Kamusal İnsanın Çöküşü

The Fall of Public Man

0,0
0 değerlendirme
69,06 TL Bu alışverişten kazancınız: 15,94 TL
Stoktan Hemen Teslim Standart Teslimat : 11-15 Ağustos
Babil’in Yorumu

Birey mi yoksa toplum mu önceliklidir? Sosyal bilimleri uzun yıllar meşgul eden bu sorunun farklı varyasyonlarından birinde, Amerikalı sosyolog Richard Sennett şöyle soruyor: Kamusal hayat mı önceliklidir özel hayat mı? Bu sorunun peşine takılan Sennett, Kamusal İnsanın Çöküşü’nde 18. yüzyıl Avrupa şehirlerindeki kamusallığın zamanla ağırlığını yitirerek yerini özel hayata bırakmasını ve kamusal hayatın zayıflayan konumunu irdeliyor. Bunu yaparken de tarih, sosyoloji, psikoloji ve antropoloji yaklaşımlarını beraber kullanarak son derece verimli bir araştırma koyuyor önümüze.

Kitap Hakkında

Sennett, Kamusal İnsanın Çöküşü’nde özgünlük ve entelektüel derinlikle kamusal hayat ve özel hayat arasındaki dengesizliğin nedenlerini ve bu dengesizliğin yol açtığı sorunları inceliyor. Ona göre, hayatın aile ve yakın dostlar dışındaki parçası olan “kamusal hayat” bir zamanlar “hayat dolu”ydu ve kişiler için çok önemliydi. “Yabancı”larla duygusal bağlar kurarak insanın oyun yeteneğini çoğaltan, toplumsallaşmasını/medenileşmesini sağlayan bir kamusallık vardı. Bütünlüklü ifadesini 18. yüzyıl Avrupa şehirlerinde bulan bu kamusallık zamanla ağırlığını yitirerek yerini “özel hayat”a bıraktı. Kamusal hayat artık özel hayatın gerektirdiği oranda önemli olmaya başladı. Sennett, bugün tanımadığımız ama aynı şehirde yaşadığımız insanlarla kurulacak çok boyutlu ilişki ve hazlardan yoksun kaldığımızı söylüyor ve şu soruları soruyor: Yabancı, nasıl tehdit edici bir unsura dönüştü? Sessiz kalarak seyretme kamusal hayatın tek yolu haline nasıl geldi? Yalnız kalma, bir hak olarak nasıl oluştu? Özel hayat ilgi odağı haline nasıl geldi? Politikacıları neden yaptıklarına ve programlarına bakarak değil de kişisel özelliklerine göre değerlendiriyoruz? Evlerimize özen gösterdiğimiz halde sokaklarımız neden pis? Sennett, kamusal alanların yaşanan mekânlar olmaktan çıkıp gelip geçilen yerlere dönüşmesiyle yüreklerimizi sevgili ve dostlarımızın dışında kimseye açamadığımızı, özel hayatına kapanan kişiliklerimizin giderek güdükleştiğini, başka insanlarla oyun oynama yeteneğimizi yitirmemizin bizi nasıl eksilttiğini tarihsel/toplumsal bir perspektifle işliyor. Bu süreci Balzac ve Diderot’nun yazılarına, Paganini ve Liszt’in müziğine, tiyatro ve izleyicinin davranışlarına, mimariye, Dreyfus Davası’na ve Richard Nixon’ın kariyerine, özel ve kamusal hayatın konuşma ve giyim biçimleri gibi gündelik örneklerine bakarak anlatıyor. Modernlikle birlikte özel hayatına tutsak olan insanın kamudaki sessizliğini, yalnızlığını, yaşayan değil seyreden bir insan haline gelme tarihini inceliyor. Sennett, bütün bunlara rağmen umutsuzluğa kapılmıyor. Yitik bir kamusal cenneti hayal etmek yerine, kişilerin yakın dostları arasındaki kadar rahat ve güvenli olduğu, oyuna önem verdiği, nezaketi elden bırakmadığı bir ortamda, şüpheyi en aza indirerek “ötekini tanıma”nın imkânlarını araştırıyor.

Devamını oku

Ürün Özellikleri

  • Kitap Özellikleri
  • Baskı sayısı
    7
  • Sayfa sayısı
    480
  • Ağırlık bilgisi (gram)
    480,00
  • Cilt durumu
    Ciltsiz
  • Kağıt cinsi adı
    2. Hamur
  • Ürün formatı adı
    Kitap
  • Barkod
    9789755391052
  • Basım tarihi
    Aralık 2020
  • Basım yeri
    İstanbul / Türkiye
  • Boyutlar
    13,50cm x 21,50cm
  • Henüz bir değerlendirme bulunmamaktadır.

    Deneyimlerinizi binlerce babil.com kullanıcısı ile paylaşabilirsiniz.

Babil.com
Tarayıcı ile devam et veya Uygulamada Aç