  • Luther ve İslam

    Karton Kapak
    Hıristiyan reform hareketi, Hıristiyanlığı Ortaçağ karanlığından aydınlatan, Hıristiyanları Katolik Kilisesi’nin hurafe, safsata ve korku dolu manevi kuşatmasından kurtaran, dinsel olan ile dünyevi olanı kendi alanlarına hasredip insanı özgürleştiren tarihin en olumlu süreçlerinden birisi olarak ifade edilir. Reform hareketinin Ortaçağın Roma Katolik Kilisesi’nin otoritesini önemli ölçüde sarstığı ve batı toplumunun günümüzdeki maddi gelişimini sağlayacak şekilde bilimsel düşüncenin önündeki Katolik Kilise dogmalarının kaldırılmasında büyük etkisinin olduğu doğrudur. Ancak Protestan reformu, Katolik Kilisesi’nin iman, ibadet ve ahiret gibi pek çok doktrinini teolojik açıdan kıyasıya eleştirmekle birlikte Ortaçağ Hıristiyan düşüncesi içinde yer alan Hıristiyanlık dışı din mensuplarına karşı Katolik Kilisesi’nin besleyip büyüttüğü ve Hıristiyan dimağına yerleştirdiği teolojik düşmanlık eğilimini reforma tâbi tutmamıştır. Hatta bu süreçte farklılıklara yönelik geleneksel Katolik düşmanlığını reforme etmek bir yana daha da güçlendirerek modern çağlara ulaşmasını sağlamıştır. Protestan reform hareketinin öncülerinden olan Martin Luther, Hıristiyan aydınlanmasının adeta bir peygamberi olarak sayılırken, günümüzde batı toplumuna empoze edilen İslâm dini ve Müslümanlara yönelik korku ve endişenin geleneksel Hıristiyan kodlarını 16. yüzyılda kaleme aldığı iki önemli manifestoyla güncelleyerek günümüze kadar aktarmayı başarmıştır. "Türk" ve "Türklerin dini" olarak adlandırdığı Müslümanlar ve İslam dinine yönelik dile getirdiği tanımlamalarıyla Luther, ülkemizin içinde bulunduğu Avrupa Birliği üyelik sürecindeki "uyum sorunu"nun ve İslâmofobia’nın teolojik temellerinin tesisine katkı sağlayan bir figür olarak tarihe geçmiştir.
    4,14  TL6,00  TL
  • Latif Latifeler

    Karton Kapak
    Nüktede, mizahta esas unsur letafettir, tatlılıktır. "Latife, latif gerektir." Sözü mizah edebiyatımızın serlevhası olagelmiştir. Esas itibarı ile ince zekâ anlamına gelen espri-nükte belli bir birikimin eseridir. İnsanlık tarihi boyunca mizah-espri günlük hayatı renklendiren bir unsur olmuştur. Onunla insanlar kendilerini ifade etmiş eğlenmiş rahatlamışlardır. Çift taraflı bıçak gibi insanları güldüren, üretenini baş tacı ettiren mizah, zaman olmuş kendisi için lelleler feda ettirmiş, sürgünleri, hapisleri göze aldırmıştır.
    5,52  TL8,00  TL
  • Karanlık Gecenin Yıldızları

    Karton Kapak
    Grubun, göz kamaştıran karanlığa kaçan aydınlığında gözlerimi açıyorum. Sokağa çıkıp, hiçbir hedef ve amacım olmadan, hiçbir hedef ve amacı olmadan kaldırımları arşınlayanları seyrederek, dolaşıyorum. Dolaşmaktan yorulup usanınca eve dönüyorum. Kapımın önüne bırakılmış olan akşam gazetesini alıyorum ve şöyle bir göz atıyorum. "Üç uçak daha düşürüldü." Karanlık gece gibi kararan kalbimde, hiçbir sebebe dayanmayan geçici bir mutluluk dalgası, adeta beni teselli edercesine, üç küçük yıldız gibi yanıp sönüyor. Sağlam, ince örgülü bir zinciri andıran, hayatın siyah, ince çizgileri arasında hapsolan ben; ikinci, on üçüncü ve on beşinci sayfaları arasına hapsolan ben, sebepsiz ve çabucak geçen mutluluğumu, üçüncü ve dördüncü sayfalarda buluyorum. Ebucehil karpuzunun zehir gibi acıttığı ağzımı, bal diyerek tatlandırmaya çalışan ben; bir köşeye düşmüş, eli kolu bağlı bir zavallı gibi, küçük penceremin kirli camından, insanların kavgalarını ve kahramanlarının mücâdelelerini seyrediyorum. Keyifle, dert ve hasretle seyrediyorum.
    2,76  TL4,00  TL
  • Cüzzamlı Eller ve Domuz Kemiği

