Babil.com
İngiliz Posta Arabası % 35indirim

İngiliz Posta Arabası

The English Mail-Coach

Thomas De Quincey

Yapı Kredi Yayınları

14,00 TL 9,10 TL
 
0/5 (0 kişi)
12 adet stoklarımızda

İngiliz Posta Arabası 19. yüzyıl İngiliz deneme yazarı ve eleştirmenlerinden Thomas de Quincey'nin başından geçen olaylardan yararlanarak yazdığı ilginç yapıtlarından biridir. Adını ilk kez 1821'de yayımladığı bir "İngiliz Afyonkeşin İtirafları" denemesiyle duyuran De Quincey, "İngiliz Posta Arabası"nda gençlik yıllarında kılpayı kurtulduğu bir araba kazasında ölümle yüz yüze gelişinin düş gücünü nasıl harekete geçirdiğini çarpıcı bir çağrışım zenginliğiyle dile getirir. Oxford Üniversitesi'nde öğrenci olduğu yıllarda yaptığı araba yolculukları onun için yalnızca üniversite öğrencileriyle öbür yolcular arasındaki sınıfsal ayrımların ayrıntılarını değil, aynı zamanda arabanın hızı, oturma yerlerinin özellikleri ve şiddetin korkunçluğunu gerçeküstücü bir dille anlatması için bir çıkış noktasıdır. Gene böyle bir posta arabasının İngiliz sarayı tarafından Çin İmparatoruna armağan edilmesinin yol açtığı garip olaylar De Quincey'nin elinde nerdeyse "Bin Bir Gece Masalları"nın sürükleyici anlatımıyla okurlara aktarılır.

Kitap Özellikleri

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : Ekim 2020
Basım Yeri : Türkiye
Boyutlar : 13,50 x 21,00 cm
Basım Dili : Türkçe
Orijinal Dil : İngilizce
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Sayfa Sayısı : 233
Barkod : 9789753631341

