1. Filtrele

“Peyami Safa” 72 Ürün Listeleniyor

Peyami Safa

Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biri. Romanları, hikâyeleri, düşünce yazıları, yarattığı tartışmalar ve gazeteciliği ile Türk kültür ve düşünce hayatına yadsınamaz katkılarda bulunmuş kıymetli bir mütefekkir. Peyami Safa, okurlarının karşısına Server Bedi, P. S., Safiye Peyman, Çömez, Bedia Servet, Bedii Nuri, Cingöz Recai, Mi-Fa gibi takma isimlerle de çıkmıştır.

Peyami Safa Hayatı

Peyami Safa, 1899 yılının 2 Nisan’ında İstanbul’da, Tanzimat döneminin ünlü edebiyat insanlarından biri olan “Şair-i maderzad”, yani şairliği hilkatinden gelen, İsmail Safa’nın ve Server Bedia Hanım’ın çocuğu olarak sanatçı bir ailenin içine doğdu. Babası gibi, baba tarafından dedesi, amcaları ve ağabeyi de şair, yazar kimlikleriyle öne çıkmışlardır. İsmini, Türk edebiyatının usta isimlerinden Tevfik Fikret koydu. Safa, yaşamının henüz çok başlarında, bir buçuk yaşında babasını kaybetti. Bu, onun gailelerle yoğrulacak hayatının ilk işaretiydi. Çocukluğu, annesi ve ağabeyi İlhami ile çok zor şartlar altında geçti. Edebiyatla olan ünsiyeti henüz on bir yaşında yazdığı Piyano Muallimesi adlı hikâyeyle görünür oldu.

Peyami Safa Kimdir?

Küçük yaşta roman denemeleri, şiirler yazmaya gayret etti. Fakat Menbau’l-İrfan İlkokuluna giderken yakalandığı kemik veremi hastalığı hayatının en güzel zamanlarını doktorların yanında, hastane koridorlarının insanın nefesini kesen kesif kokuları arasında geçirmesine neden oldu. Bir Mekteplinin Hâtıratı/Karanlıklar Kralı adlı ilk kitabını da bu yıllarda çıkardı. Bu hastalık, Vefa İdadisinde devam ettirdiği eğitimini yarıda kesmesine sebep oldu. Bütün bunlarla birlikte ailecek ekonomik darboğazın pençesindeydiler. Fakat her şeye rağmen, Jön Türk hareketinin önemli isimlerinden Abdullah Cevdet’in hediyesi olan Petite Larousse’u okuyarak Fransızcasını geliştirdi. Farklı disiplinlerden, mesela felsefeden, psikolojiden kitaplar okuyarak kendini geliştirmekten geri durmadı. Darülbedayi’nin hazırladığı sınavlara girdi, amacı tiyatro eğitimi almaktı. Başarılı da oldu ancak buradaki eğitimini de sürdüremedi. Ailenin sırtına binen ekonomik yükü hafifletmesi gerekiyordu; Posta Telgraf Nezareti’nde çalışmaya başladı.

18 yaşında, Rehber-i İttihad adlı bir okulda öğretmenlik görevini üstlendi. 1918’de bir süre Düyun-ı Umumiye’de görev yaptı. Sonrasında ağabeyi ile birlikte Yirminci Asır adını verdikleri gazeteyi çıkardı. Burada yayınladığı kısa hikâyeleriyle tanınmaya başladı. Sonrasında pek çok kere girmekten çekinmediği polemiklerin ilkine Cenab Şahabeddin’le girişti. Alemdar isimli gazetenin açtığı hikâye yarışmasında aldığı dereceyle dikkatleri üzerine çekti. Açtıkları gazete kapandıktan sonra dönemin edebiyat mahfilleri olarak anlam kazanan Tercüman-ı Hakikat ve Tasvir-i Efkar gibi gazetelerde çalıştı. Cumhuriyetin ilanını takip eden yıllarda ise yine Babıali’nin önemli yayınları olan Son Telgraf, Son Saat, Son Posta gibi gazetelerde görevler aldı.

