95 TL ve Üzeri Siparişlerinizde Kargo Bedava!
OKUMA LİSTESİ İlber Ortaylı’nın Kütüphanesinden 20 Kitap

Günümüz tarihçiliğinin en önemli ve saygın isimlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı; deneyimlerini, tavsiyelerini, gözlemlerini ve uyarılarını okuruyla paylaştığı, ilgilisi için gerçek bir hayat rehberi olan son kitabı İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?’da sık sık kitap tavsiyesinde bulunuyor. Yaşama entelektüel bir pencereden bakan herkesin mutlaka okuması gereken, başta tarih olmak üzere felsefeden edebiyata kadar uzanan alanlardaki bu kitaplardan yirmisini Babil okurları için derledik ve yorumladık.

20 Ürün Listeleniyor

  • Babil'in Yorumu Büyük Taarruz

    20. yüzyılın başlarında, türlü türlü fakat neredeyse kesintisiz bir savaşla kuşatılmıştı Türk milleti; dört bir tarafı düşmanla çevrilmiş bir ateşin içindeydi. Bu meşum kadere, ilk işaretleri 1922’nin Haziran’ında verilen, 14 Ağustos’ta harekete geçen ve 18 Eylül’de mutlak bir zaferle tamamlanan Büyük Taarruz son verecekti. Sakarya adlı eseriyle de takdir toplayan Selim Erdoğan, Büyük Taarruz’da İstiklâl Harbi’ni taçlandıran Büyük Taarruz’u dikkat çekici bir üslupla kaleme alıyor. Bunu yaparken de taarruzdan önceki yoğun hazırlığı, Mustafa Kemal’in yürüttüğü akıl dolu diploması savaşını, dönemin ruhunu yakalamayı önceleyerek, yalnızca savaşın teknik veçhelerine eğilen bir eser olmaktan kurtarıyor anlatısını. Büyük Taarruz, saha çalışmalarıyla katmerlendirilmiş yapısıyla da özverili bir tarihçilik örneği sergileyen, son dönemlerde kaleme alınmış en önemli eserlerden biri.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Modern Türkiye’nin Doğuşu

    İslam’ın Siyasal Söylemi, Demokrasinin Türkiye Serüveni, Ortadoğu gibi kitaplarıyla entelektüel dünyamızda önemli yer edinmiş bir isim Bernard Lewis. Modern Türkiye’nin Doğuşu da onun en önemli eserlerinden. Sancıları hâlen devam eden hayati öneme sahip bir dönemi ele alıyor Bernard Lewis bu çalışmasında; Osmanlı’nın kendisi kalarak yönünü Batı’ya dönmeyi arzu ettiği 18. yüzyılın sonlarından Cumhuriyet’in kuruluşuna dek uzun bir geçmişe odaklanıyor. Modern Türkiye’nin Doğuşu, elli yılı aşkın bir süredir okunan ve modernleşme anlatıları arasında sahip olduğu otoriteyle öteden beri üniversitelerde ders kitabı olarak okutulan, kolayca okunmasına imkân veren üslubuyla tarih meraklılarının başucu eseri olmuş önemli bir çalışma.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Roma: Kartalların İmparatorluğu

    Roma İmparatorluğu’nun hikâyesi, tarihin gördüğü en görkemli hikâyelerden birine sahip. Bu hikâye sayısız kere anlatıldı, akademik olarak incelendi, filmlere konu oldu. Neil Faulkner, imparatorluğun tarihine birbirini izleyen anlatıların dışında bir söylem geliştirerek eğiliyor Roma: Kartalların İmparatorluğu’nda. Roma İmparatorluğu’nu insanlığın ulaştığı zirvelerden biri olarak değil, askeri emperyalizm sistemi bağlamında, Marksist yaklaşımla, kapsamlı ve ayrıksı bir biçimde ele alıyor. Bunu yaparken akademiye olduğu kadar Roma tarihine meraklı hemen herkese hitap edebilmek için büyük bir maharetle inşa ediyor üslubunu. Zaman çizelgesi ve bibliyografik notlarla donattığı eserini zihin açıcı yorumlarıyla da zenginleştiriyor. Eser, geçmişin bugünle ilgili olduğunu vurgulamasıyla ayrıca dikkat çekiyor.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Anadolu’da Roma Hakimiyeti

