75 TL ve Üzeri Siparişlerinizde Kargo Bedava!
OKUMA LİSTESİ Bana Sevmeyi Anlat

Mutlu aşk var mıdır? Aşk iki kişilik midir? Karşılıklı aşk gerçekten aşk mıdır? Aşk üçgeninden çıkılabilir mi? Bunlar, dünya kurulduğundan beri insanın yanıt aradığı, hatta bu yolda kimi zaman canını dahi ortaya koyduğu sorular. Bir soru da biz ekleyelim: Bu soruların yalnızca bir cevabı mı var? Aşk, insana dair en güçlü duygulardan biri olduğu için, edebiyatın en güçlü kalemleri asırlar boyunca bu soruların peşine düştü. Biz de bize sevmeyi anlatan usta yazarların kaleminden çıkan büyük romanları içeren bir seçki hazırladık.

Hazırlayan: Zeynep Kılıç

15 Ürün Listeleniyor

  • Babil'in Yorumu Kürk Mantolu Madonna

    “Kitap okurken çok sıkılıyorum” diyenlerin bile bir şekilde eline geçmiş bir roman Kürk Mantolu Madonna. Buna rağmen halen çok satanlar listesinde kendine yer bulabiliyor. Her okuyuşta şaşırtan, duygudan duyguya sürükleyen, başkahramanı Raif Efendi ile özdeşlik kurduran bir eser olduğu için böylesine sevildi belki de. “Sıradan insan”ın hikâyesine odaklanan Sabahattin Ali, hepimizin kendinden bir şeyler bulabildiği bu güçlü romanında, büyük yazarlara has ruhsal tahlilleriyle edebiyat tutkunlarını etkilemeyi sürdürüyor.

  • Babil'in Yorumu Genç Werther’in Acıları

    Genç bir adam, nişanlı bir kadın, sonu trajediyle biten bir aşk... Geothe'nin henüz 25 yaşındayken kaleme aldığı Genç Werther'in Acıları romanı, döneminde büyük sükse yapıyor, Almanya'da tabiri caizse "Werther Salgını" başlıyor. Kitabın kahramanın yaşadıkları da, giyim kuşamı da moda oluyor. Genç Werther'in Acıları aynı zamanda "Romantik Kahraman" kavramının da doğmasının nedeni.  Werther'in hayali arkadaşı Wilhelm'e yazdığı mektuplardan oluşan eser, gerçeğin akıldan ziyade kalple anlaşılacağı iddiasını taşıyor.

  • Babil'in Yorumu Aşk ve Gurur

    Defalarca televizyon ve sinemaya uyarlanmış, birçok dile çevrilmiş ve hemen her zaman en çok okunanlar arasında yer almış bir roman Aşk ve Gurur. Esasında birçok benzeri yazılmasına ve son derece basit bir kurgusu olmasına rağmen, onu bu kadar popüler kılan unsuru Jane Austen’ın üslubunda aramak gerekiyor. Güçlü bir ironi ve mizah duygusuyla birleşen keskin gözlem gücü, Austen’ı yalnızca Aşk ve Gurur’da değil, tüm romanlarında benzerlerinden ayırıyor.

  • Babil'in Yorumu Kolera Günlerinde Aşk

    51 yıl, 9 ay, 4 gün… Kim aşkı uğruna bu kadar beklemeyi göz alabilir? Kolera Günlerinde Aşk’ı okuyanların çok net bir cevabı var bu soruya: Florentino Ariza. Yirminci yüzyılın en büyük yazarlarından Gabriel Garcia Marquez, bu romanında insanlığın en eski ve vazgeçilmez hikâyesini, aşkı anlatıyor. Aşılmaz görünen mesafelere, geçmez sanılan yıllara rağmen aşkını yitirmeyenlere, onca zamanın ardından yeniden karşılaşılınca ilk günkü tutkuyla yola devam edenlere adanmış bir başyapıt Kolera Günlerinde Aşk.

  • Babil'in Yorumu Fanfan

    Tutkuyla bağlı olunan şeyin elde edilmesiyle beraber tutkunun alışkanlığa dönüşmesi ve tatmin duygusunun kısa ömürlü olması, insanlık tarihi kadar eski bir hikâye. “Büyünün bozulması” diye de tarif edilen bu durum, söz konusu aşk ise yıkıcı olabiliyor. Fransız yazar Alexandre Jardin’in sinemaya da uyarlanan romanı Fanfan, bu duruma düşmekten kaçınan, aşkın ömrünü uzatabileceğine inanan Alexandre’ın hikâyesini anlatıyor. “Alexandre istediğini elde ediyor mu” derseniz, cevabı bu çok sevilen romanda saklı.