    Karton Kapak
    Yaşamı, içinden gam ve keder gölgeleri akan vadilerde geçirdik, Onun yükseltilerinde bulduk, akbaba ve baykuş sürüsüne benzeyen ümitsizliği, Birikintisindeki sudan hastalık içtik ve asma bahçelerinden zehir. Halil Cibran
    3,45  TL5,00  TL
  • Gelibolu Günlüğü

    Karton Kapak
    1917 Ekim devriminden sonra çıkan iç savaş sonucunda Rusya’da Bolşevikler zafere ulaşır ve mağlup olan General P.N. Vrangel’in komutanlığında Beyaz Ordu, 1920 Kasım’ının başında son kalesi olan Kırım’ı da kaybederek, 130 gemi ile istanbul’a ulaşır. Gemilerdeki toplam mülteci sayısı yaklaşık 150.000 kadardı. 15 gün boyunca süren tartışmalardan sonra, Fransız işgal güçleri komutanlığı, beklemekten yorgun düşen insanlara karaya çıkma izni verdi ve daha sonra onları üç askeri kampta yerleştirmeye karar verdi. Don Kazak birliklerinin yerleşeceği birincisi istanbul yakınlarındaki Çatalca’da kurulmalı idi; Gelibolu yakınlarında kurulması planlanan ikincisinde Rus ordusunun tüm düzenli birliklerini içine alan 1.Kolordu yerleşecekti ve üçüncüsü Ege Denizi’nin kuzeyinde Lemnos adasında Kuban ve Tersk Kazakları için kurulmalı idi. Fransızlar kampta kalanlara gıda desteği verilmesine ve yerleşme için gerekli malzemenin temin edilmesine razı oldular. Bunun karşılığında tüm ticari gemilerle yükleri Fransa’ya teslim edildi. "Gelibolu’nun çevresi kendine özgü çekiciliğini yitirmiş; otlar, kış mevsimindeki gibi sarı; buğday neredeyse her yerde toplanmış; çiçekler solmuş. Parıldayan haşhaşlar kıpkırmızı. Küçük Asya’da bağlar yeşermiş. Bazı akşamlarda bahçelerde insanı şarhoş eden yasemin kokusu duyuluyor. Koyu kırmızı çiçekli nar ağaçları görülüyor. S. M. Sevlyakov’un evinin önünde akasyaya benzer bilinmeyen bir ağacın üstü; acaip, küçük, kuyruklu çiçeklerle kaplanmış. Gelibolu bahçelerinde Rus insanına (hatta Güney Rusya’da yaşayanlara) tanıdık ağaç az. Burada daha çok nar, insan eline benzer koyu renkli ve geniş yapraklı incir, badem, ayva, bazı yerlerde defne, manolya, zakkum ve mersin var. Evlerin yanındaki Türk mezarları (Ben şimdi kuşkulanıyorum, mezar mı bunlar?) hala bunlardan çok hoşlanıyorum; özellikle Kutepov’un evinin yanındaki küçük mezardan." "Gelibolu topraklarında son dakikalarımızı geçiriyoruz. Aleksiyevcilerin binişi bitmek üzere, sırada biz varız. Çocuklar "üzüm, üzüm" diye bağırıyor; Gallipoli’ye geldiğimizde "incir, incir" diye bağırıyorlardı. Fransızlar o zamanlar çoğunlukla kaba ve kibirliydiler, şimdiyse hattın üzerinde alışıldık Senegal devriyesi de yok. Yalnızca yüklemelerin değişmez üyesi şişman Teğmen Buse, hat üzerinde sırayla giden subay ve erleri sayıyor."
    6,90  TL10,00  TL
  • Ahmed Şamlu ve Şiiri - Yalnız Yürüyen Adamın Şarkısı

    Karton Kapak
    Çağdaş İran şiirinin önde gelen temsilcilerinden olan Ahmed-i Şâmlu, yeni şiirin kurucusu kabul edilen Nîmâ Yûşic gibi kendi adıyla özdeşleşen bir şiir tarzı geliştiren ender isimlerdendir. Bu bakımdan onun şiirinin incelenip irdelenmesi çağdaş İran şiiri üzerine yapılan çalışmalarda göz ardı edilemeyecek kadar önem taşımaktadır. Öte yandan Ahmed Şâmlu, Türkiye’de çok az da olsa tanınan çağdaş İranlı şairlerin başında gelmektedir. Ülkemizde şiiri konusunda yeterli kaynakların bulunmadığı Ahmed Şâmlu’yu ve şiirini ele almamızda öncelikli neden, şairin çağdaş İran şiirinin anlaşılmasında kilit isimlerden olmasıdır. Çünkü Ahmed Şâmlû’nun tanınması, çağdaş İran şiirinin bugün seyrettiği mecranın bilinmesi açısından önemli bir mesafe almamızı sağlayacaktır.
    6,90  TL10,00  TL