    Vergilius, Roma İmparatorluğu’nun hikâyesini anlatırken Aeneis’in macerasını üzerinde yaşadığımız topraklardan başlatıyordu. Fatih Sultan Mehmet, kendisini “Kayser-i Rum” olarak ilan etmiş, bastırdığı bir madalyonun üzerine “Doğu Roma İmparatoru” yazdırmıştı. Klasik arkeolog ve eskiçağ tarihçisi Gürkan Ergin, doktora tezini kitaplaştırdığı bu eserinde Roma’nın bu topraklar için neden bu kadar önemli olduğunun cevabını arıyor. Anadolu’ya yedi yüz yıl boyunca hâkim olmuş bir imparatorluğa, Foucault’un iktidar ve özne üzerindeki fikirleri ışığında zihin açıcı bir yolla eğiliyor. Anadolu’da Roma Hakimiyeti, devasa bir imparatorluğun çalkantılı siyasi tarihine olduğu kadar bu tarihin sosyal, kültürel ve ekonomik veçhelerine de dikkat çeken, Roma İmparatorluğu’nun Anadolu üzerindeki etkinliğine dair temel kaynaklardan biri olacak kuvvette bir eser.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler

    Tarih, ele aldığı konuları belgelere dayandırarak objektif olduğu konusunda şüphe bırakmak istemese de geçmişin belirli amaçlar gözetilerek yeniden inşa edilebildiği, efsaneleştirildiği yahut çarpıtıldığı unutmamalı. Bu bağlamda, Osmanlı tarihi de bugün bile üretilmeye devam eden efsane ve mitlerle dolu. Halil İnalcık, kimi zaman nostaljik duygularla, kimi zaman siyasi hesaplarla, kimi zaman da hikâyenin büyüsüne kapılmakla ilişkili olarak yaratılan bu yanılsamalara tartışma götürmez bir açıklık kazandırıyor Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler’le. Osmanlı’nın nasıl kurulduğundan Kosova Savaşı’na, kadınların Osmanlı’daki iktidarından Türk Tarih Tezi’ne kadar pek çok konudan bahis açan İnalcık, tarihi anlatılara şüpheyle yaklaşmanın kıymetini de ortaya koyuyor.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Osmanlı İmparatorluğu ve İslam

    Dünya tarihi, dinlerin kendi başlarına önemlerinin yanında siyasi hayatı biçimlendiren bir aktör olarak da kıymeti haiz olduklarını gösteren yüzlerce örnekle dolu. Bilinen pek çok savaşın temel motivasyonu olduğu kadar, aynı dine mensup insanların görüş ayrılıklarından doğan mücadelelerin toplumsal yaşamdaki aksi de bu açıdan dikkat çekici. Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı İmparatorluğu’nun İslam’la olan ilişkisini, devletin ideolojisinden idari yapısına, düşünce hayatından eğitim sistemine dek pek çok mesele üzerindeki din etkisini kapsamlı bir biçimde ele alıyor Osmanlı İmparatorluğu ve İslam’da. İslam’ın kazandığı anlamı devlet, ulema, tasavvuf ve halk bağlamlarında tek tek ve titizlikle inceliyor. Osmanlı İmparatorluğu ve İslam, meselesine hassasiyetle yaklaşarak önemli bir boşluğu doldururken yeni tartışmalara da kapı aralıyor.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Osmanlı Askeri Tarihi

    Askeri tarih alanının en parlak isimlerinden ikisinin, Edward J. Erickson ve Mesut Uyar’ın incelikli ve yoğun çabasıyla ortaya çıkan Osmanlı Askeri Tarihi, dünya tarihine geçmiş bir ordunun altı yüz yıllık geçmişini her merhalesiyle aktarıyor okuruna. Yalnızca teşkilat düzeyindeki değişimlerle sınırlı kalmıyor eser; kıyaslar yapıyor, kurumsal yapının geçirdiği dönüşümlere eğiliyor ve böylece kayda değer bir katkı yapıyor alanına. Osmanlıların Orta Asya’daki atalarından kalan askeri mirasından bahisle açılan eser; Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fetheden ordu düzeninden II. Viyana Kuşatması’na, 19. yüzyıl başındaki Osmanlı-Rus Savaşı’ndan Çanakkale Zaferi’ne dek devasa bir alanı kat ediyor. Bu yönüyle Osmanlı tarihine, özellikle de modernleşme hikâyesine başka bir açıdan bakmaya olanak sağlıyor ve alanın ilgilileri için keyifle okunan bütünlüklü bir başvuru kaynağı olma özelliği taşıyor.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Zeytindağı