  • Babil'in Yorumu Masumiyet Müzesi

    İnsan, hiç habersizce bir sevdanın girdabına nasıl kapılır? Bu girdabın mağlubiyetine nasıl gönül indirir? Ya da daha önemlisi, aşkla çevrelenmiş bir yaşamın bedeli nedir? Orhan Pamuk, baş döndürücü üslubuyla bu soruların peşine düşüyor Masumiyet Müzesi’nde. Eşyanın hafızasına tutunuyor, İstanbul’un sokaklarını ortak ediyor hikâyesine. Neticede de Türkçe yazılmış en güzel aşk hikâyelerinden biri çıkıyor ortaya. Yalnızca bundan ibaret de değil roman; Türkiye’nin çok çalkantılı yıllarının gürültüsü işitiliyor daima. Pamuk, çok sevdiği Batılılaşma temasını da elden bırakmıyor.

  • Babil'in Yorumu Sputnik Sevgilim

    Sputnik Sevgilim, başyapıt kabul edilen aşk romanları arasında farklı bir yerde duruyor. Bunun başlıca nedeni, aşkı bir başka duygunun merkezine yerleştirerek işlemesi. Haruki Murakami, sancılı bir yalnızlığı anlattığı romanında aşkı bir araç olarak kullanıyor. Dolayısıyla roman boyunca şu sorunun etrafında dolaştırıyor okurunu: Aşk, insanın bitmeyen yalnızlığından arada sırada da olsa kaçınmak için gördüğü bir rüya mıdır? Japonya’dan Yunanistan’a uzanan bu destansı öykü, aynı zamanda “kendini arayan” insanın yolculuğunu anlatıyor.

  • Babil'in Yorumu Huzur

    Tanpınar, tefrikalar halinde yayınladığı Huzur romanını, 1939'da İstanbul'da yaşayan Mümtaz karakteri çerçevesinde kurar. Cumhuriyet sonrası kültürünü bir türlü kabul edemeyen, sorunlu bir kuşağın temsilcisi olan Mümtaz ve hayatındaki diğer karakterler kitapta etraflıca irdelenir. Romanın dört bölüme ayrılması bu yüzdendir.  Huzur, aynı zamanda bir aşk romanıdır, iki aşkını da anlatır Mümtaz’ın: Hem Nuran’a, hem İstanbul’a olan aşkını… Bunun yanında tarihi bir tanıklıktır da. Huzur hangi açıdan okursanız o açıdan size hitap eden klasik bir eser.

  • Babil'in Yorumu Anna Karenina

    19. yüzyıl Rusya’sında, yüksek sosyetenin asil görüntüsünün altında gizlenen ikiyüzlü ve baskıcı ortam, Anna Karenina’nın hayatını kederli bir rotaya doğru sürükler. Kendinden 20 yaş büyük, yüksek rütbeli bir askerle evli olan Anna, ruhsuz evliliğini hayatına giren genç Kont Vronsky’nin de etkisiyle bitirmek ister. Tam da bu noktada tüm önyargıları ve katı tutumlarıyla dönemin Rus toplumu çıkar karşısına. Tolstoy, birçok edebiyat eleştirmeni tarafından “dünyanın en güçlü romanı” olarak kabul edilen Anna Karenina’da aşk, ihanet, evlilik gibi kavramlara farklı bir pencereden bakıyor.

  • Babil'in Yorumu Günden Kalanlar

    Hitler ve Nazi Almanya’sının Amerikan-İngiliz hafızasındaki derin izlerinin sezildiği romanda, okurunu duygulardan yaratılmış bir dünyada gezdiriyor Ishiguro. İngiltere tarafından Hitler’e verilen politik kredinin yıkıcı pişmanlığı, baş uşak Stevens’ın hizmet ettiği evdeki büyük toplantı ve partilerin ana gündemidir. Fakat romanın asıl eksenini, ömrünü uşaklığa ve uşaklığın büyük bir onurla, yüksek bir iştahla yapılması gereğine adayan Stevens’ın dile gelmeyen pişmanlığı oluşturur. Öyle acı ve derin bir pişmanlıktır ki bu, Stevens duygularından inatla kaçtıkça bu ağır yük okurun omuzlarına yüklenir.

  • Babil'in Yorumu İklimler

    Aşkın şiddeti arttıkça tarafların içine düştüğü çıkmazın derinleşmesi “aşkı” bağlar mı? Andre Maurois’in İklimler’i bu sorunun cevabını ince ve derinlikli psikolojik tahlillerle vermeyi fazlasıyla başaran bir roman. Maurois, aşkın derecesinin artmasında bir sorun olmadığını, asıl meselenin “eşit sevememe” olduğunu üç kişinin merkezinde olduğu iki farklı  aşk hikayesi üzerinden sarsıcı bir şekilde anlatırken okuru yine o kaçınılmaz soruyla muhatap ediyor: Aşk gerçekten iki kişilik midir?

Babil.com