Peyami Safa Edebi Kişiliği

Server Bedi takma ismiyle Cumhuriyet gazetesine yazılar yazdığı sırada Büyük Yol adında bir gazete çıkarma macerasına daha girişti fakat bu da kısa sürdü. Cumhuriyet gazetesinde on iki yıl boyunca edebiyat sayfasını yönetti, yazılar yazdı. 1928’de Ahmet Hâşim’le değişen edebiyat anlayışlarının neticesi olarak bir polemiğe daha girdi. Cumhuriyet’te, Nazım Hikmet’in Yanardağ adlı şiirini yayınladı; amacı şairin affedilmesine hizmet etmekti fakat gazete Peyami Safa ile aynı fikirde değildi. Bu olay, yazarın gazeteden ayrılmasının yolunu açtı. Sonraki durağı Sertellerin Resimli Ay dergisiydi. Nazım Hikmet’le birlikte, değişen ve büyük oranda gençlerin temsil ettiği edebiyat anlayışının bayraktarlığını yaptı. Nazım Hikmet’in ünlü “Putları Yıkıyoruz” hareketinin paydaşlarından biriydi. Türk şiirinin önemli köşe başlarından birini tutmuş olan Cahit Sıtkı Tarancı’yı yazdığı yazılarla kamuoyuna tanıtan isim olarak kabul gördü. 1934’te iki yıl süreyle Hafta adlı dergiyi ağabeyi ile çıkarttı.

Peyami Safa Yazarlığı

1935’te Türk yayın ve kültür tarihinde çok önemli bir yer tutan Tan gazetesinde yazılar yazmaya başladı. Bu gazetede Nazım Hikmet de yazıyordu ve bir süredir aynı çizgiyi paylaştığı bu isimle ciddi bir tartışmaya girdi. Bu, onun sonraki yıllarda takınacağı siyasi ve fikri tavrın da belirleyicisi oldu. Hafta’nın ardından yine kısa süreli bir dergi olan Kültür Haftası’nı çıkardı. O da kapanınca, tebdili mekânda bulunduğu rivayet edilen ferahlığın peşine düşerek Avrupa’ya gitti. Bir ay süren bu seyahatinden birikenleri Cumhuriyet’te tefrika etti. Bu tefrika daha sonra kitap hâlinde de yayınlandı. Çınaraltı dergisinde milliyetçilik üzerine yazılar yazdı. Düşünceleri ırkçılıkla suçlandı, hakkında rapor yazıldı fakat yargılanmadı. Ziyad Ebüzziya’nın Tasvir’inde, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’sunda yazılar kaleme aldı. 1946’da Vakit gazetesinin yazarları arasına girdi ve Demokrat Parti’ye muhalefet etti. Fikirleri nedeniyle, Necip Fazıl’la büyük tartışmalara girişti. Cumhuriyet Halk Partisi’ne olan yakınlığı ona Ulus gazetesinde yer açtı bir süre burada yazılar yazdı. 1950’de Bursa milletvekili olarak seçimlere girdi fakat başarılı olamadı. 1954’te Milliyet gazetesinde yazmaya başladı. Bu sırada Aziz Nesin ve Çetin Altan’la kalem kavgasına tutuştu. Fikirleri burada da ona ayrılık getirdi ve Tercüman’a geçti. Fakat burada da çok durmadı. Havadis, Son Havadis, Düşünen Adam gibi gazete ve dergilerde yazmaya devam etti.  Oğlu Merve’nin vefatı, yaşamı ateşle savunulan fikirlerin yol açtığı tartışmalarla geçen, sayısız yazılar kaleme almış, Türk edebiyatına önemli eserler armağan etmiş Peyami Safa için büyük bir yıkıma yol açtı. Bu kaybın birkaç ay ardından, bir arkadaşının evinde dünyaya gözlerini kapadı. Edirnekapı Mezarlığında dinleniyor.

