Zaman Makinesi

Zaman Makinesi

  • Geçici olarak temin edilemiyor
Bu kitabı e-kitap olarak okumak isterseniz, yayıncıya talebinizi iletebilmemiz için tıklayınız.

Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında İngiltere’de bir bilim adamı akşam yemeğine çağırdığı konuklarına zaman makinesi olduğunu iddia ettiği bir aygıtı gösterir. Saygıdeğer konukları ona inanmayı rededer, ancak bir hafta sonra tekrar evinde toplandıklarında onu bitkin, sefil ve perişan bir halde bulurlar. 802701 yılında, bir zamanlar Londra’nın bulunduğu noktada tanık olduğu yaşamı anlatır onlara. Geleceğe yolculuk etmiş, geleceğin ırkıyla tanışmıştır; birer peri kadar hoş, meyveyle beslenen, yaşamlarını neşeli bir tembellik içinde geçiren sevimle torunlarımızla... Ancak insanın evriminin tek sonucu, dünyayı miras alan tek tür onlar değildir. Yeni Aden’in altındaki tünellerde yaşayan başka bir canlı türü daha vardır. Bilimkurgu serüvenini başlatan ilk ve en görkemli adımlardan biri olan bu klasik romanda H.G. Wells, insanoğlunun hiç eskimeyecek zaman yolculuğu düşünden yola çıkarak yaşam biçimlerimizin evrildiği yönü sorguluyor.


İnsanlar, yaşamış olduğu monoton hayata kendilerini öyle bir kaptırmışlardır ki bir yerde değişim sözünü duyduklarında ya da herhangi bir konuda değişime ihtiyaç hissettiklerinde tüyleri diken diken olmaktadır. H. G. Wells, Zaman Makinesi eserinde değişimin ya da değişime gereksinimin olmadığı bir yerde akılda yoktur diyerek monotonluğun insanın aklını körelttiği hususunda okurlarını uyarmaktadır. Monoton yaşayışlarımızı düşündüğümüzde ne kadar sıradan bir yaşantımızın olduğunun ve bu sıradan yaşantı içerisinde aslında aklımızı hiç kullanmadan programlanmış bir robot gibi nasıl yaşadığımızın farkına varıyoruz. Bugüne kadar insanların neden hiç olmayacak şeylere dahi ümit bağladığını hiç düşündünüz mü? Bunu düşünüp de herhangi bir cevap bulamadıysanız yazar, eserinde hayatta en zavallı bir ümit bile üzüntüden daha iyidir diyerek size bir cevap seçeneği sunuyor. Yazarın, bu tespiti üzerinde biraz kafa yorulduğu zaman ne kadar yerinde bir tespit olduğu rahatlıkla fark edilir.

            İnsanlar, günümüzde herhangi bir konu üzerinde günlerce kafa yoran insanı, utanmasalar deli diye tımarhaneye tıkarlar. Ama koca bir günü hiçbir şey yapmadan geçiren insanın bu davranışı ise hiç dikkatlerini çekmez. Çünkü günümüzde tembellik insanların ruhuna işlemiştir. H. G. Wells, Zaman Makinesi eserinde bir problemin üzerinde yıllarca çalışabilirim, ancak yirmi dört saat hiçbir şey yapmadan beklemek o ayrı bir mesele diyerek okurlarının dikkatini aslında ruhlarına işlemiş olan tembelliğe çekmeye çalışmıştır. İnsanlığın başına neler gelmişti? Ya zulüm ortak bir tutku haline gelmişse? Ya insanlar, insanlığını kaybetmiş ve insanlıkla hiçbir alakası olmayan merhametsiz bir yaratık haline gelmişse? Yazarın, eserinde sorduğu bu sorular, hiç yabancınıza gelmedi değil mi? Bu gayet normaldir. Çünkü günümüzde hepimiz, bu soruların cevaplarını yaşıyoruz.

  1. G. Wells, Zaman Makinesi eserini okurken olayların gizemini çözmek için olayların içerisine girmeye çalışacak, olayların içine dahil oldukça tahmininizden fazla gerilecek ve kendinizi fantastik canlıların içerisinde inanılmaz bir macerada bulacaksınız. Ancak insanlığın, bu eserin içeriğinde anlatıldığı gibi bir evrim geçirebileceğine sakın inanmayın. Çünkü böyle bir şeyin olmasına imkan yoktur.
  2. G. Wells, 1866 yılında İngiltere’de dünyaya gelmiştir. Edebiyatın aklınıza gelebilecek her dalında eser yayınlamış olsa da daha çok bilimkurgu eserleri ile tanınmaktadır. Yazar, sosyalist olduğunu söylemekten hiçbir zaman çekinmemiştir.  
Yorum Sayısı: 1

Bilimkurgu kitabı yazarlarının engin hayal gücüne her zaman hayran kalmışımdır. H.G. Wells de bu hayranlığımı destekleyen bir yazar. Kitap aynı zamanda kült denebilecek bir kategoride. Kitabın anlatım dili akıcı. Bilimkurgu kategorisinde kitap okumayı seviyorsanız bu kitabı kesinlikle okuyun.

F
Fulya Gürsel  -   23.02.2016