Katkıda Bulunanlar

Çevirmen
Mehmet H. Doğan

Kapak Tasarım
Mehmet Ulusel

Düzelti - Redaksiyon
Cevat Çapan

ingiliz posta arabası üzerine

<br /><br />İngiliz Posta Arabası Üzerine<br /><br />Thomas De Quincey’nin “İngiliz Posta Arabası”, 19. yüzyılda, modernizme ait büyük yeniliklerin olduğu bir çağın başlangıcında “icat” edilmiş, genel posta hizmetinin aracı haline getirilmiş posta arabalarının gündelik hayatta ortaya çıkardığı dönüşümleri anlatan dünya edebiyatının nadide eserlerinden biridir. <br />De Quincey’nin “gördüğü düş”lerin allak bullak olmasında payı olan posta arabalarını “kılı kırk yaran bir dikkatle” anlatan bu metin; “o zamana kadar eşi görülmemiş hızdan dolayı –çünkü hareketin görkemini, şanını ilk kez onlar ortaya çıkarmıştır; ikincisi; lamba ışığı ile ıpıssız yollardaki karanlık arasında göz üzerindeki büyük etkilerinden dolayı; üçüncüsü; bu posta hizmetinde seçilmiş atlar sınıfında çoğu kez sergilenen hayvansal güzellik ve güçten dolayı; dördüncüsü; sonsuz mesafelerin ortasında –fırtınaların, karanlığın,tehlikelerin ortasında- ulusal bir sonuca yönelik kararlı bir işbirliğiyle bütün engelleri aşan merkezi bir beynin bilinçli varlığı yoluyla” gelişen olayları konu edinmektedir. <br />O ana kadar bir teknik aracılığıyla elde edilmiş en yüksek hıza ulaşmanın beraberinde getirdiği yenilikler, sadece modernizmin ihtiyacı olan hızın keşfinden ibaret değildir. Aynı zamanda kentlerin üzerine inşa edileceği kitlenin “iletişim”inin de çekirdeği olacaktır bu posta arabalarında taşınan “mektup”lar.. <br />Hareketin görkeminin göz üzerinde yaratığı büyük etkiler başka insanlar üzerinde ne gibi bir etkide bulunmaktadır bilinmez ancak De Quincey’nin rüyalarını allak bullak etmiştir bu yenilik. Rüyaları üzerindeki bu değişimin gerçek hayat ile olan bağlantısı üzerine yazdıkları, bazı yazarlar tarafından Freud öncesi yüksek öngörüler olarak nitelendirilmiştir. <br />De Quincey’nin posta arabaları, hareketin görkemi, atlardaki hayvansal güzellik ve güç, rüyalardaki dönüşümler ve “ilk defa ulusal bir merkezi beynin bilinçli varlığının kullanıldığı” genel posta hizmeti üzerine yazdıkları, insanlık tarihini büyük olayların ardında arayan birinin yok sayacağı ayrıntılar üzerinden bize bir dönemi anlatmaktadır. Posta arabalarına koşulmuş atların; “hiç biri birbirine aldırmayan bunun içinde uyumsuzluğa düşme tehlikesi içinde, ama hepsi de bir büyük yöneticinin o yüce batonuna köleler gibi boyun eğen bir enstrümana” benzetildiği sahneler, anlatmak istediği konunun ayrıntılarına edebiyat yoluyla hükmeden bir yazarın ayrıntıcılığını gözler önüne serer. <br />Posta arabalarının ortaya çıkardığı değişimin ardındaki kültürel ve politik misyon, o an için tam olarak göz önüne koyulamasa da bu kasabalardan kasabalara dolaşmakta olan mektuplarla oluşmaktadır. Kasabaların haberleşmesinin aracı haline gelen bu genel posta hizmeti, çok sürmeden kitle iletişim araçlarından biri olan gazetenin doğuşunu da etkileyecektir. Uzak diyarlardan gelen haberleri taşıyan posta arabalarının dört gözle beklenildiğinden söz eder De Quincey. <br />Bu kitabı, “posta arabası” değil de “İngiliz” posta arabası yapan tarafın konuşulmaya değer olduğunu düşünüyorum. Dönemin İngiltere’sini tariflerken; “İngiltere, güçlü demokrasisini bir yöne sokmaya çalışırken gösterdiği büyüklüğü büyük ölçüde, toplumsal yapıdaki aristokratik öğenin derinliğine borçludur" diye yazan De Quincey, İngiliz toplumun geleneksel değerlerine bunu açıkça ifade edecek ve eserlerine yansıtacak kadar bağlıdır. Ancak sanılanın aksine muhafazakar dünya görüşünün gözden düşürdüğü yaşantılara da yakınlık gösteren bir tarafı da bulunmaktadır. İngiliz Posta Arabası kitabında kendisinin de bağlılık hissettiği aristokratik değerlerin, ortaya çıkan bu genel posta hizmetiyle beraber nasıl bir dönüşüme maruz kaldığını da kültürel olarak bize yansıtmaya çalışır. <br />Dönemin İngiltere’sinde herkesin ilgisine mazhar olan posta arabalarında seyahat etmek tüzüklerle düzenlenir hale gelmiş ve her yasanın oluşumunda alttan alta işleyen sınıfsal farklılıklardan doğan ayrımcılık, bu düzenlemelere de sirayet etmiştir. Yoksulların, aristokrat insanlara rahatsızlık vermeyecek paravanların arkasında seyahat etmek ve konaklamak durumunda kalmasını, onları görmezden gelmek isteyen bakışın ifadesi olduğunu hikayesine