Peyami Safa Romanları

Peyami Safa, hayatından damıttıklarını kâğıda dökmeyi ziyadesiyle başarmış, yazdıklarıyla Türk edebiyatının mütekâmil bir hâle gelmesinde ciddi pay sahibi olan bir yazar. Eserlerinde verdiği fikri mücadelenin izleri görülebildiği kadar yaptığı psikolojik çıkarımlar, ustalıkla sergilediği insanlık hâlleri dikkat çeker. Ona ideolog vasfını veren nitelikleri de yine romanlarında ve hikâyelerinde apaçık görülmektedir. Çöken bir devletin son anlarına yaptığı tanıklığın ve yeniden kurulan devletin ilk zamanlarında geçen gençliğin etkisi de eleştiri düzeyini hayli üst perdede tutmasına imkân vermiştir. İçtimai hayatın değişen yüzü, bu değişimin getirdiği kavranması güç ivmenin yarattığı tesir eserlerinin izleklerinde daima görünür olmuştur. Peyami Safa, Arsen Lüpen’den aldığı ilhamla Cingöz Recai adında bir dedektif karakter kurgulamış ve bu karakterin başından geçenleri bir dizi polisiye macerayla okurlarına aktarmıştır. Bununla birlikte, dönemin aydın kimliği Peyami Safa’nın şahsında görülebilmektedir; modernleşme hareketinin rüzgârında başı dönen, Doğu ve Batı’nın silikleşen hudutlarını ruhunda toplayan dönemin pek çok entelektüeli gibi Safa’nın da başat derdi bu veçhede şekillenmiştir.

Peyami Safa Kitapları

Sayısı yüzleri bulan kitap, binleri bulan yazılar kaleme alan bu kıymeti haiz yazarın eserlerinin bilinen kısmını şu şekilde sıralamak mümkündür: Gençliğimiz (1922), Sözde Kızlar (1922), İstanbul Hikâyeleri (1923), Siyah Beyaz Hikâyeler (1923), Ben, Sen, O (1923), Süngülerin Gölgesinde (1924), Aşk Oyunları (1924), Yürü Yavrum Yürü (1924), Mahşer (1924), Seni Seviyorum (1924), Cingöz Recai’nin Harikulade Sergüzeştleri: Yangın Yerinde (1924), Ateş Böcekleri (1925), Canan (1925), Zıpçıktılar (1925), Uçurumda İnsanlar (1925), Resimli Billur Köşk Hikâyesi (1925), Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925), Çocuklara Hikâyeler (1925), Değerli Komutanlarımızdan Yakup Şevki Paşa (1925), Cingöz Recai Kibar Serseri (1925), Polis Hafiyesi Kartal İhsan’ın Maceraları (1925), Cingöz’ün Esrarı (1925), O Kadınlar (1926), Alnımın Kara Yazısı (1926), Tilki Leman’ın Harikulade Maceraları (1926), Hey Kahpe Dünya (1927), Şimşek (1927), Karım ve Metresim (1927), Cesur Çocuklar (1927), Cıva Necati’nin Harikulade Sergüzeştleri (1927), Kanlı Mektup (1927), Üç Buçuk Parmak (1927), Bir Akşamdı (1928), Çekirge Zehra’nın Harikaları (1928), Şerlok Holmes’e Karşı Cingöz Recai (1928), Cumhuriyet Mekteplerine Alfabe (1929), Cumhuriyet Mekteplerine Kıraat (1929), Türk Grameri (1929), 9. Hariciye Koğuşu (1930), Attila (1931), Fatih Harbiye (1931), Galatasaraylı (1931), Bir Tereddüdün Romanı (1933), Sabahsız Geceler (1934), Hep Senin İçin (1934), Amerika’da Bir Türk Çocuğu (1934), Bir Varmış Bir Yokmuş (1934), Arsen Lüpen İstanbul’da (1935), Sinema Delisi Kız (1935), Çalınan Gönül (1935), Cumbadan Rumbaya (1935), Dizlerine Kapansam (1937), Gün Doğuyor (1937), Korkuyorum (1938), Büyük Avrupa Anketi (1938), Türk İnkılâbına Bakışlar (1938), Felsefî Buhran (1939), Uçurumda Bir Genç Kız (1940), Rüya Gibi (1941), Deli Gönlüm (1941), Fransız Grameri (1942), Millet ve İnsan (1943), Kucaktan Kucağa (1943), Fırtına Gecesi (1943), İkimiz (1943), Kanlı Günler (1943), Ateş (1944), Ben Casus Değilim (1945), Matmazel Noraliya’nın Koltuğu (1949), Yalnızız (1951), Bozkurt (1955), Beyaz Cehennem (1955), Kral Faruk’un Elmasları Peşinde (1955), Beklenen Nişanlı (1955), Biz İnsanlar (1959), Milliyetçilik (1961), Mistisizm (1961), Sultan Aziz’in Mücevherleri (1962), Doğu Batı Sentezi (1963), Zeyrek Cinayeti (1968), Kızıl Çocuğa Mektuplar (1971), Objektif (1976).

Babil.com
Tarayıcı ile devam et veya Uygulamada Aç