Ötüken Neşriyat

Tüm Yayınevleri
Yayınevi/Marka
201 öğeden 1-16 arası gösteriliyor.
Sayfa  1 - 13
  • Kızıl Elma
    e-kitap

    Kızıl Elma

    E-Kitap
    Vatan ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan; Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan… Ziya Gökalp, büyük bir çoğun­luğunu "Genç Kalemler", "Türk Yurdu", "Halka Doğru", "Türk Sözü" gibi dergilerde ya­yımladığı şiirlerini "Kızılelma" adı altında bir araya getirmiştir. Kitapta yer alan "Kızılelma" şiiri, kitabın adını ve kitapta yer alan şiirlerin muhtevasını da tayin etmiştir. "Turan", "Ötüken Ülkesi", "Altın Yurt", "Altın Destan", "Ergenekon", "Balkanlar Destanı" ve "Kızıl Destan" gibi şiir adlarına bakıldığında bunların Kızılelma mefkuresiyle örtüşen şiirler oldukları görülür. Ziya Gökalp'ın bu kitabına "Kızılelma" adını koyması ve ki­tabında ilk olarak "Turan" şiirine yer vermesi tesadüf değildir. Bu iki şiir, Ziya Gökalp'ın hayatı boyunca savunduğu ve dile ge­tirdiği temel düşüncelerinin yansıması, hatta özetidir. "Turan" şiiri, Türklerin büyük bir ülkede birlikte yaşama ideallerini ve isteğini anlatırken, "Kızılelma" ise bu ülkede yaşayan insanların ülküsünü dile getirmekte, onlara aramaları ve ulaşmaları gereken yerleri ve fikirleri işaret etmektedir. Kızılelma oldu bir güzel Cennet: Oradan Turan'a yağdı saadet.
    5,00  TL
  • Kızılelma'nın İzinde
    e-kitap

    Kızılelma'nın İzinde

    E-Kitap
    Kızılelma’nın ortaya çıkışı ve onunla ilgili ilk bilgiler çok ama çok eskilere dayanır. İlk defa Altay dağları ile hazar gölü arasında gösterilen, Turan Zemin denen yerde, yani Türk Mitolojisinde Kızılelma’dan söz edildiğini tesbit edilebiliyoruz. Toplum önderleri, bilgeler, düşünürler ondan söz etmeye ya da onu tarif etmeye kalktıklarında, çok farklı şeyler anlatırlar. Bu sebepten Kızılelma konusunda fikir birliğine pek rastlanmaz. Halbuki tarihçi Peçevi İbrahim Efendi ve Evliya Çelebi eserlerinde anlattıkları Kızılelma konusunda hemfikirdirler. İşte bunun için çok boyutlu olduğunu düşündüğümüz Kızılelma’yı tek boyuta indirgemeden yani O’nu çerçevelemeye kalkmadan sadece anlamaya çalışarak iz sürdük. Bu kolay olmadı, çünkü onun seyrettiği tarihi yolculuk çok uzun sürmüş yayıldığı coğrafya çok genişlemişti. Bu uzun yolculukta her menzilde Kızılelma’dan bir ize rastladık; Cennette Adem babamızın kovulmasına sebebin bir elma olduğunu söylerler, daha sonra yeryüzünde varlığını sürdürmesinin de sebebi olacaktı. Nuh’un gemisinde, İstanbul’da, Roma’da, Viyana’da ondan izler vardır. Kur’an’ın Bâtıni yorumlarında, Hz. Peygamberin hadislerinde dolaylı olarak ondan söz edildiği bilinmektedir. Ehlibeytin sırrı ile sırlandığını Pir Sultan Abdal söylüyor. Onlarca şiiriyle Kızılelma’yı bize anlatmaya çalışır. Öte taraftan Topkapı sarayında Yavuz Selimin portresini iki elinde iki Kızılelma ile izlerken bütün söylencelerin gerçek olduğunu anlarız. Kızılelma’nın izini sürmek amacıyla çıktığımız bu uzun yolculukta tek bir kural geçerliydi, gerçekçi olmak. Öylede olduk. Hiç romantizme hamasete kaçmadan Kızılelma’yı anlatmaya çalıştık.      
    15,00  TL
  • Yeni Hayat
    e-kitap

