Yeniçeri

Yeniçeri

Kılıç Kından Çıkınca
  • Geçici olarak temin edilemiyor
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.
Sultan Mahmut bir anda kararsızlaştı. Ateşin gözleri buğulu bir camın ardındaymış gibi bakıyordu. Umur görmüş devletlûlar ve ak sarıklı hocalar, padişahın bu mahzun duruşunun manasını kavramıştı. Sancak-ı şerif çıkar da asiler galip gelirse bu, devletin sonu olur, imparatorluk asilerin eline geçerdi. Bu ağır yükü kimse omuzlayamıyordu. Salona bir anda ölüm sessizliği çöktü. Herkes bu durumu kabullenmiş gibi boynunu bükmüş iken ileri doğru yürüyen dersiam hocası Abdurrahman Efendi‘nin ayak sesleri boş kubbede yankılandı. "Muradımız din ve devletin bekası ise, bu asileri kırar geçiririz, değilse biz de bu din ve devlet ile batıp gideriz. Zillete düşmektense ölüm yeğdir, hünkârım. Hal böyleyken daha ne olma ihtimali vardır?" Hiddetinden elindeki tespih koptu, taneler mermer zemin üzerinde dağıldı. "Allah‘ın izniyle onları işte böyle dağıtırız. Bu, Allah‘ın bir işaretidir, hünkârım." Mermer zeminde yuvarlanan taşların sesi kesilince gür sesiyle son sözünü söyledi. "Kılıç kından çıkmadıkça, kurt sürüsü hizaya girmez, hünkârım!...

Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.