    I. Dünya Savaşı’nın başlangıç yıllarında, Suriye-Filistin cephesinin komutanı Cemal Paşa’nın İstanbul’dan çağırdığı ve emir subayı olarak görevlendirdiği henüz yirmilerinin başında genç bir asker, Kudüs’ün doğusunda bulunan bir tepeye konumlanmış karargâha gidiyor. Yakın tarihimizin en büyük trajedilerinden birine kanlı canlı tanık olan bu genç subay, Falih Rıfkı Atay, cephedeki anılarını anlatıyor Zeytindağı’nda. Duru bir Türkçeyle canlılık kazandırdığı bu hatıraların satır aralarında Osmanlı kimliğine, Türk’ün Ortadaoğu’daki hâline, I. Dünya Savaşı’na neden girildiğine, dönemin idareci paşalarına, harbin yıkıcı psikolojik etkisine dair önemli bilgiler verirken insanın içini acıtan gerçeklerden de bahsediyor. Zeytindağı, Osmanlı’nın son anlarına dair yazılmış en sarsıcı eserlerden biri olmasının yanında, tarihin geleceği öngörmek için ne kadar işlevsel olduğunu göstermesiyle de öne çıkan klasik bir eser.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Dostluk Üzerine

    Marcus Tullius Cicero, Roma’nın kurucu ailelerinden birine mensup ve çoğunluğu oluşturan halktan biri olmadığı hâlde Roma siyasetinin en önemli mevkilerinden biri olan “consul”lüğe seçilmesiyle tarihe geçmiş, eserleriyle bugün övgüyle anılan siyasi figürleri etkilemiş, hitabet sanatının en büyük ustalarından biriydi. Dostluk Üzerine’de Cicero, sitayişle andığı Romalı komutan ve devlet adamlarını, Platon’dan aşina olduğumuz bir tarzla konuşturuyor. Ahlak felsefesinin bir problemi olarak ele aldığı dostluğun kaynağını, yasalarını, sınırlarını, yüceliğini, erdemle olan ilişkisini, birbiriyle dost olan insanların sorumluluklarını apaçık ve özlü bir biçimde ortaya koyuyor. C. Cengiz Çevik’in incelikli çalışmasıyla zenginleştirilen Dostluk Üzerine, bugünün dostluk ilişkilerine dair canlılığını koruyan tespitleriyle hayranlık uyandırarak, etrafımızdaki insanlarla kurduğumuz ilişkiler üzerine de yeniden düşünmeye sevk ediyor.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Eşekarıları - Eski Yunan Komedyaları 6

    Neredeyse 2500 yıl önce, Antikçağ Atina’sında din ve devlet hukuku dışında kalan davaların yargıçları, sabahın ilk saatlerinde mahkemelerin önünde toplanan halktan seçiliyordu. Bu durum Atina nüfusunun hemen hemen yarısının yargıç olmasına, hiçbir yetkinliğe sahip olmayan insanların hukukî karar almasına, hatta “aç kalmamak” için uydurulan davalara yol açtı. Antik Yunan’ın gülmece üstadı Aristophanes, tanıklık ettiği bu rezil yozlaşmaya yüzlerce yıldır okunan ve sahnelenen benzersiz bir eleştiri getiriyor Eşekarıları’nda; mizah ve ironinin en ustalıklı kullanımlarından birini sergiliyor. Yargıçları, kararlarını balmumuna sivri bir kalemle yazmalarına nazireyle eşek arılarına benzetiyor; bozulmanın müsebbibi saydığı Kleon’u olduğu kadar bu düzenden nemalanan bütün bir toplumu da taşlıyor. Eşekarıları, adalet mekanizmasına sokulan çomakların ne kadar kadim ve evrensel bir problem olduğunu göstermesi bakımından dikkat çeken gerçek bir klasik.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Siyasetname