    Yeni Hayat

    E-Kitap
    Gökalp’a göre siyasi inkılap kolay olduğu halde sosyal inkılâbı gerçekleştirmek dışarıdan göründüğü kadar kolay değildir. Çünkü sosyal inkılap, duyguların ilerlemesine ve yükselmesine bağlıdır. Duygular asırlardır süren toplum­sal alışkanlıklara bağlı olduğu için, yeni duyguların ve hissedişlerin yaratılabilmesi için ciddi gayret gerekmektedir.   Gökalp’a göre sosyal inkılap, eski hayatı beğenmeyerek yeni bir ha­yat yaratmaktır. Yeni hayat demek; yeni iktisat, yeni aile, yeni felsefe, yeni, ahlak, yeni siyaset, yeni hukuk demektir. Eski hayatı değiştirmek, yeni bir yaşayış yaratmakla müm­kündür. Yeni hayatı yaratmak ve anlamak için hakiki kıymetleri aramak ve bulmak lazımdır. Gökalp, Yeni Hayat başlığı altında bir araya getirilen şiirlerinde Türkçülük mefkûresini geniş halk kitlelerine daha kolay tanıtabilmek ve onu duygu temelinde işleyebilmek için Türkçenin adeta bütün imkanlarını seferber eder   Deme bana “Oğuz, Kayı, Osmanlı…Türk’üm, bu ad her unvandan üstündür…Yoktur Özbek, Nogay, Kırgız, Kazanlı, Türk milleti bir bölünmez “bütün”dür...
    4,00  TL
  • Yaratılış Mitolojileri
    e-kitap

    Yaratılış Mitolojileri

    E-Kitap
    ‘Başlangıçta...’ Yaratılışla ilgili birçok hikâye böyle başlar. Farklı coğrafyalarda ve tarihin her köşesinde bu sözcüğün yaydığı hikâyelere şahit oluruz. Mitolojilere yaptığımız yolculukta bizi bekleyen ‘ilk’ler aslında insanlığımızın kökenlerine uzanma, onunla temas etme hayalinden ve merakından başka bir şey değildir. Böyle bir merak ve istek bizi birçok medeniyetin dinî, kültürel ve sosyal dinamikleriyle yüz yüze getirir. Gönül Yonar, Türk Edebiyatında Fantastiğin Kökenleri kitabından sonra bu yeni kitabında da insanın kendi harikuladeliğini keşfetme ve anlama çabasının bir ürünü olan yaratılış mitolojilerini ele alıyor. Kadîm Doğu’nun altı medeniyetindeki bilhassa ilk yaratılış, kadının yaratılışı ve Tufan hadisesi mitlerinin ele alındığı bu çalışma insanlığın ve bizatihi insanlık düşüncesinin tarihî seyrini bir bütün olarak göstermesi bakımından fevkalade önem taşıyor.
    12,50  TL
  • Vidin Kalesi
    e-kitap

    Vidin Kalesi

    E-Kitap
    Osmanlı tarihçiliğinin meşhur isimlerinden Franz Babinger’in tabiriyle Osmanlı İmparatorluğu’nun kader ırmağıdır Tuna. Aziz hatırası, mânevî dünyamızda bütün canlılığını hâlâ muhafaza eden; ve tam da bu sebeple Türkler için dünyadaki bütün nehirlerden daha farklı bir anlamı olan, tarihimiz boyunca sınırlarımızda akan bütün nehirleri adeta kendi adında eriten bir ulu nehirdir Tuna. Fetih anlayışı üzerine kurulu Türk imparatorluk siyasetinde, sınır kavramı yoktur desek mübalağa etmiş olmayız. Ancak 18. yüzyılın ilk çeyreğinde Belgrad’ın elden çıkması Âlî Türk devletinin muhayyilesinde sınır kavramının şekillenmesine yol açar. Sınır; yani muhafaza edilmesi, terk edilmemesi gereken yer. İşte bu sınır, o dönemden itibaren Vidin Kalesi olmuştur. İmparatorluk kalelerinin kürsüsü, Rumeli’nin Kilidi’dir Vidin Kalesi; imparatorluğun savunma kalkanlarının en canlısı, en nazlısı… Prof. Dr. Mahir Aydın’ın Bulgaristan’ın başkenti Sofya’daki, Cyril and Methodius National Library’de bulunan, 11.000 sayfa civarındaki Vidin Sicil Defterleri’ni kullanarak yayına hazırladığı bu kıymetli çalışma, imparatorluk çarkının işleyişini deyim yerindeyse göz hizasından ve Vidin Kalesi üzerinden açıklıyor.
    8,00  TL
  • Üç Tarz-ı Siyaset
    e-kitap

