75 TL ve Üzeri Siparişlerinizde Kargo Bedava!
OKUMA LİSTESİ Bir Nefeste Edebiyat

Teknoloji, bir yandan hayatı kolaylaştırıyor, bir yandan zamanı tüketiyor. Bu durum belki de en çok okuma çabalarını etkiliyor. Gündelik koşuşturma içinde okumaya ayrılan zamanın azlığı, büyük bir eseri takip edebilecek konsantrasyonu okurun elinden alıyor. Peki ya bir güne bir kitap sığdırılamaz mı? En ağır okuyandan en yoğun çalışana kadar her okur için günde bir kitap okumak mümkün aslında. Hem de üzerine düşünüp not alabilecek kadar… Bu seçkiyle, vakti az okurlara tek solukta okunacak, kısalığıyla ters orantılı biçimde büyük edebiyat eserleri öneriyoruz.

Hazırlayan: Nergihan Yeşilyurt

12 Ürün Listeleniyor

  • Babil'in Yorumu Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

    Okunmadan önce kitaplarının ismiyle, okunduktan sonra ise özgün üslubuyla dikkat çeken İlhami Algör’ün 1995 yılında yayımlanan ilk romanı Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku. Bir ilk kitaptan beklenmeyecek ustalıkta, kendinden sonra gelen metinlere de referans olacak cinsten üstelik. Kendi kendine konuşanların, konuşarak bir yere varamayanların, umursamaz âşıkların ve en önemlisi bazı şeyleri konuşmamanın konuşmaktan daha iyi olabileceğini düşünenlerin hikâyesi.

  • Babil'in Yorumu Palto

    St. Petersburg’da yaşayan, silik, sıradan bir memur Akaki Akakiyeviç. Yıllarca yamata yamata giydiği paltosu bir gün giyilemez hale gelir, para sıkıntısı da çekmektedir üstelik, güç belâ bir palto diktirir kendine. Ancak sevinci çok kısa sürer; paltosu çalınır. Gogol, Palto’yu çarpıcı bir yalınlıkta kurgularken, bir yandan da sert gerçekleri alaycı ve eleştirel bir dille ifade eder; Rus bürokrasisini eleştiri bombardımana tutar. Rus yazar, hikâyelerin yönünü değiştirip, konuların toplumun yüksek kesiminden ezik, küçük insanlara taşınmasına öncü olur. Böylece hem kendinden sonra gelen Rus edebiyatçılarını, hem de dünya edebiyatını etkisi altına alır.

  • Babil'in Yorumu Kağıt Ev

    Kitap sevgisinin boyutu kitaplardan bir ev inşa etmeye kadar varmış birinin yapamayacağı delilik yoktur. Arjantinli yazar Carlos Maria Dominguez’in Kâğıt Ev’i, Joseph Conrad’ın Gölge Hattı’nın peşinde kitap labirentinin dip köşelerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor okurunu. Sadece okumayı değil, kitaplara dair her şeyi seven tüm kitap âşıklarının elinden bırakamayacağı, birçok satırında kendi serüveninden izler bulacağı çılgın bir metin Kâğıt Ev.

  • Babil'in Yorumu Olağanüstü Bir Gece

    Altı saat kadar kısa bir sürede hayata bakışını değiştiren bir burjuvanın öyküsü Olağanüstü Bir Gece. Yazdığı her öyküde en az bir kahramanının iç çatışmasını işleyen, psikolojik tahlilleriyle, karakterlerinin gelgitli iç dünyasını yansıtmasıyla okurunu kendine bağlamayı başaran Alman yazar Stefan Zweig, çok zengin olsa da bir türlü iç huzurunu yakalayamayan bir baronun tek gecede mutlu olma arayışını anlatıyor bu etkileyici romanında.

  • Babil'in Yorumu

    Hemen her eserinde bir olguyu destansı bir biçimde başka şekillere sokan Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez, Benim Hüzünlü Orospularım’da yaşlılığın hüznünü olağandışı bir aşkın coşkusuna dönüştürüyor. Doksanıncı yaş gününde kendisine bir hediye vermek isteyen yaşlı gazetecinin, bir genelevi arayarak bakire bir kız istemesiyle başlıyor aşk serüveni. Gazetecinin Delgadina’ya olan aşkı ve geçmiş anılarına dönüşüyle de içsel çekişmeleri yansıtıyor. Marquez’in “Alışveriş listesi yapsa okunur” dedirtecek denli etkileyici üslubu elbette bu romanında da okuru kendine çekiyor.