konu eden De Quincey, bu durumun “göze görülmeyen nesnelerle, var olmayan nesnelerin aynı mantık yorumuyla yönetildikleri genel kuralı”na dayandırılarak oluşturulduğunu bize söyler. Kamusal hayatta yoksulların yok sayılmasının hukuki/ahlaki/teknik tarafları gündelik hayatın en ince ayrıntısına kadar sızmaya başlamıştır. Aristokratik bir toplumsal geleneğe sahip İngiliz toplumunda, giysileri ve davranışlarıyla bu geleneğe aykırı hareket edenlerin “ayak takımı”na dahil olduğu hissi, kentin gündelik hayatında gözle görülür bir şekilde varlık kazanmıştır. Aynen tiyatro salonlarında iyi bir yere sahip olma isteğinde olduğu gibi, posta arabalarında iyi bir yerde seyahat etme isteğinde de ortaya çıkan toplumsal farklılıklar, sadece kılık/kıyafet ve davranışlarda değil seyahat edilen konumda da kendini belli eden bir ayrıcalığa sahip olma isteğini gösteriyordu. Posta arabasının içinde seyahat etme arzusu aristokratik bir tutumun yansımasıyken, arabanın arkasındaki bölümde seyahat etme ayaktakımından gelindiği hissini pekiştiriyordu. Posta arabalarının dışında olmanın ayaktakımına yakınlık anlamına geldiği bir toplumsal ortamda, arabanın dışında seyahat etmenin çekiciliğine kapılan De Quincey, bunu şu sözlerle ifade eder; “daha iyi bir yer için daha yüksek bir fiyatı seve seve ödeyebilirdik ama içeride yolculuk etmenin koşullarıyla ilgili fiyatı, hayır, bu koşulları katlanılmaz buluyorduk. Temiz hava, görüş özgürlüğü, atlara yakınlık ama hepsinden çok da, arada bir arabayı kullanma fırsatını ele geçirmek gibi bir beklentimiz vardı.” Aristokratik davranışlara aykırı hareket eden bir muhafazakar… <br />“Yüksek” İngiliz toplumunun gündelik hayatını değiştiren yenilikleri beraberinde getiren bu posta arabalarının Çin imparatoruna hediye edilmesinin ortaya çıkardığı trajik durumun anlatıldığı bölüm, uygar-barbar toplumlar hakkındaki kökleri antik felsefe tarihine kadar dayanan bir anlayışın yeniden üretildiği bir bölüm olarak kanımca değerlendirilebilir. Bir seremoni yoluyla Çin imparatoruna hediye edilen posta arabasının nasıl kullanılacağı (kimin nereye oturacağı) bilinmediğinden dolayı ortaya çıkan şaşkınlık, batı medeniyetinde ortaya çıkmış bir yeniliğin doğunun hayatında ilk anda nasıl kabul görmediğini bize anlatır. Doğunun sadece bir mekanı işaret etmenin ötesinde bir kimliği işaret ettiği bu dönemde, oryantalist söylemlerin inşasına sebep olacak görüşlerin, kendini yeniden ürettiği bir ilişki biçiminin, okunmasına yarayacak bu hikaye, çatal/bıçak kullanmayı bilmeyen doğu imgesine “posta arabasına binmeyi bilmeyen” imgesini de eklemiştir. <br /> Kısa ancak çok değerli olan bu eser, muhazakar partiye oy veren, aristokratik değerlere bağlı olduğu kadar ayak takımına da yakınlık gösteren bir yazarın gözünden bir dönemin gündelik hayatını okumamıza yarayan birçok ayrıntı taşımaktadır. Toplumsal bir yenilik olan posta hizmetini kılı kırk yaran bir dikkatle bize anlatan De Quincey, dönemin ahlakının da değerlendirilebileceği öğeleri bize verir. <br />Toplumsal yenilikler beraberinde değişimler getirir ve bu değişimler çoğu zaman eskiye alışkın olanlar tarafından hoş karşılanmaz. Posta arabasının posta hizmetinin dışındaki seyahatlerde kullanılmasıyla, seyahatlerde kendine daha iyi bir yer arayanlar rüşvete başvurmaya başlamıştır. Rüşvetin yaygınlaşması toplumsal ahlakın da bozulmasının bir göstergesi olarak verilir. Bu ahlaki dönüşümleri, “her türlü ahlakın bir sonu vardır,-isterse Aristoteles’in, Zenon’un, Çiçero’nun ya da herhangi bir başkasının olsun” diyerek karşılar muhafazakar De Quincey. Zamanın tahakkümü altında dönüşüme uğramayan ahlak yasalarının varlığına inanan muhafazakârların, yeniliklerin beraberinde getirdiği dönüşümlerde ilk elden rahatsız oldukları “ahlaki bozulmalar”, aristokratik bir geleneğe sahip olan bir toplumun modernlikle ilgili kanaatlerini de belirlemektedir. <br /> <br />İngiliz posta arabası, 19. Yüzyıl modernleşmesinin ortaya çıkardığı yeniliklerin insan ruhu üzerinde yarattığı dönüşümleri anlamamıza yarayan özel nitelikte bir eser. Zamanın her şeyi öğüten dişlerine sert gelen bu kalıcı eserler, Nietzsche’nin deyişiyle; “ zamanın dişine sert gelir, her dönemi beslediği halde binlerce yılda tüketilemez..” De Quincey’nin İngiliz Posta Arabası böyle bir eser.<br />

A
Ali Gürbüz  -   06.04.2016
Babil.com  
ISEN