    Üç Tarz-ı Siyaset

    E-Kitap
    Yusuf Akçura; yirminci yüzyıl başlarında düşünce hayatımızda büyük bir ivme kazanan ve hem siyâset hem de kültür hayatımızda açık bir şekilde meyvelerini gördüğümüz Türkçülüğün akla gelen en önemli simalarındandır. Hatta birçok araştırmacı Yusuf Akçura’yı Türkçülüğün babası; üzerinden bir asırdan fazla zaman geçen, Türk gazetesinde yayınlanmış makalesi “Üç Tarz-ı Siyâset”i de Türkçülüğün manifestosu olarak kabul etmişlerdir. Akçura, bu önemli makalesinde dönemin üç önemli siyâsî akımı olan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülüğü ele almış ve bu akımların müspet ve menfi yanlarını, ayrıca hangi nispette tatbik edilebilir olduklarını mevcut örnekler üzerinden tartışmıştır.   Kitabımızda, Akçura’nın bu önemli makalesi Kahire ve İstanbul’da kendi sağlığında yapılmış baskılar karşılaştırılarak yayına hazırlanmıştır. Hem Latin harflerine aktarılmış hem de bugünkü Türkçeye uyarlanmış metinlerini sunduğumuz “Üç Tarz-ı Siyâset”, Ötüken Neşriyat tarafından yayınlanacak Yusuf Akçura külliyatının ilk eseri olması bakımından da büyük önem taşımaktadır.
    3,00  TL
  • Türklerde Devlet Anlayışı
    e-kitap

    Türklerde Devlet Anlayışı

    E-Kitap
    Tarihleri boyunca planlı ve sistemli bir surette yaptıkları göçlerle eski dünyanın dört bir tarafına yayılan, muhtelif kültür ve medeniyetlerle münasebet kuran Türkler; beylik, imparatorluk ve nihayet modern manasıyla devlet vasıflarını haiz irili ufaklı pek çok müesses yapılar vücuda getirmişlerdir. Bu siyasî yapıları yalnızca zamana ve mekâna bağlı bir tesadüfler zinciriyle vücut bulmuş teşekküller olarak değerlendirmek mümkün değildir. Dikkatlice incelendiği takdirde, söz konusu yapıların zaman ve mekân farklılıklarına rağmen müşterek bir devlet geleneğinin mahsulü oldukları görülür. Bugün, modern Türk devlet düşüncesini incelenmek için bu tarihî seyri, Türk devlet düşüncesine vücut veren siyasî kaideleri, müesseseleri ve teşkilât yapılarını göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Ancak yoğun bir mesai ve gayret gerektiren bu hususu sağlıklı bir biçimde değerlendirmek; Türk tarihinin hareketli ve dinamik yapısını dikkate almak, bu dinamik yapıya karşılık sürekliliği sağlayan unsurları tespit etmek ve münasebet kurduğu kültürleri, medeniyetleri bilmek ile mümkündür. Elinizdeki kitap böyle bir çabanın ürünüdür. Kitabın müellifi Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Batının “erken devlet” tanımında belirleyici olan coğrafî mevki, nüfus, dış ilişkiler, ekolojik şartlar gibi hususları nazarıdikkata almakla birlikte Türk toplumunun tarihî, içtimaî ve kendi iç dinamiklerine dayanan bir devlet tanımı yapmak gayretindedir. Avrupa-merkezci okumalar yerine Türk tarih ve kültürünü, kendi teşekkül ve tekâmül sürecinde ele almak daha sağlıklı neticeler verecektir. Türk devlet yapısı ve geleneğinde belirleyici olan her şeyden önce Türk toplum yapısının özünü teşkil eden aile, halk, toprak, kağan, töre ve kut gibi mücerret ve müşahhas mefhumlardır. Bu maksatla Prof. Dr. Bahaeddin Ögel Türk devlet geleneğini, Bozkır, Uzakdoğu ve İslâm kültür çevreleri ışığında tetkik etmekte ve Türk devlet anlayışının tarihî menşeini, bu kültür daireleri etrafında incelemektedir.
    15,00  TL
  • Türkçülüğün Tarihi
    e-kitap

