Yolda
% 10indirim

Yolda

  • 6,00 TL5,40 TL

    hopi kampanyası
    0,27 Paracık
  • Stoktan Hemen Teslim!
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.
Osman boyuna gökyüzüne bakıyor... Bir parça bulut... Bazan bir ak bulut gölgesi, üstlerinde bir an kalıp geçiyor... Gözler bulut gölgesinin arkasında... Gün tepede... Ekin sapları çatırdıyor. Yarılmış, kızgın toprak, Osmanın ayaklarının altında... Osmanı habire hoplatıyor. Canını dişine takmış Osman. Alttan yanıyor, tepeden yanıyor. Ciğerine kızgın bir demiri sokuyorlar gibi... Sıcak... Dünya kamaş kamaş... Göz açıp on metre ileriye bakılmıyor. Zeynep deste yüklerken Osmana dönüp baktı. Baktı ki Osmanın bacakları zangır zangır titriyor. "Osman," dedi. "Osman... Osmanım, böyle yaya gidip gelme. Seni atın üstüne bindireyim."

İnce Memed - 1

İnce Memed - 1

Yaşar Kemal

20,02 TL
İnce Memed - 2

İnce Memed - 2

Yaşar Kemal

19,25 TL
İnce Memed - 4

İnce Memed - 4

Yaşar Kemal

26,18 TL
İnce Memed - 3

İnce Memed - 3

Yaşar Kemal

26,18 TL
Tek Kanatlı Bir Kuş

Tek Kanatlı Bir Kuş

Yaşar Kemal

6,3 TL
Teneke

Teneke

Yaşar Kemal

9 TL
Kuşlar da Gitti

Kuşlar da Gitti

Yaşar Kemal

7,2 TL
Sarı Sıcak

Sarı Sıcak

Yaşar Kemal

12,32 TL

Süpürge

 

Birisinin adı Reşid, ötekininki Durmuştu. Reşid çok uzun boylu, incecik, Durmuş toparlak denecek kadar kısa, şişmandı.

Bahardı. Yağmur yağmış, toprağa apaydınlık bir gün vurmuştu. Toprak ışıldıyor, ışıklar sanki topraktan fışkırıyordu.

Yağmur altında sabaha kadar yol yürümüşlerdi. Şimdi ıslak sırtlarından usul usul bir buğu kalkıyordu. Epeydir yolun ortasında, konuşmadan, durup düşünüyorlardı. Belden aşağıları çamur içinde kalmıştı.

Uzakta, ovanın ortasında, bir ayna gibi çiftlik evlerinin çinkoları parlıyordu.

Durmuş ağır ağır başını kaldırdı. Reşidin yorgunluktan omuzları düşmüş, kuru, kavruk avurtları biribirine geçmiş, yaşlanmış gibiydi.

Bakıştılar. Sonra gene hiç konuşmadan yürüdüler. Ayaklarının bileklerine kadar çamur içine gömülüyorlardı. Yorgunluktan ayakları biribirine dolanıyordu.

İkindiye kadar yürüdüler. Güneşli toprağa bir duman çökmüştü. Öteden, güney taraflarından karanlık, kocaman bir bulut parçası üstlerine doğru geliyordu. Çiftliğe girdiler.

Beyaz bir horoz gübreliğin üstünde eşeleniyordu. Sonra önlerinden korkak bir köpek geçti. Boynu pırıl pırıl bir tay, durup geriniyor, sonra sıçramalarına yeniden başlıyordu.

Burunlarına ekşi gübre kokusu geldi.

Durmuş durup Reşide baktı. Reşid de durdu. Sonra kocaman, uzun, hangar gibi kerpiçten yapıya doğru yürüdüler.

Uzun yapının kapısına geldiklerinde karşılarına yerden bitme dedikleri cinsten, kara yırtık donunun içinden bile bacaklarının eğriliği belli olan çelimsiz bir adam çıktı.

Birden: “Durun bakalım,” dedi. “İndirin yorganlarınızı sırtınızdan.”

Reşidle Durmuş hiçbir şey söylemeden, ağır ağır yorganlarını sırtlarından çözüp duvarın dibine koydular.

Reşid: “Adını bağışla, Ağam,” dedi.

Adam:

“Benim adım Veli,” dedi. “Bu çiftlikte Ağadan sonra ben gelirim. Bunu böyle bilesiniz. Ben Ağanın gözbebeğiyim. Bu çiftlikte her şey benden sorulur, böyle...”

Durmuşla Reşid toparlanıp Veliye karşı saygılı bir tutum takındılar. Veli de kabardı:

“Kim gönderdi sizleri? Benim adımı mı verdiler size?”

Reşid:

“Biz geldik,” dedi.

Veli kızdı:

“Kimin için geldiniz? Mercimek çiftliğine Veli adı anılmadan girilir mi?”

“Biz geldik... Kimseye sormadık... Gördük de geldik...”

Veli tepindi.

“Ulan,” dedi, “kimse size orada Veli var, size iş verir demedi mi?”

Reşid sustu.

Veli ısrar etti:

“Söyleyin, demedi mi?”

Reşid:

“Senin adını,” dedi, “Ağam, biz köyde duyarık.”

Bu ürün için ilk yorumu siz yapın.