    Öteden beri yaşamın temel ve kuşatıcı kavramlarından biri olan siyaset, uzun bir süre sanat olarak da görüldü. Sun Tzu’nun Savaş Sanatı, Cicero’nun Siyaset Sanatı, Machiavelli’nin Prens’i bu sanatın inceliklerini açıklamak üzere yazılmıştı. Ortaçağ İslam dünyasının en başarılı siyasi figürlerinden, Çağrı Bey’in bir baba gibi benimsemesini öğütleyerek oğlu Alparslan’a takdim ettiği Nizamülmülk’ün Siyasetname’si de devlet yönetimi üzerine yazılmış en önemli ve kapsamlı eserlerden biri. Sultan Melikşah’ın isteği üzerine yazılan eserde Nizamülmülk, İslam kültüründen, çeşitli İslam devletleri ve teşkilatlarından bahsederken efsaneleşmiş devlet adamı kimliğini nasıl inşa ettiğini de açıklıyor. 51 bölümden oluşan Siyasetname, adalet sisteminden hükümdarın halk karşısındaki tavrına, casuslara karşı alınması gereken önlemlerden devlet hazinesinin işleyişine dek onlarca konu hakkında bilgi verirken akıl dolu öğütler de veriyor.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Aeneis

    Yunan mitolojisinden öğrendiğimize göre, bundan binlerce yıl önce Truvalı Paris, Sparta kralı Menelaos’un karısı Helen’i kaçırmış ve Truva savaşını başlatmıştı. Büyük ozan Homeros, dünya edebiyatının en önemli kaynaklarından biri olan İlyada’da bu savaşı anlatır. Vergilius da Aeneis’te bu savaşın hemen sonrasını, Truvalı Aeneis’in savaş, aşk ve felaketle örülü macerasını, eserini binlerce yıl canlı kılacak etkileyici bir dille anlatıyor. Dante’nin İlahi Komedya’da kendisine rehber edindiği Vergilius, Roma’nın ilk imparatoru Augustus’un isteği üzerine kaleme aldığı eserinde, imparatorluklarının tarihini anlatan benzersiz bir destan armağan ediyor Romalılara. Üzerinde yaşadığımız toprakların da hikâyesini anlatan Aeneis, gerçekle kurmacanın birbirine dolandığı büyüleyici bir klasik.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Seyahat Jurnali (Günümüz Türkçesiyle)

    1885’te, Tanzimat döneminin dikkat çeken bir memuru teftiş göreviyle yola çıkıyor. Midilli adasıyla başlayan yolculuk Diyarbakır’a, Siirt’e, Harput’a, Bağdat’a ve Hindistan’ın uzak köşelerine dek sürüyor. Düyûn-ı Umûmiye’deki görevi nedeniyle “direktör” lakabıyla tanınan Âli Bey, bu uzun ve ilginç seyahatin kahramanı. Gittiği her memleketin insanını, coğrafyasını, kültürünü, gündelik yaşamını şaşkınlık uyandıran bir titizlikle kaleme alıyor Âli Bey; gün gün, hatta bazen saat saat anlatıyor yolculuğunu. Kendisine eşlik eden, seyahati sırasında tanıştığı insanlardan da bahsediyor. Yolculuk kimi zaman zorlaşsa da Âli Bey neşeli üslubunu koruyor. Böylece, Osmanlı’nın hâlen tartışmalara konu olan bir dönemini, insanlarını, bir Tanzimat yazarının uzak ülkeler karşısındaki düşüncelerini aktaran önemli bir eser çıkıyor ortaya.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Doğu Seyahatnamesi