    Türkçülüğün Tarihi

    E-Kitap
    Yusuf Akçura, Türkçülüğün Tarihi başlığıyla sunduğumuz bu çalışmasında millet ve milliyet kavramlarının hem Türkler arasında hem de Batı'daki tarihî seyrini siyasî ve toplumsal boyutlarıyla ele almaktadır. Akçura eserine cevabı çetin bir soruyla başlar: "Türk Milliyeti fikri, Türkler arasına ne zaman ve nerede girdi?" Bu soruya layıkıyla cevap verebilmek için de Yusuf Akçura Türkler ve milliyet tabirlerinden ne anladığını ayrıntılı bir şekilde tartışmaktadır. Dönemin önemli yerli ve yabancı etnografik, filolojik ve tarihî kaynaklarına müracaat eden Akçura, millet şuurun Türkler arasında nasıl ortaya çıktığını ve bu şuurun zamanla Türkçülük düşüncesine nasıl dönüştüğünü Türk Dünyası'nın dört bir yanından gösterdiği örneklerle açıklamaktadır. Akçura; Şinasî ve Ziyâ Paşa'dan Ahmet Cevdet Paşa'ya, İsmail Gaspıralı'dan Ziyâ Gökalp'a kadar onlarca tarihî şahsiyeti aralarında kendisi de dâhil olmak üzere Türkçülük düşüncesine katkıları çerçevesinde ele almış ve hem eserleri hem de bu şahıslar etrafında teşekkül etmiş dergi, dernek ve diğer toplumsal organizasyonları incelemiştir.
    8,00  TL
  • Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar
    e-kitap

    Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar

    E-Kitap
    Bu kitap H. Nihal Atsız hocanın 1933-1936 yılları arasında yazdığı makalelerin yine kendisi tarafından toplanıp yayınladığı bir "toplama"dır. Hocanın bunları, yaptığı çalışmalar henüz olgunlaşmadığı için, bir ön hazırlık olarak yayınladığını belirtmek maksadıyla "Toplamalar" ismiyle kitaplaştırdığını söylemek yanlış olmaz diye düşünüyoruz. Konuyu böyle ele alınca, konunun o günden bugüne muhtelif araştırmalar ve eserlerle zenginleşmiş olduğunu, onun için de kitaptaki bilgilerin yeni veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini, muhtevasındaki yanlışlıklarının, yanılgılarının, hataların bu yeni veriler doğrultusunda düzeltilmesinin, eksikliklerin tamamlanmasının, bunlara yeni bilgiler eklenmesinin yeni araştırmacıların himmetine bağlı olduğu da âşikârdır. Biz bu çalışmayı, Atsız Hoca’nın Türk Tarihi üzerindeki çalışmasının bir başlangıcı olduğunun göstergesi olarak bilinmesi ve bir köşede unutulmaya mahkûm bırakılmaması için yayınlayıp okuyucuların ve araştırıcıların dikkatine sunuyoruz. Tarihçilerden Türk Tarihi’nin başlangıcından günümüze en mükemmel şekilde ortaya konmasında gecikildiğini görmelerini ve bu onur verici görevi bir an önce yerine getirecek gayreti göstermelerini, bunun sorumluluğunu vicdanlarında duyarak hareket etmelerini bekliyoruz.
    10,50  TL
  • Türk Milliyetçiliğinin Doğuşu ve Ziya Gökalp
    e-kitap