  • Babil'in Yorumu Odamda Yolculuk

    Odamda Yolculuk, Xavier de Maistre’in insanlığa 18. yüzyılın sonunda armağan ettiği bir seyahat biçimi. Göz ardı edilen bir coğrafyanın ilk gezi rehberi denilebilir kitap için. Oda hapsiyle cezalandırılmış genç bir subayın, çevresi otuz altı adımdan ibaret “kocaman” odasında, dört duvarın sınırları sonsuzluğa evrilen düşsel bir yolculuktan bahseden yazar, tutsaklığı ironik biçimde bir özgürlük metnine dönüştürmeyi başarıyor. İnsanın kendisini kısıtlayan tüm maddi şartlara rağmen, ruhunu dilediği yere gönderebileceğini iddia ediyor. Tasvirlerin gücünden de faydalanıyor; her eşya, tablodan koltuğa kadar her şey farklı bir anlam kazanıyor Maistre’nin kaleminde. Onunla bu yolculuğa çıkacak okura, kısacık kitabında hayal özgürlüğü vaat ediyor.

  • Babil'in Yorumu

    Yaşadığı dönemde değeri pek anlaşılmayan, Moby Dick’in yazarı Herman Melville, Kâtip Bartleby romanını 1853’te tefrika halinde yayınlar. Bu kısa ama çarpıcı hikâyede “en iyi hayat en kolay hayattır inancına derinden bağlı” bir Wall Street avukatının, “yapmamayı tercih eden” Bartleby’yi işe almasıyla bu inancının ve hayatının temellerinden sarsılmasını anlatır. 20. yüzyıl edebiyatının simge ismi olan Bartleby, toplumun bize sunduğu tüm mecburiyetlere karşı vurulan sağlam bir iradenin tokadı olarak günümüze kadar güncelliğini koruyan bir anti-kahraman.

  • Babil'in Yorumu Eylembilim

    Oğuz Atay’ın yarım kalan, bu tamamlanmayışla ayrıca ironik hale gelen kitabı Eylembilim, Günlük’teki bir bölümle birlikte ve ailesinin iştirakiyle yayınlandı. Bu kısa romanında Atay, matematik profesörü Server Gözbudak’la tanıştırdı okurunu; profesörün kişisel hezeyanlarını, hayatını, ailesini, duygularını ve akademik bakış açısını anlatırken bir yandan da dönem Türkiye’sinin fotoğrafını çekti. Ülke 12 Mart arifesindedir; çatışmaların ve siyasi karışıklıkların ardı arkası kesilmez. Bu kaotik tablo içinde, Oğuz Atay okurunun yakından tanıdığı türden bir ironinin tüm inceliklerine şahit oluruz.

  • Babil'in Yorumu Koyda (Kısa Modern)

    Wellington’un dışında yazlık bir muhit, rüzgâr, güneş, deniz tuzunun kokusu… Yeni Zelandalı yazar Katherine Mansfield’in uzun öyküsü Koyda, Burnel ailesinin yazlığında sıradan bir günü anlatıyor. Bu sıradan günü öyle güzel betimlemelerle, o kadar sahici psikolojik tahlillerle anlatıyor ki Mansfield, okur hikâyeyle özdeşlik kurmakta hiç zorlanmıyor. Mansfield’in öykülerinde kadınlar her açıdan oldukça belirgin ve güçlüdür; rengârenk bir tabloyu andıran Koyda hikâyesinde de yazar, aile hayatını kadın gözünden, içten bir dürüstlük ve sadelikle resmediyor.

  • Babil'in Yorumu Yani Rüzgar Her Şeyi Alıp Götürmeyecek

    Richard Brautigan’ın intihar etmeden önce yayınlanan son kitabı Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp Götürmeyecek, okuru hemen içine alan melankolik bir atmosfere sahip. Yazar, yalın ve nahif üslubuyla hüzün, hesaplaşma ve hayata dair kıpırtıları aynı anda hissettiriyor. II. Dünya Savaşı’nın sonlarında geçen hikâyede, çocukluğuna dönen bir adamın seçimlerinin hayatını nasıl değiştirdiği anlatılıyor. Büyümek, ihtimaller, masumiyetin yitişiyle birlikte hafızanın yakıcı gücüne tanıklık ediyoruz. Amerika’nın modern trajedisini nüktedan ve şiirsel bir dille anlatan Brautigan’ın duygusuzlaşma ve yabancılaşmaya karşı kırılgan duruşunun örneklerinden bu roman.

  • Babil'in Yorumu Bilinmeyen Adanın Öyküsü

    Bilinmeyen Adanın Öyküsü, bir adamın bilinmeyen bir adayı aramak istemesiyle başlıyor. Bunun için sarayın dilekler kapısına gidiyor ve kraldan bir tekne istiyor. Adam günlerce sarayın dilekler kapısında sabahlayarak kralı ayağına, dilekler kapısına getirtmeyi başarıyor. Bu bilinmeyen adayı arama yolculuğunda ona inanan ve eşlik eden tek kişi, dilekler kapısını açan, saraydaki görev zincirinin en sonunda bulunan temizlikçi bir kadın oluyor. Emrah İmre’nin Portekizce aslından çevirisiyle karşımıza gelen bu küçük fakat etkili hikâyeye Birol Bayram’ın estetik desenleri eşlik ediyor.

Babil.com