    Batı ve Doğu birbirlerinden keskin bir çizgiyle ayrılamasa da bu iki coğrafi terimin neye işaret ettiği açık. Tarih, öteden beri ikisi arasındaki mücadeleye tanıklık ediyor. Batı’nın Doğu’ya olan ilgisinin ise oldukça uzun bir geçmişi var. Bir Dominikan keşişi olan Ricoldus de Monte Crucis’in kaleme aldığı bu kısa seyahatname de bu merakın en ilginç ürünlerinden biri. Ricoldus, iki yıl tutan seyahatinde Suriye’den Erzurum’a, Sivas’tan Musul’a dek süren yolculuğunu anlatırken edindiği misyonu da hemen her sayfada açık ediyor. Bağdat’ta kaldığı sırada orada bulunan Müslüman âlimlerle iyi ilişkiler kuran, hatta Arapça öğrenerek Kuran’ı Latince’ye tercümeye girişen Ricoldus’un Müslümanlar üzerindeki intibasında kendisini sezdiren hayranlık kadar, Doğu Hıristiyanlarına dair saldırgan düşünceleri de dikkat çekiyor. Ahmet Deniz Altunbaş’ın başarılı çevirisiyle Doğu Seyahatnamesi, Doğu üzerine kurulmuş anlatılar arasında özel bir anlama sahip dikkat çekici bir eser.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Gökbörü'nün İzinde Kadim Türklerin Topraklarında

    Ahmet Taşağıl, İslamiyet öncesi Türk tarihi denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri; çocuk yaşlarda kurduğu hayallerini gerçekleştirebilmek adına Çince öğrenmek için Tayvan’a gidecek kadar tutkulu bir tarihçi. Gökbörü’nün İzinde Kadim Türklerin Topraklarında’da yıllarca üzerine araştırmalar yapıp çeşitli üniversitelerde ders olarak anlattığı coğrafyayı adım adım geziyor Taşağıl. Ele aldığı konulara yönelik bilgisini saha araştırması yaparak da zenginleştiren yazar, okurunu Orta Asya’nın kuzeydoğusundan Çin’e, Doğu Türkistan’dan Özbekistan’a dek Türk Dünyasına yapılan heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor. Okur da böylece ders kitaplarında adını sıkça duyduğu coğrafyaları teferruatıyla tanıma fırsatı buluyor. Gökbörü’nün İzinde Kadim Türklerin Topraklarında, dört bir yana dağılmış Türk tarihini ustalıkla bir araya getiren, resimlerle donatılmış, akıcı üslubuyla da dikkat çeken, klasik olmaya aday bir eser.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Mavi Yolculuk

    Benzersiz bir tarihi mirasın varisleriyiz. Üzerinde yaşadığımız topraklar, kadim ve çok zengin bir tarihe sahip; batısından doğusuna her metrekaresi eşsiz hikâyelerle dolu. Kültürel hayatımıza yaptığı katkılarla zihinlere kazınan Azra Erhat da bu mirasın izinde bir yolculuğa çıkarıyor okurunu Mavi Yolculuk’ta; Macera adlı teknenin misafirlerinden biri yapıyor onu. Ege ve Akdeniz kıyılarının göz kamaştıran güzelliğine tarih, arkeoloji ve mitoloji de ekleniyor. Homeros’un sesini duyuran Azra Erhat, duru ve sıcak Türkçesiyle de masalsı bir hava katıyor kitabına. Mavi Yolculuk, bugünün okurunu koyu bir nostaljinin hüznüyle sararken, neleri yitirdiğini acıyla fark ettiriyor ona.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Geç Antikçağ Dünyası

    Tarih, geçmişin olduğu gibi kayda geçirilmesi değil yalnızca; dikkatle incelendiğinde gelecek üzerine öngörülerde bulunmaya yarayan, büyük oranda yoruma dayalı bir disiplin. Geç Antikçağ ve Ortaçağ Avrupa’sı üzerine yaptığı çalışmalarla efsanevi bir isim hâline gelen Peter Brown, bu yanına özellikle vurgu yaparak, tarihin hâlâ sırrını ele vermemiş önemli bir dönemine ışık tutuyor Geç Antikçağ Dünyası’nda. Odaklandığı yüzyıllarda Batı Roma İmparatorluğu ortadan kalkacak, paganlık sona erecek, Hıristiyanlık kurumsal bir hâle gelecek ve İslamiyet ortaya çıkacaktı. Bu büyük dönüşümler de yaşadığımız çağı şekillendirecek kuvvette değişimler doğuracaktı. Geç Antikçağ Dünyası, Peter Brown’un takdire şayan tarihçi duyarlığıyla Ortaçağ’ı açacak olayların sebep ve sonuçlarını sosyal, kültürel ve ekonomik bağlamda tartıştığı, çöküşten ziyade dönüşüm ve süreklilik fikrine dikkat çekmesiyle ön plana çıkan, meselesini kışkırtıcı argümanlarla da derinleştiren bir başyapıt.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Augustus