    Türk Milliyetçiliğinin Doğuşu ve Ziya Gökalp

    E-Kitap
    Ziya Gökalp Diyor ki:  *...Türkiye'de vatan için en zararlı adamlar medrese yahut mekteplerden nasip alanlardır. Türkiye'de medrese ve mektep, terbiye ettiği fertlerin ahlak ve seciyesini bozuyor.    *Bütün hayatlarında kuvvetli bir seciye gösteren insanlar, umumiyetle çocukluklarında dinî terbiye alanlardır. Çocukluklarında dinî terbiye almayanlar, ölünceye kadar kişiliksiz kalmaya mahkûmdurlar.    *Yaptığım incelemelerden çıkan sonuçlara göre birçok yerde Türkmen aşiretleri Kürtleşmiştir. Mesela Diyarbakır Karacadağ'da yaşayan Türkân/Terkân aşireti Oğuz ilinin Beğdili aşiretine mensup olup hâlis Türk olduklarını bilirler; fakat Türkçeyi unutmuşlardır. Bu aşiretlerden Karakeçililer ise Osmanlının ecdadı Kayı boyu ile akrabalık iddiasında bulunur, ama kendilerini Kürt zannederler. "Celaleddin Harzemşah'la gelen Harzem Türkmenlerinden Kanklılara, Kalaçlara, Salurlara ve Çekilerle mensup oymaklar Diyarbakır'a yerleşmiştir. "Diyarbakır'ın doğusundaki köylerin isimleri Türkçe'dir. Urfa'daki Döğer ve Badıllı aşiretleri ünlü iki Oğuz boyudur. Siverek çevresindeki Bucak'lar Türk'tür; ancak Kürtçe konuşurlar. Hâlbuki Lazkiye'de Türkçe konuşulur.    * Nevzat Kösoğlu'nun günümüzün problemlerine ışık tutan Gökalp'la ilgili bu yorum ve değerlendirmelerini okuyanlari hem Gökalp'ı doğru anlayacaklari hem de çok önemli dersler çıkaracaklardır.
    9,50  TL
  • Türk Edebiyatı Tarihi
    e-kitap

    Türk Edebiyatı Tarihi

    E-Kitap
    "Tanrının devlet güneşini Türk burçlarından doğdurmuş olduğunu ve onların ülkeleri üzerinde göklerin bütün dairelerini döndürmüş bulunduğunu gördüm. Tanrı onlara Türk adını verip yeryüzüne hâkim kıldı. Zamanımızın hakanlarını onlardan çıkardı. Dünya milletlerinin idare yularını onların eline verdi. Onları herkese üstün eyledi. Kendilerini hak üzre kuvvetlendirdi. Onlarla birlikte çalışanı, onlardan yana olanları aziz kıldı ve Türkler yüzünden onları her dileklerine eriştirdi. Bu kimseleri kötülerin şerrinden korudu. Okları dokunmasından korunabilmek için aklı olana düşen şey, bu adamların tuttuğu yolu tutmak oldu. Derdini dinletebilmek, Türklerin gönlünü almak için onların dilleriyle konuşmaktan başka yol yoktur. Bir kimse kendi takımından ayrılıp da onlara sığınacak olursa o takımın korkusundan kurtulur. Bu adamla birlikte başkaları da sığınabilir." -Kaşgarlı Mahmud Dîvânü Lugati’t-Türk’ten; Yazılışı: 1072
    8,00  TL
  • Tarih, Kültür ve Kahramanlar
    e-kitap

