Yıldız Tozu
% 27indirim

Yıldız Tozu

  • 20,00 TL14,60 TL

    hopi kampanyası
    0,73 Paracık
  • Stoktan Hemen Teslim!
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.
Bir aşk, kaç hayat eder? Başarılı cerrah Matthew Beaulieu’nun bildiği tek hayat, çocukluğundan beri âşık olduğu kadın, yani Elle’dir. Ne var ki böyle büyük bir aşk için bile her şey tozpembe değildir. Elle ve Matt ne kadar isteseler de bir türlü evlat sahibi olamıyordur. Çünkü Elle’in hiçbir hamileliği sağlıklı bir şekilde sonlanmaz. Ancak kaderin kötü sürprizleri bununla da sınırlı kalmayacaktır. Matt’in tüm dünyası Elle’in kaza geçirdiği haberiyle yıkılır. Bitkisel hayata giren Elle, sağlıklıyken açıkça bu şekilde hayatta tutulmak istemediğini belirtmiştir. Fakat Matt’in biricik aşkının isteğine rağmen onu hayatta tutmak için çok önemli bir nedeni vardır: Elle bir kez daha hamiledir. Aynı bedendeki iki ayrı hayat, aynı kalpteki iki ayrı sevgi. Artık Matt yüreğini parçalayan o sorunun cevabını vermek zorundadır. Canından çok sevdiği eşi mi? Yoksa evladı mı? Yıldız Tozu, uzun süre hafızalarınızdan silinmeyecek bir başyapıt. Okurken gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız.

Priscille Sibley, Yıldız Tozu eserinde okurlar, bir ailenin hikayesine tanıklık ederlerken aynı zamanda imrenecekleri bir aşk hikayesi ile de karşı karşıya kalacak ve böyle bir aşk yaşamak için neler vermezdim ki diyeceklerdir. Yazarın, bu eserinde ele aldığı hikayenin özellikle bazı bölümlerini okuduktan sonra sindiremeyecek ve boğazınızın düğümlendiğini, nefes alamadığınızı hissedeceksiniz. Zaten yazarın, bu eserini öyle bir anda okumayı duygu dünyanızda kaldırmaz. Çünkü bu eserin konu olarak yapısı ağır olduğu gibi aşırı derecede hüzünlü bir hikayedir.   

            Priscille Sibley, Yıldız Tozu eserinde bir kadının beyin ölümü gerçekleştikten sonra hamile olduğunun anlaşılmasını ve bunun üzerine kadının ailesinin, kadının yaşam destek ünitesinde yaşatılıp yaşatılmayacağı hususunda ikiye ayrılmasını konu edinmiştir. Eşinin, mahkeme boyunca yaşamış olduğu duygu karmaşası ise sizinde duygularınızı alt üst edecektir. Eserde sona doğru yaklaştıkça hüznün dozu adeta tavan yapıyor. Kendinizi o kadar üzgün hissediyorsunuz ki sonunu okuyup okumamakta tereddüde düşüyorsunuz. Ama yazarın, akıcı anlatımı sayesinde sona ulaşmayı başarıyorsunuz. Fakat eserin kapağını kapattığınız zaman duygularınızın alt üst olduğunun farkına varıyor ve bu seferde kendinizi toparlamanın yollarını arıyorsunuz. Eseri, okuyup bitirdikten sonra eser hakkında hiçbir değerlendirme yapamıyorsunuz. Size, nasıl bir eser diye soran olursa sadece insanı üzüyor, hem de çok üzüyor diyebiliyorsunuz. Yakın bir zaman içerisinde anne, baba, kardeş, eş ya da evlat acısı yaşamışsanız bu eseri kesinlikle elinize alıp, okumaya kalkışmayın. Zaten alt üst olmuş duygu dünyanızı çökertir ve bir daha kendinize zor gelirsiniz.

            Priscille Sibley, Yıldız Tozu eserinde Matt ve Elle birbirlerinin çocukluk aşklarıdır. Bu aşk, Matt 17, Elle ise 15 yaşındayken başlamış ve her aşk gibi inişli çıkışlı bir süreç geçirmiş ama onlar, bu aşklarını evlilikle buluşturmayı başarabilmiştir. Ancak Elle’de kan pıhtılaşması sorunu olduğundan dolayı hamilelikleri hep düşükle sonuçlanır ve bu aşk bir türlü meyvesini veremez. Elle, bir kaza geçirir ve beyin ölümü gerçekleşir. Elle, annesinin, yaşam destek ünitelerinde çektiği acıyı gördüğü için yaşam destek ünitelerine bağlanmayı hiçbir zaman istememiş ve bunu da vasiyet etmiştir. Ancak Matt, eşinin yaşam destek ünitesine bağlanmasında ısrar eder. Çünkü bu esnada eşinin hamile olduğunu öğrenir. Bu hüzünlü hikayenin gerisini okuyup okumamaya karar vermeden önce ikinci paragrafı bir daha gözden geçirin.  

Yorum Sayısı: 2

Yıldızlar gökte de olsa yerde de hep yüreğinizde kalıyor. Bu kitabı okurken hop oturup hop kalkıyorsunuz. Heyecanı bol bu kitabı herkese tavsiye ederim.

S
Saadet Aysel  -   13.02.2016

Çocukluk aşkı Elle ile evlenen Matthew'in , beyin ölümü gerceklesmiş hamile eşinin çocuğu için yaptığı hukuk mücadelesini okurken duygulanmamak elde değil. Arada okurken bazen sıkılsam da, sonlarına doğru gözyaşlarımı tutamadım. Yazarın akıcı bir dili olduğu için bir çırpıda okuyup bitirdim....

N
Nuray Durmuş  -   08.03.2016