    Her ne kadar Roma’nın ilk imparatoru olmuş ve onu onlarca yıl yönetmişse de Augustus, diğer Roma imparatorları kadar bilinmez. İsmi bugün ağustos anlamına gelen İngilizce “August” kelimesinde yaşayan büyük imparator, Antik Roma tarihinin en afili ismi Adrian Goldsworthy’nin kaleminde devleşiyor. Goldsworthy “bir kumarbaz havasına” sahip olduğunu söylediği Augustus’un fırtınalı yaşamını romancılığından gelen etkileyici bir üslupla son derece başarılı bir biçimde anlatıyor eserinde. Cumhuriyetten imparatorluğa geçişin sancılarını, Augustus’un gözüpek karakterini, etrafını çepeçevre saran siyasi çalkantıları, iç savaşları neredeyse takıntıya varan bir detaycılıkla ele alıyor. Augustus, son yıllarda dönüşen biyografi yazımının nitelikli bir örneği olmasıyla da dikkat çeken, öznesini yüceltmekten ziyade kusurlarına da işaret eden ve her açıdan takdiri hak eden başarılı bir eser.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Tek Adam 3 Cilt Takım (Büyük Boy)

    “Sarı saçlı, mavi gözlü, pembe yüzlü bir oğlan…” diye başlıyor cümlelerine Şevket Süreyya Aydemir Tek Adam’da. Yıkılmış bir imparatorluğun ertesinde, boğulmaya çalışılan bir milleti ayağa kaldırarak bağımsız bir devlet kuran Mustafa Kemal’i, neredeyse bin beş yüz sayfa boyunca göz alıcı bir titizlikle anlatıyor. Bu muzaffer komutanın, büyük devrimcinin, ulu önderin hikâyesini bir kutlu milletin hikâyesiyle ustalıkla mezcediyor Aydemir. Anlatısına bildik bir duygusallığın hâkim olmaması için özellikle çaba sarf ediyor, tespitleri ve yorumlarıyla da zenginleştiriyor öyküsünü; zevkle okumaya imkân veren romanvâri üslubuyla üstünkörü bildiğimiz pek çok meselenin iç yüzüne yakından bakmaya davet ediyor okurunu. Tek Adam, hem ele alınan dönem, hem de Atatürk üzerine yazılmış kitaplar arasında özel anlama sahip bir başyapıt.

    ...daha fazla
  • Babil'in Yorumu Osmanlı İlmiyesi

    Osmanlı’nın devlet yapısını, içtimai yaşamını, kültürel tarihini anlamak için başvurulması gereken temel noktalardan birini oluşturuyor Osmanlı ilmiye sınıfı. Buna rağmen, ilmiyenin Osmanlı’daki işleyişi ve etkilerini ayrıntılı ve bütünlüklü bir şekilde sunan çalışmaların eksikliği göze çarpıyor. Mehmet İpşirli, yoğun bir emek isteyen bu sorumluluğu üstleniyor Osmanlı İlmiyesi’nde. Ulemanın Osmanlı’da ne ifade ettiğinden bahseden uzun bir girişle başlıyor eserine İpşirli. Hemen ardından, şeyhülislamlıktan başlayarak ulemanın bürokrasideki etki alanını tarihsel bir bağlam içinde ve kapsamlı şekilde tartışmaya açıyor. Eser, Osmanlı’nın kuruluşundan II. Mahmut dönemine dek beş yüz yıldan fazla bir döneme ayna tutarken, İznik Orhaniye Medresesi’nden Süleymaniye Medresesi’ne dek buralarda işlenen derslerden, eğitim müfredatından, ders halkalarından da yaşanan değişimlere özellikle vurgu yaparak bahsediyor.

    ...daha fazla
Babil.com