    Tarih, Kültür ve Kahramanlar

    E-Kitap
    Tarih şuuru, milletlerin hareket hatlarını tayine yarayan bir millî savunma silâhıdır. Hangi milletten düşmanlık gelmiştir? Hangi rejim faydalı veya tehlikelidir? Ne türlü şahıslar iyilik ve kötülük edebilir? İşte bütün bunların cevabını tarih şuuru verir. Türk milleti, aşağı yukarı binlerce yıllık mazisine rağmen çok genç milletlerdendir. Bu yüzden tarih şuuru olgunlaşamayan Türk milletine, bu şuuru tamamıyla kaybettirmek için düşmanları tarafından yapılan telkinler, yani zehir sunmalar pek çoktur. Ecdadı ve kanı ile bu toprağa bağlı olan normal bir insan, şahsî düşünceleri ne olursa olsun, topluluktan ne derece ayrı düşünürse düşünsün, fedakârlık edemeyeceği bazı sınırlara, mukaddes bildiği değerlere sahiptir. Böyle bir insan yurt topraklarından en küçük parçayı bile yabancılara bırakmayı düşünemez. Bir takım dolambaçlı yollarla, milletin mukaddes tanıdığı şeylerin aleyhinde bulunamaz. Tarihî düşmanımız olan milletlerle dost olmaktan bahsedemez. Milletimiz üzerinde yabancı bir devletin hâkimiyetini aklına bile getiremez. Getirirse ya anormal bir çılgındır, ya satılmış bir haindir veya bizden olmayan bir yabancıdır. Bunların üçü de bir kapıya çıkar.
    8,50  TL
  • Suçlamalar - 2 Irkçılık
    e-kitap

    Suçlamalar - 2 Irkçılık

    E-Kitap
    Türk Milliyetçileri, ırk ve ırkçılık konusuna ancak milletimizi ve milliyetçiliğimizi ilgilendirdiği ölçüde eğilmişlerdir. Yalnız ırkçılıkla uğraşan, meselâ Gobineau’ya benzer bir milliyetçi, yoktur. Namuslu bir değerlendirme yapılırsa kesinlikle ortaya çıkar ki; Türk Milliyetçileri, ırkçılığın zararlı sayılması mümkün olan iki şekline de itibar etmemişlerdir. Sözü geçen şekillerden birisi bir millete mensubiyetin, somatik bazı ölçülerdeki ortaklıkla tesbit edilmesidir. Kendilerini ırkçı sayanlar da dahil, hiçbir Türk milliyetçisi, cilt ve göz rengini, yahut başka özellikleri Türklük ölçüsü olarak öne sürmemiştir. Aksini söylemek sâdece sahibini utandıracak bir yalan ve iftiradan ibarettir. Tek misâlle yetineceğiz: 1944 yılında, Irkçılık-Turancılıkla suçlanarak mahkemeye verilenler arasında cilt ve göz rengi, boy veya diğer beden özellikleri bakımından birbirine benzemeyen kimseler de vardır. Gerçekten ırkçı olsalardı birlikte çalışmaları elbette imkânsızdı. Kısaca Türk Milliyetçileri, yalnız heyecanlarımızla yaşadığımız ve geçmişi hayallerimize göre yeniden düzenlediğimiz delikanlılık çağı dışında antropolojik mânâda bir ırkçılığı asla benimsemediler. Hiç şüphesiz ırkçı olmamak ırkın varlığını büsbütün inkâr etmekten farklıdır. Üç kıtada büyük imparatorluklar kurmuş bir milletiz. Binlerce yıllık fetihlerimizin kaçınılmaz bir sonucu olarak diğer ırklarla elbette karıştık. Ama karışıma ayrı bir ırktan sayılmamızı veya Türklüğün dışında tutulmamızı gerektirecek bir ölçüye hiçbir zaman varmadı. Milletimizin çoğunluğuna hâkim olan yine Türk ırkının özellikleridir."
    8,00  TL
  • Suçlamalar - 1 Sağcılık, Faşizm
    e-kitap

    Suçlamalar - 1 Sağcılık, Faşizm

    E-Kitap
    Milliyetçilik, millet adını verdiğimiz içtimaî birliklerin meydana çıktığı tarihten itibaren değilse bile, millet kelimesinin kullanılmaya başlandığı 1789 Fransız ihtilâlinden günümüze kadar uzayan 200 yıllık bir zaman içinde sürekli bir tarzda, mütemadiyen suçlanmıştır. Hiç şüphe yok ki, milliyetçiliği övenler, bir milleti kurtaracak tek fikir ve tek görüş olduğunu öne sürenler de vardır. Ancak, özetle anlatmaya çalışacağımız değişik sebepler yüzünden yazılanlara ve söylenenlere bakılarak yapılacak bir değerlendirmeye göre, milliyetçilik düşmanlarının dostlarından daha çok oldukları veya öyle göründükleri gerçeğini inkâr edemeyiz. Hemen işaret edelim ki, milliyetçilik düşmanlığını yalnız bir sebebe bağlamak gibi, milliyetçileri suçlama yarışına katılanları da tek bir zümre içinde toplamak tamamen yanlıştır.
    8,00  TL
  • Öncekilerin Masalları
    e-kitap

    Öncekilerin Masalları

    E-Kitap
    Bu kitap gariptir, yazan biçare gariptir, yazılan gariptir, okuyan garip,Gaybdan zamansız sözlerin resmini çizmek, bu meselenin nihayetidir.‘’Sevgili’’, İslam gariptir, dedikten sonra gariplik artık gariptir.Yaratılmamışı, yaratılmışla bilmek,Dünyada olmayanı dünyadakiyle anlatmak,Bu dünyada olmayan,Rengi, kokuyu, tadı idrak meselenin merkezidir.Er kişi işi odur ki;Bu mesele için,Ne kadar ayna varsa o kadar yansıma vardır, der ve susar!Aynanın ‘‘yakin’’ olması ‘’aynaya sürülen sır kadardır’’, der ve susar!Aynam ne kadarsa yansımam o kadar, der ve susar!Aynadaki tedbir perdesini yırtıp, ‘’rıza’’ ile aynayı boyamaktır, der ve susar!Aynalardaki yansımalar ne kadar çoksa da seyredilen tektir, der ve susar!Ayna balçıktan yoğrulmuştur, der ve susar!Ayna tüm mahlûkatın önünde secde ettiğidir, der ve susar!Aynanın en ‘‘sır’’, en ‘’ilk’’, en ’’son’’ olanı Ahmet’tir, der ve susar!Mesele ‘’kör’’ olanın ayna yapması,‘’Ölüler pazarında’’, ‘’dirilere’’ satmasıdır,Mesele pazarda -bir garip kişinin-‘’Derdin ‘’, ‘‘pahası’’ aşktır diye yaygara yapmasıdır.Pazarına da, alanına da, satanına da, pahasına da;Amenna ve Saddakna
    10,00  TL
  • Otranto 1480 - Mahşerin Son Atlısı
    e-kitap

    Otranto 1480 - Mahşerin Son Atlısı

    E-Kitap
    Fatih Sultan Mehmet Han’ın Kızılelma’ya giden yolda fethedilmesi emrini verdiği Otranto’nun, Gedik Ahmed Paşa komutasındaki Türkler tarafından ele geçirilmesi, Avrupa’nın en ücra köşelerinde bile büyük bir şaşkınlık ve heyecana sebep olur. Kızıl Atın Süvarisi, Balkan Şahini, Argos Kalesi ve Şar Dağı’nın Kurtları romanlarıyla, Balkanlarda at koşturan ve Osmanlı askerî gücünün en önemli unsurlarından olan akıncı beylerinin mücadelelerini bize anlatan Hasan Erdem, Otranto 1480 Mahşerin Son Atlısı romanında da, kanlarının son damlasına kadar “devlet-i ebed müddet” için çarpışan korkusuz Türk akıncılarının, Otranto’ya yardıma giden Macar birliğini, Macar ovalarından İtalya sahillerine kadar amansız bir şekilde takiplerini anlatıyor. Bu amansız takipte; Budin’den yola çıkan ve yola çıktıkları andan itibaren Osmanlı casusları ve Türk akıncıları tarafından adım adım takibe alınan iki bin Macar süvarisinden sadece iki yüzü Otranto’ya ulaşabilmiştir. Otranto 1480 Mahşerin Son Atlısı’nda Türk casusu Doğan Bey ile gözü kara Afsin Bey komutasındaki iki yüz Türk akıncısının kendilerinin on katı bir kuvvete karşı destansı mücadelesini bulacaksınız.
    9,50  TL